Allah ahirette baldırını açacak hadisi ile Dünyanın öküz ve balık üzerinde olduğuna dair hadisleri nasıl anlamalıyız?

Soru Detayı
Allah ahirette baldırını açacak hadisi ile Dünyanın öküz ve balık üzerinde olduğuna dair hadisleri nasıl anlamalıyız?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

1. "Baldırı açmaktan" murad nedir? Alimler bunu, "bütün hakikatkerin çırıl çıplak ortaya çıkması (sebebiyle) hesap ve cezanın bütün şiddet ve dehşetiyle hüküm sürmesi" şeklinde anlamışlardır.

Nitekim hadiste, Resulullah (aleyhisselatu vesselam) Cenab-ı Hakk'ın bütün gerçekleri ortaya koyarak hesap verme hadisesinin dehşetini yaşattığı hengamda, dünyada iken kulluğunu samimiyetle yapanlarla, riyakar hareket edenleri tefrik edip mü'minleri dehşetten kurtaracağını, riyakarları da sırtları eğilmez bir hale sokarak cürümlerini yüzlerine vurmak suretiyle, dehşetlerine dehşet katacağını belirtmektedir. Meseleyi tasvir eden ayeti karimenin tam meali şöyledir:

"(Hatırla ki o gün) baldır(lar)ın açılacağı, kendilerinin secdeye davet edileceği bir gündür. Fakat buna güç yetiremeyeceklerdir. Evet secdeye davet edilecekler gözleri düşük, kendilerini bir zillet sarmış olarak. Halbuki onlar bu secdeye dünyada her şeyden salim ve sapasağlam iken davet ediliyorlardı." (Kalem, 68/42-43)

Âyette bu deyim özellikle kıyamet günü­nü ve o günün sıkıntılarım ifade etmektedir. İnsanların o günün sıkıntısından kur­tulmaları için mahşerde görevli melekler veya Allah'ın ilham ettiği kimseler onla­rı Allah'a secde etmeye çağırırlar. İbn Râzî've göre inkarcılar dünyada Allah'a secde etmedikleri için âhirette kınamak ve azarlamak maksadıy­la secdeye çağrılacaklardır. Hadiste buyurulduğu üzere erkek-kadın herkes Allah'a secde eder; dünyada gösteriş için secde etmiş olanlar da secde et­mek isterler, fakat eğilemezler. Başka bir rivayette in­karcıların da secde etmek isteyecekler fakat buna güçlerinin yetmeyeceği haber verilmiştir. Onlar, gözlerine korku çökmüş, zillet içerisinde ve perişan bir halde bulunurlar. Halbuki dünyada yapabilecek durumda iken de sec­deye çağrılmışlar, fakat secde etmemişlerdi. Bu nedenle âhirette secde etme güç­leri ellerinden alınacaktır.(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)

2. Resulullah (a.s.m.) “dünya öküz ve balığın üzerindedir” buyurmuştur. Her zaman hak ve hakikat söyleyen Peygamber Efendimiz (asm) bu sözüyle neyi anlatmak istemişti?

Araştırmalar sonucunda anlaşılmıştır ki, bu mecazi bir sözdür, fakat bazıları gerçek anlıyor. Bilindiği gibi söz üç manada kullanılır: hakikat, mecaz ve kinaye. Söz, söylendiği manada kullanılırsa “hakikat” olur. Söz, kendi manasından başka bir mana için söylenmişse ve kendi manasında kullanılmasına bir mani varsa “mecaz” olur. Bir şey hakiki manasıyla değil de, bu hakiki manasının aksi ile ifade olunuyorsa o söze “kinaye” denir. Mesela, “odun” kelimesi yakılacak şey manasında kullanılırsa “hakikat”tir. Şayet bu kelimeyle bir kimsenin kalın kafalı, zarafetten habersiz olduğu anlatılmak isteniyorsa bu “mecaz” olur.

Şimdi gelelim asıl meseleye, Peygamber Efendimizin (a.s.m) “Dünya öküzle balığın üstündedir.” sözünden, şu manalar anlaşılabilir.

Birincisi: Cenab-ı Hak, yarattığı her mahluk için bir melek vazifelendirmektedir. Bunlara “müekkel melekler” diyoruz. Dünyanın da iki tane müekkel meleği vardır ki, bunların isimleri “sevr” ve “hut”tur. Yani “öküz” ve “balık”. Bu durumda hadis “ dünya öküz ve balık isimli iki meleğin idaresindedir.” Anlamına gelmektedir.

İkincisi: On dört asır önce, yani Peygamberimizin (asm) ve sahabelerinin yaşadığı asırda en önemli iki geçim kaynağı, çiftçilikle denizcilikti. Bu şimdi de kısmen böyledir. Ziraatin sembolü öküz, denizciliğin sembolü ise balıktır. Nasıl ki "Bir devlet neyin üzerindedir?" sorusuna, “Kılıç ve kalem üzerindedir.” diye cevap verilir. Yani bir devletin devamı, “asker kuvvetine, ilim ve adalete” bağlıdır. İşte Peygamberimiz (asm) “Dünya öküzle balığın üstündedir.” hadisiyle bu hakikate parmak basmış, insanların geçiminde, yani dünya hayatının devamında, en mühim iki kaynağı gayet beliğ bir tarzda ifade etmiştir.

Üçüncüsü: Bilindiği gibi, tekniğin henüz yeterince gelişmediği devirlerde dünyanın durduğuna, güneşin döndüğüne inanılırdı. Halbuki zamanla bunun tersinin olduğu kesin olarak anlaşıldı. Eski bilgilere inanan insanlara bu gerçeği doğrudan doğruya anlatmak kolay değildi. Böyle yapılsaydı, belki de insanlar İslam nurundan istifade edemeyeceklerdi. Resul-i Ekrem (asm), bir edebi sanat yaparak cevap vermiş ve o asrın insanlarını tatmin etmiştir.

Şöyle ki: Dünya, güneşin etrafında dönerken hayali on iki menzilden geçer. Biz bunlara “burçlar” diyoruz. Bu burçlardan ikisinin adı “öküz” ve “balık”tır. Peygamber Efendimize (asm) ayrı ayrı zamanlarda dünyanın ne üstünde durduğu sorulmuş. O da, birinci defasında “öküzün”, ikinci defasında “balığın üstünde duruyor” diye buyurmuştur. Bu cevaplarıyla, sual vakitlerinde dünyanın öküz ve balık burçlarından geçmekte olduğunu beyan etmiş, bu münasebetle de dünyanın döndüğünü, on dört asır önceden haber vermiştir.

Mecazlı ve kinayeli bir sözle üç büyük hakikati ve bilemediğimiz başka gerçekleri en güzel şekilde dile getirmekle; hem o devirdeki, hem de kıyamete kadar gelecek muhataplarını tatmin etmek fevkalade bir başarıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR