Âl-i İmran suresi 14. Ayet, neden "kadınlar ve erkekler süslü gösterildi" denilmiyor da sadece “kadınlar” diye başlıyor; hikmeti nedir?

Tarih: 26.08.2012 - 15:22 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bu ayetin ifadelerinde yer alan hususlar, dünya hayatının en önemli unsurları arasındadır. Dünyayı dine tercih edenlerin başlıca tercih sebepleri bunlardır. Ayette anlatılanlar, düşkünlükleri sebebiyle, dünyayı dine ve Hz. Peygambere iman etmeye tercih eden Yahudileri azarlamaya yöneliktir. (Taberî, ilgili ayetin tefsiri)

- Bu ayetin ifadesi, genel olarak bütün insanların tabiatını, fıtratını özetleyen bir prensip olarak da algılanabilir. Gerçekten ayette zikredilen unsurlar Hz. Âdem’den beri bütün insanların ortak sevgi alanıdır. Ayetin başında yer alan “EN-NAS= insanlar” kelimesi bu gerçeğe işaret etmektedir.

“Kadınlar” dışındaki unsurlar hem erkek hem de kadınlar için söz konusudur.

Bunda kadınlar tarafından mülahaza olunan şehevat sevgisine de bir ima vardır. Zira "nâs - insanlar" kelimesi bütün insanlara ve kadın ile erkeğe şamil olmak üzere genel anlamlı bir kelimedir. Fakat kınama açıkça erkeklere tevcih olunmuş, kadınlar sevmek değil, sevilmek mevkiinde gösterilmiştir.

Bununla beraber ayet, Allah katındaki mutlak gerçeği değil, bir bakış açısını, bir zihniyeti dile getirmiştir.

Burada söylemek istediğimiz, ayette geçen bütün özellikler erkek ve kadınlar için ortaktır. Sadece kadınlar kısmı ayrıdır..

Her ne kadar ayette karşı cinse duyulan ilgiyi ifade için "kadınlar"dan, soyun de­vam arzusunu ifade için "oğullar"dan söz edilmişse de, bunların gerek insanlık ta­rihi boyunca bilinegelen telakkilerden ötürü gerekse fıtrî sebeplerle aynı tür için­de ön plana çıkan ve tutku anlamını vurgulamada kendi grubunu en iyi temsil eden örnekler olduğu söylenebilir.

Nitekim diğer gruplarda da malı temsilen her türlü mala sahip olma imkanını veren çok miktarda altın ve gümüş; başka varlıklara hükmetme, başkalarının beğenisini kazanma, makam, mevki ve şöhret sahibi ol­ma, sürat merakı ve eğlenme için özel yetiştirilmiş, cins atlar; hayvanlardan elde edilen ihtiyaç maddelerini temsilen sağmal hayvanlar; bitkisel İhtiyaç maddelerini belirtmek üzere de ekinler zikredilmiştir.

Ayette "erkekler için süslü gösterildi" değil "insanlar için süslü gösterildi" ("züyyîne li'n-nâs") denmiş olması da bunu teyit etmektedir.

Kaldı ki "oğullar" anlamına gelen "benûn" kelimesi Kur'an'da erkek çocuklar ve fürû mânasında kullanıldığı gibi, her iki cinsi kapsayacak şekil­de çocuklar anlamında da kullanılmıştır. (Meselâ bk. Abese 80/36) 

- Ayette erkeklerin kadınlara olan düşkünlüklerinin belirtilmesi, kadınların erkeklere olan düşkünlüklerinin belirtilmemesinin sebebi, onların bu fıtri temayüllerinin daha zayıf olmasındandır. Nitekim erkeklerin kadınlara olan düşkünlükleri, onların tabiatının en derin köşelerinde yer almıştır. Kadın ise bu konuda daha zayıftır.

Allah insanlardan nesil üretmek ve  bu nesli erkek ile kadın arasından yaratmayı murat ettiği için, erkeklere kadınlara olan meyli daha güçlü yaratmıştır. Çünkü çocuğun yaratılış mahalli kadındır. Kadınınsekiz-dokuz ay gibi bir süre içerisinde çekeceği sıkıntı, onun bu meylini zayıflatır. Erkek ise, bir araya gelmekten başka çocuğun yaratılmasında herhangi bir katkısı olmadığı için, ona verilen duygu tamamen canlıdır. (krş. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

- Ayrıca denilebilir ki, kadınların erkeklere olan meyillerinin zikredilmemesi çok nazik bir üslubu göstermektedir. Çünkü karşı cinse şehvetle bakmak, insanlar arasında çok kibar bir davranış olarak görülmez. Nazik ve nazenin olan kadınların o ince ruhlarının incinmemesi için, Kur’an’da onların bu yönlerine açıkça vurgu yapılmamış ve bu şekilde onlar himaye edilmiştir. Yani, onlara pozitif ayrımcılık yapılmıştır.

- Diğer taraftan, kadını şehvet ve ticaret vasıtası haline getirip müşteri çekmek için onu süsleyip tezgahta çalıştırmak, manken yapıp vitrinlere yerleştirmek, bürolarda hiçbir ölçü ve düzenlemeye gerek görmeden erkeklerle diz dize, göz göze getirmek suretiyle onun annelik vasfı, kadınlık vakarı öldürüldüğü, kısacası bir şehvet oyuncağı haline sokulup eti teşhir edildiği gün, erkekler için cidden ondan daha şiddetli bir fitne olmayacaktır.

Kadın kendine has hayat kanunlarına bağlı kalarak anne olmanın yüksek anlamı ve şuuru içinde, kendini kötü erkeklerin şehvet nazarından korursa, onun için Peygamber Efendimiz (asm)'in şu öğüdünü hatırlatırız:

“Dünya baştan sonuna kadar yararlanılacak bir geçimdir, ama onun en hayırlı geçimliği saliha kadındır.” [Müslim, Rada 64, (1467); Nesai, Nikah 15]

Ayetin meali ve açıklaması:

"Nefsânî arzulara, (özellike) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, soylu ve özel yetiştirilmiş atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere düşkünlük insanlara çekici kılındı. İşte bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır." (Âl-i İmran, 3/14)

Sözlükte şehevât "nefsin arzuları, tutku derecesindeki düşkünlükleri" anlamına gelir. Ayete metne bağlı kalınarak şöyle mâna vermek gerekir:

"Kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, soylu ve özel yetiştirilmiş atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere aşırı sevgi besleme insanlara süslü gösterildi."

Fakat burada asıl süslü gösterilip çekici kılınan sevgi ve arzular değil, arzulanan şeyler yani ayette sayılanlardır.

Ayette insanlar için cazip kılınan dünyevî haz ve nimetlerin belli başlıları her biri geniş kapsama sahip olan şu altı maddede özetlenmiştir:

1. Karşı cinse duyulan ilgi,
2. Soyunun devam etmesi arzusu,
3. Sermaye sahibi olma isteği,
4. Kendi dışındaki varlıklara hükmetme, beğeni kazanma (makam, mevki ve şöhret sahibi olma) ve hoşça vakit geçirmenin verdiği zevk,
5. Hayvanı besinler ve hayvanlardan elde edilen ürünler,
6. Bitkisel besinler ve bitkilerden elde edilen ürünler.

Esasen bunlar toplumlara, zamana ve mekâna göre fazla değişkenlik taşımayan, insanın doğasına yerleştirilmiş (cibillî) arzulardır. (bk. İbn Âşûr, ilgili ayetin tefsiri)

Âyet-i kerîmede atlar anlamına gelen "el-hayl" kelimesinin sıfatı olarak zikredilen "el-müsevveme", "meralarda otlamaya bırakılmış" mânasına da geldiğinden, mealin "salma atlar" şeklinde olması da mümkündür. Gerek bazı tabiîn müfessirlerinden nakledilen görüşler (bk. İbn Atıyye, Râzî) gerekse üslûp dikkate alınarak, mealinde "soylu ve özel yetiştirilmiş atlar" denmiştir. At çok eski zamanlardan beri insanoğlunun sürat, gösteri, yiğitlik, yarış, egemenlik duygu ve arzularının tatmini konusunda önemli bir sembol olagelmiştir. Çağımızda da sürat araçlarının çeşitliliği ve gelişmişliği atın bu özelliğini unutturabilmiş değildir. (İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun