Ahkaf suresi 8. ayete göre, Peygamberimiz nasıl olur da "ben onu uydurmuş isem" diyebilir? Bu bir çelişki değil mi?

Tarih: 05.09.2013 - 09:59 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bu ayette çelişki var gibi gözüküyor, bazı inançsız sitelerinde bu konuda karalamasını gördüm. Çok zor durumdayım. Lütfen yardım edin.

"Yoksa 'Onu uydurdu.' mu diyorlar? De ki: 'Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah tarafından bana gelecek şeyi savmaya gücünüz yetmez. O, sizin Kur’an hakkında yaptığınız taşkınlıkları çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayan, esirgeyendir."(Ahkaf, 46/8) 

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Ayetin bu bu ifadesinde, münazara ilminin çok önem verdiği bir değerlendirme söz konusudur. O da şudur: Karşı tarafın en çok anladığı dilden konuşmak...

“İnsanlara akıllarının seviyesine göre hitap edin.”

manasına gelen hadis rivayetinde de bu gerçeğe vurgu yapılmıştır. Bunun açıklaması şöyledir:

İnkârcılar Hz. Peygamber (asm)'in Kur’an’ı uydurduğunu iddia ettiler. (Başka ayetlerde başka cevaplar verilmiştir). Bu ayette, inkârcıların en çok anladığı dilden ve en kestirmeden hak ve hakikati aktarmak için, şu hakikatin altı çizilmiştir:

“Allah, kendisine yalan yere isnatta bulunan kimseye müsamaha göstermez. Tarih boyunca, hak peygamberleri himaye etmesi, inkârcıları kahr-u perişan etmesi bunun açık göstergesidir.”

Kur’an’da ifade edildiği üzere, Arap müşrikleri, hemen yanı başlarında tarih sahnesinden kaldırılmış Ad ve Semud gibi kavimlerin helak edildiğini çok iyi biliyorlardı. İşte, Hz. Muhammed (a.s.m), onların da bildiği şu gerçeği seslendirmiştir:

“Madem -sizin de bildiğiniz gibi- Allah kendisine iftira edenleri, yalanlayanları helak eder, öyleyse, benim için de bu adeti geçerlidir. Bu husus sizin elinizde bir ölçü olsun; eğer beni helak ederse, bilin ki, ben -haşa- yalancıyım; yok eğer himaye ederse, bundan bilin ki, ben hak peygamberim...”

Ayrıca ayetin ifadelerinde şöyle bir seslendirmeyi de görüyoruz. Hz. Peygamber (asm) diyor ki:

“Ben Allah’ın kendisine iftira edenleri helak edeceğini biliyorum. Tarih bize bunu öğretmiştir. Allah’ın bu prensibini bilen biri olarak, kalkıp da  Allah’a iftira etmem mümkün değildir. Şayet böyle bir şeye tevessül etsem, başıma neler geleceğini bildiğim gibi, yakınlarım ve hemşehrilerim olarak sizin de başıma gelecekleri engellemenizin mümkün olmadığını çok bilirim. Bu sebeple, aklı başında biri olarak böyle bir şeye tevessül etmem -aslında sizce de- mümkün değildir.

İşte, bu ayetin muhtevasında bu münazara ve mantık ilminin argümanları söz konusudur.

- Aslında bu kısa ve kestirme ikna yolunu biz de genellikle kullanıyoruz. Mesela:

Çok emin olduğumuz ve kendimize güvendiğimiz bir konuda, itiraz edenlere karşı “Eğer bu dediğim doğru değilse / doğru çıkmazsa kolumu keserim.” veya “Eğer dediğiniz gibi böyle bir suçu işlediğim tespit edilirse, beni idam etsinler; itiraz etsem namerdim!” diye bütün gücümüzle haykırırız, çünkü kendimize güveniyoruz.

İşte mezkur ayetin söz konusu ifadesi de, Hz. Muhammed (asm)’in kendine olan güvenini, davasına olan sadakatini, pervasızlığını ve samimiyetini ilan etmeye yöneliktir..

- İlgili ayetin geniş mealini bir daha dikkatle okuyalım:

“Yoksa, ‘Kur’ân’ı kendisi uydurdu!’ mu diyorlar? De ki: ‘Eğer ben uydurduysam zaten Allah, çok geçmeden cezamı verir. Siz bana yardım etmek isteseniz bile Allah’ın azabından beni kurtaramazsınız. (Ben bunun bilincinde olan biriyim). Demek ki sizin bu kabil laflarınız boş sözlerden, içine daldığınız yaygaradan ibarettir. Allah da bunu pek iyi bilmektedir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O, kâfidir. O gafurdur, rahîmdir'.”

Nitekim, benzer bir tavır da Necran Hristiyanlarına karşı -mübahele suretinde- sergilenmiştir:

“Artık sana bu ilim geldikten sonra, kim seninle Îsâ hakkında tartışmaya girerse de ki: 'Haydi gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, hanımlarımızı ve hanımlarınızı ve bizzat kendimizi ve kendinizi çağırıp, sonra da gönülden Allah’a yalvaralım da bu konuda kim yalancı ise Allah’ın lânetinin onların üzerine inmesini dileyelim!' (Âl-i İmran, 3/61)

“Eğer o Resul bizim adımıza birtakım sözler uydursaydı, onu elimizle yakalar, sonra da onun şah damarını keserdik.” (Hakka, 69/44-46)

mealindeki ayette de muhatapları ikna etme adına Allah, peygamberine olan güvenini ila etmekte, onun davasının hak ve  hakikat olduğunu haykırmakta ve onun hak peygamberliğini pekiştirmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun