Zekat verilecek yerler nerelerdir? Hediye ettiğimiz şeyleri zekattan düşebilir miyiz?

Soru Detayı
Günlük hayatta yaptığımız her maddi yardımı ya da düğünlerde yeğenlerimize taktığımız hediyeleri zekattan düşmek caiz midir? Hediye ile zekatın farkı bu manada nedir?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hediye zengin ve fakir denmeden herkese verilebilir; ancak zekat fakirlerin hakkıdır. Bu bakımdan zenginlere verilen hediyeler zekat yerine geçmez.

Zekat verilecek kişiler bellidir. Bunlara yapılan yardım ve hediyelerinizi zekat niyetine verebilirsiniz.

Tevbe Sûresinin, 60. âyet-i kerimesinde zekâtın kimlere verileceği meâlen şöyle bildirilir:

“Zekâtlar Allah’tan bir farz olmak üzere fakirlere, miskinlere, zekât işinde çalışanlara, kalbleri İslâm'a ısındırılacaklara verilir. Kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalmışların uğrunda harcanır...”

Âyet-i kerimede zekat verilecek sekiz sınıf zikredilmektedir ki, sırasıyla şöyledir:

1 ve 2. Fakirler ve Miskinler:

Fakir, zekât verebilecek kadar nisap miktarı malı olmayan, geliri ihtiyaçlarını karşılamayan ve geçimine kâfi gelmeyen kimsedir. Miskin ise, hiçbir malı ve geliri olmayan yoksuldur.

Bir fakire veya miskine zekât, ihtiyacını karşılayacak, borcunu ödeyecek ve onu muhtaç durumdan kurtaracak kadar verilir. Bir fakiri zekât parasıyla zengin kılmak, borcundan ve ihtiyacından fazla nisap miktarını bulack miktarda zekât vermek mekruhtur.

3. Zekât İşinde Çalışanlar:

İslâm devletinde zekât devlet eliyle toplanır. Zekâta tâbi olan malın tesbiti, ne kadar verileceği, toplanması, depolanması ve muhafaza edilmesi devlet tarafından vazifelendirilen kimseler tarafından yapılır. Bu işte çalışanlara da zekâttan bir hisse verilir. Bunlar fakir olmasalar da hizmetleri karşılığında verilen bu hisse kendilerinin hakkıdır.

4. Kalbleri İslâm'a Isındırılacaklar:

“Müellefe-i kulûb” olarak bilinen bu kimseler, kalbleri İslâm'a ısındırılmak istenen, kötülüklerinden emin olunmaya çalışılan veya herhangi bir şekilde Müslümanlara faydası dokunması umulanlardır. Hanefi mezhebi fakihleri, Hz. Ömer’in (r.a.) bir içtihadına dayanarak bu maddenin Peygamberimizden (a.s.m.) sonra tatbikattan kalktığını ifade ederler. Hanbelî mezhebi âlimleri ise müellefe-i kulûb hükmünün bâki olduğunu belirterek, bu kabil kimselere de zekâttan pay ayrılabileceğini söylerler. Muasır İslâm âlimlerinin bazıları da zamanımızda bu sınıfa dahil olabilecek kimselerin bulunduğunu belirterek, belli bir nisbette müellefe-i kulûb için zekâttan pay ayrılmasının lüzumunu dile getirirler.

5. Köleler:

Bir bedel karşılığında serbest bırakılmak üzere efendisiyle anlaşma yapmış köle ve cariyelerdir. Bugün ferdî mânâdaki kölelik dünyadan bütünüyle kalkmıştır. Buradan, İslâm'ın insan haysiyet ve şerefine, onun hürriyet ve hakkına ne kadar değer verdiği görülmektedir. İslâm her vesile ile insan yaratılışına aykırı düşen kölelik gibi bir âdetin kaldırılması için, en büyük bir ibadet ve yardımlaşma olan zekât müessesesini bu meselede destek kılmıştır.

6. Borçlular:

Borçlu, borcundan başka nisap miktarı malı olmayan kimsedir. Yiyecek, içecek, giyecek gibi zaruri ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanan, yangın, sel ve deprem gibi bir felâkete maruz kalan, hastalanan veya bu yüzden borçlanan kimseler muhtaç durumda bulunuyorlarsa, ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda zekât verilir. Evlenmek, çocuğunu evlendirmek, ev yahut ev eşyası almak gibi meşru bir sebep ve ihtiyaç dolayısıyla borçlananlar da zekât verilecek borçlular sınıfına girerler. Zekât verirken borçlular diğer fakirlerden daha önce düşünülürler.

7. Mücahid (Allah Yolunda Cihad Edenler):

Bundan maksad, Allah yolunda gönüllü olarak savaşa katılmak istediği halde, yiyecekten, silahdan ve diğer şeylerden mahrum olan kimse demektir. Böyle bir kimseye, ihtiyaçlarını gidermesi için zekat verilebilir. Buna: "Fi sebilillah infak = Allah yolunda harcama" denir.

8. Yolda Kalmış Olanlara:

Cihad, hac, rızık temini ve ilim tahsili gibi sebeplerle memleketinden ayrılan ve gurbette muhtaç hale düşen kimseler bu gruba girer. Bunlar aslında zengin olmakla birlikte, sadece o an sıkıntıya düşmüşlerse, ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda; fakirseler fazla miktarda zekât verilebilir.

(bk. Mehmed Paksu, İbadet Hayatımız-I)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun