Fitre sadece zenginlere mi vacip, zengin olmayanın da fitre vermesi gerekir mi?

Fitre ile ilgili bazı sorularım var, bu sorularımı dört mezhebe göre cevaplarsanız memnun olurum:

Fitre vermek için zengin olmak şart mı?

Fitre, Ramazan ayının sonunda gücü yeten Müslümanın ödemekle yükümlü olduğu sadakadır.

Fitre verecek kimselerin sahip olmaları gereken malî güç hakkında da iki farklı görüş vardır:

Şafi, Maliki ve Hanbeli mezhebine göre, zekatın farz olması için gerekli görülen nisab miktarı bir mala sahip bulunma şartı fitrede aranmayıp mesken, ev eşyası ve temel ihtiyaç maddelerinden başka kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler için bayram günü ve gecesinin (yirmi dört saatlik) yiyeceğinden fazlasına sahip olan her Müslüman fitre ile mükelleftir.

Hanefî mezhebinde ise fitre sadece zekat vermekle yükümlü olan Müslümanlara vaciptir. Çünkü Hz. Peygamber bazı hadislerinde sadakanın ancak zenginliğin gereği olduğunu ifade etmiştir. (Müsned, 2/277, 501; 5/432; Darimi, Zekat, 18; Buhari, Zekat, 18)

Fitre kelimesi nereden gelir, ne demektir?

Sözlükte “yaratmak, icat etmek; kesmek, yarmak, ikiye ayırmak” manalarına gelen fatr kökünden türeyen fıtr kelimesi oruca son vermeyi, orucu açmayı (iftar) ifade eder.

Bundan dolayı, Ramazan bayramına îdü’l-fıtr denildiği gibi ramazan ayını yaşamanın, onun mükafat ve bereketinden faydalanmanın bir şükran belirtisi olarak verilen sadakaya da sadakatü’l-fıtr (sadaka-i fıtr) veya zekatü’l-fıtr denilir. Bu tamlama kısaltılmış olarak fıtra ve Türkçe’de fitre şeklinde kullanılmaktadır.

Fitrenin hükmü nedir, farz mı vacip mi?

Ramazan orucunun farz kılındığı 2. yılın Şaban ayında (Şubat 624) fıtır sadakasına dair varit olan hadis onun ödenmesinin gerektiğini bildiriyorsa da bu sadakanın hükmü fakihler arasında tartışmalıdır.

Şafi, Maliki ve Hanbelilere göre fitre vermek farzdır. Çünkü bir hadiste Hz. Peygamber (asm) Efendimizin hür, köle, erkek, kadın her Müslümana fıtır sadakası vermeyi farz kıldığı belirtilir. (Müslim, Zekat, 12; Şevkani, IV, 195)

Diğer bazı karineleri de göz önüne alan bu üç mezhebin imamları bu hadiste geçen “faraza” ve bazı rivayetlerde yer alan “emere” (Müslim, Zekat, 15) kelimelerine “farz kıldı” manasını vermişlerdir.

Hanefîler ise fitrenin vacip olduğu görüşündedir. Çünkü onlara göre bu konudaki hadisler gerek sübut gerekse delalet bakımından farziyet ifade etmez. Ancak bu mezhepte farz ile vacip arasında uygulama açısından fark yoktur.

Kimin fitre vermesi gerekir?

Ergenlik çağına erişen Müslüman erkeğin fitre vermesi gereklidir.

Evli olmayan Müslüman kadınlar fitrelerini kendileri öderler.

Evli kadınların fitresi Ebu Hanife’ye göre yine kendileri, diğer üç mezhebe göre ise fitre borcu nafakaya dahil olduğu için koca tarafından ödenir.

Çocukların malları varsa velileri fitrelerini bu maldan öder; malları yoksa nafakalarını temin etmekle yükümlü olan kimse çocuklara ait bu borcu kendi malından ödemek zorundadır.

Fakihlerin büyük çoğunluğu, kişinin fitre mükellefi sayılabilmesi için akıl baliğ olmasının, ramazanı oruçlu geçirmesinin veya şehirde oturmasının şart koşulmadığını kabul ederler.

Fitrenin hikmetleri nedir?

Bütün ibadetlerde olduğu gibi fitrede de ferdî-içtimaî, maddî-manevi hikmetler vardır.

Bu konuda İbn Abbas şöyle der: “Resülullah fitreyi, oruç tutanı anlamsız ve çirkin davranışlardan temizlesin, fakirlere de yiyecek bir lokma olsun diye farz kılmıştır” (Müsned, 2/277; 5/432)

Bazı alimler, bu sözdeki mananın ilhamıyla fitreyi namazın eksiklerini telâfi eden sehiv secdesine benzetmişlerdir.

Öte yandan mahiyetinde sevinç ve neşe bulunan bayramı toplumdaki her ferdin ortak şekilde yaşayabilmesi için muhtaç kimselerin kısmen de olsa ihtiyaçları giderilerek sosyal dayanışmanın güzel bir örneği verilmiş olur. Bu dayanışmayı en yüksek seviyeye çıkarmak ve daha çok insana yardım etme zevkini verebilmek için fitre miktarı asgari ölçüde tutulmuş ve ödeme kolaylıkları sağlanmıştır.

Fitre yükümlülüğü ne zaman gerçekleşir ve ne zaman yerine getirilmesi gerekir?

Fitre yükümlülüğünün ne zaman doğduğu ve ne zaman yerine getirilmesi gerektiği konusunda fakihler arasında farklı görüşler vardır.

İmam Şafiî, Ahmed b. Hanbel ve bir rivayette İmam Malik’e göre fitre yükümlülüğü ramazanın son günü güneşin batmasıyla, Ebu Hanife’ye ve diğer bazı müctehid imamlara göre ise bayram günü tan yerinin ağarmasıyla doğar.

Birinci gruba göre oruçla ilgili olan bu sadaka ikinci gruba göre bayramla ilgilidir ve kurban kesiminde olduğu gibi fitre de vaktinden önce vacip olmaz. Bu görüş ayrılığının uygulamadaki sonucu, bir mükellefin ramazanın son günü güneş batımından sonra ölmesi veya bir çocuğun bayram sabahı doğması gibi nadir durumlarda ortaya çıkar.

Fitrenin ödeme zamanına gelince, bu konudaki hadisler ve sahabe uygulamaları, bu vaktin bayramın birinci günü sabah namazıyla bayram namazı arası olduğunu göstermektedir.

Ancak fakihler, yoksulun lehine olacağını düşünerek fitrenin bayramdan birkaç gün öncesinden verilebileceğini söylerler. Hatta İmam Şafi bir ay, Ebu Hanife bir yıl öncesinden ödenebileceği görüşündedir.

Fakihlerin çoğunluğuna göre fitrenin ödenmesinin bayramdan sonraya bırakılması mekruh olmakla birlikte yapılan ödeme kaza değil edadır.

Bazı fakihler ise fitreyi bayram sonrasına bırakmayı haram sayar ve yapılan ödemeyi kaza olarak nitelendirir.

Fitreden maksadın fakir müminlerin bayram günlerinde ihtiyaçlarını karşılamak olduğu düşünülür ve ilgili hadislerle sahabe tatbikatı da göz önüne alınırsa önemli bir mazeret bulunmadıkça bu ibadeti bayram gününden sonraya bırakmanın uygun olmadığı anlaşılır.

Fitre nelerden verilir, nakit olarak vermek yeterli olur mu?

Fitrenin, o dönemde Medine’de en çok tüketilen gıda maddelerinden 1 sâ‘ miktarı olduğu hususunda kaynaklar hemen hemen ittifak halindedir. Nitekim sahabeden Ebû Saîd el-Hudrî şöyle demiştir: “Peygamber devrinde fitreyi yiyecek maddelerinden 1 sâ‘ olarak verirdik. O zaman bizim yiyeceğimiz arpa, kuru üzüm, hurma ve keş (yağı alınmış peynir) idi.” (Buhari, Zekat, 74)

Hanefîler, buğdaydan verilecek fitre miktarının yarım sâ‘ olduğunu ileri sürerken diğer üç mezhep buğdayın da 1 sâ‘ olarak verilmesi gerektiği görüşündedir.

Fitrenin hangi tür yiyecek maddeleri esas alınarak ve ne şekilde ödeneceği konusuna gelince:

Hanefîlere ve Hanbelîlerde ağırlıklı görüşe göre fitre hadiste zikredilen dört gıda maddesinden biri esas alınarak ödenir.

Şafi ve Maliki mezhepleriyle bazı Hanbelîlere göre ise hadislerde geçen buğday, arpa, kuru üzüm ve hurma o devrin yaygın gıda maddeleri olup fitre bir kimsenin kendi bölgesindeki mahsulden, kendi yediği gıda maddelerinden de verilebilir.

Fakihlerin çoğunluğu fitrenin sadece aynî olarak ödenmesini gerekli görürken başta Ebu Hanife olmak üzere bazı fakihler fitrenin bu mahsullerin değeri üzerinden nakit olarak da verilebileceği görüşünü benimsemiştir. Hatta bazı Hanefî kaynaklarında, özellikle bolluk zamanlarında nakit olarak vermenin daha faziletli olacağına dikkat çekilmiş ve Hz. Peygamber’in, “Fakirleri istemekten müstağni kılın.” (Darekutnî, 2/153) mealindeki hadisinin de bu görüşü kuvvetlendirir mahiyette olduğu belirtilmiştir.

Özellikle alışverişin mübadele usulüyle değil nakitle yapıldığı çağımızda fitrenin para olarak verilmesi daha çok önem kazanmıştır.

Günümüzde fitrenin tesbiti konusunda iki ölçünün esas alınması teklif edilmiştir.

1. Hadislerde geçen yiyecek maddelerinin 1’er sâ‘ının (yaklaşık 3 kg.) para cinsinden ortalamasının alınması.

Bu uygulama ile ramazan ayında üzüm, hurma, buğday, arpa gibi maddelerin çeşitli kaliteleri göz önüne alınarak fitre için birçok değişik rakamın ortaya çıkması ve Müslümanların bu durum karşısında tereddüde düşmesi önlenmiş olacaktır.

2. Bir fakirin ekmek ve normal bir katıkla bir günlük yiyeceğini sağlayacak meblağın tespit edilmesi.

Bu usul takip edildiği takdirde, belirlenen meblağın hadislerde adı geçen en ucuz maddenin -mesela arpanın- bedelinden daha düşük olmaması gerekmektedir. Eğer ortaya çıkan meblağ daha fazla olursa naslara aykırılık söz konusu değildir. Çünkü fazla verilen miktar nafile sadaka yerine geçer.

Bu iki usulün yanında, fitre miktarını belirlemede mükellefin şahsen veya aile olarak günlük gıda tüketim ortalamasının ölçü alınıp hadislerde zikredilen en ucuz maddenin bedelinden de aşağı düşmeyecek şekilde bir miktar tesbitine gidilmesi de mümkün olabilir.

Fitre kime verilir, kim fitre alamaz?

Fitre vermekle mükellef olanların fitre almaları fakihlerin çoğunluğuna göre caiz değildir.

Ayrıca mükellefin fakir olsalar bile anne, baba, dede, nine gibi usulü ile çocukları ve torunları gibi füruuna ve karısına fitre vermesi caiz görülmemiştir. Çünkü sadakayı bakmakla yükümlü bulundukları kimselere vererek kendileri için dolaylı bir menfaat sağlamış olurlar.

Müslüman olmayana fitre verilebilir mi?

Fitrenin zimmi statüsünde olmayan gayri müslim fakirlere verilemeyeceğinde ittifak vardır.

Zimmilere yani İslam ülkelerinde yaşayan gayri Müslimlere gelince, İmam Şafi, Malik, Ahmed b. Hanbel, Ebu Sevr ve Leys gibi müçtehitlerden oluşan cumhura göre bunlara da fitre verilmez.

Ebu Hanife ve İmam Muhammed gibi müçtehitlere göre ise fakir zimmilere fitre verilmesinde bir mahzur yoktur. Kuran’da müellefe-i kuluba zekâttan pay ayrıldığı (Tevbe 9/60), Müslümanlarla fiili savaş ve çekişme içinde olmayan muhaliflere iyilik yapmanın yasaklanmadığı (Mümtehine 60/8) göz önünde bulundurulursa ikinci görüşün İslam’ın genel ilke ve amaçlarına daha uygun olduğu söylenebilir.

Fitreyi hangi özellikte olanlara vermek daha uygun olur?

İslam alimlerinin genel kabulüne göre, fitre verecek kimselerin zekatta olduğu gibi öncelikle bulundukları yerdeki fakirlerden ve fitre verilmesi caiz olan akrabalarından başlamaları daha uygundur.

Fitre verilecek kişilerden dindar ve güzel ahlaklı olanlarının tercih edilmesi mümkün olduğu gibi bu konuda yoksulluk derecesi de ölçü alınabilir.

Birden çok kişiye fitre verilebilir mi?

Fitre bir kişiye de verilebilir, birkaç kişi arasında da bölüştürülebilir.

Bununla birlikte fitrenin bir ihtiyacı karşılayacak miktarda olmasına da özen gösterilmelidir.

Ayrıca bir ailenin fitrelerinin tamamını bir fakire vermesi caiz olduğu gibi birkaç fakire bölüştürülmesi de mümkündür.

Fitre sadece fakirlere mi verilir, başka kimselere de verilebilir mi?

Ayette zekat verilecek kişiler sayılmıştır. Bunlar: Fakirler, miskinler, zekat işinde çalışanlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak kişiler, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmış olanlardır. (bk. Tevbe 9/60)

Şu halde, fitre fakirlerin dışında borçlular, yolda kalanlar, kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenenler gibi zekatın verileceği yerler olarak Kuran’da belirtilen diğer kimselere de verilebilir.

Kaynaklar:
Lisânü’l-ʿArab, “fṭr” md.
Mâlik b. Enes, el-Müdevvenetü’l-kübrâ, Kahire 1321, II, 118, 119.
Şâfiî, el-Üm, II, 59.
Serahsî, el-Mebsûṭ, III, 102, 103, 108, 109.
Kâsânî, Bedâʾiʿ, II, 49.
İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, I, 253-256.
Mutarrizî, el-Muġrib fî tertîbi’l-muʿrib, Beyrut, ts. (Dârü’l-Kitâbi’l-Arabî), s. 362-363.
İbn Kudâme, el-Muġnî, II, 645 vd.
İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî, Beyrut, ts. (Dârü’l-Ma‘rife), IV, 112.
Aynî, ʿUmdetü’l-ḳārî, İstanbul 1308, I, 471.
İbnü’l-Hümâm, Fetḥu’l-ḳadîr (Kahire), II, 39.
Abdurrahman Şeyhîzâde, Mecmaʿu’l-enhur, İstanbul 1321, I, 229.
Şevkânî, Neylü’l-evṭâr, Kahire 1357, IV, 195.
İbn Âbidîn, Reddü’l-muḥtâr, İstanbul 1303, III, 99, 106, 108.
Seyyid Sâbık, Fıḳhü’s-sünne, Beyrut 1969, I, 415.
Yûsuf el-Kardâvî, Fıḳhü’z-zekât, Beyrut 1389/1969, II, 950, 957.
Hüseyin b. Ali es-Sadâ, Zekâtü’l-fıṭr, Küveyt 1404/1984.
TDV İslam Ansiklopedisi, Fitre ve Nisap md.

Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun