Yaprakların dilinden yaratıcı nasıl anlaşılır?

Tarih: 02.05.2026 - 19:32 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

YAPRAKLARIN DİLİNDEN YARATILIŞI ANLAMA

Btkiler âleminin en hayati organı yaprak denilebilir. Her bitki türüne has yaprak olmakla beraber, her bir yaprak temel yapısı bakımından birbirine benzemektedir. Yapraklar bütün bitkileri, hayvanları ve hatta insanları birinci derecede ilgilen-dirmekte ve onlar için hayati öneme sahip bulunmaktadır. Yapraklar adeta bitkilerin ana motoru ve fabrikası hükmündedir. Onları böyle önemli konuma getiren ve ha-yatın vazgeçilmez elamanları yapan, bütün yapraklara fotosentez görevinin verilmiş olmasıdır. Fotosentez sonunda ortaya çıkan bütün besinler ve oksijen, canlılar için paha biçilmez bir değere sahiptir. Zira canlıların solunumu neticesinde karbondiok-sitle kirlenen hava fotosentez sayesinde temizlenmekte ve yine bütün canlıların hayat kaynağı olan oksijen fotosentez ile üretilmektedir.

Fotosentezde ham madde olarak kullanılanlar ise karbondioksit, su ve ışık enerjisidir. Yani adeta sıfır maliyetle üretim yapılmaktadır. İşin daha enteresan tarafı ise, fotosentezde kullanılan ham maddelerin çok basit olmasına mukabil elde edilen ürünler; mısırdan nara, elmadan armuda, patatesten domatese kadar bütün bitkilerde oldukça kompleks organik maddelerdir. İşte bu harika fotosentez olayını yapacak olanın, hem Güneş’e hem havaya hem suya ve hem de bitkilere sözü geçmelidir.

Kısaca kâinatı yaratan ve ona hükmedebilen ancak bu işleri yapabilir. Bütün bunlar kör ve şuursuz tabiatın veya serseri tesadüfün eseri olabilir mi?

Her Bitkinin Yaprağı Kendine Hastır

Her bitkinin yaprağı kendine hastır ve başka bitkinin yaprağına benzemez. Bitkiler, yaprakların şekil ve yapısından, üzerindeki tüy sayısı ve tüyün yapı karakterine varıncaya kadar her yönden farklılık gösterir. Onun için bitkileri tanıma ve teşhiste bu karakterler ayırıcı özellikler olarak dikkate alınır.

Şu rahatlıkla söylenebilir ki bitkilerin en önemli organlarından olan yaprakların gerek morfolojik, yani dış görünüşü ve yapısı ve gerekse anatomik, yani iç yapısı, vazi-fesine ve yaşadığı ekolojik çevrenin şartlarına göre planlanmış ve yaratılmıştır (Şekil 1).

Şekil 1. Genel bir yaprak yapısı.(http://biyolojiterimleri.com/?madde=Yaprakkini. Erişim, 2018)

Yapraklar bitkilerin en önemli organlarından birisidir, daha doğrusu birincisidir. Hatta sadece bitkilerin değil, bütün canlıların en önemli hayat kaynağıdır. Yaprakları bu konuma oturtan haklı sebepler vardır.

Bitkilerin Solunumu Yapraklarla Olur

Bir canlı hava alamazsa, yani havayı teneffüs edemezse ne olur? Bunun o canlı için hemen kısa bir süre sonra ölüm olacağını hemen herkes bilir. İşte bitkilerin havayı teneffüs ettiği yer yapraklarıdır. Yani, hayvanlar ve insanlarda solunum ağız ve burun yoluyla olduğu gibi, bitkilerde de bu görev yapraklara verilmiştir.

Peki, yapraklardaki bu solunum olayı nasıl bir mekanizmayla gerçekleşir? Bunun için yaprağın üst ve alt yüzeyine hava delikleri yerleştirilmiştir. Bu deliklere stoma adı verilir. Bunlar genellikle yaprağın alt yüzeyinde daha fazladır ve mm2de 100-300 arasında değişir. İş bununla da bitmiş değildir. Bu hava deliklerinden sonra dışarıdan gelecek havanın depo edilmesi ve solunumun rahat yapılabilmesi için yaprağın içerisine stoma altı boşluğu adı verilen yapılar yerleştirilmiştir. Yani, yerine göre bir milimetre kare alanda 200-300 delik ve onun altında 200-300 adet hava boşluğu yapılmıştır (Şekil 2).

Bir milimetre kare alanda 200-300 stoma ne demektir? Bunun manasını an-lamak için bu kadarcık bir alana 200-300 iğneyi sokabilir misiniz? Bir deneyin. O zaman yapılan işin harikalığı daha iyi anlaşılacaktır.

Sizce bütün bunlar tesadüfen olabilir mi?

http://3.bp.blogspot.com/-OPafKuLzrKk/VaJwMqMqXgI/AAAAAAAAAao/uhagNnLVqoo/s640/yapragin_enine_kesiti.jpg

Şekil 2. Yaprağın anatomik yapısı (http://bahciivanim.blogspot.com/2015/07/yapragnanatomik-yaps.html. Erişim, 2018).

BESİNLERİN İMAL EDİLDİĞİ FABRİKALAR

Hiç düşündünüz mü, bitki ürünleri olan patatesten domatese, fasulyeden bibere, elmadan armuda, kavundan karpuza, üzümden nara bütün bu meyveler nerede üretiliyor? Otların ve ağaçların büyümesinde, kök, gövde ve dalların büyüyüp gelişmesinde kullanılan maddeler nerede imal ediliyor?

Bunların cevabı yine yapraklardır. Diğer canlıların ihtiyacı olan bütün besinler yapraklar vasıtasıyla imal edildiği için yaprakların varlığı onları çok yakından ilgi-lendirmektedir.

Besin Fabrikalarının Mekanizmaları

Besinlerin imal edildiği, adeta fabrika durumunda olan yaprakların besin üretim mekanizması bütün bitkilerde benzer yapıya sahiptir. Aslında her bir meyveli ağaç bir makine gibidir. Buna şöyle işaret edilir:

“Yüzer tezgâhları, fabrikaları incecik dallarında taşıyor gibi, hayretnümâ yaprakları, çiçekleri, meyveleri dokuyor, süslendiriyor, pişiriyor, bizlere uzatıyor. Hâlbuki çam ve katran gibi muhteşem ağaçlar kuru bir taşta tezgâhını atmış, çalışıp duruyorlar”1.

Yapraklara yeşil rengi veren küçük küçük yapılara “Kloroplast” adı verilir. Bu kloroplastların içerisinde adeta makine görevini yapan granalar vardır. Çünkü bütün organik maddelerin imalatı bu kloroplastlar içerisinde cereyan etmektedir. Bunlar üst üste gelmiş demir birer lira gibi yapılardır (Şekil 3).

Güneş enerjisi granalarda kimyevî enerjiye dönüştürülür.2

Yapraklarda besin maddelerinin üretilmesi olayına fotosentez denir .

FOTOSENTEZ

Fotosentezin kelime manası, ışık etkisi altında bazı maddelerin birleştirilmesi demektir. Yeşil olan bitkilerin kloroplastlarında Güneş enerjisi sayesinde

havadan alınan karbondioksit, köklerden gelen su ile birleştirilerek organik maddelerin yapılması olayına fotosentez denir. Karbondioksit fotosentezde ham madde olarak kullanılır. Işık ise, bu ham maddelerin mamul madde hâline dönüşmesinde çarkı çeviren enerji kaynağıdır. Neticede mamul madde olarak karbonhidratlar sentezlenirken oksijen açığa çıkarılır (Şekil 3).

Şekil 3. Kloroplastın Yapısı http://www.sanalbiyoloji.com/tr/index.php/11-sinif/dersnotlari/218-fotosen-s tez. Erişim, 2018).

Fotosentez olayı şu formülle özetlenebilir:

Karbondioksit (6CO2)+ Su (6H2O)+Işık enerjisi Yeşil bitki Glikoz (C6H12O6)+Oksijen (6O2)

Bu denklemden de anlaşılacağı gibi, ham madde olarak kullanılanlar; karbondioksit, su ve ışık enerjisidir. Meydana gelen ürün ise, karbon hidratlardır. Yani, daha genel mana ile kavundur, karpuzdur, üzümdür, elmadır, buğdaydır, arpadır, patatestir, soğandır, domatestir. Velhasıl bitkiler vasıtasıyla imal edilen besin olarak her şeydir.

Bu nasıl bir mekanizmadır, nasıl bir kudret ve ilim işidir ki ham madde olarak adeta değirmenin ağzına sadece karbondioksit, su ve ışık dökülürken, değirmenden alınan ürün, bütün canlıların ihtiyacı olan her türlü nebatî besin maddesidir.

Mamul madde olarak çıkan sadece karbonhidratlar mıdır? Hayır. Belki onlardan çok daha önemli ve canlılar için hayati değere sahip olan oksijendir.

Demek ki canlıları, yani bitkileri, hayvanları ve insanları yaratan kim ise, bu canlılar için lüzumlu besinlerin ve oksijenin üretildiği ve zararlı karbondioksitin ayrıştırıldığı fotosentez olayını yapan da yine O’dur . Bir başka ifade ile fotosentez olayını yapacak olanın sözü ve kudreti hem Güneş’e hem bitkilere hem suya ve hem de gazlara geçmelidir.

Fotosentezle Hâsıl Edilen Maddelerin Maliyeti Nedir?

Şimdi buradaki işin maliyetini hesaplamamız gerekir. Ham madde olarak kullanılan karbondioksit nedir? Bütün canlılarda solunumda açığa çıkarılan zararlı bir gazdır. Yani, bunun bir maliyeti olmadığı gibi, zehirleyici olması sebebiyle behemehâl ortadan kaldırılması gereken zehirli bir maddedir. Yaprağın yeşil rengi ile Güneş enerjisi ve su da Allah’ın bir ikramıdır. Yani neredeyse sıfır maliyette bir hadisedir.

Besin üretiminde, oksijen temininde ve enerji kullanımında bir yaratılış harikası ve san’at mu’cizesi olan fotosentez sonunda meydana gelen ürünlere bakıyoruz. Birisi karbonhidratlar. Yani, bütün bitkilerin, hayvanların ve insanların ihtiyacı olan maddeler. Diğeri de oksijen. Peki, oksijene kimin ihtiyacı var? Her hâlde bunun cevabı; “Kimin ihtiyacı yok ki” olacaktır. Hem bitkiler hem hayvanlar ve hem de insanlar, oksijen almadan ne kadar yaşayabilirler?

Şimdi bütün bu işler tesadüf ve tabiatın eseri olabilir mi? Sizce bu son derece harika olan fotosentez olayı, sonsuz ilim, irade ve kudret sahibinin belirli hedef ve gayeler için bunu planlayıp yaptığını göstermiyor mu?

Yapraklar Canlılara Hem Bir Beşik Hem Bir Anne Karnı Gibidir

Yaprakların canlılara hem bir beşik, hem bir anne karnı ve hem de erzaklarının depo yeri olduğu şöyle nazara verilir:

“Hem hiç mümkün müdür ki bir Sâni-i Hakîm, kendini tanıttırmak ve sevdirmek ve medh ü senâsını ettirmek ve envâ-ı ihsanatıyla (ihsanın çeşitleriyle) zîhayatları (canlıları) mesrur ve memnun etmekle minnettarlıklarını ve şükürlerini rubûbiyetine mühim bir medar yapmak için, koca kâinatı, envâıyla, erkânıyla zîhayata musahhar bir hizmetkâr, bir mesken, bir meşher, bir ziyafetgâh yaptıktan sonra, zîhayatların (canlıların) çeşit çeşit, binlerce envâlarının nüshalarını o derece teksirini (çoğalmasını) istiyor ki kavak ve karaağaç gibi meyvesizlerin bir kısım yapraklarından her bir yaprağı bir tabur sineklere, yani havada zikreden zîhayatlara hem beşik, hem rahm-ı mâder, hem erzaklarının mahzeni yaptığı halde; bu ziynetli semâvâtı ve bu nurânî yıldızları sahipsiz, hayatsız, ruhsuz, sekenesiz, boş, hâlî, faydasız yani melâikesiz, ruhânîsiz bıraksın? Hâşâ, melekler ve ruhânîler adedince hâşâ ve kellâ!”3.

“Meselâ, bir sinek, bir karaağacın yaprağında yumurtasını bırakır. Birden, o koca karaağaç, yapraklarını o yumurtalara bir

rahm-ı mâder, bir beşik, bal gibi bir gıda ile dolu bir mahzene çeviriyor. Adeta o meyvesiz ağaç, o surette zîruh meyveler veriyor”4.

Demek her şeyi hikmetli ve faydalı yaratan Cenab-ı Hakk’ın binlerce çeşit sayısız varlıkları vücuda getirmesi akıl ve şuur sahiplerine kendini tanıttırmak ve sevdirmek ve çeşit çeşit ihsanları ile hayat sahiplerini sevindirerek ve memnun ederek onların minnettarlıklarına ve şükürlerine vesile yapmaktır.

Sonuç olarak; Yaratılan her varlığın pek çok gayeleri ve faydalı neticeleri vardır. Hiçbir şey gayesiz hikmetsiz faydasız yaratılmamıştır. Her şeyin yaratılışının ve hayatının neticesi Risale-i Nur’da üç maddede özetlenmektedir.

Birinci kısım: Sâni-i Zülcelâlin esmâsına bakar. Meselâ, nasılki bir usta, harika bir makineyi yapsa, onu takdir eden herkes o zâta “Mâşâallah, bârekâllah” deyip alkışlar. Öyle de o makine dahi, ondan maksut neticeleri tam tamına göstermesiyle, lisan-ı hâliyle ustasını tebrik eder, alkışlar. Her zîhayat ve herşey böyle bir makinedir; ustasını tebriklerle alkışlar….

“Demek, her şey, hayatıyla, vücuduyla Sâniinin mucizât-ı kudretini ve âsâr-ı san’atını teşhir edip, Sultan-ı Zülcelâlin nazarına arz etmek birinci gayesidir.

İkinci kısım hikmetleri ise, zîhayatın (canlıların) ve zîşuurun (şuur sahiplarinin) nazarlarına bakar. Onlara şirin bir mütalâagâh, birer kitab-ı marifet olur.

“Yani, herşey, Sâni-i Zülcelâlin birer mektub-u hakaiknümâ (yazılı eser, yaratılmış eser), birer kaside-i letâfetnümâ (şiir gibi güzellik ve hoşluğu gösteren sanat eseri), birer kelime-i hikmetedâ (derin manalı ve yüksek gayeli söz) hükmündedir ki melâike ve cin ve hayvanın ve insanın enzârına (nazarına, görüşüne) arz eder, mütalâaya davet eder. Demek, ona bakan her zîşuura ibretnümâ bir mütalâagâhtır.

Üçüncü kısım gaye-i vücut ve netice-i hayat, o şeyin nefsine bakar ki telezzüz ve tenezzüh ve bekâ ve rahatla yaşamak gibi cüz’î neticelerdir. Meselâ, azîm bir sefine-i sultaniyede (Sultanın büyük bir gemisinde) bir hizmetkârın dümencilik ettiğinin gayesi, sefine itibarıyla yüzde birisi kendisine, ücret-i cüz’iyesine ait, doksan dokuzu sultana ait olduğu gibi; her şeyin nefsine ve dünyaya ait gayesi bir ise, Sâniine ait doksan dokuzdur5.”

KAYNAKLAR

1 Nursi, Bediüzzaman, S. Sözler. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları-600, 3.baskı, Ankara, 2016, s. 335.

2 Tatlı, Â. Genel Biyoloji. Hilal Ofset, Isparta, 9.baskı, 2015.

3 Nursi, Bediüzzaman, S. Şuâlar. Envar Neşriyat, İstanbul, 1995, s. 39.

4 Nursi, Bediüzzaman, S. Asayı Musa, Envar neşriyat, 2015, s.244.

5 Nursi, Bediüzzaman, S. Sözler. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları-600, 3.baskı, Ankara, 2016, s. 565-566.

Dr. İdris GÖRMEZ

Ahievren Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Kırşehir/TÜRKİYE, [email protected], [email protected]

Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun