Vakıftan dönmek: Bir kimse, "Bundan sonra kazancım ya da şu dükkanımın geliri vakıf olsun." derse ve daha sonra bundan vazgeçse, bu şekilde vakfından vazgeçebilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Vakfın gerçekleşebilmesi için, vakfedildiğine delâlet eden sözler­le yapılması gerekir. Buna birkaç örnek verelim:

«Benim şu tarlam, hayatımda da, öldüğümden sonra da ebediyen sadakadır!» veya

«Be­nim şu bahçem ya da evim hayatımda da, öldüğümden sonra da ebe­diyen vakf edilmiştir!>> veya

«Şu evim aslı saklı bir sadakadır, bu ha­yatımda da, öldüğümden sonra da böyle devam edecektir!»

derse, bununla vakf gerçekleşmiş olur. Artık aslı saklı kalmak şartiyle ge­liri ebediyen fakirlere tasaduk edilir. Vakfından vazgeçemez.1

Tabii bu, İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'e göredir. İmam Ebû Hanife'ye göre, adam yaşadığı sürece bu tasadduk ile adamak­tır. Gelirini fakirlere dağıtması gerekir. Ancak dilerse yapmış ol­duğu bu adak diğer bir manayla vakften dönebilir. Dönmediği tak­dirde, öldükten sonra yapmış olduğu vakf terekesinin üçte birinden hesaplanıp çıkarılır. Üçte birini aşacak olursa, aşan kısmı vakıf sayıl­maz. Ancak vârisler kendi rızalarıyla aşan kısmı hibe ederler, yani murisleri adına vakfederlerse, caiz olur.

Bu açıdan İmam Azam'a göre bir şeyi vakfeden kimse, sağlığında vâkıftan dönerse kerahatle beraber bu câizdir. Yani dinen hoş bir şey yapmamış olsa bile, vakfından dönmekle haram işlemiş olmaz. Ebû Hanife bu konuda, İbn Abbâs'tan rivâyet edilen hadislere göre hüküm vermiştir. O şöyle demiştir:

"Nisâ sûresi nâzil olup da orada miras hükümleri bildirildikten sonra Rasûlullah'ı şöyle derken işittim: "Allah'ın ferâizinden hapis etmek yoktur. Yani mirasçılar mirastan mahrum edilemezler."

buyurmuştur. Yine Hz. Ömer (ra) demiştir ki:

"Eğer bu vâkfımı Hz. Peygamber'e anmamış olsaydım, ondan dönerdim."

Üçüncü delili, malı vâkıf ile hapsedip tasarruftan alıkoymanın fıkıh kâidelerine karşı gelmek şeklindeki akli delilidir. Mülkiyet tasarruf ve hürriyete bağlıdır, hürriyeti men eden her türlü tasarruf sarih bir şer'î nass bulunmadıkça bâtıl olmaktadır. Birşey bir kimsenin mülküne girdikten sonra onun mülkiyetinden mâliksiz olarak çıkmaz.

«Benim şu evim veya bahçem vakfedilmiş bir sadakadır ve ebe­diyen sadaka olarak kalacaktır.» derse, bütün ilim adamlarına göre, vakf gerçekleşir. Ancak İmam Muhammed'e göre, bir mütevelliye teslim edildiği takdirde caiz olur. İmam Ebû Hanîfe'ye göre, vakfedi­len yerin geliri sadaka edilmek üzere adanmış, anlamını taşır, mül­kün aslı olduğu gibi kalır ve vakfeden öldüğünde bu mal miras ola­rak varislere intikal eder.2

«Benim şu arazim vakfedilmiş bir sadakadır, yoksullara ait ol­mak üzere.» derse, vakf olur. Çünkü yoksulların anılması, onun ebediyen sadaka olarak değerlendirilmesine delâlet etmekte­dir.3

Kaynaklar:

1. El- Muhit - Radıyûddin Serahsî.
2. Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.
3. El-Muhit r Radıyûddin Serahsî; Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/191.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR