Telepati ile aşık etmek büyü müdür?

Tarih: 06.02.2021 - 08:40 | Güncelleme:

Soru Detayı

- İnternete şöyle bir video gözünüzü kapatıyorsunuz sizi seven ya da sizi sevmesini istediğin birini düşünüyorsunuz, sonra o kişiyi bir anınızda yerleştiriyorsunuz böylece beynimiz bunu gerçek sanıyormuş.
- Bu büyü müdür?
- Bunu yapmak günah mıdır? Kul hakkına girer mi?
- Bunu yapan kişi nasıl tövbe etmelidir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Telepati, telekinezi, hipnoz gibi işlemler sihir değildir. Tekniğini öğrenen ve kabiliyetli olan kimseler yapabilirler. Kötüye kullanılmadığı sürece, öğrenmekte ve helal ve faydalı bir alanda kullanmakta sakınca yoktur.

Ancak, bu yol ve yöntemleri birini aşık etmek gibi konularda kullanmak asla caiz olmaz, hem Allah hakkına hem de kul hakkına girer.

Telepati ya da uzaduyum, bireyler arasında bilinen beş duyunun yardımı olmaksızın bilgi aktarımı gerçekleştiği iddiasıyla ilgilidir. Bu tür kavramlar bilimin konusudur. Bilim insanları arasında bu tür konular tartışılmaktadır. Ancak nihai bir sonuca ulaşıldığını söylemek güç görünmektedir.

Bir Müslüman insanlığa fayda ve katkı sağlayacak işlerle uğraşmalıdır. İnsana katkısı olmayan sihir, büyü, kehanet ve falcılık kapsamındaki işlerden uzak durmalıdır.

Sihir veya büyü literatürde el çabukluğu, göz boyama ve yaldızlı sözler söyleme yoluyla gerçekleştirilen hile ve aldatma işi ya da şeytanla yakınlık kurup ondan yardım alma ve nesnelerin şeklini değiştirme iddiası şeklinde tanımlanmıştır. (bk. DİA, Sihir md.)

Sihir faaliyetlerinin, dini değerlerle bir bağlantısı olmadığı gibi bu işlerle uğraşanlar ahlaki bir amaç da gözetmezler. Bu tür uğraşılardaki temel hedef, çıkar sağlamaktır.

Kur'an-ı Kerim sihir olgusuna atıfta bulunmuş (Bakara, 2/102; Araf, 7/116; Taha, 20/66), Hz. Peygamber (asm) de sihir yapmayı yedi büyük günah arasında saymıştır. (bk. Buhari, Vesaya, 23; Müslim, İman, 145)

Büyücülerin her şeyi bildiği, başaramayacakları şeylerin bulunmadığı şeklindeki inançlar İslam’a aykırıdır. Bu yüzden bazı Müslüman bilginler, gerçekliği bulunmayan bir aldatmaca ve safsata olduğu gerekçesi ile büyünün gerçekliğini reddetmişlerdir. (bk. Cassas, Ahkamu’l-Kur’an, I, 50; Nevevi, Ravda, 9/128, 346)

Sihire maruz kalan bir kişi, çare olarak Hz. Peygamberin (asm) önerdiği korunma yöntemleri ile yetinmeli, cinci ve üfürükçülerin tuzağına düşmemelidir. Kendisine büyü yapıldığını sanan ruhsal problemli insanların psikolog, doktor veya psikiyatri uzmanına müracaat etmeleri uygun olur.

Kişinin, telepati veya başka bir yolla bir başkasına istemediği bir şey yaptırması ve ona zarar vermesi hem Allah hakkına hem de kul hakkına girer.

Bu günaha giren kişi hem tövbe etmeli hem de kişiden helallik dilemelidir.

Hz. Peygamber (asm), üzerinde kul hakkı bulunan kişilerin, hak sahibi olan mazlumlardan helallik almalarını öğütlemiştir. Bunun yapılmaması durumunda hesap gününde haksızlık yapan kişinin salih amellerinin, haksızlığı ölçüsünde alınarak hak sahibine verileceğini, eğer verilecek salih amel bulunamazsa, o zaman da mazlumun günahlarının zalime yükleneceğini belirtir. (Buhari, Mezalim, 10)

Yine Peygamberimiz (asm), imkanı olduğu halde zamanı gelmiş bir borcu ödemeyenlerin kul hakkını ihlal ettiğini şöyle ifade eder:

“Ödeme gücü olan zengin kişinin, ödemeyi ertelemesi zulümdür.” (Buhari, Havale, 1)

Görüldüğü üzere kul hakkı, kişinin cennet ya da cehenneme gidişinde önemli ölçüde belirleyici bir rol oynamaktadır.

Allah’ın huzuruna kul hakkı ile çıkmanın, çok ağır bir vebali vardır. Çünkü böyle bir günahın Allah tarafından bağışlanması, hak sahibinin affetmesi şartına bağlanmıştır. Hak sahibi, hakkını almadıkça veya bu hakkından vazgeçmedikçe, Allah kul hakkı yiyenin bu günahını affetmemektedir. Çünkü ilahi adalet, bunu gerektirir. Veda hutbesinde Resulullah (asm), “Ey insanlar, sizin canlarınız, mallarınız, ırz ve namuslarınız, Rabbinize kavuşuncaya kadar birbirinize haramdır (dokunulmazdır).” (Buhari, Hacc, 132) buyurmuştur.

Buna göre, gasp, hırsızlık veya izinsiz alma gibi yollarla elde edilen haram para veya mal, sahipleri biliniyor ise kendilerine yahut mirasçılarına, bilinmiyor ise fakirlere veya hayır kurumlarına onların namına sadaka olarak verilmelidir. Ayrıca, yapılan bu kusurlardan dolayı da Allah’tan af ve mağfiret dilenmelidir.

Mal ya da darp gibi şeylerle ilgili olmayan gıybet, bühtan gibi hak ihlallerinde en doğrusu, hak sahibine durumu anlatıp helalleşmek olmakla beraber, her zaman bu şartı yerine getirmek mümkün olmadığından ya da insanlar bundan çekindiklerinden, kendi adına tövbe edip, hak sahibi namına da istiğfar etmek, dua etmek ya da hayır hasenat yaparak sevabını ona bağışlamak, bu tür hak ihlallerine kefaret olur.

İlave bilgi için tıklayınız:

Telepati nedir?
Telepati ile ilgili ayet hadis var mı? ...
Telepati, telekinezi, hipnoz, vb. sihir hükmünde olup haram mıdır ...
Parapsikoloji ve gelecek bilgisi

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun