Tasavvuf, insanın manevi hayatına bir derinlik katar mı?

Tarih: 23.06.2020 - 14:11 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلاً

“Ona bir yol bulabilenin Beyt'i (Kabe'yi) haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.” (Âl-i İmran, 7/97)

Tasavvuf, insanın manevi hayatına bir derinlik katar. Serrac’ın nazara verdiği “sufinin haccı” olayında bunun bir kısım numunelerini görebiliriz:

Sufi, mîkat mahalline (kutsal toprakların sınırına) varınca bedenini su ile kalbini tövbe ile yıkar.

Elbiselerini çıkarıp ihrama girdiğinde, çıkan elbiseleriyle beraber kalbindeki kin, haset gibi kötü duyguları da çıkarıp atar.

Kâbe'ye geldiğinde baş gözüyle Beytullah’a bakar, kalp gözüyle ise Beyt'in Sahibine (Allah'a) nazar eder.

Hacer-i Esvedi öptüğünde Allah'a biatını tazeler.

Safa tepesine geldiğind,e kalbin safvetine zarar verecek şeylerden arınır.

Safa-Merve arasında hervele (hafif tempolu) yürüyüşüyle nefis, heva ve şeytandan uzaklaşır.

Arafat'ta vakfeye durduğunda, kendisini Rabbinin huzurunda kıyamda görür.

Traş olurken, içindeki övülme ve yüceltilme türü duygularını da keser.

Kurban keserken, içindeki nefs-i emmareyi de kurban eder. [bk. Serrac, Ebu Nasr Abdullah Bin Ali, Lum’a, (İslam Tasavvufu), Haz. Kamil Yılmaz, İst. 1996, s. 177-179]

Bu manaları öğrenen biri, hacdan gelen dostuna bunları tek tek hatırlatır, “Elbiselerini çıkarıp ihrama girdiğinde, çıkan elbiselerinle beraber kalbindeki kin, haset gibi kötü duyguları da çıkarıp attın mı? Kâbeye geldiğinde baş gözüyle Beytullah’a bakarken, kalp gözüyle Beyt'in Sahibine bakabildin mi? Kurban keserken, içindeki nefs-i emmareyi de kurban edebildin mi?..” şeklinde sorular sorar. Bütün sorularına “Hayır.” cevabı alınca, şöyle demekten kendini alamaz:

“Dostum, sen haccetmemişsin, git bir daha haccet!”

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 93
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun