Tam anlamı ile kalpten Allah'a nasıl teslim olabiliriz?

Tarih: 21.08.2015 - 14:56 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Her müslüman gibi ben de Allahımı çok seviyorum. Ancak bazen tarafıma yapılan haksızlıklarda (iftira, hakaret, hırsızlık) gibi olaylarda yüreğimi karşımdaki insana nefretle doldurabiliyorum.
- Yaşadığım kötü olaylardan dolayı, içimizi hiç karartmadan, "Allahım senden geldim tekrar sana geri döndürüleceğim, bizler sadece sana ayidiz, bana bu kötülüğü yapanlarıda affet, benim hakkım onlara helal, bilselerdi yapmazlardı" şeklinde kalpten temiz yüreklilikle söyleyebilen bir insan nasıl olunur?
- Ya da biri sizi dolandırıp malınızı aldığı zaman "Allahım sen istediğine mal verir istediğinden alırsın" diyerek kaybettiğin mala hiç üzülmeyen bir insan nasıl olunur. Bu şekilde bir insan olmanın yolu nedir?
- Ne kadar uğraşsam da bu şekilde temiz bir kalple yaşadığım olaylara karşılık veremiyorum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Öncelikle şunu belirtelim ki, sizin bu çok güzel düşünceye sahip olmanız tebrike şayandır. Fakat her ideal düşünceyi uygulamak oldukça zordur. Bununla beraber, böyle kâmil bir insan olmaya niyet etmek bile tek başına bir artı-değer ifade etmektedir.

- İmam Gazali, İhyau’l-Ulum adlı eserinde, İslam tarihinde kâmil insan dediğimiz bazı kimselerin -soruda seslendirilen- bu güzel ahlaka sahip olduklarını bildirmektedir. Bunların çoğu, ehl-i ilim ve ehl-i tasavvuftur.

- Değişik ayet ve hadislerden anlaşılan şudur:

Bir insanın kâmil insan olması, onun kâmil bir imana ve kâmil bir amele sahip olmasına bağlıdır. İmanın kemali ise, kitap ve sünnete uygun bir itikada bağlıdır. İmanın kemali nispetinde salih amel de mükemmelleşir.

“Allah katında en şerefliniz, en fazla takvalı olanlarınız/Allah’a karşı gelmekten en çok sakınanlarınızdır.”(Hucurat, 49/13)  

mealindeki ayette iman-amel ilişkisine de dikkat çekilmiştir. Çünkü takva, imandan fışkıran bir abıhayattır.

- Allah’ın affetme ile ilgili tavsiyelerini Kur’an ve sünnetten sık sık okuyup hatırlamak, nefsin fevri reflekslerini dizginleyebilir. Bu sebeple, öfkesini yutmak, kusurları affetmek ve bu davranışlarını Allah katındaki kıymetleriyle ilgili bilgileri sık sık tekrarlamak gerekir. Bu hususları güzel söz ve fiilleriyle hatırlatan çevrelerle ilişki kurmak büyük önem arz etmektedir.

- Dünyanın faniliğini düşünüp “Bu da geçer yahu!” diyebilmek, uzun temrinlere, provalara muhtaçtır.

Bu cümleden olarak, sağlam bir tasavvuf veya bir Nur cemaatiyle teşrik-i mesai yapmak, bu güzel ahlakın içimize yerleşmesine yardımcı olacağını düşünüyoruz.

- Bediüzzaman Hazretleri, yaşadığı ve yaşatmaya çalıştığı -sorudaki güzel ahlakın- bir örneğini şöyle seslendirmiştir:

“...Küfr-ü mutlakla mücadelede bu kadar ağır şerait altında Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa, bunun sırrı işte budur:

"Said yoktur, Said'in kudret ve ehliyeti de yoktur. Konuşan yalnız hakikattır, hakikat-ı imaniyedir. Madem ki, nur-u hakikat, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said feda olsun. Yirmisekiz sene çektiğim eza ve cefalar ve maruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ittihamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara, hepsine hakkımı helâl ettim.” (Emirdağ Lahikası-II, s. 80)

İlave bilgi için tıklayınız:

"Allah katındaki hissesini öğrenmek isteyen kimse, Allah'ın ...
Takva nedir, müttaki kime denir?
Bu dünyada uğranılan haksızlıklara; bu dünyada mı mücadele edilmeli? Yoksa...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun