Susmak ve hilim nasıl öğrenilir?

Tarih: 11.01.2020 - 08:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bu hadisin kaynağı sıhhat durumu nedir, öğrenilmesi gereken şeyleri sırasına göre kısaca açıklar mısınız?
Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:
Evvela) susmayı öğrenin, sonra hilmi öğrenin, sonra ilim öğrenin, sonra o ilimle amel etmeyi öğrenin, sonra da (o ilmi ) yayın.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili rivayet şöyledir:

“(Evvela) susmayı öğrenin, sonra hilmi öğrenin, sonra ilim öğrenin, sonra o ilimle amel etmeyi öğrenin, sonra da (o ilmi ) yayın.” (bk. Beyhaki, Şuabu’l-iman, 3/282).

- Önce şunu belirtelim ki, bu hadis merfu değildir. Yani Hz. Peygamber’in (asm) sözleri değil, sahabeden Hz. Cabir’in sözleridir.

Bu rivayetin ne tashihi ne tenkidi ile ilgili bir bilgiye rastlayamadık. 

- Burada yapılan sıralama yerine ve adamına göre değişebilir. 

Önce bu sıraya göre gidersek şöyle diyebiliriz:

Susmak, çok güzel bir şeydir. Çünkü fazla konuşan fazla yanılır. Sükutta ayrıca tefekkür vardır. Tefekkür ilimlerin en önemlilerinden biridir. “Söz gümüşse sükût altındır” sözü çok manidardır.

Bu  sebeple konuşmadan önce susmayı öğrenenler tefekkür yoluyla konuşacakları ilmi de hazırlamış olurlar.

Hilim, yumuşak huylu, ağır başlı vakarlı olmak manasına gelir.

Bu hasleti taşıyan kişi, fevri hareketlerden, günahı barındıran aşırı duygusal davranışlardan korunmuş olur.

Bu hasleti taşıyanın şahsiyeti kolay kolay lekelendirici şeylere girmez, hayatı hep vakarla süslenmiş olur.

Ayrıca, münazaralarda, mücadelelerde, ilmi ve gayr-ı ilmi  tartışmalarda insaf ölçüsünü aşmaz, içindeki hilim ziyneti, dışına yansıyan güzel bir aksesuar olduğu için iç alemi dış alemi arasında muvazeneli bir denge kurulmuş olur. 

İlim sıfatını fazla açıklamaya gerek olmadığını düşünüyoruz. Zira her şeyin başı ilimdir. İman, marifetullah dahi birer ilmin mahsulüdür. 

Rivayete göre, ilim konusunda İmam Şafii şöyle demiştir:

Kuran’ı öğrenen kimsenin kıymeti büyür. Fıkhı öğrenen kimsenin değeri artar. Hadisleri yazan (öğrenen) kimsenin delilleri kuvvetli olur. Hesapla/Matematik ile meşgul olan kimsenin görüşü/zihni kuvvetlenir. Nefsini (günahlardan) korumayan kimsenin ilmi kendisine fayda vermez. (Zehebi, Siyeru âlami’n-Nübela, 10/24). 

Hafifmeşreplik, ilmin bir lekesidir.

Hilim, ilmi süsleyen bir cevherdir.

Amel, ilmin değerini artıran şey onunla yapılan ameldir. Reçete yazmayan bir doktor, bina yapmayan bir mimar, takva ile bütünleşmeyen bir hocanın bir kıymet-i harbiyesi olmaz. 

Amel, iki kısımdır:

Birincisi: İlim sahibinin bildiği ilmiyle kendisinin amel etmesi.

İkincisi: Başka insanların faydalanmaları için ilmini neşretmesi, başkasının onunla amel etmesini sağlamasıdır.

Özetle:

Bir insan, o anda hangi hastalığa yakalanmışsa, o hastalığı tedavi etmesi en öncelikli meselesidir.

Bunun gibi, bir insanın bulunduğu zaman diliminde hangi ilme, hangi haslete muhtaç ise, onun öncelikli meselesi onu öğrenmektir. 

Yerine göre “söz gümüşse sükût altındır”, ama yerine göre “sükut gümüşse söz altındır.”

Bu öncelikli sırayı şu hadis-i şeriften anlayabiliriz:

Ebu Hureyre radıyallahu anhtan rivayet edildiğine göre, bir adam Hz. Peygambere (asm) gelerek: Bana öğüt ver, dedi.

Hz. Peygamber (asm) ona: “Kızma!” buyurdu.

Adam dileğini bir kaç kez tekrar etti. Peygamberimiz (asm) de (her defasında) “Kızma!” buyurdu. (Buhari, Edeb 76; Tirmizî, Birr 73)

Bu durum şunu gösteriyor, bir öğüt isteyen adamın halihazırda en çok muhtaç olduğu şey öfkelenmemek, kızmamak idi. İlk tedavi edilmesi gereken bu hastalık idi.

"Kuvvetli ve kahraman pehlivan, (güreş minderinde) herkesi yenen kimse değildir. Kuvvetli ve kahraman pehlivan ancak öfke zamanında nefsine malik olan ve öfkesini yenen kimsedir." (Müslim, Birr ve Sıla, 107)

manasındaki hadis-i şeriften, hem hilmin, hem ilmin hem susmanın ne asaletli birer cevher olduğunu anlamak mümkündür.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun