Suda ölü olarak bulunan deniz hayvanlarının, helal olup olmadığıyla ilgili farklı rivayetleri nasıl anlamak gerekir?

Soru Detayı
- Karaya vuranın yenmesi, yüzenin yenmemesinin hikmeti ne olabilir? Sonuçta ikisi de ölü değil mi?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

1. İki farklı hüküm belirten hadis rivayetleri varsa, bunlardan sahih olan/veya daha sağlam olan rivayet tercih edilir ve onunla amel edilir. Şayet ikisi de aynı sağlamlıkta ise, hangisinin daha önce veya sonra varid olduğu tespit edilir, ikincisinin birincisini nehedip hükmünün ortadan kaldırdığına karar verilir. Bu konuda çok önemli eserler yazılmıştır.

Bizim gibilerin yapacağı şey, hadis veya eyetlerden hüküm çıkarmak değil, bizden çok daha bilgili, çok daha takvalı, ömürlerini bu konuları öğrenmeye hasretmiş ve Asr-ı saadete bizden daha yakın olan bir devrin veya devirlerin revaçta olan dinî atmosferini fırsata çeviren ve ümmetin itimat ettiği İslam alimlerinin yazdığı eserlerinden öğrenmektir.

Bu alimlerden de farklı görüşler olduğunda, doğruluğu konusunda kanaatimizin pekiştiği görüşü tercih etme hakkımız vardır.

Ancak şunu da unutmayalım ki, İslam toplumlarındaki halkın büyük çoğunluğu bir görüşü tercih edebilecek birikime de sahip değildir. O zaman tek yol, herkesin bağlı bulunduğu mezhep alimlerinin görüşüne göre amel etmesidir.

Hattabî’nin bildirdiğine göre, ölmüş olarak su üzerinde yüzen balığı yemeyi caiz gören -aralarında Hz. Ebu Bekir ve Ebu Eyyub el-Ansarî’nin de bulunduğu- birçok sahabe vardır. (Hattabî, Mealimu’s-sünen, ilgili hadisin şerhi)

İslam alimleri, farklı hadis rivayetlerine ve daha başka delillere dayanarak farklı görüşler ortaya koymuşlardır... İmam Malik, İmam Şafii, İmam Ahmed, Ebu Sevr, Ata b. Ebî Rabah, Mekhul, İbrahim, Nehaî gibi alimler ölüsü su üzerine çıkmış/yüzen balığı yemeyi caiz görmüşlerdir. Bu görüş cumhurun görüşü olarak kabul edilmektedir.

Bu görüşte olan fıkıh imamlarının ve taraftarlarının Kitap'tan delilleri;

"Hem kendinize hem de yolculara bir geçimlik olmak üzere deniz avı ve onu yemek, size helâl kılındı." (Maide, 5/96)

mealindeki âyet-i kerimedir. Çünkü bu âyet-i kerime, deniz hayvanlarının insanlar tarafından avlanarak yakalananlarını içerisine aldığı gibi, kendiliğinden ölerek insanların eline geçeni de kapsamına almaktadır.

Sünnetten delilleri ise,

"Bize iki ölü (hayvan) helâl kalındı: Birisi balık, diğeri çekirge." mealindeki hadis-i şerif ile 

"Denizin suyu temiz, ölüsü helâldir."

mealindeki hadis-i şeriftir. Çünkü bu hadis-i şeriflerde, zahiren sebepsiz olarak ölüp de su yüzüne çıkan balıkla, insanlar tarafından avlanarak veya zahirî bir sebeple öldükten sonra ele geçen balıklar arasında bir ayırım yapılmamaktadır(bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 3/680).

Buna mukabil, İbn Abbas, Hz. Cabir, İmam-ı Azam, Cabir b. Zeyd ve Tavus gibi alimler bunu mekruh görmüşlerdir.(bk. Hattabî, a.g.e)

Hanefî ulemasının delili ise, konumuzu teşkil eden Hz. Cabir’in rivayet ettiği hadis-i şerifltir. (bk. Nasbu’r-raye, 4/202; el-Fıkhu’l-İslamî, 3/679)

2. Hz. Cabir’den nakledilen rivayet göre, Hz. Peygamber  şöyle buyurdu:

"Denizin sahile attığı veya deniz sularının kendiliğinden geri çekilmesiyle açıkta kalan şeyleri yiyiniz. (Fakat) denizde (kendiliğinden zahiri bir sebep olmaksızın ölüp de) su yüzüne çıkan şeyleri yemeyiniz.”(Ebu Davud, Atime, 36/h. no: 3815).

Bunun hikmeti sağlık olarak görünmektedir. Öyle anlaşılıyor ki, suyun dışına çıkan balıkların çürümeleri hâlinde çürük olmalarını anlamak daha kolaydır. Fakat, su üzerinde bulunan balığın yanıltma payı daha fazladır. Çünkü su üzerinde bulunan balık çürümüş de olsa, suda olmalarından dolayı parlak görülebilir. En iyisini Allah bilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR