Peygamberimiz bir hadisinde, dağlamanın tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğini belirtmektedir. Ayrıca dağlamayı yasakladığı da rivayet edilir. Günümüz açısından bu konuyu değerlendirir misiniz?

Soru Detayı
Peygamberimiz (asm)'in şifa ile ilgili bir hadisinde, üç şeyde şifa olduğunu söylüyor ve aralarında dağlamayı zikrediyor. Günümüzde dağlamak gibi bir tedavi yöntemi yok ve bugünkü bilgilerimize göre de dağlamak bir tedavi yöntemi olarak kullanılamaz gibi gözüküyor. Başka bir hadiste, sonradan dağlamayı yasakladığı (kaldırdığı) belirtiliyor: - Tedavi yöntemi olarak dağlamanın kullanılması hakkında bilgi verir misiniz? - Bir peygamberin, kesin bir dille tedavi olduğunu söylediği bir şeyi, sonradan değiştirmesini nasıl yorumlamalıyız?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Peygamberimiz (asm) devrinde modern cerrahi müdahalelerden söz etmek mümkün değildir. Tedavi metotları olarak, hacamat, bal şerbeti, ateşle dağlama ön plandadır.

Peygamberimiz (asm)’in bunu kullandığına dair sahih rivayetler olduğu gibi, bundan hoşlanmadığı, hatta yasakladığına dair sahih rivayetler de vardır. (bk. Mecmau’z-Zevaid, 5/91, 97) Nitekim Sahih Buharî’de -mealen- Efendimizin (a.s.m.) şu ifadesine yer verilmiştir:

“Üç şeyde şifa vardır (başkasında yok, anlamında değildir), hacamat, bal şerbeti ve dağlama; fakat dağlamaktan hoşlanmam.”(Buharî, Tıp, 3-4).

Dağlama, eskiden beri Araplar arasında kullanılan bir tedavî metodu olmasına rağmen, hastaya fazla acı çektirdiği için Araplar arasında “Dağlama en son tedavi şeklidir.” sözü meşhur olmuştur. (bk. İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi).

Dağlama yöntemiyle yapılan tedavinin, bazı hadislerde tavsiye ve hatta tatbikatına rastlandığı hâlde, bazı hadislerde de yasaklandığı görülür. Bu durumu, âlimler, "ıstırap veren, tehlikeli ve maharet isteyen bir tedavi metodu olması nedeniyle, mecbur kalmadıkça, ehil kişi bulmadıkça başvurulmaması gerekir" şeklinde yorumlarlar.

Peygamberimiz (a.s.m) Uhud Gazvesinde yaralandığı zaman, önce suyla yıkamışlar, kanın durmadığını görünce Hz. Fatıma, bir parça hasır yakarak yaranın üzerine koymuş ve kan durmuştur.(Buharî, Tıp, 27).

Zamana ve şartlara göre tedavi yöntemleri sürekli değişebilmektedir. Günümüzde tıp bilimi ilerlemiş olup yeni yöntemler uygulanmaktadır. Lazerle tedavinin de bir çeşit dağlama olduğunu unutmamak gerekir.

Şubat 1966'dan itibaren Amerikalı kimyagerler Thomas E. Brown ve Bruce Henderson bir kanser tümörünü çıkarmak için lazeri kullandılar. Bir neşter vazifesini gören lazer hüzmesi yarayı dağlayarak tümörü kesip çıkardı. İki sene sonra, başka bir Amerikalı ekip, "lazerli göz aynası ophtalmoscope" denen, göz cerrahisi için özel bir lazer ortaya attı. Bu alet, gözün ayrılan ağtabakalarının dağlanması ve gözün çeşitli yaralarının; tümörlerinin tedavisi için kullanılabilir. Neşter -lazerin veya ısı ile dağlama aletinin - başlıca faydası, çabukça hareket ettiğinden hastaya hiçbir acı vermemesidir.

Zamanımız ilminin sembol araç: Lazer tıpta geniş kullanma sahası bulmaktadır. En hassas ameliyatlar dahi lazer sayesinde kolaylıkla yapılabilmektedir. Lazer ışını insanı korkutan ufak ve düz bıçakların da yerini almaya başlamıştır. Yani Lazer ışını bıçak vazifesini görmekteÂdir.

Hücreleri inceleyen biyolojik araştırma için de lazer çok lüzumludur. Son derece ince lazer hüzmeleriyie kan hücreleri üzerindeki küçük urlar çıkartabilmekte, aynı samanda da hücreden bir parça koparıldığı zaman hücreÂnin nasıl tepki gösterdiğini gözlemek de lazer sayesinde mümkün olmaktadır. Gözün ayrılan ağ tabakalarının dağlanması ve gözün çeşitli tümörlerinin tedavisinde hastaya hiç acı vermeden "lazer Işınları" kullanılabilmektedir.

Lazer ile göz liflerini birleştirmek suretiyle, büyük ener-ili ışıklı huzmeyi düz çizgili huzmenin ulaşamıyacağı çeşitli dokuların üzerine götürmek de mümkün olmaktadır.

Lazer akupunktur tedavisinde de yardımcı olmaktadır. Lazer sayesinde akupunktur tedavisi gören hasta dayanılamayacak kadar fazla olan ağrıları duymaz. (Lucien Barnier'den Çevrilmiştir.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR