Sahabilerin yaptığını anlatmak gıybet olur mu?
Ümmü Kays’dan söz etmek gıybet olur mu? İlk Müslümanlardan ve ilk muhacirlerden olan Ümmü Kays b. Mihsan (İbnü’l-Esir, Üsdü’l-ğabe, V, 368.) Medine’ye hicret edince, onunla evlenmek amacını taşıyan bir sahabi de onun ardından Medine’ye gitmişti. Hicretinin gayesi Ümmü Kays olduğundan bundan böyle ona “Ümmü Kays’ın muhaciri” denilmişti. (Taberani, el-Mu’cemü’l-kebir, X, 103; İbn Hacer, Fethu’l-bari, , 10.) Böyle sahabiden bahsetmek gıybet olmuyor mu, ya da bu ifadeler gıybet değil mi?
Değerli kardeşimiz,
Maksat sahabeyi tahkir etmek olmadığı sürece bu gıybet sayılmaz. Hatta bundan daha ağır olanı Hadis alimlerinin “cerh-tadil” prensibi dahilinde birbirlerini eleştirmiş ve bu konu o zaman da tartışılmıştır. Ve büyük alimler bunun günah olmadığını, bunun bir ilim meselesi olduğunu ifade etmişlerdir.
Gıybetin tarifi nedir?
Peygamberimiz (asm) gıybeti şöyle tarif eder: “Gıybet, kardeşini hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.” (Müslim, Bir 70)
Ama bu tarif mutlak değildir. Alimler, bu tarifin hangi şartlarda geçerli olmadığını açıkça belirtmişlerdir.
Her olumsuz anlatım gıybet değildir
İslam alimleri, bazı durumda bir kimse hakkında hoşuna gitmeyecek bir şey söylemenin gıybet sayılmadığını ifade etmişlerdir. Bunlardan bazıları:
İlim ve öğretim amacı
Tarihî vakıayı nakletmek
İbret ve ders çıkarmak
Dinî bir hükmü açıklamak
Bir kavramı açıklamak için örnek vermek
Cerh–tadil (Hadis ravilerinin dinî ve ilmî yönden tenkidini konu edinen ilim dalı)
Bu ölçü İmam Nevevî, İmam Gazali ve diğer büyük âlimler tarafından açıkça zikredilmiştir.
Ümmü Kays hadisesi gıybet mi?
Hayır, gıybet değildir. Sebepleri şunlardır:
a) Maksat tahkir değil, ibrettir.
Bu olay Sahabeyi küçümsemek için değil, niyetin amele etkisini anlatmak için zikredilmiştir.
Nitekim bu vaka, şu meşhur hadisin sebeb-i vürûdu olarak anlatılır: “Ameller niyetlere göredir…” (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155)
Burada hedef o sahabiyi kötülemek değil, niyetin değerini öğretmektir.
b) O sahabi günahkâr ilan edilmemiştir
Kaynaklarda “Fâsık”, “ayıplı”, “ahlâksız” gibi bir ifade yoktur. Sadece niyetin dünyevî olduğu belirtilmiştir.
Dünyevî niyet günah değildir, ama sevap derecesini düşürür. Bu da ilmî bir tespittir, ahlâkî saldırı değil.
c) Sahabe hakkında tarihî bilgi vermek gıybete girmez
Sahabe hayatları tarih, siyer, hadis ilmi içinde olduğu gibi anlatılır. Eğer bu gıybet olsaydı siyer kitaplarının büyük kısmı yazılamazdı, Cerh–tadil ilmi tamamen haram olurdu.
Oysa sahabeyi sevmek, kusursuz görmek değil, adil ve ölçülü görmekle olur.
Cerh–tadil örneği meseleyi netleştirir
Hadis âlimleri ravi için “hafızası zayıf” “Yanılır” “İhtilat geçirdi” gibi ifadeler kullanmışlardır. Bu ifadeler o kişinin hoşuna gitmez, ama din korunması için zorunludur.
Bu yüzden alimler açıkça demiştir ki: “Bu, gıybet değil; dini muhafaza için yapılan bir ilim faaliyetidir.”
Ümmü Kays hadisesi de aynı çerçevededir.
Şu ölçüyü aklımızda tutalım:
Maksat ibret, ilim ve hakikati açıklamak ise gıybet değildir.
Maksat küçültmek, alay etmek, itibarsızlaştırmak ise gıybettir.
Bu olayda maksat ibrettir, kaynaklar sahih, üslup tahkir edici değil, sonuç dinî bir ders. Dolayısıyla gıybet değildir.
Netice
Sahabeden bahsetmek tek başına gıybet değildir.
Ümmü Kays hadisesi ilmi, tarihî, ibretlik bir nakildir. Sahabeye saygı, hakikati örtmek değil, hakikati edeple anlatmaktır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet