Peygamberimiz (asv)'in, ben her küçük abdest bozduğumda su ile temizlenmekle emrolunmadım, sözüne göre, küçük abdestten sonra su ile temizlenmek zorunda değil miyiz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hz. Âişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Resûlüllah (a.s.m.) küçük abdest bozdu. Arkasında su kabı ile ayakta bekleyen Hz. Ömer (ra) (suyu uzatınca), “Bu nedir yâ Ömer?” buyurdu. "Temizleneceğiniz sudur." dedi. Nebi (s.a.v) de cevaben, “Ben her bevledişimde su ile temizlenmekle emrolunmadım. Eğer böyle yapsaydım (ümmetime her abdest bozmadan sonra) su ile taharetlenmek sünnet olurdu.” buyurdu. (Ebu Davud, Taharet 22; İbn Mâce, tahâre 20; Ahmed b. Hanbel, VI, 95)

Hadis-i şerifte geçen, "Taharet yapacağın sudur.” sözündeki  "taharet” hem hadesten taharet (abdest), hem de su ile yapılan istincâ (necasetten taharet) manalarına gelirse de, bu kelime ile burada su ile yapılan istincâ (taharetlenmek) kast edildiği kanaatine varmışlardır. Yani "Ben, her abdest bozduktan sonra mutlaka su ile istincâ yapmakla emrolunmadım. Pislik, dışkılığı namaza mani olacak şekilde dağılmadıkça su olmaksızın sade taşlarla da taharetlenebilirim." demektir.

Küçük abdest bozunca mutlaka su ile taharetlenmek zorunlu değildir. Taş ve benzeri şeylerle istincâ etmek de mümkündür. İşte Peygamber Efendimiz  (asv) bu durumu ümmetine bildirmek için böyle yapmıştır. Eğer sürekli su ile istinca yapmış olsaydı, her zaman ve her yerde mutlaka su ile istinca yapmanın gerekli olduğu anlaşılabilirdi. Bu da ümmete bir kolaylık değil, aksine bir zorluk olurdu.

"Ben bu işi devamlı yaparsam sünnet olur." cümlesinde geçen "sünnet" lâfzı şu manalara gelebilir:

Uyulması farz olan yol. İmam-ı Nevevî' ye göre bu hadis-i şerifte geçen "sünnet" sözüyle kast edilen mânâ budur. Yani Hz. Peygamber (asv) "Ben bu tahareti devamlı yaparsam, bu sizin üzerinize farz olur. Halbuki yüce Allah kullarına bir güçlük yüklememiştir."(Hacc 22/78) "Bu sebeple ben bunu devamlı yapmıyorum." demek istemiştir.

Sünnet-i Müekkede: Hanefi ulemasından Bezlü'l-Mechûd yazarına göre bu hadis-i şerifte geçen "sünnet" kelimesiyle kast edilen mana budur. Nitekim ulema necaset eseri namaza engel olacak miktara ulaşmadıkça istincanın müstehab (sünnet-i gayr-i müekkede) olduğunda ittifak etmişlerdir.

Sünnet, aslında yol manasına ise de şeriatta "Allah Resulü (asv)'ın, Kur'an-ı Kerim'de olmayan emirleri, yasakları ve teşvikleri anlamına gelir. Bazen sünnetle müstehab kast edilir. Bazen da farz veya vacib olmadığı halde Peygamberimiz (a.s.m.)'in çoğu kez yaptığı ve bizlere tavsiye ettiği işler manasına gelmektedir.

"Ben bu işi devamlı yaparsam sünnet olur." sözü "Ben bir kere böyle su ile taharetlenecek olursam bir daha devamlı su ile taharetlenmem gerekir" anlamına gelebilir. Çünkü Resul-i Ekrem (a.s.m.) bir işi bir kere yapınca artık ona devam ederdi. Münâvî ise, bu görüşe itiraz ederek, "Buradaki taharetten maksat abdesttir" demiştir.

Bazı Hükümler

 1. Tuvalet ihtiyacını gideren kimseye, ihtiyacını vermek için avret mahallini görmeyecek şekilde yaklaşmak caizdir.

2. Fazilet sahibi kimselere hizmet etmek caizdir. Hizmet eden kişi kâmil bir kişi de olsa, bu onun kemâline zarar vermez.

3. Hadis-i şerif su bulunsa bile sadece taşla taharetlenmenin kâfi geleceğine bir delildir. (Ancak burada pisliğin namaza engel olacak miktara ulaşmaması gerekir.)

4. Peygamberimiz (a.s.m.)'in sözlerine uymaya itina gösterildiği gibi, fiillerine de uymaya dikkat edilmelidir.

5. Peygamber Efendimiz (asv)'in yaptığı bir işin hükmü kendisi için ne ise, bizim için de odur. Meselâ o iş kendisi için farz ise, bizim için de farz, kendisi için sünnetse, bizim için de sünnet, kendisi için haramsa, bizim için de haramdır. Ancak kendisine has bir fiil olduğuna delil bulunursa, o zaman onun hükmü yalnız kendisini ilgilendirir. Gece farz olarak namaz kılmak, zekât almamak gibi. Bu özel haller "Hasâis" isimli kitaplarda toplanmıştır.

6. Makamı ne kadar yüksek olursa olsun Hz. Peygamber (asv) de kulluk görevi ile mükelleftir.

7. Aksine bir delil bulunmadıkça Hz. Peygamber (asv)'in fiillerine uymak gerekir.

8. Hükmü farz olmasa bile onun sünnetine uymakla memuruz.

9. Başka anlama geldiğini gösteren bir açıklama olmadıkça, mutlak emir farz ifade eder.

10. Hz. Peygamber (asv), ümmetine kolaylık olsun diye, daha iyi olanı bazen terk ederdi.

11. İslâm dinindeki emirlerin temelinde kolaylık vardır. (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 1/ 81-83; Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 1/520-521)

İlave bilgi için tıklayınız:

Hanefi Mezhebine göre, bir dirhem/el ayası kadar olan necasetin namaza engel olmadığı görüşü hangi hadis rivayetine dayanmaktadır? Hadiste, el ayası tabiri geçmiyor mu?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR