Nutfe ile Embriyoloji aynı şey mi?
Değerli kardeşimiz,
THE MISTRANSLATION OF THE WORD NUTFE IN QUR’ANIC VERSUS IN TURKISH LANGUAGE
Res. Suna ALLAHVERDİ
Abstract
The phrase "nutfa" نطفة , take 12 places in the Holy Qur`an, is given meaning as the male reproductive cell "sperm" or "semen" consisting of millions of sperm in Turkish. The meaning of "nutfe" in Turkish is not the same meaning neither in the Qur`an nor in embryology. This leads to a distorted sense of meaning in verses. For this reason, it seems like there is a contradiction with the embryologically discovered information.
نطفة من (nutfa), is found in the verse (80: 19) فقدَره خلقه نطفة من "I created him from a sperm and gave him a shape" (1) and is given the meaning of "sperm" in Turkish. In the Qur`an, however, in comparison to other verses (76: 2), where "نطفة" and "nutfa" are mentioned, we see that there is a special concept in itself, which is not semen or sperm.
This is because man first starts to be created as a zygote, i.e., fertilized egg. According to embryology, fertilizing a 23-chromosomed female egg with a 23-chromosomed male reproductive cell, sperm, in a 46-chromosomed fertilized egg (zygote), which is described with the expression of the Qur`an as "nutfa".
In this study, we aim to show that the provision in purview and explanation in the Turkish versions of verses included to "nutfa" mentioned in 11 surahs in the Qur`an is fertilized egg (zygote), not sperm or semen. We use the document analysis method, which is one of the tools of qualitative research methods.
Key Words: Nutfe, Zygote, Semen, Embryology
KUR'AN-I KERİM DE BAHSİ GEÇEN NUTFE KELİMESİNİN TÜRKCE MEAL VE TEFSİRLERİNİN EMBRİYOLOJİ İLE ÇELİŞKİSİ ÜZERİNE İNCELEME
Araştırmacı Suna ALLAHVERDİ
Özet
Kuran ı kerim de 12 yerde geçen “nutfe” ُنْطَفٍة kelimesine Türkçe karşılık olarak, erkek üreme hücresi olan “sperm” veya milyonlarca spermden oluşan meni manası verilmiş. “Nutfe” kelimesinin Türkçe karşılığının; Kur’an da ve Embriyolojide aynı manayı ifade etmediklerini ve ayetlerde anlam bozukluklarına yol açtığını, bu sebeple sanki embriyolojik olarak keşfedilen bilgiler ile çelişkisi varmış gibi bir durum meydana gelmiştir.
Kur’an da; (80: 19) ُه َفَقَّدَر َخَلَقُه ُنْطَفٍٍۜة ِمْن “Bir spermden yarattı da ona şekil verdi”(1) ayetin de geçen ِمْن ُنْطَفٍٍۜة (nutfe) kelimesine “sperm” diye Türkçe meal verilmiş. Halbuki “ُنْطَفٍٍۜة” “nutfe” kelimesinin geçtiği diğer ayetler ile karşılaştırıldığında (76:2) meni ve sperm olmadığını, başlı başına özel bir kavram olduğunu görmekteyiz. Çünkü insan ilk yaratılmaya zigot yani döllenmiş olan yumurta ile başlar. Embriyolojiye göre insan; erkek üreme hücresi olan (23 kromozomlu) spermin, (23 kromozomlu) dişi yumurtası ile fertilizasyonu (birleşmesi) sonucunda 46 kromozomlu döllenmiş yumurta (zigot) yani Kur’an ın ifadesiyle “nutfe” oluşur.
Kur’an-ı Kerimin 11 suresinde geçen “nutfe” ile ilgili ayetlerin Türkçe meâl ve tefsirlerde ki karşılığının sperm veya meni değilde, döllenmiş yumurta (zigot) olduğunu göstermeyi hedefleyen bu çalışmada nitel araştırma yönteminin araçlarından biri olan doküman analizi metodu kullanılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Nutfe, Zigot, Meni, Embriyoloji
GİRİŞ
Yaratılış veya varoluş, Allah Teâla’nın muhteşem sanatının nakışları olup, Büyük Patlama ile başlayan ve tesadüfler ile oluşması imkansızın imkansızı olan Evren denilen muazzam büyüklükte ki muhteşem işleyişin, planlanmış düzenin, her an varlık ile yokluk arasında meydana geldiği, Allah’ın kudret kelemiyle yazmış olduğu muntazam yazılarının kalem uçları olan zerrelerinin, milyonlarca ihtimaller arasından sevk edilerek işlettirildiği hareketlerdir.
Bilim de; bu kusursuz olarak yaratılmış ve yaratılmakta olan kâinatta ki tüm varlıkların; madde âlemin de ki var olma seyirlerini ve bu harika düzendeki hatasız, belli bir amaca yönelik olarak işleyen hareketlerini bilimsel yöntem basamaklarını kullanarak araştırıp, keşfederek algılamamızı sağlayan, insanların akıl birlikteliklerinden meydana gelmiş ve yeni bilgiler ile sürekli olarak yenilenmekte olan araştırmalardır. Gerçek manada bilimin vazifesi; tümevarım yöntemi ile kâinatta ki eserlerden, müessire ulaştırarak, Sâni’yi tanıttırmaktır. Dolayısıyla yaratılmış olanların tek sahibi ve yaratıcısı Allah Teâla’nın son olarak tüm insanlığa hitaben gönderdiği ve kainatın fihristesi hükmünde olan Kur’an ı Kerim’in ayetlerindeki bilgiler ile kainatı keşfeden bilim arasında bir çelişki yoktur.
Kur’an-ı Azîmüşşan bütün zamanlarda gelip geçen nev’-i beşerin tabakalarına, milletlerine ve fertlerine hitaben Arş-ı A’ladan îrad edilen ilahi ve şümullü bir nutuk ve umumî, Rabbani bir hitabe olduğu gibi; bilinmesi bir ferdin veya küçük bir cemaatin iktidarından hariç olan ve bilhassa bu zamanda, dünya maddiyatına ait pek çok fenleri ve ilimleri câmi’dir… Binaenaleyh Kur’anın ince manalarının ve tefsirlerde dağınık surette bulunan mehasininin ve zamanın tecrübesiyle fennin keşfi sayesinde tecelli eden hakikatlarının tesbitiyle, her biri birkaç fende mütehassıs olmak üzere muhakkikîn-i ulemadan yüksek bir heyetin tedkikatıyla bir tefsirin yapılması lâzımdır… (Said Nursi; 1999)
Evet Kur’an-ın asrımıza bakan ayetlerinin hakikatlerini anlamak için farklı alanlarda araştırmacı olan ilim sahipleri ile birlikte, ayetler tetkik edilip yeni bir tefsirinin yazılması gerekmektedir. Çünkü Kur’an evrensel olduğundan ve umum asırlara hitap ettiğinden, bazı ayetlerde ki kavramlar ancak bilimsel yeni keşifler ile anlaşılabilmektedir. Mesela; insanın yaratılış aşamaları ile ilgili olan ayet meallerini incelediğimizde, mealler ile bilimsel yeni keşifler arasında çelişkiler olduğu görülmektedir. Fakat zaman ilerledikçe bilimsel yeni keşifler ile yeni yeni anlamları kavranan yaratılış ile ilgili ayetlerin Arapça olan metinlerine baktığımız da araştırmaların ayetleri doğruladığı ve hiçbir çelişkinin olmadığı görülmüştür. Dolayısı ile ayetlerin mealleri ile bilimsel araştırmalar arasında ki çelişkili gibi görünen durumun müfessirlerin konu hakkında ki yeni keşiflerden habersiz olmalarından kaynaklanmaktadır.
Madem Kur’an kelamullahtır; umum asırlar üzerinde ve arkasında oturan muhtelif tabaka tabaka olarak dizilmiş bütün nev’-i beşere hitap ediyor, ders veriyor. Hem bu kâinat bu Hâlık-ı Zülcelal’inin kelâmı olarak rububiyetin en yüksek mertebesinden çıkıp, bu binler muhtelif tabaka muhataplarla konuşuyor, umumun bütün suallerine ve ihtiyaçlarına cevap veriyor; elbette manaları küll ve umumidir. Beşer kelâmı gibi mahsus bir zamana, muayyen bir taifeye ve cüz’î bir manaya inhisar etmiyor. Bütün cin ve insin binler muhtelif tabakada olan efkâr ve ukûl ve kulûb ve ervahının her birisine lâyık gıdaları veriyor, dağıtıyor.” (Said Nursi;1999)
Âlem-i insaniyette, zaman-ı Âdem’den şimdiye kadar iki cereyan-ı azim, iki silsele-i efkâr her tarafta ve her tabaka-i insaniye de dal budak salmış, iki şecere-i azîme hükmünde… Biri, silsile-i nübüvvet ve diyanet; diğeri, silsele-i felsefe ve hikmet, gelmiş gidiyor. Her ne vakit o silsile imtizaç ve ittihat etmiş ise, yani silsile-i felsefe, silsile-i diyanete dehalet edip itaat ederek hizmet etmişse; âlem-i insaniyet parlak bir surette bir saadet, bir hayat-ı içtimaiye geçirmiştir. Ne vakit ayrı gitmişler ise, bütün hayır ve nur, silsile-i nübüvvet ve diyanet etrafına toplanmış ve şerler ve dalaletler, felsefe silsilesinin etrafına cem’ olmuştur. Şimdi şu iki silsilenin menşe’lerini, esaslarını bulmalıyız. İşte diyanet silsilesine itaat etmeyen silsile-i felsefe ki, bir şecere-i zakkum suretini alıp, şirk ve dalalet zulümatını etrafına dağıtır. Hatta kuvveyi-i akliye dalında; Dehriyyun, Maddiyyun, Tabiiyyun meyvelerini, beşer aklının eline vermiş…” (Said Nursi;2002)
Kur’an-ı Kerim de geçen fakat yakın yüz yıllarda ancak yeni yeni keşfedilmeye başlayan embriyolojik gelişmelerin, keşiflerin asırlar önce ayetlerde açıkça bildirilmesi O’nun mucize olduğuna en büyük delillerdir. Fakat bu keşiflerden önce ki bilgilere göre yapılan tefsirlerin ve meallerin bilimin keşifleri ile ters düşmesi ise müfessirlerin henüz bu bilgilere ulaşamamış olunmasından dolayıdır. 19. yüz yıldan önceki tefsirlerin değil de, embriyolojik keşiflerden sonra ki yıllarda yazılan tefsir ve mealler ile bilim arasında çelişkili görülen durumların hala devam etmesi ise müfessirlerin artık bilimsel yönden eksik kalmalarından dolayı eski bilimsel bilgiler ile ayetleri yorumlamalarından kaynaklanmaktadır. İşte bu makalemizde ele aldığımız konu da ayetlerin başka dillerde ki çevirileri ve tefsirleri ile bilim arasında çelişkisi varmış gibi görünen; Kur’an da 12 ayette geçen; Türkçe ve birçok dillerde ki meallerinde genel itibariyle çevirisi yanlış yapılmış olan “nutfe” kavramıdır. Öncelikle nutfe kavramının ne manaya geldiğini daha sonrasında da nutfe nin geçtiği ayetlere verilen mealler ile embriyoloji arasında çelişki varmış gibi görünen durumun aslında başka dillere çevirilerinden kaynaklandığını açıklamaya çalışacağız.
- EMBRİYOLOJİYE GÖRE NUTFE NE DEMEKTİR?
Bilim adamları, yüz yıllar boyu insanın ilk yaratılışının; Aristo dan itibaren babadan anneye atılan sperm ile geçtiği bilgisine sahiptiler. Din adamları da bu bilimsel kaynaklardan edindiği bilgilerden etkilenmiş olmalıdırlar ki, insanın ilk yaratılışı ile ilgili olan ayetlerde geçen ilk başlangıç olarak bildirilen “nutfe” kavramının babadan geldiğini düşündüklerinden, nutfe kavramını “sperm veya meni” şeklinde tefsir etmişler. Fakat mikroskobun embriyoloji alanında kullanılmaya başlanması (1827) ile yapılan araştırmalarda nutfenin; insanın yaratılmasın daki embriyolojik basamaklarda özel bir kavram olduğu keşfedildi. Ve bilim bu tarihten sonra döllenme de dişi yumurtasının zigot oluşumunda etkisini keşfetmiş oldu. . Fakat günümüz tefsirleri incelendiğinde bilimin keşfettiği bu bilgi yer almamakta ve hala eski bilgiler ile tefsir edildiği görülmektedir
Nutfe; embriyolojik olarak zigot yani döllenmiş yumurta demektir ve oluşması için erkek ve dişi üreme hücrelerinin birleşmesi gerekmektedir. Nutfe (=zigot) embriyolojik olarak; Fallop tüplerinin ampullasında ovulasyondan (yumurtlamadan) sonra atılmış olan (23 kromozomlu haploid) yumurtanın (23 kromozomlu haploid ) sperm ile fizyonuyla (karışımıyla), (46 kromozomlu diploid) hücre oluşturmasıdır. Uterusa doğru hareket eden spermler tüplerde yumurta hücreleriyle karşılaştığında fertilizasyon (karışma) gerçekleşir. Ve bu birleşme günümüz şartlarında dişi yumurtalıklardan alınan yumurta ile erkek den alınan spermin, anne karnı dışında özel ortamlarda birleştirilerek zigot yani nutfe oluşumu sağlanabilmektedir. Fertilizasyonda temel amaçlardan biri; vucut hücreleri için tipik olan diploid (46) kromozom sayısını oluşturmaktır. Döllenme:aynı zamanda anne ve babanın hücrelerinden karıştırılarak, benzersiz bir genumu olan, yeni bir hücre oluşumuyla sonuçlanır.
Yani erkek ve dişi üreme hücrelerinin fertilizasyon yani birleşmesiyle, genetik materyallerin çaprazlanıp karışması suretiyle oluşan 46 kromozoma sahip “döllenmiş hücreye” veya “döllenmiş yumurtaya”; Nutfe (Zigot) denir. Bundan dolayı nutfe ne sperm, ne de meni değildir.
- .1. EMBRİYOLOJİYE GÖRE NUTFENİN SADECE SPERM OLAMAYACAĞI SEBEPLER
Embriyoloji de nutfenin oluşumun da önemli nokta; erkek spermi ve dişi yumurtasının birleşmesi yani fertilizasyonun gerçekleşmesi gerekmektedir. İki cinsiyetin üreme hücreleri tek başlarına nutfeyi oluşturamazlar. Nutfe oluşumu için olmazsa olmaz şartları vardır ve bu gerekli olan şartlatı sırasıyla açıklayacağız.
- 1.1 Sperm sayısı
Döllenme olması için; dişi yumurta fallop tüpünde ilerlerken spermlerin de tüplere kadar gelmesi gerekmektedir. Yumurtayı dölleyecek olan spermin güvenli biçimde yumurtaya ulaşabilmesi ve fertilizasyonu için belli miktarda sayıya sahip olması gerekmektedir.
Bir ovumun (yumurta) döllenme olasılığını arttırmak için, semen örneğindeki spermatozoların konsantrasyonun 20 milyon/ml’den daha yüksek olması (yani ejekulatta toplam 40 milyondan daha fazla spermatozoon olması) zorunludur.Çünkü zaten örnekteki örnekteki spermatozoaların bir kısmının ya hareketsiz ya da defektli ((hasarlı, kusurlu) olmasından dolayı döllenme yeteneğinde olmama ihtimali oldukça yüksektir. Bununla birlikte spermatozoaların %70 kadarı anormal morfolojiye sahip olabilir fakat bu orandan fazlası fertilizeyi tehlikeye sokar. Semenin pH (normalde 7.2-8.0 arasıdır) değeride önemlidir. Seminal veziküler ve bulbouretral bezlerden salgılanan sıvının katkıda bulunduğu semenin zayıf alkali yapısı, daha çok spermatozoonun bırakıldığı yerde canlı kalmasını garanti altına alır ve dişi üreme sisteminin zayıf asidik ortamını nötralize etmeye hizmet eder. (Aktümsek, Abdurrahman)
- 1.2. Zaman
Spermin sayısının yanı sıra fertilizasyonda zaman da çok önemlidir. Spermatozoalar hem sayı bakımından çok önemli kriterlere sahip olmalı hem zamanla yarışmalıdırlar. Ve binlerce rakip arasından sadece bir tanesi yumurtaya girmeyi başarmalıdır.
Fertilizasyon ovulasyondan 12 ile 24 saat kadar bir sürede gerçekleşir. Çünkü yumurta yalnızca bir gün kadar canlı kalabilir. Spermin canlılık süresi iki-üç güne kadar çıkabilir. Döllenmenin gerçekleşmesi için yumurtanın salındığı ve canlı kalabildiği süre içerisinde spermin yumurtaya ulaşmış olması gerekir. Aksi takdirde döllenme mümkün değildir. (Aktümsek, Abdurrahman)
- 1.3. Eşey Kromozomu
Zigotun oluşumunda bir başka etken daha bulunmaktadır ki; bu da erkek üreme hücresinde ki cinsiyet özelliğinin belirlenmesinde etkin rol oynayan eşey kromozomudur.
Ovumun sahip olduğu 23 kromozomun 22’si vücut özelliklerinin belirlendiği otozom; bir tanesi ile cinsiyet özelliğinin belirlendiği X eşey kromozomu, gonozomdur. Spermlerde eşey kromozomu kiminde X, kiminde Y’dir. Şayet ovuma giren sperm X kromozomuna sahipse XX zigotun gelişmesiyle kız çocuğu, şayet sperm Y kromozouna sahipse XY zigotun gelişmesiyle erkek çocoğu oluşur. (Aktümsek , Abdurrahman)
Yukarıda belirttiğimiz şartlar sağlandığında ancak insan oluşmaya başlar. Demek ki insan yaratılışı için erkek ve dişi üreme hücrelerinin ikisinin de olması ve her ikisinin de birleşmesi gerekmektedir. Çünkü üreme hücreleri mayoz bölünme geçirdiklerinden, her biri 23 kromozoma sahiptirler ve ancak birleşerek insan için gerekli 46 kromozomu oluştururlar.
2. KUR’AN-I KERİMİN AYETLERİNDE GEÇEN “NUTFE” KAVRAMI
Kur’an-ı Kerim de canlıların yaratılışı konusu ile ilgili ayetlerde birden fazla kavramlar geçmektedir. Bu kavramları, ayetlerin meallerini incelediğimiz de Arapça olan metni ile mealler arasında çelişkili bir durumun olduğunu gözlemledik. Halbuki ayetlerde geçen yaratılış aşamalarında ki sıralanan kavramların, canlıların yaratılmaya başlama evrelerini inceleyen Embriyoloji dalı altında yapılan keşifler ile ancak yakın yüzyıllarda anlaşılmaya başlanmıştır ve hiçbir şekilde çelişkili durum da bulunmamaktadır..
Bu aşamaları ilki olan ve insanın yaratılmaya başladığı ilk safha olan, Kur’an da nutfe, embriyo biliminde ise zigot olarak isimlendirilen kavramın Arapça dan başka dillere yapılan çevirilerinde özellikle Türkçe çevirisinde yanlış olan manaların verildiği görülmüştür. Mesela;
|
ARAPÇA |
DİĞER DİLLER |
ÇEVİRİ |
|
Nutfe |
Almanca |
spermien |
|
Nutfe |
Fransızca |
spermes ‘a |
|
Nutfe |
İspanyolca |
espermatozoides a |
|
Nutfe |
İngilizce |
sperms to |
|
Nutfe |
İtalyanca |
spermatozoi per |
|
Nutfe |
Türkçe |
Sperm veya meni |
Nutfe özeş bir kavram olup, sperm veya binlerce spermin birlikteliğine söylenen meni olarak çevirisi yapılması yanlıştır. Kur’an ayetlerin de geçen nutfe kavramına sperm denilmesinden dolayı embriyolojik olarak insanın oluşum aşamalarının sıralandığı ayetler de geçen kavramların başka dillere çevirilerinde ki hatalardan kaynaklı Arapça metin ile mealleri ve bilim arasında çelişkilerin ortaya çıktığı gözlenmiştir.
Kur’an-ı Kerim de embriyolojik olarak insanın yaratılış aşamaları açık ve net şekilde sıralanmakta olmasına rağmen, fen bilimlerinin yaratılış hakkında ki araştırmaları ile bu kavramları ancak yakın yüzyıllarda ne ifade ettikleri anlaşılmaya başlanmıştır.
İşte yaratılış aşamalardan olan ve insanın yaratılışın başlangıcı olarak bilinen “zigot” yani “döllenmiş yumurta”nın Kur’an da ki karşılığının Nutfe olduğu bildirilen, Hacc suresinin (22:5) ayetini incelediğimiz de daha iyi anlaşılacaktır şöyle ki;
Bismillahirrahmanirrahim
يََٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ
“Ey insanlar! Öldükten sonra dirileceğinizden kuşku duyuyorsanız şunu unutmayı ki,
- “biz sizi topraktan,” مِنْ تُرَابٍ
- “sonra Nutfe den,” مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ
- “sonra alakadan,” ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ
ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِ نَ لَكُمْ
4) “sonra belli belirsiz et parçasından yarattık ki size (kudretimizi) açıkça gösterelim,”(6)
Yukarıda görüldüğü gibi embriyolojik olarak, embriyonun yaratılış aşamaları ile bunlara karşılık gelen Kur’an da ki kavramları eşleştirdiğimiz de;
|
Embriyolojiye göre mbriyonun oluşum aşamaları |
Kur’an a göre embriyonun oluşum aşamaları |
|
GAMETOGENEZ |
TOPRAKTAN |
|
FERTİLİZASYON( Döllenme) |
NUTFE |
|
YARIKLAMA |
ÂLAKA |
|
GASTROLASYON |
MUDGA |
|
ORGANOGENEZ |
Rahimlerde Organların Oluşması |
Birebir ayetlerde ki kavramlar ile bilimsel bilgilerin eşleştiği görülmektedir. Fakat ayetin meal ve tefsirlerini incelediğimiz de çoğunluğun nutfe kavramına embriyoloji de ki birinci aşama olan Gametogenez ile eşleştirilmesinden dolayı ayet meallerinin genelinde mana karmaşalıkları meydana geldiğini gözlenmiştir. “min nutfetin” ُنْطَفة ِمْن ُثَّم nutfeden; yarattık ifadesi 12 ayette geçmektedir. Nutfe kavramının geçtiği ayetleri incelediğimizde çok çeşitli fakat yanlış olan karşılıklar verildiğini göstermek istiyoruz.
- İlk olarak ele alacağımız ayet meali Yasin suresi 77. Ayet;
اَوَلَمْ يَرَ الِْانْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪ي م مُب۪ي ن ﴿٧٧﴾
“İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi?” (7)
Sırayla nutfe kavramı için hangi meallerin verildiğini bazı tefsirlere bakarak görelim;
|
TEFSİRLERİN ADLARI |
VERDİKLERİ MEALLER |
|
Diyanet Kur’an Yolu |
“nutfe” . Fakat başka ayetlerde; sperm veya meni karşılıkları verilmiş. |
|
Ahmet Hulusi |
“bir spermden” |
|
Bayraktar Bayraklı |
“ nutfeden/meni ve yumurtadan” |
|
Elmalı Hamdi Yazır |
“bir damla sudan” |
|
Fizil_al il Kuran |
“nutfeden (sperm)” |
|
Hayrat Neşriyat |
“nutfeden (hakir bir damla sudan süzülmüş hulasadan) |
|
Mustafa İslamoğlu |
“bir damlacık hayat suyundan” |
|
Seyit Kutup |
“bir nutfeden (sperm)” |
|
Yusuf Ali (İngilizce) |
“sperm” |
Şeklinde karşılıkların, meal olarak vermişler.
Fakat, nutfenin nutfe, zigot veya döllenmiş yumurta olarak birebir çevrilmesi gerekmektedir. Ve şunu da belirtelim ki nutfe kavramını gerçek mana da kullanan, araştırdığımız tefsirler içerisinde yalnızca birinde bulabildik. Bediüzzaman Said Nursi Risale-i Nur Külliyatında bu ayeti tefsir ederken nutfe kelimesini birebir tercüme ederek, nutfe nin özel kavram olduğunu anlatmaktadır.
“… Der ki: nutfeden alakaya, alakadan mudgaya, mudgadan tâ xilkat-i insaniyeye kadar olan neş’etinizi görüyorsunuz….” (Said Nursi; 1999)
Başka bir yerde de insanın yaratılışını yani embriyolojik oluşum aşamalarını şu şekilde tefsir etmektedir;
“…İnsaının cesedini teşkil eden zerreler, âlemin zerratı içinde camid, dağınık bir şekilde iken, bakarsın ki; mahsus bir kanun ile, muayyen bir nizam ile intizam altına alınarak âlem-i anasıra gönderilir. Âlem-i anasırda sâkit, sakin, gizli bir vaziyette iken, birdenbire kafile kafile, muayyen bir düstur ile, yevmi bir intizam ile, bir kasd ve hikmet altında âlem-i mevalide intikal eder. Âlem-i mevalidde de, süküt içinde iken birdenbire acib, garip bir tarz ile nutfeye inkılab eder. Sonra müteselsil inkılablar ile alaka olur, sonra mudga olur, sonra et, kemik olur ” (Said Nursi; 1999)
2) Abese suresi 80: 19. Ayetinde ise insanın nutfeden yaratıldığını ve genetik olarak, oluşacak canlının karakterlerinin nutfe oluşumu sırasında yazıldığını, yaratıldığını yani kalıtım dan haber vermesi de yine evrensel bir ayet olarak Kur’an-ın mucize yönünü ıspatlamaktadır.
”مِنْ نُطْفَةٍَۜ خَلَقَهُ فَقَدرَََّ هُ “
"Az bir sudan (meniden) Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi." (10)
Nutfe (zigot) oluşmasıyla, insanın, belirlenmiş bir ölçüde ve tayin edilimiş bir kararda, planlanmış şekilde var edildiği bildirilmiştir. Bu ayette geçen planın ve belirlenmiş olan ölçünün anne ve babadan gelen genlerin karışım ile karakterlerinin evlatlarına aktarıldığı ve bedeninin biçimlendirildiğini öğrenmekteyiz. Ve bilimin yine döllenme de kalıtımın etkisini 19. Yüzyılda keşfetmesi ile bu ayetin gelecekte ki keşiflerden bahsetmesi yine Kur’an-ın evrensel olduğunun mucizelerindendir
Embriyonun spermden başladığını savunanlardan biri olan Jean Astruc 1765’te kalıtımın tek açıklama olduğunu söyleyerek; hiç kimsenin yapamadığı, sperm ile birleşen bir yumurta hücresinin olduğu şeklinde ki özel bir tarif ile bu problemi çözmüş oldu. (11)
Anneden yarısı ve babadan yarısı gelecek olan karakterlerin fertilizasyon ile birleşip kromozomlarının çaprazlanması ile milyonlarca ihtimale sahip olacak olan nutfenin biyolojik tür bazında insanlara benzemesi; Allah teâla hazretlerinin embriyo r üzerinde ki Vahdaniyyetini yani birliğinin mührünü ve bu çaprazlama sonucunca anne babanın karakterlerinin çaprazlanmasından meydana gelmiş özel ve benzersiz insan olması yani diğer insan fertleri arasında benzersiz olması ise Allah Teâla’nın o ferd üzerindeki Ehadiyet mührünü yani eşsiz ve benzersiz olarak yaratılmış olmasının en büyük delillerindendir. Bu da Allah teâla’ çok büyük ve muazzam olan kudretini göstermektedir.
Ayetin diğer müfessirlerin yazmış olduğu meallerinde yine nutfe için “az bir sudan”, “spermden” veya “meniden” karşılıklarının verildiği görülmüştür.
3) Nutfenin erkek üreme hücresi olan sperm ile başlamadığına ve nutfenin rahimlerde yaratılmaya başlandığına en büyük delil olan ayet ise Mü’minun ( 23: 13) de geçen ;
ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍٍۖ ﴿١٣﴾
“sonra onu sağlam bir korunakta nutfe haline getiriyoruz”
Bu ayet ile nutfenin rahimde oluşmaya başladığı bildirilmektedir. Ayetten önce gelen ki 12. Ayette;
وَلَقَدَْ خَلَقْنَا الِْانْسَانَ مِنْ سُلَلََةٍ مِنْ ط۪ينٍَۚ ﴿١٢﴾
“Gerçek şu ki biz insanı çamurdan alınmış bir özden yaratıyoruz” (12)
Bahsi geçen çamurdan alınan öz (Yüce Allah en doğrusunu bilir) ile anne ve babanın bedenlerine giren elementlerden süzülerek oluşan üreme hücreleri ve ardından gelen on üçüncü ayette de bu iki üreme hücresinin birleştiği ve zigotun gelişmeye başladığı yer olan korunaklı rahimden bahsetmektedir. Yani nutfe rahimde oluşmaya başladığından, erkek bedeninde oluşan sperm meal olarak verilemez. Sperm erkek üreme hücresi olup erkek üreme organlarında (testislerde) yaratılmaktadır. Evet tek başına sperm insan oluşması için yeterli değildir. On dördüncü ayette ise embriyolojik olarak insanın oluşum aşamaları sıralanmaktadır. On üçüncü Ayet mealinde de müfessirlerin bazıları çelişkili mealler vermiş olup daha öncesinde nutfeyi sperm veya meni olarak çevirenlerin bu ayette farklı ifadeler kullandıkları gözlenmiştir şöyle birkaç tanesini inceleyelim;
Elmalılı Hamdi Yazır (1878- 19429) tefsirinde;
“Sonra onu emin ve sağlam bir karargâhta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.” Mealini verirken tefsirin de şöyle açıklamada bulunmuştur;
“… Buradan anlaşılıyor ki, Kur’an da nutfe yalnız meninin ismi değil, daha çok meninin içindeki tohumun ismidir…” (13)
Mustafa İslamoğlu; “Epey sonra onu, karar kılacağı (rahimde) yer tutan bir hayat tohumu kıldık.”
Nahl suresinde “bir damlacık atık sudan” şeklinde nutfeye meal veren İslamoğlu bu kez nutfe için “hayat tohumu” olarak meal vermiştir.
Ebul A’la El Mevdudi (1903-1979) nin tefsirin de ise; “Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerinde yerleştirdik.” Mealini verip tefsirin de ise “… İnsanın kökeni, anne rahminde çeşitli değişiklikler geçiren bir damla meniden ibarettir…” şeklinde yorumlamıştır. (14)
Bayraktar Bayraklı ise; Nutfe için “erlik suyundan” diye meal verirken bu 13. Ayet için ise şöyle meal vermiştir;“sonra onu döl suyu damlası halinde sağlam bir yere yerleştirdik.” Diye bu kez nutfeye “döl suyu damlası” şeklinde zikretmiştir.
4) Nutfe’nin karışımdan meydana geldiğine ve birleşme ile oluştuğuna açıkça işaret eden, İnsan Suresi 76: 2. ayette ;
”اِنَّا خَلَقْنَا الِْانْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَا جٍ “
“Hakikatte biz insanı katışık bir nutfeden yarattık…”(15)
Ayet-i kerime de bahsi geçen katışıklığın, nutfenin bir değilde bir den fazla etkenden meydana geldiğinin açık delilidir. Ve bu karışım için gerekli dişi üreme hücresinin de nutfe nin yaratılması için gerekli olduğunun en büyük delilidir.
Ayrıca işin ilginç yanı 19. Yüz yıla kadar da tüm insanlık embriyo oluşumunda dişi yumurtasının varlığından bi haberdi. Taki dişi yumurtasının da döllenmede etkin hatta en etkin rol sahibi olduğunu keşfedene kadar. Ve bilim bu hakikati 1826 yılında Karl Ernst von Baer (1792-1876) isimli bilim adamının araştırmaları sonucunda, daha önceleri parazitler olduğuna inanılan seminal sıvıda “hayvancules” olarak adlandırılan “spermatozoa” terimini, ardından da yüz yılarca araştırılan yumurtalıkta ki dişi yumurtasını (oosit) keşfetmesiyle ögrendi.(16)
Bu ezber bozan keşif, embriyo biliminde yeni bir çığır açmış oldu. Dişi yumurtasının keşfine kadar tüm bilim ve din camiasında ki araştırmacılar insanın yaratılış başlangıcının erkek den kadına aktarılan spermler sayesinde meydana geldiğine inanıyordu. Ve hatta bazı bilim adamları bu keşfe kadar spermlerin içinde minyatür insancıklar gördüğünü dahi iddia etmişti.
Fakat bu ayet ile Yüce Allah zigotun karışımdan meydana geldiğini asırlar öncesinden haber vermesiyle mucize yönü bir kez daha görülmüş oldu.
Bu ayetin meallerinde müfessirlerin genel itibariyle vermiş oldukları meallerde birliktelik olduğu
görülmüştür. Yani “erkeğin ve kadının döl sularının birleşmesiyle” şeklinde ٍج َاْمَشا (karışım) dan
meydana geldiğini fakat nutfe kelimesine yine Nahl suresin deki çelişkili meali verdikleri gözlemlenmiştir. Yani nutfenin karışımdan oluştuğunu fakat bu karışımın da erkek üreme hücresi olduğu şeklinde çok çelişkili yanlış çeviri yaptıkları gözlenmiştir.
5) Necm suresi (53: 45, 46) da nutfe kavramı şu şekilde geçmektedir;
Bismillahirrahmanirrahim
(45) وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوِّْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالُْانْٰث ى
(46) مِنْ نُطْفَةٍ اِذَا تُمْٰنىٍۖ
“Rahime atıldığı zaman nutfeden (embriyo) erkeğiyle dişisiyle iki cinsi yaratan da O’dur”. (17)
Ayetlerde nutfenin rahme doğru ilerlediğini ve meydana gelecek olan insanın cinsiyetinin de ana rahmine yerleştikten sonra ki aşamada gerçekleştiğini bildirmektedir. Embriyolojinin keşiflerinde dişi yumurta hücresi ovaryumlarda oluştuktan sonra yumurtalık yolunda rahme doğru hareket eder, bir nevi atılır. Yumurtanın rahme ilerleme serüveninde eğer fetüs oluşacak ise yumurta ile sperm birleşir. Bilim adamları cinsiyetin ancak kalıtım yoluyla sperm ve yumurtanın birleşmesiyle oluştuğunu da yakın yüzyılda keşfederek bu ayetin de evrensel olarak günümüze hitap ettiğini ıspatlayarak, Kur’an-ın mucize yönünü bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.
6) Asıl bizi sonuca götüren ve nutfenin kesinlikle sperm olmayıp rahimde oluştuğuna en büyük delil olan Tarık suresi 5. 6. ve 7. ayetlerinde;
|
Ayet Meali |
Ayetin Arapça Metni |
|
İnsan neden yaratıldığına baksın!(5) |
فَلْيَنْظُرِ الِْانْسَانُ مِمَّ خُلِقََۜ ﴿٥﴾ |
|
Atılan bir sudan yaratıldı.(6) |
خُلِقَ مِنْ مََٓاءٍ دَافِ قٍ ﴿(٦ |
|
O su, sulb ile göğüs kemikleri arasından çıkar. (7) |
يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرََٓائِبَِۜ ﴿٧﴾ |
Surede geçen 6. ayette ki “Min main dafig مِنْ مََٓاءٍ دَافِ قٍ (= atılan sudan)” kelimelerine, Türkçe olarak “meni” veya “sperm” diye tefsir edildiğini fark ettik. Buna göre ayetin Türkçe çevirisin de, insanın başlangıcının ; “babadan gelen sperm” ile başlıyor olduğu anlaşılmaktadır. Fakat bahsi geçen nutfenin babadan gelmediğini, nutfenin dişi yumurtalık yolunda sperm ile yumurtanın birleşmesiyle meydana geldiğini bilmekteyiz. Dolayısıyla ‘atılan sudan yarattık’ ayet de; dişi yumurtasının da erkek üreme hücrelei olan spermler gibi atıldığı bildirilmektedir. Bilimin yeni keşfetmiş olduğu bu hakikatin, asırlar öncesinden bu ayet ile bildirmiş olması, Kuran ın mucizeliğine evensel olduğuna başka bir delildir.
Ayet meallerine baktığımız da; insanın “atılan sudan yaratıldı”ğı bildirilmiştir. 6. Ayette geçen; ٍق َداِف ََٓماٍء “atılan sudan” yarattı tabiriyle,(Yüce Allah her şeyin en doğrusunu bilir) atılan suyun; dişi yumurtasına (ovum) ve 7. ayette o atılan suyun sulb ve teraibden çıktğı bildirilen kavramlar da ise; Anatomik olarak Sulb; bel kemiği ve teraib de göğüs kafesi demek olup bu suyun bel ve göğüs kafesi arasından çıktığı açık şekilde belirtilmiştir. Ve dişi üreme hücrelerinin meydana geldiği yumurtalıkların (ovaryumların) bulunduğu anatomik yeri tarif ederek bu atılan suyun o bölgeden çıktığı açık ifadeler ile bildirilmiştir. Ayet meallerini incelediğimiz de ise çok değişik yorumlamalar yapılmış olduğunu gözlemledik. Bunlardan bazıları şunlar;
|
Müfessirler |
Mealleri |
|
Elmalılı Hamdi Yazır |
O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar, |
|
Ebu’l Al’â Mevdûdî |
(Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar.(..çünkü erkeğin ve kadının üreme hücreleri bu bölgeden meydana geldiği için…) |
|
Ahmet Hulusi |
Erkeğin beli ve kadının teraibi’nin (leğen kemiklerinin) arasından çıkar |
|
Bayraktar Bayraklı |
“ O su, erkeğin belinden, kadının leğen kemiğinden çıkmaktadır |
Şekilde çevirisini ve tefsirini yapmışlardır. Fakat kadının yumurta hücresinin nutfe oluşumunda ki etkinliğinin bilinmememsi sebebi ile mealler ile Arapça metni arasında karmaşa oluşturacak yorumlarda bulunmuşlardır. Burada özen gösterilmesi gereken durum 19. Yüz yıldan önceki bilimsel keşiflerden habersiz olan müfessirler evet farklı yorumlama yolunu tercih etseler de mazur görülebilir. Fakat hala asrımızda bu karmaşanın devam etmesi ve müfessirler tarafından meallerinde hala eski bilgilerin kullanılması, malesef bilimsel keşifler ile Kur’an arasında sanki çelişkili durum varmış gibi bir karmaşa ortaya çıkarmaktadır.
SONUÇ
İnsanlık asırlar boyunca canlıların yaratılmaya başlamasında ki ilk etken unsurun ne olduğu hususunda belki de milyonlarca çalışmalarda bulunmuşlar. Hem bilim hem din kaynaklarında genel olarak kabul gören ise ilk yaratılışın erkek spermlerinden başladığı hipoteziydi. Bu inanç, Von Baer’ in spermatozoa yı adlandırıp yumurtalık yolunda dişi yumurtası ile birleştiğini keşfedinceye kadar sürdü. Bu keşifle insanlığın başlama noktası embriyolojik aşamalar daki sıralama da biraz daha ileriye alıp yalnız sperm ile değil de dişilerde ki yumurta hücresi olan oosit ile spermin birleşerek zigot yani Kur’an-ın ifadesiyle “nutfe” ile başladığını söyleyene kadar sürdü. 19. Yüzyıla kadar insanlığın ilk başlangıcın erkek sperminden kadına geçtiğine inanılıyordu. Bu keşif ile nutfenin özel bir kavram olduğu ve insanın yaratılışında tek etken yalnız baba değil anneden gelen yumurtanın da etkili olduğu kabul edildi. Ve bu bilginin daha önceden ayetlerde açıklanması, Kur’an-ın her asra, her zamana hitap ettiği yani evrensel olduğu açıkça görülmektedir. Nutfe kelimesi Kur’an-ın mucizelerinden biridir.
Kur’an ı Kerim de bahsi geçen ve son birkaç asırda yeni yeni bilimsel keşifler ile anlam kazanan veya hala sırrı keşfedilemeyen yaratılış ile ilgili ayetler bulunmaktadır. Ve onlarca ayetlerde ise insanın nasıl var edilmeye başladığından bahsedilmektedir. Bu ayetlerin sırlarının anlaşılması için mutlaka müfessirlerin; fen bilimleri alanları hakkında da bilgi sahibi ve her yeni gelişmenin takip ediliyor olması gerekmektedir. Yoksa bilgi eksikliğinden dolayı sanki ayetleri le bilim keşifleri arasında çelişki varmış gibi neticeler ortaya çıkmaya devam edecektir. Hâlbuki ayetlerin Arapça metinlerinde değil, farklı dillere yapılan çevirilerinde yanlışlık bulunmaktadır.
Bu sebeple din bilimleri dallarında çalışmalar yapılan ve eğitim veren bölümlerin mutlaka iki yönlü olarak, hem felsefi hem fen bilimleri alanlarında da temel konular hakkında bilgilenmeleri sağlanmalıdır.
KAYNAKLAR
- Bediüzzaman Said Nursi; Rasale-i Nur Külliyatı; İşarat-ül İ’caz; Tenbih
- Bediüzzaman Said Nursi; Risale-i Nur Külliyatı; Sözler; Otuzuncu Söz; Birinci Maksat.
- Aktümsek, Abdurrahman. Human physıology (İnsan Fizyolojisi); Daniel P McLaughlin – Jonathan A Stanford – David A Ahite; 1. Baskıdan Çeviri; çeviri Editörü: Abdurrahman Aktümsek sayfa; 381
- Aktümsek, Abdurrahman. Anatomi ve Fizyoloji- İnsan Biyolojisi /Prof. Dr. Abdurrahman Aktümsek; 1. Basım; sayfa 397
- Aktümsek, Abdurrahman. Anatomi ve Fizyoloji- İnsan Biyolojisi /Prof. Dr. Abdurrahman Aktümsek; 1. Basım; sayfa; 398
- Diyanet İşeleri Başkanlığı; Kur’an Yolu Tefsiri; Hacc Suresi; 5.
- Diyanet İşeleri Başkanlığı; Kur’an Yolu Tefsiri; Yasin Suresi;
- Bediüzzaman Said Nursi; Risale-i Nur Külliyatı; Sözler
- Bediüzzaman Said Nursi; Risale-i Nur Külliyatı; İşarat-ül İ’caz
- Diyanet; Kur’an Yolu; Abese Suresi; 19
- Lawrence, Cera R., “Spermizm”. Embriyo Projesi Ansiklopedisi (2008-08-13). ISSN: 1940-5030 http://embriyo.asu.edu/handle/10776/1802.
- Diyanet; Kur-an Yolu; Mü’minun Suresi; 13
- Elmalılı M. Hamdi Yazır; Hak Dini Kur’an Dili; 5. Cilt; Mü’minun Suresi; sayfa 513.
- Mevdudi; Tefhimu’l Kur’an; kur’an’ın anlamı ve tefsiri; 3. Cilt; sayfa 407.
- Diyanet; Kur-an Yolu; İnsan Suresi; 2
- Karl ernst?
- Diyanet; Kur-an Yolu; Necm Suresi; 45 ve 46
- Diyanet; Kur-an Yolu; Tarık Suresi; 4, 5
Kaynak: Bilim Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Secde suresi 8. ayette, meninin özü olan sperm mi kastedilmektedir?
- Nutfe rahime gider mi?
- KUR'AN-I KERİM VE İNSANIN YARATILIŞ DEVRELERİ
- Embriyolojik evreler İslam’ın bilimsel mucizesi mi, yoksa taklit mi?
- Bitkilerde cinsiyet kanununa göre evrim görüşü nasıldır?
- Modern tıbba ve İslam’a göre yaratılışı açıklar mısınız?
- Hz. Âdem'in yaratılışı ile alakalı bilgi verir misiniz?
- Rabbimiz her canlıyı sudan yarattık diyor, ama sudan oluşmayan canlılar var?
- YARATILIŞTA TIBBİ MUCİZELER
- Tek yumurta ikizleri ve yapışık ikizler evrimi nasıl reddediyor?