Hz. Âdem'in yaratılışı ile alakalı bilgi verir misiniz?
Değerli kardeşimiz,
THREESTAGE CREATION OF ADAM IN THE SAFE LOAD
( Karar-ı Mekin) (مكين قرار) Dr. Bahri TAYRAN [email protected]
Abstract
As seen in the expression of ‘’the Lord (God) created the man from the dust of ground and breathed into his nostrils the breath of life and the man became the living spirit’’ (Genesis [2:7]) in the Genesis Section of Torah, it is understood that the man was created as a type of miracle by bringing him into existence from his statute.
The creation examples similar to the creation of Adam expressed in Torah are considered as a miracle in Quran; the prophet Salih took out a camel from the rock, the bird which were slaughtered by the prophet Ibrahim, came back into life and whenthe Lord Jesus commanded the figures of bird made from clay to ‘’Fly by God’s permission’’, the bird flew.
However, Adam who was the first man, was not created in this way. As a matter of fact, his creation from these starting raw materials has not revealed the intermediate and advanced stages yet when the terms of ‘’clay’’ and ‘’clay like cooked on the fire’’ are taken in consideration as well as that the creation of Adam from ground or clayis widely spoken out by every section of society in the world of Islam. When we center on the subject, we clearly see that the creation of Adam has two biological dimensions and one mental dimension, pursuant to following surahs: ‘’When your Lord said to the angels: Verily I am creating a human being from clay.So when I have proportioned him and breathed into him of My [created] soul, then fall down to him in prostration." (Surah Sad [38:71-72]).
It is understood from these two verses that he stated the creation of something from the dust of ground or clay so asthis man was fashioned and he was ensouled at the end of this fashioning. The creation of Adam has not been enlightened enough since the firststage creation staring from this ground was remained implicit by the glossators. Here, this is the real point to be emphasized. Pursuant to the section of ‘’he created him from the ground’’ given in the verse of ‘’ Indeed, the example of Jesus to Allah is like that of Adam. He created Him from dust; then He said to him, "Be," and he was.’’ (Ali Imran [3:59]), we conclude that this was not the finished, completed and terminated state of Adam from ground but it was only the end of firststage creation. The instruction of God to ‘’Be’’ was given to that. We understand how the firststage creation was important based on the five denotations in Quran. These are as follows: Mud (hamein mesnun) ((مسنون حمٍا, Ancestry سلالة) ), Sticky Clay (tin lazib) (لازب طين) , Water (el-Ma) (الماء) and Nefs-i Vahid(واحدة نفس) . We attribute a joint meaning to them as ‘’adem-i zigot’’ which refers to being created from a single cell known as ‘’zygote’’.
The first man ‘’prophet Adam’’ was not created on the ground in an exposed terrain or in a muddy swamp but he was created in very special environmentcalled safe load which fulfillsall functions of uterus such as the seeds of plants and eggs of animals as well as the embryos inside them and which is referred to as ‘’Karar-ı Mekin’’ in the Quran.
First stage: From the elements to the mud (hame-i mesnun) cell of first human equivalent to zygote. Second stage: Multicellular embryonal period corresponding to gradation.
Third stage: The creation of first man Adam was completed by harmonizing the body and spirit which was breathed following the fashioning.
Key Words: Adam, Create, Safe load, Fashioned, Spirit
ÂDEM’İN KARAR-I MEKİN’DE (مكين قرار) ÜÇ KADEMELİ YARATILIŞI
Dr. Bahri TAYRAN
Özet
Tevrat’ın Tekvin bölümünde “Rab Allah yerin toprağından adamı yaptı ve onun burnuna hayat nefesini üfledi ve adam yaşayan can oldu” (Tekvin 2/7) cümlesinde görüldüğü gibi topraktan, insan heykeline hayat verilerek mucize türü yaratıldığı anlaşılmaktadır.
Tevrat’taki Âdem’in yaratılışına benzer yaratma örnekleri Kur’an’da, Salih peygamberin kayadan deve çıkarması, Hz. İbrahim’in kestiği kuşların etlerinden tekrar yaratılmaları ve Hz. İsa’nın çamurdan yaptığı kuş şekline, “Allah’ın izniyle uç” deyince uçması, birer mucize olarak görülmektedir. Ancak, ilk insan olan Âdem böyle yaratılmamıştır. Şurası bir gerçek ki İslam aleminde Âdem’in topraktan veya çamurdan yaratılışı, halkın her kesiminde yaygınca kullanılması yanında, daha az bilinen “salsal” ve “ateşte pişmiş gibi salsal” terimleri de dikkate alındığında, bu başlangıç hammaddelerinden onun yaratılışının ara ve ileri aşamaları henüz ortaya konamamıştır. İşte bu konuya odaklandığımızda, Âdem’in yaratılışının iki biyolojik ve bir de ruhsal boyutu olduğunu şu ayetlerde açıkça görmekteyiz:“Rabbin meleklere Ben çamurdan bir beşer halketmekteyim. Onu tesviye edip ruhumdan üflediğim zaman secdeye kapanın” (Sad 38/71-72) diye bildirmektedir.
Bu iki ayetten anlaşılıyor ki topraktan veya çamurdan bir şeyin yaratıldığı bildirilmiş ki o tesviye edilmiş ve tesviye sonunda ona ruh verilmiştir. Bu topraktan başlanan birinci kademe yaratma, müfessirlerce kapalı kaldığından, Âdem’in yaratılışı yeterince açıklığa kavuşturulamamıştır. İşte esas, üzerinde durulması gereken nokta burasıdır. Nitekim “İsa meseli Allah’ın yanında Âdem meseli gibidir. Onu (Âdem’i) topraktan yarattı, sonra ona ol dedi, oluverir” (Ali İmran 3/59) ayetindeki “onu topraktan yarattı” kesiti Âdem’in topraktan yaratılışının bitmiş, tamamlanmış, son bulmuş durumu değil, sadece birinci kademe yaratılışın sonu olduğu tespitini yapmaktayız. İşte Allah’ın “ol” emri buna verilmiştir.
Bu birinci kademe yaratılışının ne kadar önemli olduğunu Kur’an’da beş farklı isimlendirilmeden anlıyoruz. Bunlar Hame-i mesnun ((مسنون حمٍا, Sülale سلالة)), Tin lazib(لازب طين) , el-Ma (الماء) ve Nefs-vahid’dir (واحدة نفس) . Bu terimlerin hepsinin farklı mesajları olmakla beraber ortak anlamlarını “ademi zigot” olarak veriyoruz.
İlk insan Hz. Âdem, açık bir arazideki toprakta veya çamur halindeki bir bataklıkta değil Kur’an’daki adı “karar-ı mekin” olan bitkilerin tohumları ve hayvanların yumurtaları ile içindeki embriyoları gibi rahim fonksiyonlarını karşılayan çok özel bir ortamda üç kademede yaratılmıştır:
Birinci kademe: Elementlerden ilk insanın zigota eş değer Hame-i mesnun hücresine, İkinci kademe: Tesviye edilmenin karşılığı olan çok hücreli embriyonal döneme,
Üçüncü kademe: Tesviye sonu üflenen ruhla canlı ceset ve ruh birlikteliği gerçekleşerek ilk insan Âdem’in yaratılışı tamamlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Âdem, Yaratılış, Karar-ı mekin, Tesviye etme, Ruh.
1. ÇAMURDAN İLK İNSANA
Kur’an’da mucize türü yaratma örneklerinde Salih (asm.) kayadan çıkan deve mucizesi (A’raf 7/73) , Hz. İbrahim’in kendi eliyle kestiği kuşların ölü parçalarının birer dağın tepesine koyarak çağırmasıyla beraber yaratılarak yanına gelmeleri mucizesi (Bakara 2/ 260) ve Hz. İsa’nın çamuru kuş şekline getirerek Allah’ın izniyle “uç” demekle yaratılması mucizesini görmekteyiz (Maide 5/110). İşte ilk insan Hz. Âdem bu mucize örneklerinde görüldüğü gibi yaratılmamıştır.
1.1. İLK İNSANIN ÂDEM İSMİYLE YARATILIŞINI BİLDİREN AYETLER
1-Âdem ismi Kur’an’da 25 kere geçmektedir; (Abdulbaki, Mucemu'l Müfehres 2009) bunlardan üç tanesinde yaratılışıyla ilgili bilgi verilmektedir.
Birinci ayet: “Allah İblise,Âdem’e (7/12) neden secde etmediğini soruyor” Emrettiğim halde secde etmene mani ne oldu?” (İblis) “Ben dedi ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan (tin) yarattın” (Araf 7/11).
İkinci Ayet:Allah Hz. Muhammed’e şöyle bildirmektedir:“Yine unutma ki bir vakit meleklere Âdem için secde edin demiştik, derhal secde ettiler. Lakin iblis hariç. O, ben çamurdan (tin) yarattığın kimseye secde mi ederim?” dedi (İsra suresi 17/61)
Üçüncü Ayet:Allah Hz. İsa ile Hz. Âdem’i kıyaslayarak özellikle yaratılışı yanında başka özellikleri de dikkate veren bir ayette şöyle bildirmektedir:
“Doğrusu Allah indinde İsa meseli Âdem meseli gibidir. Onu (Âdem’i) topraktan halketti, sonra ona ol dedi, oluverir” (Al-i İmran 3/59).
Bu ayette babasız olarak sadece annesi Hz. Meryem’den yaratılan ve bir erkek olan Hz. İsa hakkındaki tartışmalara Allah son noktayı koyar. Ne anne ve ne de baba olmadan Âdem’in yaratılışıyla bir kıyas yapar ve Âdem’in yaratılışının İsa’ya göre daha zor olduğunu dikkatlere verir. Sonrada ilk erkek insan olarak Âdem’in yaratılışında iki yaratma kademesi zikredilir:
Birincisi topraktan bir şeyin yaratıldığıdır ki ayette “onu topraktan halketti” diye bildirilmiştir. Burada Âdem topraktan yaratılan bir kilometretaşı ile temsil edilmektedir.
İkinci kademe ise “sonra ona ol dedi” (3/59) ayet kesitinden “ol” emrine muhatap olacak birinci kademe sonudur. Allah’ın “ol” emrine muhatap olan ve topraktan yaratılan şeyin ne olduğunu gelecek ayetlerde göreceğiz. Biz burada son sözü Müfessir Hamdi Yazır’dan alacağız. O bu ayetin yorumunda diyor ki “Hilkati insaniye iki neşet üzerine tertip olunmuş ve “kün” emri ikincide verilmiştir. (Yazır, Hamdi. Hak Dini Kuran Dili 2.Cilt / 1119 )
1.2. İLK İNSAN ÂDEM’İ BEŞER İSMİYLE BİLDİREN YARATILIŞ AYETLERİ
Kur’an’da “beşer” ismi 47 kere geçmekte ( Abdulbaki, Mucemu'l Müfehres 2009) ve bunlardan 4 tanesi Âdem’in yaratılışıyla ilgili olup Âdem değil de “beşer” kelimesi ile bildirilmiştir.
Birinci ayet: “Allah İblise,Âdem’e (7/11) neden secde etmediğini soruyor” Emrettiğim halde secde etmene mani ne oldu?” (İblis) “Ben dedi ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan (tin) yarattın” (Araf 7/11).
İkinci ayet: “Düşün o vakti ki Rabbin meleklere Ben demişti salsaldan Hame-i mesnundan bir beşer yaratmaktayım (Hicr suresi 15/28). Buradaki yaratılacak beşer Âdem’dir.
Üçüncü ayet: (İblis) Benim dedi “bir salsaldan, hame-i mesnundan yarattığın beşere secde etmem mümkün değil (15/33). İblis salsal ve hamei mesnunun ne olduğunu biliyordu ki açıklayıcı bilgi istememiştir.
Dördüncü ayet: “Rabbim meleklere şöyle dediği vakit; haberiniz olsun, ben bir çamurdan bir beşer yaratmaktayım (Sad suresi 38/71).
Beşinci ayet:“(İblis) dedi ki: Ben ondan daha hayırlıyım; beni bir ateşten yarattın, onu (beşer) ise bir çamurdan yarattın” (Sad suresi 38/76).
İlk insan Adem’in “beşer” olarak yaratılışını bildiren bu 4 ayetin ikisinde çamurdan yaratıldığı bildirilirken diğer iki ayette aynı “beşerin” yaratılışında iki yeni terim kullanıldığını tespit ediyoruz. Bunlar “salsal” ve “hamei mesnun”dur (Hicr 15/28,33)
1.3. ÂDEM’İ İNSAN İSMİYLE BİLDİREN YARATILIŞ AYETLERİ
2. İnsan kelimesi Kur’an’da 65 kere geçerken ( Abdulbaki, Mucemu'l Müfehres 2009) 20 kadarı yaratılışla ilgili olarak ilk insan Âdem ve neslini de kapsamaktadır. Hz. Âdem için aşağıdaki ayetleri verebiliriz.
Birinci Ayet: “Ve bedee halkel insan min tin”(Secde 32/7) (O ki (Allah) yarattığı her şeyi güzel yarattı ve insanı ilk defa çamurdan yarattı). Tefsirlerde ayetin son kısmı “insanı yaratmaya çamurdan başladı” şeklinde çok yaygınca kullanılmaktadır. Tercümesini verdiğimiz “insanı ilk defa çamurdan yarattı” Kur’an Yolu Tefsirinde de (Karaman,H. Kuran Yolu 4.Cilt 348) verilmiştir ve biz onu tercih ediyoruz. İkinci Ayet: “Ve lekad halaknel insane min sülaletin min tin”(Mu’minun 23/12) (İnsanı çamurdan bir sülaleden yarattı)
Bu ayetteki insanın Âdem olup olmadığı çok önceleri sahabe dönemlerinde tartışılmıştır. Özellikle İbn Abbas ve ilk dönem müfessirler bu ayette yaratılan insanın Âdem olduğunu ifade etmişlerdir.(Razi, F.Tefsiri Kebir 16.Cilt 398) Ancak ne var ki, Kur’an tefsirlerinde bu ayetin devamındaki 23/13, 14 ayetleri Âdem için değerlendirmek yerine nesli için değerlendirilmiştir. (Razi, F.Tefsiri Kebir 16.Cilt 399-400).
Burada iki kademeli biyolojik yaratılış kuralı uygulandığında 23/12, 13 ve 14. Ayetlerdeki insan direk olarak Hz. Âdem olup dolaylı olarak onun nesli olan biz insanları da düşünebiliriz. Çünkü Âdem’in iki kademeli biyolojik yaratılış boyutu ile neslinin yaratılışı arasında ciddi paralellikler vardır.
Üçüncü Ayet: “Haleke’l- insane min salsalın kel fehhar” (Rahman 55/14) (İnsanı fehhar gibi bir salsaldan yarattık).
Salsal ve Fehhar: Toprak ve çamurun yanında “salsal” ın daha farklı bir anlamı olmalıdır. Tefsirlerde çok yaygın olarak kullanılan “vurunca ses veren kuru çamur” anlamının nasıl ortaya konduğunu Ragıp el İsfehani’nin Müfredat’ından inceledik. Orada “salsalın asıl anlamının kuru bir şeyden çıkan sesin yankılanması” olarak ifade edilir (İsfehani,R. Müfredat, s-l-l maddesi). Buradan hareketle salsalın ses veren kuru çamur olduğu sonucuna varılmıştır.
Yine Müfredatta “salsal”ın ikinci bir anlamı verilmekte ve “kokuşan et anlamındaki sallel lahm tabirinden hareketle kokuşan çamur manasına ulaşılmıştır” şeklinde belirtilmektedir. (s-l-l maddesi)
Ses verecek kadar “kuru çamur” ile “kokuşan çamur” anlamları birbirinden farklı olduğundan bu anlamlardan birinin tercih edilmesi gerekir. Bize göre “kokuşan et” tabirinin daha uygun bir kullanım olacağını belirtmek isteriz. Böylece çamuru teşkil eden minerallerden 30 kadarının seçilmesi ve bunlardan sindirilebilecek besleyici organik gıdaların sentezine geçmiş oluruz. “Kokuşan et” manasıda besleyici gıdaların protein, yağ ve çeşitli mineraller ve su gibi daha pek çok diğer inorganik moleküllerin tamamını düşünebiliriz. Tıpkı bir tohum ve yumurtadaki besin maddelerinin embriyo için vazgeçilmez önemi neyse, kararı mekin içinde “salsal” olarak ifade edilen “kokuşan etten” ilk insan embriyosunu besleyecek gerekli çeşitlilikte ve yeterli miktarda gıda maddelerini anlamaktayız.
Kararı mekin deki “karar”, k-r-r )قرر) kökünden gelmekte ve bu kökten bir de “müstekarr” türetilmektedir. Müstekarr hem mekân itibariyle karar kılınan yer ve hem de zaman itibariyle belli bir sureyi ifade eder.(Ateş,S.Yüce Kur’anın Çağdaş Tefsiri 7.Cilt 347) Yumurtanın ve tohumun içindeki embriyo için yumurta ve tohum müstekarr demektir. Allah bize bütün canlıların beslenmelerini sağlayacak gerekli çeşitlilikte ve yeterli miktarda garanti ettiğini bildirirken kararlı, durağan anlamındaki müstekarr ile hareketli hale ulaşan hayvan yavruları ve erginleri için emaneten bulundukları yaşam ortamlarını da müstevda olarak bildirmektedir. (Tayran,B. Dabbetülarz ve Negaf, 2015; 124-126) Şimdi büyük sonuça gelelim: Allah, gıda ile canlı ilişkisini iki farklı ortamda şöyle bildiriyor:Arzda hiçbir canlı (dabbe) yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. O, onun müstekar (kararlı, durağan) ve müstevdaini (hareketli, emaneten bulunma) bilir. Hepsi kitabı mübindedir (Hud 11/6).
Büyük sonuç! Kararı mekindeki “karar”, aynı zamanda kararlılık, durağanlık anlamını verdiği için müstekarr da demek oluyor. O halde kararı mekinde ilk insanın embriyosunun besleneceği tüm gıdalar vardır ve salsal, “kokuşan et” anlamıyla bu gıdaları ifade etmektedir.
Salsaldan ilk insan yaratıldığına göre gerekli ve yeterli bütün ihtiyaçları karşılayabilecek bir organik hammadde anlamını taşırken ikinci bir kaynak olarak da hamei mesnun denen ilk insan hücresinin hammaddelerine de kaynak olmuştur. Onun için ayette “Düşün o vakti ki Rabbin meleklere Ben demişti, salsaldan, hamei mesnundan bir beşer yaratacağım” diye bildirilmiştir. (Hicr 15/28).
Buraya kadar salsala yeni bir yorum getirdik. Konunun tamamlanması için ise Rahman suresinde geçen “Halekel insane min salsalin kel fehhar” (Rahman 55/14) “O (Allah) insanı fehhar gibi bir salsaldan yarattı” ayetine yer vermemiz gerekmektedir. Kur’an tercüme ve tefsirlerinde “fehhar” ateşte pişmiş kiremit, çanak, çömlek anlamıyla verilmektedir. Fahrettin Razı bu manayı kabul etmekle beraber, “iftihar eden” anlamındaki “fahir” kelimesinin mübalağalı hali olan “fehhar” ise “çok iftihar eden” anlamına geldiğine yer verir (Razı,F. Tefsiri Kebir 21.Cilt / 87). İşte biz de bunun üzerine duracağız: “Min salsalin kel fehhar”, “çok iftihar eder gibi salsal” anlamını nasıl açıklayabiliriz? Yukarıda sadece salsalın mana genişliği ve derinliğini verirken, hem kokuşan et manasıyla organik gıda maddelerini ifade ettiğini hem de hamei mesnun denen ilk insanın zigot seviyesindeki hücresine de hammadde sunduğu üzerinde durmuştuk. Bunlara ilave olarak çok iftihar eden salsal olunca hangi mesajlar verilmektedir? Bunları üç noktada toplayacağız.
- Toprak ve çamurdaki elementlerden Âdem’in vücuduna geçecek olanların seçilmesi, bunlardan sentezler yapılarak yeni terkiplerin çeşitlilik ve miktar bakımından yapılmasında bu yapılanmaya katılamayanlara göreiftihar edecek bir üstünlük kazanmıştır.
- Salsaldan hamei mesnun hücresi yaratılmıştır. Bu ilk insan olan Âdem’e ait hücre, bütün insanlara köken olmak gibi muhteşem bir nitelikler yazılımına, kapasitesine, aktivitesine ve donanımına sahiptir. O halde salsal iftihar edecek bir katma değer kazanmıştır.
- Salsal besleyici gıda maddelerine ve ilk insan hücresine köken olunca iki büyük iftihar vesilesi kazanmıştır. İkisi de Kur’an’dandır. Birincisi Hz. Âdem’in birinci kademe yaratılışının sonu olan kararı mekindeki hamei mesnun (Âdemi zigot) hücresine Allah “Ol!” emrini vermiştir (Âli İmran 3/59). İkincisi ise, Allah meleklere “Ben çamurdan bir beşer yaratmaktayım” (Sâd 38/71) “Onu tesviye edip ruhumdan üflediğim zaman secdeye kapanın” (Sâd 38/72) diye bildirilince melekler bu emre uyarken şeytanın uymamasından (38/74) sonra gelmektedir. Allah iblise: “O, Benim iki elimle (bi yedeyye) yarattığıma…” der (Sâd 38/75). İşte salsal elbette iftihar eden, çok iftihar eden olacaktır. Çünkü Allah yarattığı toprak maddelerinden salsal diye isimlendirdiği daha üst seviyeli insan hücresinin yaratılışını ondan, beslenmesini ondan, kararı mekinin içinikudret elini kullanarak ondan doldurdu,onun için salsal iftihar etmez mi?
Dördüncü Ayet:“Halekel insan” (Rahman 55/3) (Yarattı insanı)
Allah, insanı yarattığını bildiriyor. Peki neden? Demek ki insanın Allah tarafından yaratıldığını kabul etmeyecekler olacak. Hatta bir başka ayette: “Sizi biz yarattık, hala tasdik etmeyecek misiniz?” (Vakıa 56/57) diye bildirilmektedir. Demek ki insanın Allah tarafından yaratılışını kabul etmeyecek insanların ciddi oranlarda var olacağını Yüce Yaratan biliyor ve uyarıyor.
Beşinci Ayet:“Lekad haleke’l insane fi ahseni takvim” (Tin 95/4) (Biz insanı ahseni takvimde yarattık). Yani tam kıvamında ve tam optimum değerlerdeki mükemmellikte insanın yaratıldığı bildirilmektedir.
Altıncı Ayet:“Ve hüvellezi haleke min el-mâi beşeren fecea’lehu neseben ve sıhren ve kane rabbüke kadıra” (Furkan 25/54) (O’dur ki sudan bir beşer yarattı da onu bir neseb (erkek çocuklar nesli) ve sıhr (kız çocukları nesli) kıldı. Rabbin herşeye kadir bulunuyor)
Bu ayetteki el-mâ; Kur’an’da 60 kadar geçen (Abdulbaki, Mucemu'l Müfehres 2009) “su”, lügat anlamında ise de kavramsal olarak Âdem’in birinci kademe yaratılışının sonu olan hamei mesnun, çamurdan sülale gibi olup, hepsi Âdemi zigot manasındadır.
İLK İNSAN ÂDEM KARARI MEKİNDE YARATILDI
Kararı mekin Kur’anda 2 kere geçerken (Müminun 23/13, Mürselat 77/21) Rahim daima çoğulu olan “erham” olarak 6 kere geçmektedir. (Âli İmran 3/6, Hacc 22/5, Râ’d 13/8, Lokman 31/34, Mü’min 40/64)
Kur’an tefsirlerinde kararı mekin “oturaklı karargah” (Yazır,H. 5.cilt, 3431), sağlam korunak (Karaman,H.Kur’anYolu IV./14) gibi açıklamalar ile sunulmaktadır. Bir de bunun karşılığının anne rahmi olduğu cömertçe ifade edilince “kararı mekin” teriminin Âdem için olan çok özel konumu ortadan kalkmış olmaktadır. Fonksiyonel benzerlikleri olsa da kararı mekin eşittir rahim değildir. Bunun esas nedeni Âdem’in yaratılışının iki kademeli biyolojik boyutunun oluşu ayrımının bilinmeyişinden kaynaklanmaktadır. Kararı mekin teriminin iki kelimesini önce lügat manalarıyla tanıyalım.
Karar’ın Manası: ( Develioğlu,F. Osmanlıca-Türkçe Lugat, 1993, 489)
- Durma 2. Rahat 3.Devamlılık 4.Ölçülülük 5.Neticeye Bağlama
Mekin’in Manası:
- Bir dairede, bir mekânda oturanlara mekin denir.
- Bir saraya çağrılan ve onure edilen insana mekin denir.
- Çekirge ve kertenkele yumurtalarına da mekin denilmektedir. (Sarı,M.El-Mevarid 1984) Çekirge ve kertenkele yumurtalarına mekin denmesi kararı mekinin de yumurta gibi düşünülmesine büyük imkan vermektedir.Kararı mekin deki itibarlı değerli varlık başlangıçta zigot denen döllenmiş yumurta hücresi sonrası bunun çoğalmasıyla başlayan embriyodur.Adem bir açık tarlada veya sulak bir arazide değil işte böyle özel bir isimlendirme ile bildirilen olan kararı mekin de yaratılmıştır. Bu yaratma sistemini bütün canlıların ilk atalarının yaratılışındaki temel kural olarak da düşünebiliriz. Sonuç olarak “tavuk mu yumurta dan yumurta mı tavuktan çıkmıştır” sorusunun cevabı da bulunmuş olmaktadır. İlk başlangıçlar da tohum ve yumurtalar yaratılışında önceliği almaktadır.Burada iki örnek vereceğiz. Bugün biyolojiden öğreniyoruz ki (Demirsoy, Ali. Yaşamın Temel Kuralları/Omurgalılar,Cilt3/Kısım2 s.269) 1800 yıllarda nesilleri tüketilen fil kuşları 10 kg yumurta yumurtluyorlardı böylece 6,5-7 kg ağırlığında yavruların dünya ya gelmesini sağlıyorlardı.
İkinci örnek ise 26 metre boyunda dev bir dinozorun 50 cm çapındaki fosilleşmiş yumurtası ile temsil edilmektedir.(Jinghua and Xiaosi,F.1994). Böyle bir yumurta yaklaşık 65 kg ağırlığında ve 45 kg bir yavrunun dünya ya merhaba demesine imkan vermektedir.
Bu tespitler doğrultusunda ilk insanın tıpkı kuş yumurtaları, dinozor yumurtaları ve ağaçların tohumları gibi bir özel ortamda yaratıldığı sonuçuna varırız. Bunun adı Kur’an daki isimlendirmeyle “kararı mekindir.”
2.1. İLK İNSANIN YARATILIŞININ ÜÇ KADEMESİ
Kur’anda çeşitli surelerde bazen tek ayet, bazen birbirini takip eden birkaç ayette ilk insanın yaratılışı bildirilmektedir. Şimdi Müminun suresinden üç ayette “insan” kelimesi üzerinden ilk insanın çamurdan başlayan birinci kademe yaratılışı olan çamurdan bir sülale olarak ilk insan hücresine ulaşılması, bunun Kararı mekinde nutfe yapılması (Müminun 23/13) yani çok hücreli embriyonal döneme geçmesi, üçüncü ayette ise tesviye dönemi (Müminun 23/14) zikredilmeden onun nutfe, alâka ve mudga ile isimlendirilmiş detayını görmekteyiz. Diğer detayları görmek için şimdi üç ayeti görelim:
2.1.1.ِطيٍن ِمْن ُسَلاَلٍة ِمْن اِلاْنَسان َخَلْقَنا َوَلَقْد (Müminun 23/12) Şüphesiz Biz insanı çamurdan bir sülaleden yarattık.
Bu ayetteki -“insan”ın Âdem olduğu İbn Abbas ile sahabeler döneminde verilmiştir. ( Razı,F. Tefsiri Kebir 16.Cilt / 398). Hamei mesnun yerine bu ayette çamurdan bir sülâle isimlendirmesi geçmiştir. Sülâleye tefsirlerde çok yaygınca “çamurun özü” denmektedir. Böyle bir ifadeye dil müsaade etse de esas olan çamurun özü ifadesinin karşılığının ne olduğunun tespitidir.
“Sülâle” isim olup “bir şeyi bir şeyden çekip çıkarmak” fiilinden türetilmiştir. Buna verilen örnekler “kılıcı kınından çekmek” gibi fiziksel bir ayırımı sağlarken, “çocuğun babanın sülâlesi “sellul veledi” ( İsfehani,R. Müfredat s-l-l maddesi) olmasıyla da nesil veren hücrelerin baba vücudundan çıkarılmasına götürür. Buna üreme biyolojisinde Gametogenez denmektedir. Erkek için spermatogenez (spermin yaratılışı, oluşumu), dişiler için oogenez (yumurta hücresinin yaratılışı, oluşumu) denmektedir.
Bu durumda “çamurdan bir sülâle”den yaratılan insanın birinci kademesinin sonu olan zigot seviyesine karşılık geldiğini ifade ediyoruz. Çünkü kararı mekinde nutfe yapılan bu sülâledir.
2.1.2.َمِكيٍن َقَراِر ِفى ُنْطَفًة َجَعْلَناُه ُثَّم (Müminun 23/13) Sonra onu kararı mekinde nutfe yaptık.
Bu ayetteki “onu” işaret zamiri olarak ve Arapça dilbilgisi kuralı olarak birinci ayetteki “insana” bakmaktadır. Ancak o insan henüz varlık sahnesinde çamurdan bir sülâle olarak yaratılmış ve yaratılışı devam ettiğinden, kararı mekinde nutfe olan çamurdan yaratılan sülâledir.
Nutfe biz insanların anne rahminde geçirdiğimiz embriyonal sürecin başlangıç aşamasıdır. Bu aşama artık tek hücreden ibaret olan zigotun çok hücreli döneme geçişidir. Âdem tesviye edildiği gibi bizim anne rahmindeki nutfe ile başlayan dönemimiz de tesviye edilmektedir. Onun için Âdem anne baba olmaksızın yaratıldığında, sülâlesi âdemi zigot seviyesinde topraktan, çamurdan ve salsaldan yaratılmış tek hücredir. Bu hücre anne rahmine karşılık gelen ve fonksiyonel olarak onun lojistik desteklerini veren kararı mekinde yaratılışın üç kademesini tamamlamıştır.
3.BİRİNCİ KADEME YARATILIŞIN SONUNU İFADE EDEN 5 İSİMLENDİRME VE MANALARI
3.1.HAMEİ MESNUN (HİCR 15/26, 28, 33)
Toprak ve çamurdan sonra organik gıda maddelerini “kokuşan et” manasıyla temsil eden salsal ve yine ondan yaratılan hamei mesnun hücresidir. Tefsirlerde ve Kur’an tercümelerinde çok yaygın olarak “siyah, kokar, cıvık çamur” şeklinde ifade edilir. Müfessir Hamdi Yazır, hamei mesnunun “insan tohumu olan nutfe” olduğunu söyler. (Yazır,H. Kur’an Dili, 5.cilt/3058) . Bu tespite uyuyoruz, sadece hamei mesnunu insan tohumu olan nutfe değil, bir tek hücreden ibaret “Âdemi zigot” olarak tarif ediyoruz. Nutfe bunun çok hücreli döneme geçen ileri aşamasıdır.
Hamei mesnunun ne manaya gelebileceğine dair yapılan çalışma ve yorumlardan ciddi gayretlerin sarfedildiği tefsirlerden anlaşılmaktadır. Ancak kabul edilen bu yorumlar sahabelerden tabiine geçiş döneminde yapılanların tekrarı şeklindedir. Hamdi Yazır’ın yorumunda bir yenilik ve kanaatimizce de toprak, çamur, salsal gibi temel hammaddelerden hücreye geçişi sağlamış olması nedeniyle de orijinalliği vardır.
Biz hamei mesnuna Âdemi zigot diyebileceğimizi öneriyoruz. Çünkü “mesnun” kelimesi “sünnet olan şey” (Develioğlu,F. Osmanlıca-Türkçe Lügat) anlamındadır. Sünnet, İslam literatüründe Hz. Muhammed’in (s.a.v) sünneti yani yaşam alışkanlıkları, kuralları, uygulamalarını ifade ederken Cenab-ı Hakk’ın da kendi usul ve kurallarının da sünnetullah ve fıtratullah olarak adlandırıldığını bilmekteyiz. Bu durumda çamurdan, topraktan başlayan salsal seviyesine ve ondan bir kilometre taşı olan hamei mesnunu yaratmıştır.
Hamdi Yazır “önce salsal, sonra da ondan insan mayasını teşkil edecek hamei mesnunun yapıldığını” ifade eder. (Yazır, H. Kur’an Dili 5.cilt, 3057) Birinci kademe yaratmanın sonudur. “Ol” emrini yerine getirip ikinci kademe yaratılışa geçerek Âdem olacak bir mahiyete sahiptir. Allah, hamei mesnun isimlendirmesiyle bize, ona verdiği bütün çalışma kapasiteleri, aktiviteleri, faaliyetleri, kanunları ve kurallarıyla “mesnun” seviyesine ulaşmış bir yaratılmıştan bahsetmektedir. Mesnun Allah’ın sünnetullah ve fıtratullah denen usul ve kurallar koyucu yaratıcılığın çamurdan yarattığı insan hücresinde gördüğümüz karşılıklarını ifade etmektedir. Onun için mesnun sünnet bulmuş demektir. Şimdi mesnunun bir doku hücresindeki karşılıklarını görelim:
- Hücreler hücre zarı, stoplazma ve nükleus olmak üzere üç bölümden ibarettir.
- Solunum yaparlar, enerjilerini korurlar
- Beslenirler
- Kendilerini sentez ederler ve böylece hücre çoğalması yaparlar (mitoz bölünme)
Halbuki Âdem’in çamurdan yaratılan ilk hücresi zigot kapasitesindedir. Böylece bir hücre Sünnetullah ve Fıtratullah’ın verdiği karar kılınmış tüm kurallar, aktiviteler onun “mesnun” oluşunu sağlamıştır. Bu hücreye çizilmiş aktiviteler onun aynı zamanda otonomisi demektir. Bütün bu faaliyetler sünnet bulma demektir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
- Hücre beslenmesi
- Hücre solunumu
- Hücre çoğalması
- Hücrelerin özel görevlere göre değişimi ve 200 farklı hücreye ulaşması
- Nesil verecek hücreleri embriyonal süreçte oluşturmaları ve testis ve yumurtalıklara yerleştirilmeleri
- Bu hücrelerin embriyonal süreçte göç edip hedef organa yerleşmeleri
İşte hamei mesnun denen hücredeki mesnun yani sünnet bulmuş, kendi adet, usul ve aktivitelerini kazanmış demektir.
Bu durumda “hame”ye gelince “uzun müddet su ile yumuşayıp değişmiş, cıvık, kokar çamura denir” diye tanımlanmaktadır. (Yazır,H. 5.cilt/3056) Hamei mesnunla birlikte düşünüldüğünde “değişkenlik” özelliği Âdemi zigot dediğimiz hamei mesnunun 200 çeşit hücreyi verebilen değişkenliği ile doğrulanmış olması yeterlidir. Kaldı ki çürüme ve kokma mikroorganizmalarca yapılır ki “hame” bizi yine canlı hücreye yönlendirir.
3.3. ÇAMURDAN SÜLALEYE (Müminun 23/12)
Çamurdan bir sülale Âdem’in zigot manasındaki hücresinin bir başka adıdır. İlahi kudret kendine uygun bir usul ile topraktan, çamurdan sülaleyi sentezleyerek yarattı. İkinci olarak Âdemin yine sülale üzerinden nasıl nesil verdiği bildirilmektedir. (Secde 32/8) Bu defa sülale bizde kesinleşen kanaate göre testislerde sperm ana hücreleri (Spermatagonium), yumurtalıklarda yumurta ana hücreleridir.(Oogonium)
3.4. TİN LAZİB ( SÂFFÂT 37/11) (YAPIŞKAN ÇAMUR)
Âdem ve neslinin birinci kademe yaratılışının buluştuğu ortak terim yapışkan çamur (Tin lazib)
3.5. (EL-MÂ) SU (FURKAN 25/54);
- Âdem’in birinci kademe yaratılışı sonu olarak (El-mâ) Âdemi zigot (Furkan 25/54)
- Âdemin nesli de “zayıf su” anlamında “mâi mehin” ile bildirildi (Secde 32/8, Mürselat 77/20)
- Bütün hayvanların (dabbe) ilk ataları sudan (min main) yani her birine ait atasal zigotlardan yaratıldı (Nur 24/45).
- Bütün canlılar sudan (min el mâi) yani kendilerine özgü atasal zigotlardan yaratıldı (Enbiya 21/30) bu ayet tek hücreli ve çok hücreli bütün canlıları kapsamaktadır. Onların hücreleri dikkate verilmesine rağmen tefsirler de suyun önemi üzerinde durulmaktadır.
4. İKİNCİ BİYOLOJİK YARATILIŞ KADEMESİ: TESVİYE EDİLME
Âdeme ait birinci kademe yaratılışın sonunun 5 ayrı isimlendirme ile Kur’an’da bildirildiğini incelemiştik. İşte bu birinci kademe sonu olan hücrenin “Âdemi zigot” olarak kararı mekinde ikinci kademeyi tesviye etme olarak Kur’an’da hem Âdemin yaratılışında (Hicr 15/29, 38/72) ve hem de neslinin yaratılışında “sevva” fiili ile bildirildiğini görmekteyiz.
Tesviye etmeyi fiziksel anlamda bir toprak kütlesini çanak, çömlek ve tuğla gibi yapmak veya insanı çamurdan bir heykel haline getirmek şeklinde düşünemez miyiz? Düşünebiliriz, ancak Kur’an’daki tesviye etme böyle değildir. Şimdi şu ayetlere bakalım:
Arkadaşı ona dedi “Sen, O Rabbini inkâr mı ediyorsun ki, o seni topraktan, sonra nutfeden yarattı, sonra da seni erkek olarak tesviye etti (sevvake recula)”(Kehf 18/37).
Bu iki kişi arasındaki konuşmadan anlıyoruz ki inanmayan kişi henüz annesinin rahminde erken embriyo döneminden itibaren (nutfe) erkek olarak tesviye (sevvake) edilmiştir.
Demek embriyonal süreç tek kelimeyle ifade edilecekse Kur’an’daki karşılığı tesviye etmek anlamındaki “sevva” fiili ile ortaya konmuştur (Diğer sevva ayetleri: Kıyamet 75/38, İnfitar 82/7, Alâ 87/2)
Demek ki Âdem’in sülalesinin (hamei mesnun, nefsi vahid) kararı mekinde tesviye edilmesi onun nutfe, alaka ve mudğa dönemlerini kapsayan yaratılış sürecini embriyolojide anlatıldığı gibi tamamlamak şeklindedir. Aynı şekilde Âdem’in nesli kararı mekin yerine anne rahminde tesviye edilmekte yani nutfe, alaka ve mudğa dönemlerinden geçmektedir. Şimdi ayetimize bakalım:
Şimdi ayetimize bakalım:
“Sonra o nutfeyi alaka yarattık
Derken o alakayı mudğa yarattık
Derken o mudğayı bir takım kemik yarattık
Derken o kemiklere et giydirdik
Sonra ona diğer bir hilkat neş’eti verdik
Bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli”(Mü’min
ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًْا ثُمَّ اَنْشَاْهُ خَلْقًا اَخَرَ فَتَبَارَكَ
Bu ayette bugün Embriyolojide çok iyi bilinen günlük embriyonal yaratılış süreçleri ile nutfe, alaka ve mudğa dönemlerinin karşılıkları olan süreleri anlama imkanına sahibiz. Embriyolojide ve üreme biyolojisinde hiç yer almayan “yaratmak” fiilinin yerine “gelişmek” fiili geçmiştir. Kur’an dan öğrendiğimize göre embriyolojinin incelediği zigottan doğuma kadar ki hamilelik sürecinde ruh verilinceye kadar ki dönem, tesviye dönemi iken yaratmanın yoğun olarak yürütüldüğü dönemdir.
5. YARATILIŞIN ÜÇÜNCÜ KADEMESİ ÂDEM’E RUH VERİLMESİDİR.
İki biyolojik kademeyi topraktan tek hücreli hamei mesnun yani Âdemi zigota geçilmesi ve onun kararı mekinde nutfe, alaka ve mudğa dönemlerini embriyonal süreç olarak tamamlarken bir de üçüncü aşama olarak ruh verilmiştir. Bu üç kademenin geçtiği iki ayetle Âdem’in yaratılışındaki ilk başa dönüyor ve son sözü Kur’andan alıyoruz;
“Rabbin Meleklere şöyle dediğini hatırla: Ben salsaldan hame-i mesnundan bir beşer yaratmaktayım. Ben onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim zaman derhal onun için secdeye kapanın.” (Hicr 15 / 28-29)
KAYNAKÇA
- Abdulbaki, Muhammed Fuat : Mucemu'l Müfehres 2009
- Ateş, Süleyman : Yüce Kur’anın Çağdaş Tefsiri,Yeni Ufuklar Neşriyat, tarih yok
- Demirsoy, Ali: Yaşamın Temel Kuralları / Omurgalılar
- Develioğlu,Ferit: Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lugat , Aydın Kitabevi 1990
- İsfehani ,Ragıp (Terc. Abdulbaki Güneş- Mehmet Yalçın) : Müfredat ,Çıra yayınları 2010
- Jinghua and Xiaosi , F: 1994 , Xixia,the Kingdom of Dinozaur Egg
- Fossils,Chia and Word Cultural Exchange, No,4 ,pp. 20-21 Beijing
- Karaman, Hayrettin ve Arkadaşları: Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Ankara / 2007
- Razi, Fahrettin (Terc. Suat Yıldırım ve Arkadaşları ): Tefsiri Kebir, Huzur Yayınları 1993
- Sarı, Mevlüt : El-Mevarid , Arapça Türkçe Lugat , Bahar Yayınları 1984
- Tayran, Bahri : Dabbetülarz ve Negaf, Kahraman Yayınları , 2015
- Yazır, Hamdi : Hak Dini Kuran Dili (Yayınevi ve tarih mevcut değil)
Kaynak: Bilim Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Kötü kokulu çamur dendiğinde, Hz. Adem'in hoş olmayan bir şeyden yaratıldığını mı söylemiş oluyoruz?
- Kur'an-ı Kerim'e göre insanın yaratılışı nasıldır?
- Kur'an-ı Kerim'e göre insanın yaratılışı nasıldır?
- İnsanın topraktan yaratılış safhasını açıklar mısınız?
- Hz. Âdem ile Hz. Havva'nın yaratılması ve nesillerin devamı hakkında bilgi verir misiniz?
- İlk insan olan Hz. Adem'in yaratılışı da belli bir süreçte mi olmuştur, yoksa bir anda mı yaratılmıştır?
- İnsanın Yaratılışı nasıl olmuştur?
- Kur'an-ı Kerim'e göre insanın yaratılışı nasıldır?
- AYETLER IŞIĞINDA İNSANIN YARATILIŞI
- Yaratılışı ve Yaratıcıyı nasıl kavrayacağız?