Aile içi huzursuzluk ve geçimsizliğin çözümü için, karı ve kocaya düşen yükümlülükler nelerdir?

Aile içi huzursuzluk ve geçimsizliğin çözümü için, karı ve kocaya düşen yükümlülükler nelerdir?
Tarih: 21.11.2019 - 08:28 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Aile kurumu, Kuran-ı Kerim'in ifadesiyle aslında  “huzur ve sükûnun”(1) kaynağıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu mana çerçevesinde aileyi,

“Nevi-i beşerin hayat-ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esaslı zemberek ve dünyevî saadet için bir cennet, bir melce bir tahassungâh”(2) 

olarak tarif eder.

Ancak aile kurumu bugün, sağladığı huzur ve saadet ile değil, maalesef daha çok huzursuzluklar ve geçimsizliklerle gündeme gelmektedir. Bundan dolayı kamu kurum ve kuruluşları ile duyarlı sivil toplum kuruluşları çözüm önerileri için büyük çaba sarf etmektedirler.

Öncelikle şunun bilinmesi gerekir ki, aile hayatında yaşanan huzursuzluklar her ne kadar günümüzde şiddetini artırmış ve medya yoluyla daha da görünür hale gelmiş ise de aslında Hz. Âdem’den bugüne kadar her zaman var olagelmiştir.

Sadece karı koca arasında da değil, insanoğlunun yaşadığı arkadaş, dost, akraba, komşu vb. her ilişkide zaman zaman sıkıntılar ortaya çıkmaktadır ve olması da gayet normaldir. Çünkü herkesin karakteri, mizacı ve olaylara bakışı farklıdır. 

Özellikle karı kocanın ortak noktaları ne kadar çok olursa olsun, yine de farklılıkları daha fazladır. Çünkü iki yabancı insan evlenince, "kadın ve erkek olma" farklılığının yanında, kültürel farklılıkları, karakter ve mizaç farklılıkları, çocukluk ve gençliklerinden getirdikleri tutum ve davranış farklılıkları, travmalar ve ön yargıları yanında, farklı evlilik beklentileri içinde bir araya geliyorlar.

Bu gerçeğe rağmen, insanlar evlenirken ya eş adayının farklı olacağını hesaba katmaz ya da “evlenince değişir, değiştiririm” düşüncesiyle ilk başlarda farklılıkları pek de önemsemezler. Çünkü çoğu zaman dikkatlerini eş adayının fiziğine, parasına, makamına vb. yöneltirler veya en iyi ihtimalle romantik duyguları, eş adayının farklı veya olumsuz yönlerini görmelerine engel olur.

Ancak evlendikten sonra sorunlar baş gösterince farklılıklarını ve bunların değişmediğini kavramaya başlarlar.

Bu durumda ilk akıllarına gelen şey, eşlerinin davranış ve karakterini değiştirmeye çalışmak olur. Değiştirme çabaları sonuçsuz kalınca da eşini, inatçı olmakla, ona önem vermemekle, evliliğe saygı duymamakla suçlarlar ki, bu durum karşı tarafı iyice savunmaya götürür. Ve aynı zamanda karşı saldırıya geçmesine de neden olur. Çünkü bir eşin, eşine göre uygun olmayan, onu rahatsız eden bir davranışı, düşüncesi belki de onun karakterinin bir parçasıdır. O parçayı değiştirmeye kalkışmak; onu beğenmemek ve aşağılamak anlamına gelir. Her iki durumda da tepki büyük olur.

Burada huzurlu bir evlilik hayatı için yürütülecek stratejimiz şu olmalıdır:

Yaşanan olumsuzlukları büyütmeden, duyguları yıpratmadan, karşılıklı saygı ve sevgiyi kaybetmeden sadece çözüme odaklanmaktır. Yani, "Nasıl olur da bana bunu yapar?" veya "Nasıl olur da böyle davranır?" gibi sorulara değil de "Nasıl yaparsam bu durum düzelir?" sorusuna odaklanmaktır.

Bu çerçevede düşünülmesi ve yapılması gerekenleri şöyle özetleyebiliriz:

1) Eşinizin farklı olduğunu kabul edin ve ona göre davranın. Daha doğrusu en mantıklı yol budur. Onu başta öyle kabul ettiyseniz, şimdi değiştirmeye zorlamak haksızlık olur. Çünkü farklılıklarımızın bir kısmı cinsiyetimize bağlı olan davranış biçimleridir. Bir kısmı ise karakterimiz, genetiğimiz, sosyalleşme sürecinde kazandığımız davranış ve düşünce biçimleridir. Bunlar nasıl kısa zamanda kazanılmıyorsa, değişmeleri de kısa zamanda mümkün olmayabilir. Bazen, birinin hatırı için veya özel bir nedene dayalı olarak değişse bile, tekrar eski haline gelecektir. Bunları da zorla, baskıyla ve çeşitli stratejilerle kısa vadede değiştirmeye kalkışmak tam tersi bir etki verebilir.  

2) Eşinizin bazı olumsuz davranışlarını, ancak zaman içinde ona gösterdiğimiz sevgi, hürmet, merhamet, şefkat ve iyi niyetinizle değiştirebilirsiniz. O, eski davranışlarını aynen sürdürmeye devam etse de siz  Bediüzzaman’ın ifadesiyle “daha ziyade hürmet ve merhametle muhabbet edin”(3) sevgi, saygı ve şefkatinizi ısrarla sürdürün. Eğer bu bakış açısıyla davranır ve sabırla devam ederseniz, zamanla eşiniz de kendisini düzeltecektir. Ayrıca Rabbimiz bu sabrınızın mükâfatını da kat kat verecektir.

3) Yapılan araştırmalar, huzurlu çiftlerle, huzursuz çiftleri ayıran şeyin, yaşadıkları sorunlar değil, sorun çözme biçimleri, iletişim dilleri olduğunu göstermiştir. Bunun için eşinizi rencide etmeyen, kişiliğini hedef almayan bir iletişim biçimi, huzuru yeniden kazanmak için çok etkili bir yoldur. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözünü unutmayalım. Allah, Kuran-ı Kerim'de de iyi bir iletişimle değişimin olabileceğine işaret eder. Allah, Hz. Musa’ya şöyle der: "Git Firavun ile yumuşak konuş, umulur ki belki döner."(4) Çünkü kavl-i leyyinle yani yumuşak ve faydalı sözle konuşmak, değişimin en etkili anahtarıdır.

4) Eşinizin size olumsuz gelen, rahatsız eden davranış ve düşüncelerine karşı bakış açınızı değiştirebilirseniz, hem siz rahatlarsınız hem de zamanla o da değişebilir. Çünkü Epiktetos’a göre bizi rahatsız eden şeyler, çoğu kere olaylar, kişiler veya onların davranışı değil, bizim onlara atfettiğimiz olumsuz anlamlardır. Örneğin kocasından romantik sözler duymayan bir hanım, bunu büyük bir ihtimalle eşinin onu sevmediği veya değer vermediği şeklinde yorumlayacak ve rahatsız olacaktır. Oysaki belki eşi onu çok sevmesine rağmen, kültürel olarak romantik sözlere alışık değildir.

5) Eşinizin sizi rahatsız eden değil, olumlu, iyi, güzel yönlerine odaklanın. Bu bakış açısını Bediüzzaman Hazretleri, şöyle veciz bir sözle şöyle özetler:

“Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”

Ayrıca, “Muhabbet, mahbubunda bahaneler aramaz ve kusurlarını görmek istemez.”(5) 

Çünkü, “Rıza gözü, ayıplara karşı kördür.”(6)

Eğer, dünya ve ahiret dostunuz olan eşinize böyle bakarsanız, o zaman olumlu yönlerinin olumsuz yönlerinden çok daha fazla olduğunu görecek ve muhabbetiniz daha da ziyade olacaktır. Bunlar ayrıca eşinizi daha çok sevmenize yardımcı olacaktır. O da değişecektir.

6) Evlilik ilişkisinde bir huzursuzluk varsa, bunda mutlaka, -oranları değişse de- her iki tarafın da sorumluluğu, hatası, eksiği vardır. Herkes eşinin hatası ve kusurunu değiştirmeyle uğraşmak yerine, kendi kusurunu, eksikliğini düzeltmenin yollarını arasa, eşi de kendiliğinden değişecektir. Yani "Eşim düzelirse, evliğimiz daha iyi olur." değil de "Ben biraz değişirsem, evliliğimiz daha iyi olur." düşüncesi benimsenmelidir.

Sabırlı olun ve evlilik hayatında yumuşak dille konuşmanın, sevginin, hürmetin, şefkat ve merhametin etkisine inanın!..

İlave bilgi için tıklayınız:

Aile geçimsizliği ve çözüm yolları hakkında bilgi verir misiniz? 
Aile içerisindeki tartışmalarda kadın ve erkek nasıl davranmalıdır?

Aile içi huzursuzluğun (geçimsizliğin) sebebi nedir?

Kaynaklar:

1) bk. Rum, 30/21.
2) bk. Sözler, Onuncu Söz, Mukaddime.
3) bk. Şualar, Dokuzuncu Şua.
4) bk. Tâhâ, 20/43-44.
5) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup.
6) bk. Tulûât, Müstehak Bir Ceza.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun