Yiyeceği hazır ve sağlıklı kişi, bütün dünyanın nimetleri ona verilmiş gibidir, hadisini açıklar mısınız?

Yiyeceği hazır ve sağlıklı kişi, bütün dünyanın nimetleri ona verilmiş gibidir, hadisini açıklar mısınız?
Tarih: 18.11.2018 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hadisi şerifte, "Bir kimse sabah uyandığında yiyeceği hazır ve kendisi sağlıklı ise, bütün dünyanın nimetleri ona verilmiş gibidir." buyuruluyor.
- Bu büyük bir şükür etme sorumluluğu gerektiriyor sanırım.
- Bu sorumluluğu nasıl yerine getirebiliriz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili hadisin meali şöyledir:

(Ey müminler!) Sizden kim vücutça sağlıklı; kendisi, ailesi ve malı emniyet içinde olup, yanında gününün yetecek kadarcık rızkı bulunursa, bütün dünya ona verilmiş gibidir." (Tirmizî, Zühd, 21; İbn Mace, Zühd, 9)

Bir başka rivayette şöyledir:

Ubeydullah İbni Mihsan el-Ensârî el-Hatmî (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:

« منْ أَصبح مِنكُمْ آمِناً في سِرْبِهِ ، معافى في جَسدِه ، عِندهُ قُوتُ يَومِهِ ، فَكَأَنَّمَا حِيزَتْ لَهُ الدُّنْيَا بِحذافِيرِها »

“Sizden hanginiz canı ve malı emniyet içinde, vücudu sıhhat ve afiyette, günlük azığı da yanında olduğu halde sabahlarsa, sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir.” (Tirmizî, Zühd 34).

Bir insan için vazgeçilmez olan en önemli şeyler bu hadiste sayılanlardır. Başka her ihtiyaç bunlardan sonra gelir. Emniyet içinde olmak, en başta canın, malın, ırz ve namusun, meskenin güven içinde olmasını kapsar...

Hadiste geçen "sirb" nefis demektir. Bir görüşe göre, topluluk demektir. Bu takdirde maksat, kişinin ailesi ve ev halkıdır.

Ayrıca hayvan sürüsüne ve özellikle deve topluluğuna da "sirb" denir. En kıy­metli mallardan sayılmaları itibariyle, her çeşit diğer mallar da bu “sirb” manasına dahildir.

Bu manalara göre, hadiste geçen "sirb" kelimesiyle, can ve mal emniyeti içinde bulunmak kastedilmiş olur.

O halde dünya saadetini ve onun menfaatini kazanmak için şu hususlara sahip olmak lâzımdır:

1. Can ve Mal Emniyeti:

Ailesiyle ve sevdikleriyle can emniyeti içinde ve güvende olmak, malının yağma edilmesinden korkmamak, hırsızın tecavüzünden emin bulunmak ve eşkıya ve zorbaların tasallut endişesini duymamak, maddî ve manevî huzurun temelidir.

Can ve mal güvenliği her şeyin başında gelir. Bir cemiyette bu güvenlik kurulamazsa, anarşi hüküm sürer, hak ve adalet mefhumları yok olur. Zorbalar ve zalimler zayıfları ezer. İnsan hakları çiğnenerek bir nevi esaret hayatı baş gösterir. Onun için can ve mal emniyeti çok büyük önem taşır ve dünya nizamının kurulması ve huzurla sükunun temini için bu emniyeti sağlamak şarttır.

2. Vücut Sağlığı:

İnsanın iki mühim vazifesi vardır ki, bunlardan biri hem kendi nafakasını, hem de bakmaya mecbur olduğu kimselerin na­fakasını temin etmek. Diğeri de Allah'a ibadet etmek ve onun emirlerine uygun olarak cemiyet içinde, ailede ve ferdî hayatta hareket etmek.

Bütün bu vazifeler ve işler vücut sağlığına bağlıdır. Sıhhat olmadan hiçbir iş yapılamaz ve başarı sağlanamaz. Bu bakımdan sıhhatin önemi de temel varlıklardandır.

Bir insanın her türlü maddî ve manevî hastalıklardan sâlim olması, kıymeti dünyalık değerlerle ölçülemeyecek kadar büyük bir nimettir.

3. Günlük Yiyeceğin Hazır Bulunması:

Her günü günlerden bir gün kabul ederek, yaşanılan günde insanın yeteri kadar yiyeceğe ve geçime sa­hip bulunması, yaşantı halinde ihtiyacının olmaması demektir. Yarın için çalışma ve kazanma imkanı var, Allah sağlık verdikten sonra yaşanılan günde olduğu gibi, gelecek günlerde de kazanılabilir, diye tevekkül en ra­hat yaşayışın husulüne sebeptir.

Bir günlük azığa sahip olmak, insanı belli bir huzura kavuşturur ve yarınını düşünmeye imkân bulmasına vesile olur. Kanaatkâr bir kimse kendisini bugüne kavuşturan ve rızkını ihsan eden Allah’ın, yarına ulaştırdığı takdirde de rızkını ihsan edeceği inancı içinde yaşar.

İşte bu üç maddede belirtilen hususlara sahip bulunan kişi ve toplumlar, dünyanın menfaatlerine kavuşmuş olurlar.

Özetle:

- Beden sağlığı büyük bir nimettir.

- Düşman şerrinden ve korkusundan emin olmak, güvenlik için­de yaşamak büyük bir nimettir.

- Emniyet içinde olmak, maddî ve mânevî hastalıklara yakalanmamak ve bir günlük rızka sahip olmak dünyada bir insana Allah’ın bağışladığı en büyük hayırdır.

- Kişi Allah’tan gelen her türlü sıkıntıya sabretmeyi, her nimete hamd ve şükretmeyi üzerine bir vazife bilmelidir.

- Günlük nafakaya sahip olmak büyük bir nimettir.

- Bu üç nimete sahip olan bir kimse, bütün dün­ya kendisine verilmiş gibidir. Kendisini böyle görmeli, nimetlere şükretmeli, ahiret mutluluğuna erişmeye çalışmalıdır.

(bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., H. No: 512)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun