İnsan öldürmeyi Kabil mi icat etmiş oluyor?

Soru Detayı

Kabil Habil’i öldürmekle, neden bütün adam öldürmelerin günahına ortak oluyor?
Kötülükte çığır açanların o kötülüğü işleyenlerin günahlarını da yüklenecekleri söyleniyor. Peki neden Kabil'e bütün cinayetlerin günahı yükleniyor? Mesela sigarayı bulan bunu insanlığa bulaştırmış tamam ama insan öldürmek zaten insanın içinde olan bir şey değil mi? İnsan öldürmeyi Kabil mi icat etmiş oluyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Bir şeye sebep olmak, onu yapan gibidir.” şeklindeki meşhur prensibe göre de ilk defa iyi veya kötü bir çığır açanların, açtıkları çığırdan gelen geçenlerin sevap veya günahlarına ortak olmaları gerekir.

“Nihayet (o inkâr edenler), kıyamet gününde kendi günahlarını tamamen yüklendikleri gibi, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarına da ortak olurlar.  Dikkat edin! Ne kötü bir şeydir yüklendikleri!” (Nahl, 16/25) mealindeki ayeti tefsir eden Mücahid, şöyle demiştir: “Bunlar hem kendi günahlarını, hem de kendilerine itaat edenlerin işlediği günahları yüklenirler.” (İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 13/302)

“Haksız yere öldürülen hiçbir kimse yoktur ki onun kanından Adem’in birinci oğluna bir pay ayrılmasın. Zira cinayeti adet edenlerin ilki odur” (Buhârî, Cenaiz 33, Enbiyâ 1, Diyât, 2, İtiṣâm, 15; Müslim, Ḳasâme, 27)

“Kim İslamda iyi bir çığır açarsa açtığı çığırın ecri ve kendisinden sonra onunla (o çığırla) amel edenlerin kazandıkları ücretlerin bir misli, -onların sevaplarından hiçbir şey eksilmeden- ona ait olur. Kim de İslamda kötü bir çığır açarsa, açtığı çığırın günahı ve kendisinden sonra onunla amel edenlerin günahların bir misli, -onların günahlarından bir şey eksilmeden- ona ait olur.” (Müslim, Zekat 69)

Şüphesiz bu prensip ilk günahı işleyen kimsenin tövbe etmemesi durumuyla alakalıdır. (bk. İbn Hacer, 12/193)

Yoksa samimi bir şekilde tövbe edenlerin bu tövbeleri kabul olduktan sonra, artık onlar ile ilgili günah arasındaki ilişki sona ermiş olur. Çünkü böyle kabul edilmezse “onların tövbesi kabul olmaz” diye kabul etmek gerekir ki, bu yanlıştır.

Her türlü küfrün, şirkin tövbesi kabul olduğuna göre, bunun altındaki günahların daha da kabul olması gerekir.

- “Peki neden Kabil'e bütün cinayetlerin günahı yükleniyor?” sorusu soru değildir. Çünkü hiç bir ayet veya hadiste “Kabil'in bütün cinayetlerin günahını yükleneceğine” dair hiçbir bilgi yoktur.

Bilakis, "Hiç bir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez.” (Fâtır, 35/18), "Ey iman edenler! Rabbinize karşı gelmekten sakının! Babanın oğlu, oğulun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun!..." (Lokman, 31/33) mealindeki ayet ve benzerlerinde bu konuda kesin hüküm verilmiştir.

Ancak bazı durumlarda sorumluluğun  -iyilik yahut kötülük olsun- başkalarına da geçtiği olur. Yapılan amel hayır ve iyilik ise, bunun sevabı; şer veya kötülük ise, günahı, hem o işi yapana, hem de onu yapmasına sebep olduğu kimselere ulaşır.

Buna göre, "Hiç bir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez.” ayeti “suçun şahsiliği” prensibini ifade etmektedir. İlgili hadisler ise, suça azmettirme, tahrik ve teşvik etmenin vebalini ortaya koymaktadır. Bu iki husus bugünkü hukukta da ayrı iki durum olarak değerlendirilmektedir.

Habil-Kabil hadisesi Kuran-ı Kerîm’de isim verilmeden şu şekilde nakledilir:

“Onlara Âdem’in iki oğlu hakkındaki haberi gerçek olarak oku. Hani her biri birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti.

-Kurbanı kabul edilmeyen-, ‘Seni öldüreceğim’ demişti. O da, ‘Allah sadece muttaki olanlardan kabul eder. Andolsun sen beni öldürmek için bana elini uzatsan da ben seni öldürmek için elimi uzatmam. Ben âlemlerin rabbinden korkarım. Ben dilerim ki sen benim günahımı da kendi günahını da yüklenesin ve cehennem halkından olasın. Zalimlerin cezası budur’ dedi.

Nefsi kendisini kardeşini öldürmeye yöneltti ve nihayet onu öldürdü; böylece ziyana uğrayanlardan oldu. O anda Allah bir karga gönderdi.

Karga ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeliyordu. ‘Yazık bana, şu karga kadar bile olmaktan, kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim!’ dedi; sonunda da pişmanlık duyanlardan oldu.” (Mâide 5/27-31)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
235 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun