Nisa suresi 11. ayette, açık olarak kız çocuğuna yarım hisse verilmesi emredilmiyor mu?

Soru Detayı

- Farklı farklı görüşleri ortaya koyarak bir çok miras paylaşımı yapanları gördüm ancak hiçbirinde Nisa 11. ayette Allah Teala'nın açık olarak hükmünü bildirdiği bir kız çocuk yarım hisse alır hükmünü uygulayabileni göremedim. Bir kız çocuk olduğunda yarım hisse alması gerekirken hiç bir durumda bu kız çocuk yarım hisse alamıyor, size sormak istedim; Siz bu ayetin hükmünü uygulayabiliyor musunuz? Bir örnek paylaşım yaparak gösterebilir misiniz?

- Bildiğim kadarıyla peygamberimizin vefatına yakın zamanlarda mezhep imamlarınca kabul edilen görüş Nisa 11. ayette geçen ''veled'' kelimesinin erkek çocuğa dönük olduğudur. Gerekçe olarak da yukarıda izah ettiğim delil getirilir. 'Ömer b. Hattab miras ayetindeki “veled” kelimesini erkek anlamına yorumladı. Bundan dolayı mirasta, ana babanın kız kardeşlerini ölünün kızıyla eşit tuttu ve onlardan her birine mirasın yarısını verdi. Ömer’den sonra dört mezhep alimleri de onu taklit ettiler'' şeklinde aktarılan bir rivayet vardır, bununla birlikte dönemin ileri gelen Hanefi alimi Ebu Bekr el-Cassas'ın eserlerinden birinde ölenin çocuğu (veled) varsa geriye bıraktığı maldan ana babasından her birine altıda bir vardır'' ayeti kelimesindeki veled ile ilgili olarak üzerinde ittifak edildiği gibi buradaki veled erkek çocuktur'' diyor.

- Sorumu tekrar sorarsam, siz Nisa 11. ayette geçen veled kelimesini erkek çocuğa dönük olmadan nasıl bir kız çocuğuna yarım hisse verebiliyorsunuz, ya da verebiliyor musunuz? 

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise, (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 4/11)

Ayette geçen “veled-evlad” kelimeleri, ister fiilen var olsun, isterse de annesinin karnında cenin olarak bulunsun, ister yakın, ister uzak olsun, erkek yahut dişi olsun, kafir olmayan bü­tün çocukları kapsamına alır. Veled (çocuk) kelimesi hakiki manada, erkeğin sulbünden olan çocuğa isim olarak verilen bir ifadedir. Söz konusu lafız ile ilgili usul açısından öteden beri tartışmaya medar olan durum, bahsi geçen lafzın kapsamına sorunuzda belirttiğiniz gibi kadınların dahil olmadığı değil; bu lafzın, oğulun çocuğuna (toruna) mecazi olarak mı, yoksa hakiki olarak mı verildiği hususundadır.

Buna göre, usul-u fıkıhtaki “tek bir lafzın aynı anda hem hakiki, hem de mecazi manada kullanılmasının caiz olmadığı” kaidesinden hareketle, yüce Allah’ın; “Allah size, evlatlarınız hakkında şöyle emreder...” buyruğu ile hem sulbten olan çocuğu, hem de oğulun çocuğunu (torunu) murat etmiş olması imkansızdır. Ayrıca, Allah Teala’nın; “Allah size, evlatlarınız hakkında şöyle emreder...” buyruğu, çocukların mevcut olmasını; yine O'nun; "Erkeğe, iki dişinin payı miktarı vardır" buyruğu da miras taksimi durumunda erkek ve kız evlatların bulunmasını gerektirir. Açıkça zeker (erkek evlat) ünseyeyn (kız evlat) ifadeleri mevcuttur.

Öte yandan, mirasın bölüştürülmesinde ilk önemli prensip, erkeğin hakkının, kadınınkinin iki katı olmasıdır. Bu durum, geçim mükellefiyetinden muafiyet, malda tasarruf hakkı, mehir hakkı, iddet süresideki nafaka hakkı gibi, kadının erkeğe nispetle daha avantajlı bulunduğu olanaklarından dolayı akla uygun ve adil bir paylaştırmadır. Bu sebeple İslam hukuku, ailenin ekonomik sorumluluğunu erkeğe yüklediği ve kadını bundan bağımsız kıldığı için, buradaki ifade edilen adalet, kadının miras payının, erkeğinkinden az olması gerektiğidir.

Buradan hareketle, erkek ve kadının mirastaki durumlarına bakalım.

Birinci durum; ölen kimsenin geride, hem erkek hem de kız evlat bırakması halidir. Allah Teala bu husustaki hükmünü; “Erkeğe, iki kadının payı miktarı vardır.” cümlesiyle beyan buyurmuştur. Bu ifadeye göre;

a) Ölen kimse, geride bir erkek ve bir kız çocuğu bıraktığı zaman, erkeğin mirastaki payı iki, kadınınki ise birdir.

b) Varis olacak kimseler, üç ve daha fazla sayıdaki erkek ile üç ve daha fazla sayıdaki kadın ise, her erkeğin hissesi iki, her kadının hissesi birdir.

c) Çocuklarla beraber, ana-baba ve zevceler gibi başka varisler de bulunursa, bunlar kendi hisselerini alırlar. Paylar alındıktan sonra geriye kalan mal, erkeğin payı iki olmak üzere, evlatlar arasında taksim edilir. Böylece, yüce Allah’ın; “Erkeğe, iki kadının payı miktarı vardır.” ayetinin, pek çok hükmü ifade ettiği sabit olmuş olur.

İkinci durum; ölen kimsenin, geride sadece erkek evlat bırakması halidir. Tek bir oğul, mirasta yalnız başına bulunduğunda, malın tamamını alır. Buna göre, Allah Teala’nın; “Erkeğe, iki kadının payı miktarı vardır.” buyruğu, erkeğin mirastaki payının, iki kadının mirastaki payı miktarı olduğuna delalet etmektedir. Yüce Allah, kızlar hakkında da; “(Kadın) tek ise, o zaman bunun yarısı onundur.” buyurduğundan dolayı, bu iki ayetin toplamından, mirasta yalnız başına kalan bir oğulun hissesinin, malın tamamı olması neticesi ortaya çıkar.

Üçüncü durum ise, ölen kimsenin geride sadece kız evlat bırakması halidir. Allah Teala, kız evladın ikiden fazla olması halinde, hisselerinin üçte iki olduğunu; tek olması halinde ise, bu hissenin yarım olduğunu beyan buyurmuştur. Söz konusu ayette, tek kızın ve ikiden fazla kızın payları belirlenmiş, ancak iki kızın payı sarih bir şekilde ifade edilmemiştir. Müçtehitler ve müfessirler, iki kızın payının da -ikiden fazlası gibi- üçte iki olduğu sonucuna varmışlardır. Çünkü ayetin başında, “Erkeğe, iki kadının payı miktarı vardır.” buyrulmuştur. Erkeğin bu payı (ölenin bir kızı ve bir oğlu olsa oğlunun alacağı pay) üçte iki olduğuna göre -erkek bulunmadığında da- iki kadının payının üçte iki olduğu buradan anlaşılmaktadır, öteden beri uygu­lama da böyle olmuştur.

Çünkü yüce Allah bahse konu surenin son ayetinde şöyle buyurmaktadır:

“Senden fetva istiyorlar. De ki: ‘Allah size ‘kelale’ (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.’ ” (Nisa, 4/176)

Oysa kişinin kendisinin öz kızları, kız kardeşlere nazaran kendisine daha yakın ve dolayısıyla bu mirası almaya da kız kardeşlerden daha fazla hak sahibidirler. Bu itibarla İslam alimleri, iki kız kardeş için öngö­rülen hisseyi iki kız çocuğu için de aynen öngörüp, bunu geride kalan iki kız çocuğu için pay olarak kabul ederek bu hükme varmış­lar; iki kız çocuğunun alacakları payın, akrabalık bakımından kendile­rine göre daha uzak olan kız kardeşlerden az olmayacağını hükme bağ­lamışlardır.

Özetle, çocuklar erkek ve kız oldukları takdirde erkek, kızın iki katını alır. Eğer çocuk sadece bir kız ise, yarısını alır. Eğer iki ve daha fazla çocuk var­sa, cumhurun görüşüne göre üçte iki alır. Tek başına erkek çocuk bulunursa, terekenin tamamını alır. Onunla birlikte bir ve daha çok erkek kardeşi varsa, bu durumda te­rekeyi aralarında eşit olarak paylaşırlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun