Nefsinizi tezkiye etmeyiniz, ayeti ile nefisini tezkiye eden kurtulmuştur ayetini nasıl anlamalıyız? Nefis, Allah'ın hangi isminin tecellisidir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Nefis süflî olan duyguların mahzeni olarak görülmektedir. Ancak, kötü gibi görünen ve imtihan için verilen duyguların yönünü değiştirdiğimiz zaman, nefis güzelliklere güzel bir hizmetkâr olur.

Bu sebepledir ki, Kur’an’da nefsin farklı konumlarına işaret edilmiştir:
- Kötülüğü emreden nefs-i emmare,
- Vahyin gerçeklerini hazmeden nefs-i mutmainne,
- Allah’ın her türlü takdirine rıza gösteren nefs-i raziye,
- Kulluk görevlerini tam olarak yerine getirmek suretiyle Allah’ın rızasını kazanmış olan nefs-i marziye...

İşte bu gibi nedenlerle, nefsin farklı duraklarda farklı tecellilere mazhar olması söz konusudur. “Nefsini ilah edinmiş” bir kimsenin bu nefsi Allah’ın Kahhar isminin tecellilerine mazhar olduğu gibi, tövbekâr bir bir nefis Allah’ın Rahîm, Tevvab, Kerim gibi isimlerinin tecellisine mahzardır.

"Nefsinizi tezikiye etmeyiniz." ayeti ile, "Nefisini tezkiye eden kurtulmuştur." ayeti zahiren zıt gibi görünüyor. Ayrıca bir yerde, nefis muhasebesinin bir buudu olarak belirtilen, "Hatta bir hamle daha yapıp kendini tezkiyeyi, tezkiyesizliğe bağlaması sayesinde olduğu yerden fersa fersah yukarılara yükselmiş ve o ölçüde semavilere yaklaşmış olur." sözünü nasıl anlamalıyız?

“Nefsinizi tezkiye etmeyin.” manasındaki ayette kişinin sözlü olarak kendini temize çıkarmasına yöneliktir. Bu aynı zamanda bir övünmedir, kendini beğenmedir. Halbuki, -deyiş yerindeyse- insanların sicil amiri Allah’tır. Kimin sicilinin kötü veya iyi olduğunu ancak O bilir ve Onun değerlendirmesiyle bir değer ifade eder. Hiç kimse kendi sicilini doldurur gibi kendi nefsini temize çıkarmamalıdır. İlgili ayetin meali şöyledir:

“O sizi topraktan yaratırken ve sizi annelerinizin karınlarında döl halinde iken, mayanızın ne olduğunu gayet iyi bilir. Öyleyse, kendinizi temize çıkarmayın, övünüp durmayın, çünkü, kimin daha çok Allah’ı  sayıp, ona karşı gelmekten sakındığını o pek iyi bilmektedir.”
(Necm, 53/32)

“Nefsini tezkiye eden kurtulur.”(Şems, 91/9) manasına gelen ayette ise, fiilî bir arınmadan söz edilmektedir. Yani, kişi hep güzel şeyler yaparak, kötü şeylerden uzak durarak kendi sicilini düzgün halde tutmaktadır. Bu tezkiyede salih amel yapmak, kalbi arındırıp tasfiye etmek, nefsi temizleyip tezkiye etmek suretiyle manevî alanda terakki etmek söz konusudur.

Demek ki, ayetler arasında bir çelişki yoktur. Birinde lafla beğenmişliği ifade eden sözlü ve de yersiz bir tezkiye, diğerinde ise, samimiyeti, sadakati, çalışkanlığı, haddi bilmeyi ifade eden fiilî ve de yerinde bir tezkiye...

Bir insan aslında Allah’ın emirlerini yerine getirmek suretiyle nefsini fiilî olarak tezkiye etmesine rağmen, yine de sözleriyle veya kalbiyle kendini tezkiye etmeyip, tezkiye edilmiş bir kimse olmadığını düşünmek suretiyle kısa zamanda büyük bir mertebeye çıkabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun