Miraç'ın vuku bulması hususunda Hz. Aişe ve İbn Abbas'ın görüşleri nelerdir?

Tarih: 14.01.2012 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki, İsra ve miraç konusunda Hz. Aişe ve Hz. Muaviye'den rivayet edilen farklı yorumları da değerlendiren alimler, söz konusu rivayetlerin hadis tekniği açısından problemler taşıdığını ve zayıf olduğunu söylemişlerdir (Kurtubî, Cami, 10/208; Kestelî, Haşiye, s. 174-175; Mustafa Sabri Efendi, Mevkıf, 4/199)

Mi'raç hakkındaki ihtilaf, sadece vuku bulduğu tarih konusunda değildir. Olayın nasıl olduğu, ruh ile mi cesed ile mi vuku bulduğu da ihtilaflıdır. Bu konuda farklı görüşler olmakla beraber alimlerin çoğunluğuna göre Miraç hem ruh ve hem de cesetle birlikte meydana gelmiştir. Esasen bu konudaki âyet ve hadisler incelendiği ve Miraç'ın Mekkeli müşrikler arasında meydana getirdiği yankı dikkate alındığında çoğunluğun görüşünün doğru olduğu yani Miraç'ın hem ruh ve hem de cesedle birlikte olduğu anlayışıdır.

Ahad hadislere dayansa da Miraç olayının gerçekliğinde tüm Müslümanlar birleşmişlerdir. Ancak olayın gerçekleşme biçimi Islam bilginleri arasında görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Buna göre İbn Abbas'ın da içinde bulunduğu bazı bilginlere göre Miraç olayı uykuda gerçekleşmiştir. Bilginlerin büyük çoğunluğuna göre ise uyku durumunda ve rüyada değil, uyanık iken gerçekleşmiştir. Fakat bu görüşü savunanlar da Miraç'ın yalnız ruhla mı, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi olduğu konusunda ikiye ayrılmışlardır.

Sonraki kelamcıların büyük çoğunluğuna göre Miraç olayı uyanıkken hem ruh, hem de bedenle gerçekleşmiştir. İçlerinde Hz. Aişe (ra)'nin de bulunduğu bazı bilginlerle mutasavvıfların büyük çoğunluguna göre ise, uyanık durumda iken ama yalnız ruhla gerçekleşmiştir.

Miraç'ın vukuu hakkında selef ve halef ittifak etmiş oldukları halde, Miraç'ın keyfiyeti, yani ne şekilde olduğu hususunda aralarında bazı ihtilaflar vardır. Seleften Hz. Ayşe (ra) ve Hz. Muaviye (ra), tabiundan Hasenu'l Basri ve Muhammet İbn-u İshak gibi zatlar, Miraç'ın yalnız ruhani olduğuna kail olmuşlardır. Hz. Ayşe (r.a.),

"Muhammet (s.a.v)'in cesedi, Miraç Gecesi ayrılır olmadı."

diyor. Selef ve halefin ekserisi ile cumhur-u ulema ise, Miraç'ın ruh ve cesetle olduğunu kabul etmişler ve bu hususta kuvvetli deliller getirmişlerdir. Hz. Ayşe (ra)'nin sözünü "Ceset ruhtan ayrılmadı, beraber Miraç etti." diye tevil etmişlerdir.

Miraç mucizesinin sadece ruhen gerçekleştiği görüşünü benimseyenler, Hz. Aişe validemizin "انما كان الاسراء بروحه ولم يفقد جسده" şeklindeki ifadesini “Beden olmaksızın sadece ruhen gerçekleşmiştir.” şeklinde anlıyorlar.

Halbuki, İbn Kayyim el-Cevziyye’nin de dikkat çektiği üzere, Hz. Aişe ve Hz. Muaviye’den aktarılan bilgilerdeki inceliğe bakarsak bu rivayette “Beden olmaksızın sadece ruhen gerçekleşmiştir.” denilmiyor.

Aksine, her iki sahabeden gelen bilgide “Cesedinden ayrılmaksızın ruhiyle gerçekleşmiştir.” denilmektedir.

Demek ki, “Sadece ruhen olmuştur.” ile “Cesedinden ayrılmaksızın ruhiyle gerçekleşmiştir.” ifadeleri arasında önemli bir fark vardır. (bk. İbn Kayyim el-Cevziyye, Zadu’l-mead, 2/54)

Allâme-i Sâni Saadettin Teftezani ise şöyle demektedir:

"Resulüllahın Miraç'ı, uyanık halinde ve bedeni ile olmuştur. Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya kadar olan kısmı kitapla sabittir. Delili kesindir. Semaya kadar Miraç ise, meşhurdur. Semadan arşa ve diğer yerlere gitmesi ise, haber-i ehad ile sabittir." (Teftezani, Şerhu'l Akait/174)

“Sana gösterdiğimiz rüyayı insanlar için fitne ve imtihan eyledik.”

İbni Abbas’ın Buharideki rivayetine göre rüyadan maksat, Miraç'dır. Bundan dolayı Miraç’ın uyku esnasında vukubulduğunu söyleyenler bu ayete istinat etmektedirler. Fakat İbni Abbas bu Ayetten bahsederken şu sözleri de söylüyor:

"Resuli Ekrem bu rüyada gördüklerini, gözleriyle gördü.”

Demek ki bu rüya alelade bir rüya değildi. Bu rüya, ruhen cisim kayıtlarından azat olarak melekut aleminde seyri idi. Peygamber (asm) tarafından görülen rüyalar, alelade insanların rüyalarından bambaşkadır. Peygamber (asm)'in uykuları esnasında zahiri havas muattal kalır. Fakat onlar gözlerini kapar kapamaz, onların kalp gözü ruh alemini, melekut kainatını görmeye başlar. Alelade rüyalar böyle midir? Peygamber (asm)'in rüyası, uyanıklığın fevkinde bir halettir. Onlar bu halet içinde semavatı seyrederler. Ervaha mülaki olurlar. Rüyeti Hak ile bekam olurlar, meleklerle hembezm olurlar. Bu halete rüya diyen ashap, bu ruhani hakikati ifade etmek istemişlerdi. Tabiatın maddi kanunları dairesinde müşkül görülen bu hadise, “ruhani” mümkün olur.”

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun