"Kürsî, Allah’ın Ayaklarını koyduğu yerdir." sözü sahih midir? Buna benzer ifadeleri nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Kürsî Allah’ın iki ayağının koyduğu yerdir.” şeklindeki rivayet sahih değildir.(bk. İbn Kesir, Bakara, 2/255. ayetin tefsiri).

Bu ve benzeri rivayetler "müteşabihat" denilen manası kapalı hadis rivayetleridir. Burada bir benzetme yoluyla, mecaz bir ifadeyle Kürsî’nin Arş'a göre küçüklüğü anlatılmıştır. Buna göre, "Kürsî'nin Arş'a göre konumu, iki ayağın konulduğu yerin tahta göre konumu gibi" olduğuna işaret edilmiştir... Bu ifadede yüce Allah hakkında bir mekân ve bir cismaniyet ispatı söz konusu değildir.

Kur'an'da Allah'ın da bir kürsisi olduğu, bu kürsinin gökleri ve yeri içine aldığı belirtilir.(Bakara, 2/255) Söz konusu âyet bu özelliği nedeniyle Kürsi Âyeti (Âyetü'l-Kürsi) olarak adlandırılır.

Allah'ın kürsisinin mahiyeti hakkında Kur'an'da bilgi verilmez. Hz. Peygamber (asm)'den gelen rivayetlerde de bu konuda detaylı bir açıklama yoktur. Taberî'nin kaydettiği bir hadise göre, yedi gök kürsi içinde bir kalkan içine atılmış yedi dirhem gibi kalır. Ebu Zer'in rivayet ettiği bir hadis de Kürsi'nin Arş karşısındaki durumunu belirler:

"Arş içinde Kürsi, yeryüzünde bir çölün içine atılmış demir bir halka (yüzük) kadardır." (bk. age.)

Bazı rivayetlerde Kürsî, iki ayağın konulduğu yer olarak ifade edilmiştir. Bu sözle anlatılmak istenen şudur: Kürsî, Rahman olan Allah’ın Arş'ına göre, kralların tahtlarının önünde bulunan ve ayakların konulduğu yere benzer. Buna göre, Kürsî'nin Arş'a nispeti, bir hükümdarın tahtı önünde bulunan ve ayaklarını koyduğu yerin, tahtına olan nispeti gibidir. Yani, Kürsi Arş yanında çok küçük bir mahluktur.

Bununla beraber, İbn Abbas’tan ve Ebu Musa el-Eşarî’den gelen sahih rivayetlerde “Kürsî iki ayağın konulduğu yer” olarak tarif edilmiştir. Bu tamamen Kürsî kelimesinin sözlük anlamı çerçevesinde yapılan bir açıklamadır. Yani, Kürsî denilen gaybî mahluk, dünyada gördüğümüz ve insanların oturdukları yüksek bir yerden iki ayağını koydukları kürsiler manasına gelir. Fakat bunun hakikî mahiyetini bilemiyoruz.

Ayetü'l-Kürsi'de söz konusu edilen "Allah'ın Kürsisi"ne müfessirlerce getirilen yorumlar başlıca dört görüş çevresinde toplanır. Râzi'nin özetlediği (Tefsir-i Kebir, Bakara, 2/255. ayetin tefsiri) görüşlerden birincisine göre Kürsi, gökleri ve yeri kaplayan büyük bir cisimdir. Bu görüştekilerden Hasan el-Basri ayrıca Kürsi'nin Arş ile aynı şey olduğunu söyler. Ona göre üzerine oturulması nedeniyle tahta bazen arş, bazen de kürsi denmektedir. Bazı bilginler Hasan el-Basri'ye karşı çıkarak kürsi ile arşın ayrı şeyler olduğunu savunurlar. Bunlardan bazıları Kürsî'nin Arş'ın altında, yedinci semanın üstünde olduğunu söylerken, İmam Süddî'nin de içinde olduğu diğerleri yerin altında bulunduğu görüşünü öne sürerler.

İkinci görüş, Kürsi'yi Allah'ın hükümranlığı, kudreti ve mülkü olarak yorumlar. Kürsi'nin cisimliğini redde yönelik bu görüşe göre ulûhiyyet (tanrılık) ancak kudretle olur ve oturulan yere kürsî dendiği gibi, bazan üzerine oturana da kürsi adı verilir. Bu nedenle Allah'ın Kürsi'si O'nun hükümranlığına, dolayısıyla kendisine işarettir.

Üçüncü görüşe göre: Kürsi Allah'ın ilmidir. İlim, âlimin dayandığı şey olması bakımından kürsi olarak adlandırılır. Kendisine güvenilen, dayanılan âlimlere de kürsiler (kerasi) denilir. Bu nedenle âyetteki Kürsi Allah'ın ilmini ifade etmektedir.

Kürsi'nin Allah'ın büyüklüğünü, ululuğunu dile getirdiği yolundaki yorum dördüncü görüşü oluşturur. Keffâl'in diğerlerine yeğlediği bu görüşe göre Allah, büyüklüğünü anlatmak için insanların kolayca anlayabileceği benzetmeler yapar. Allah'ın evi (Beytullah, Kâbe), Allah'ın eli (Yed'ullah, Hacerü'l-Esved) gibi deyimler de aynı amaçla kullanılır. Bunları maddi anlamlarıyla anlamak doğru değildir ve kişiyi tecsim (Allah'ı cisim gibi düşünme) ve teşbih (Allah'ı insana benzetme) yanlışına götürür.

İlave bilgiler için tıklayınız:

ARŞ

AYETÜ'L-KÜRSÎ

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun