Kurban bir vahşet mi?
Değerli kardeşimiz,
Hayır, kurban bir vahşet değildir, teslimiyet ve şefkat içeren bir ibadetti, kesilen kurban için de ebedi hayatta ebedi bir şereftir.
Kurban ibadeti zaman zaman bazı kimseler tarafından sadece bir hayvan kesimi olarak değerlendirilmekte ve bu sebeple "vahşet" olarak nitelendirilebilmektedir. Oysa kurban, İslam'da sıradan bir kesim işlemi değil; Allah'a yakınlaşma niyetiyle yerine getirilen, derin manalar taşıyan bir ibadettir.
Müslüman, kurban keserken bir canlıya karşı öfke veya düşmanlık duygusuyla hareket etmez. Bilakis Allah'ın emrine teslimiyet gösterir. Bu yönüyle kurbanın özünde şiddet değil, kulluk bilinci vardır. Nitekim kurban ibadeti, Hz. İbrahim'in Allah'ın emrine olan sadakatini ve teslimiyetini hatırlatır.
Kurban edilen hayvan da Allah'ın yarattığı ve rızık olarak insanın hizmetine verdiği nimetlerden biridir. Bu sebeple kurbanı yalnızca "bir canın sonlandırılması" olarak değerlendirmek, ibadetin manevî boyutunu göz ardı etmek olur. İslam, hayvanlara eziyeti yasaklamış; kesimin de en merhametli ve en az acı verecek şekilde yapılmasını emretmiştir. Hayvana gereksiz yere acı çektirmek, onu korkutmak veya kötü muamelede bulunmak dinen doğru görülmemiştir.
Kurban edilen hayvana da sadece dünya hayatı açısından bakmamak gerekir. İslam alimleri, Allah yolunda kurban edilen bir hayvanın sıradan bir şekilde yok olup gitmediğini, bilakis Allah'ın rahmeti ve hikmeti içerisinde ayrı bir kıymet kazandığını ifade etmişlerdir. Çünkü o hayvan, Allah'ın adı anılarak ve bir ibadetin parçası olarak kurban edilmektedir. Bu yönüyle kurban edilen hayvan, fâni ve kısa dünya hayatından çıkarak ebedî rahmetin tecellilerine mazhar olur.
Nasıl ki bir çekirdek toprağa atıldığında görünüşte kaybolur fakat daha yüksek bir hayata kavuşursa, kurban edilen hayvan da Allah'ın rahmetiyle daha yüksek ve daha kalıcı bir neticeye vesile olur.
Bu sebeple mümin nazarında kurban, hayvan için anlamsız bir yok oluş değil; Allah'ın izniyle ebedî rahmete ve manevî bir şerefe mazhar oluşun bir vesilesidir.
Kurbanın bir diğer önemli yönü ise paylaşmadır. Kesilen kurbanın eti ihtiyaç sahiplerine ulaştırılır, akrabalar ve komşular arasında ikramlaşma olur. Böylece toplumda yardımlaşma, kardeşlik ve dayanışma duyguları güçlenir. Nice insanlar yıl boyunca ulaşamadıkları ete Kurban Bayramı vesilesiyle kavuşur.
Bu nedenle "kurban etmek" ile "öldürmek" aynı şey değildir. Birincisi ibadet ve teslimiyet niyetiyle yapılan, belirli şartlara bağlı bir kulluk görevidir; ikincisi ise bu manevî boyutu ifade etmez. Kurbanın değerini belirleyen şey, dış görünüşteki kesim işlemi değil; onun arkasındaki iman, niyet ve kulluk şuurudur.
Müslüman için kurban, Allah'a teslimiyetin ve O'nun rızasını her şeyin üzerinde tutmanın sembolüdür. Kurban Bayramı da yalnızca et dağıtılan günler değil; merhametin, paylaşmanın, kardeşliğin ve kulluğun yeniden hatırlandığı müstesna zamanlardır.
Bu sebeple kurban ibadetine sadece maddî yönüyle değil, taşıdığı manevî hikmetler ve toplumsal faydalar açısından da bakmak gerekir. O zaman görülecektir ki kurban, vahşetin değil; teslimiyetin, merhametin ve şerefin adıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Kurban sadece İslam’a mı özgü?
- Kurban neden hayvanlarla sınırlı?
- Kurban kesmekle ilgili sık sorulan sorular ve cevapları
- Kurban Özel Dosyası
- Kesilmeyen kurbanın bedeli ne yapılmalıdır; kesilmemiş kurbanın kazası var mıdır?
- Şafi mezhebine göre adak kurbanının özellikleri nelerdir?
- Adak etini yemesi caiz olmayan bir kimse, bu etten yerse ne yapmalıdır?
- Kurban ettiğimiz hayvanın kanının akmasıyla günahlarımızdan mı arınıyoruz?
- Kurban Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- Kurban kesmeyip de parasını sadaka olarak fakirlere, hayır kurumlarına bağış veya öğrencilere burs olarak versek olur mu? Yoksa illa kurban kesilmeli mi?