Kötülük dokunursa kendindendir ayetiyle ilgili görüşler nedir?

Tarih: 20.05.2020 - 18:04 | Güncelleme:

Soru Detayı

“مَّا أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّهِ وَمَا أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَ / Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir.” (Nisa 4/79) ayetini Ehl-i Sünnet ve Mutezile’nin görüşleri doğrultusuna bilgi verir misiniz? Mutezilenin bu ayet hakkındaki görüşlerine verilen cevapları açıklar mısınız? Ayet açıkça, sana ne kötülük dokunursa kendindendir, dediğine göre, Mutezile’nin deliline nasıl cevap verilebilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetlerin meali şöyledir:

“Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah’tan" derler, başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Bunların hepsi Allah’tandır" de. Ne oldu bu adamlara ki bir türlü sözü anlayamıyorlar! Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter.” (Nisa, 4/78-79)

 Özellikle Yahudiler işleri iyi gittiğinde, sağlık, kazanç ve ürünleri iyi olduğunda –kendilerini Allah’ın seçkin kulları olarak gördükleri için– “bu Allah’tan” diyorlar, işler ters giderse bunu da –hâşâ– Hz. Peygamber’in uğursuzluğuna bağlıyor, onun yüzünden böyle olduğunu ileri sürüyorlardı. Bu vesileyle onlara ve bütün insanlığa iyilik-kötülük, hayır-şer meselesi hakkında işin doğrusu bir kere daha anlatılmaktadır.

“İyilik ve kötülük hepsi Allah’tandır.” mealindeki ayetin manası; iyiliği de kötülüğü de yaratan Allah’tır, demektir. “Hayrın da şerrin de yaratıcısı Allah’tır” şeklindeki Ehl-i sünnetin düsturu, bu gibi ayetlerin bir açıklaması hükmündedir.

“(Ey insanoğlu!) Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir” mealindeki ayette ise, Allah’ın yaratmasına değil, insanların cüzî iradelerine taalluk eden noktasına dikkat çekilmiştir.

Gerek iyilik ve gerek kötülük olsun, her işin bir insana, bir de Allah’a bakan tarafı vardır. İnsan cüzî iradesiyle sebep, vesile olma durumunda; Allah ise, küllî iradesiyle, her şeyi yaratan Yaratıcı durumundadır. Sebep ile yaratma arasında bir taksimat yapılırsa şöyle olur; insanoğlunun yaratma noktasına katkıda bulunacak hiçbir gücü yoktur. İyiliği de kötülüğü de yaratan sadece Allah’tır.

Fiilleri yaratma noktasına gelinceye kadarki sürecin adı olan “sebepler dairesi safhasında” ise, insanın iradesi katkı sağlar.

Ancak, iyilikler vücudî/icadî, yaratmaya ihtiyaç duyduğu için bunda da insanların cüzi iradelerinin fazla bir katkısı yoktur. Örneğin, bir fakire bir elma vermek bir iyiliktir. Bu iyiliğin %99 u icadî olduğundan Allah’a aittir. Onu yaratan, olgunlaştıran Allah olduğu gibi, o elmayı fakire vermesi için kalbine iyilik yapma duygusunu veren, bu elmayı taşıyan elleri, ayakları veren de Allah’tır. “İyilik de kötülük de hepsi Allah'tandır.” (Nisa, 4/78) ayetinde bu noktaya dikkat çekilmiştir.

Kötülük yapma işi ise, ademîdir, yokluğa dayanır, yaratmaya dayalı olmayan noktaları da içerdiğinden, insanlar onlara sahip çıkabilir ve sahibidir. Mesela; sabah namazının -değil farzı- iki rekat sünneti dahi dünyaya bedel bir değere sahip olduğu hadislerde ifade edilmiştir.

Buna rağmen, bir insan bu kadar değerli bir ibadeti -hiçbir güç kullanmadan- yok edebilir. Yatağında yatarak, hiçbir çaba sarf etmeden bu cihan değer namazı terk etmekle büyük bir kötülük işleyebilir.

İşte bu kötülüğü isteyen kişinin nefsidir, onu işleyen kişinin tembelliğidir. Bu sebeple bu kötülük insana isnat edilir.

“(Ey İnsan!) Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir...” (Nisa, 4/79) ayetinde kötülüğün bu özelliğine işaret edilmiştir.

Bu açıklamalardan açıkça anlaşılıyor ki, kötülüğü de iyiliği de yaratan Allah’tır. İnsan ise gerçek anlamda sadece kötülüğün sahibidir. Demek ki, insanın iyilikleri mevhûbedir/Allah’ın birer lütfudur, kötülükleri ise meksûbedir/kendi kazancıdır.

Özetle:

Eğer insanlar iradelerine bırakılmış konularda iyi bir şeyle karşılaşır, bir nimete nail olur, bir başarı elde ederlerse Allah'ın verdiği aklı, bilgiyi, iradeyi ve gücü doğru ve yerinde kullanmış oldukları anlaşılır. Allah böyle istediği, buna razı olduğu, verdiği kabiliyetleri bu sonucu elde etmek üzere kullansınlar diye verdiği için hayır, iyilik, basan Allah'tandır.

Yine insanların irade ve tercihlerine bırakılan konularda, alanlarda, işlerde insanlar akıl, bilgi, irade ve güçlerini -ki bunların hepsini veren Allah'tır- yerinde ve doğru kullanmazlar, bu yüzden O'nun razı olmadığı, kendilerinin de hoşlarına gitmeyen sonuçlar elde ederlerse bu sonuçlar (şer, kötülük) kendilerindendir; bunlara kendileri sebep olmuşlardır. İmkan verdiği halde rızası bulunmadığı için kötülük Allah'a yüklenemez, "O'ndandır" denemez.

Bu açıklamalardan açıkça anlaşılıyor ki, bu ayetlerde vurgulanan hakikatler Ehl-i Sünnetin haklılığını tasdik eden silinmez bir mühür ve ehl-i itizal için de bir iflas bayrağı hükmündedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun