Korona virüs salgını nedeniyle Ramazan orucu ertelenebilir mi?

Korona virüs salgını nedeniyle Ramazan orucu ertelenebilir mi?
Tarih: 13.04.2020 - 10:33 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bazı kimseler ramazan orucunun ertelenmesi gerektiğini iddia ediyor. Gerekçe olarak da, Müslümanların Ramazan ayında sürekli toplu halde bir araya gelerek ibadet ettiğini, bu nedenle de salgın geçinceye kadar Ramazan ayının ileri bir aya ertelenmesinin insanlık için iyi olacağını söylüyor.
Bazı kimseler de, orucun bedenin direncini düşürdüğünü, hastalığa yakalanma riskini artırdığını, bağışıklık sistemini bozduğunu, bu nedenle de korona virüs salgın hastalık riski geçinceye kadar ramazan orucun ertelenmesi gerektiğini iddia ediyor. Buna delil olarak da "Hasta iseniz, orucu başka günlerde tutun." ayetini gösteriyor. Hatta Kuran orucu kaza etme imkanı veriyorken Allah’a din öğretme saygısızlığı sergilememek gerekir diyor.
Buna göre salgın hastalığa tutulmayan ve oruç tutmasının sakıncası olmayanlar da mı orucu ramazan ayında tutamaz veya tutmaması mı gerekir?
Lütfen, bu konuyu ayet ve hadisler ışığında açıklarsanız memnu oluruz. Müslümanların kafası karışık, bu tür açıklamalar da daha çok karışmasına neden oluyor. Net olarak nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini bilmek istiyoruz.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetler ve hadisler ile bunlardan içtihatlarla çıkarılan detay hükümleri  “Oruç tuttuğu takdirde hasta olacak kimselerin de tıpkı orucun iyileşmesini geciktireceği hastalar gibi orucu ertelemelerinin caiz olduğunu” ifade ediyor.

Oruç tuttuğu takdirde hasta olma ihtimali bulunmayan veya zayıf ihtimalli olan kimseler orucu erteleyemezler; çünkü bunlar fiilen hasta olmadıkları gibi hasta olma ihtimali de zayıf olan kimselerdir.

Bu ikinci kısma giren kimseler oruca başlarlar, hasta olma ihtimali baş gösterirse erteleme yoluna giderler.  (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)

Yüce dinimizin ilkelerine göre her ibadetin ifa edileceği zaman, mekân ve şartlar vahiyle belirlenmiştir. Ramazan ayında sağlıklı olan her müminin oruç tutması Allah Teâla’nın emriyle (el-Bakara, 2/183-185) farz kılınmıştır. Bu ibadetin topyekûn ertelenmesi mümkün değildir.

​Alan uzmanlarından alınan bilgilere göre sağlıklı bireylerin oruç tutmaları, hastalığın yayılması bakımından özel bir risk oluşturmamaktadır. Ayrıca oruç tutmanın bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğine dair kanıta dayalı tıbbi bir tespit bulunmazken aksine oruç tutmanın bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler meydana getirdiğine ilişkin bilimsel yayınlar mevcuttur.

​İslam dini, emir ve yasakların ifasında kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler koymuştur. Bu genel ilke uyarınca farz olan Ramazan orucunu, belli şartlara bağlı olarak kazaya bırakma konusunda bazı ruhsatlar tanınmıştır.

​Kur’an-ı Kerim’de Ramazan orucunu tutmamayı mubah kılan temel mazeretlerden biri olan hastalık halinde, orucun daha sonra kaza edilmesine izin verilmiştir (el-Bakara 2/185).

İslam âlimleri, oruç tutulması halinde hasta olunması, hastalığın uzaması veya artması ihtimalini de bu kapsamda değerlendirmişlerdir.

Buna göre;
- ​Kovid-19 teşhisi konulmuş olup doktoru tarafından oruç tutması sakıncalı görülenler
- Oruç tuttuğu takdirde hastalığı daha ağır geçireceği doktorlarca belirtilenler
- ​Oruç tutamayacak derecede yaşlı olanlar
- ​Oruç tutmaya engel kronik hastalığı bulunanlar
- Oruç tutmaları hâlinde hem sağlıklarının bozulmasından hem de sağlık hizmetlerinin aksamasından endişe eden sağlık çalışanları
- ​Hamile veya emziren kadınlar
- ​Ağır ve meşakkatli işlerde çalışıp sağlıklarının bozulacağından endişe edenler 

mazeretleri devam ettiği sürece daha sonra kaza etmek üzere oruç tutmayabilirler.

Sağlık durumları hiçbir şekilde kaza oruçlarını tutmaya el vermeyenlerin tutamadıkları her bir gün için fakirlere bir oruç fidyesi ödemeleri gerekir.

Dini vecibelerin yerine getirilmesinde müminlerin, ihlas ve samimiyetle Allah’a kulluk bilincini kaybetmeden doktorlarla istişare ederek bu kararı vermeleri ve keyfi değerlendirmelerden kaçınmaları önem arz etmektedir.

​Salgın devam ettiği müddetçe sosyal izolasyon kuralı çerçevesinde başkalarıyla temastan kaçınmalı, bu doğrultuda akraba, komşu ve dostlarla beraber iftar yemekleri düzenlemekten kesinlikle uzak durulmalıdır.

Halkımızın, toplum sağlığını korumakla görevli yetkililerin koyduğu kurallara uymaları, kendilerinin ve başkalarının hayatını tehlikeye atabilecek tutum ve davranışlardan uzak durmaları medeni bir sorumluluk olduğu gibi dini bir vecibedir.

​Yaşadığımız bu zor süreçte ortaya çıkabilecek yeni sıkıntıları da göz önünde bulundurarak ihtiyaç sahibi kardeşlerimize bağışlarımızı ulaştırmak ve yardımlaşmak, infak ayı olan Ramazan’ı hakkıyla idrak etmeye ve paylaşma bilincimizi canlı tutmaya hizmet edecektir.

Camilerden uzak kalmamızın hüznünü yaşadığımız şu günlerde, teravih namazlarımızı, mukabelelerimizi evimizde ifa etmek, dualarımızı ve istiğfarlarımızı hep birlikte hanemizden Rabbimize yöneltmek, Ramazan ayının maneviyatından azami derecede istifade etmeye vesile olacaktır. (Din İşleri Yüksek Kurulu)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun