Kırgın olduğumuz akrabayla iletişimi sürdürmek şart mı?
Allah'ın rızasını kazanmak ve dinimin emrettiği şekilde yaşamak istediğim için ailemle ilgili bir konuda İslami rehberlik almak istiyorum.
Teyzemle geçmişte çeşitli ailevi problemler yaşadık. Zaman zaman aramızdaki anlaşmazlıkları gidermek ve aile huzurunu korumak için ben adım atan taraf oldum. Ancak bütün iyi niyetli çabalarıma rağmen karşı taraftan aynı yaklaşımı göremedim. Hatta bazı davranış ve sözleri beni derinden incitti ve duygusal olarak yıpranmama sebep oldu.
Bu sebeple uzun zamandır kendisiyle iletişim kurmuyorum. Bunun nedeni ona kin beslemem veya kötülüğünü istemem değildir. Aksine, yeniden iletişim kurmanın eski kırgınlıkları canlandıracağını ve beni tekrar duygusal olarak yıpratacağını düşünüyorum.
Bununla birlikte, İslam'ın akrabalık bağlarını (sıla-i rahmi) korumayı emrettiğini ve akrabalık bağlarını koparmayı yasakladığını biliyorum. Bu nedenle Allah'ın rızasını kaybetmekten endişe ediyorum.
Bu çerçevede şu hususlarda bilgi rica ediyorum:
Geçmişte yaşanan kırgınlıklar sebebiyle bir akrabayla iletişimi kesmek günah olur mu?
Niyet kin veya intikam değil, yalnızca kendini duygusal açıdan korumak olduğunda bu durum akrabalık bağını koparmak sayılır mı?
Bir Müslüman, karşı taraftan ilgi ve karşılık görmese bile akrabalık bağını sürdürmeye devam etmekle yükümlü müdür?
Akrabalık bağlarını koruma sorumluluğu ile kişinin kendisini maddi veya manevi zarardan koruma ihtiyacı nasıl dengelenmelidir?
Kur'an-ı Kerim ve sahih sünnet ışığında açıklayabilir misiniz?
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade edelim ki, akrabalık bağlarını korumak (sıla-i rahim) İslam'ın emrettiği büyük ibadetlerden biridir. İbadet ise yalnızca Allah rızası için yapılır; insanların karşılık vermesi veya vermemesi onun değerini değiştirmez.
Bu sebeple teyzenizle ilgilenmeniz, hâlini hatırını sormanız ve akrabalık bağını imkân ölçüsünde devam ettirmeniz esastır. Onun size ilgi göstermesi veya göstermemesi, olumlu ya da olumsuz karşılık vermesi sizin bu konudaki tavır ve davranışlarınızı belirleyen esas olmamalıdır.
Siz, Allah rızasını gözeterek üzerinize düşeni yapmaya devam edersiniz; o buna karşılık verir veya vermez, bu ise onun Allah katındaki sorumluluğudur.
Allah Teâlâ akrabalık bağlarının korunmasını emretmiş ve onların koparılmasını şiddetle kınamıştır:
"Allah'a kulluk edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, akrabaya..." (Nisâ 4/36)
Yine Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Onlar ki Allah'ın gözetilmesini emrettiği bağı gözetirler..." (Rad 13/21)
Resulullah aleyhissalatü vesselam Efendimiz de şöyle buyurmuştur:
"Sıla-i rahim yapan kimse, kendisine iyilik yapılana karşılık veren değildir. Gerçek sıla-i rahim yapan, akrabaları kendisiyle ilişkiyi kestikleri hâlde onlarla ilişkiyi sürdüren kimsedir." (Buhârî, Edeb 15)
Bu sebeple, teyzenizin size karşı geçmişte nasıl davranmış olduğundan bağımsız olarak, sizin ona karşı temel akrabalık görevlerinizi yerine getirmeniz daha ihtiyatlı ve faziletli olandır. Onun davranışları kendi sorumluluğudur; sizin sorumluluğunuz ise Allah'ın emrine ve Elçisinin sünnetine uygun davranmaktır.
Ancak İslam, kişiye sürekli zarar görmesini de emretmez. Dinimizde "zarar verme ve zarara zararla karşılık verme yoktur." (İbn Mace, Ahkam, 17)
Eğer görüşmeler ciddi psikolojik yıpranmaya, fitneye veya yeni tartışmalara sebep oluyorsa, akrabalık bağını tamamen koparmadan daha sınırlı bir ilişki kurulabilir.
Buna göre sılay-ı rahim kapsamında;
ara sıra hâlini hatırını sormak,
bayram ve benzeri zamanlarda arayıp selam vermek,
hastalandığında ziyaret etmek veya geçmiş olsun dileğinde bulunmak,
ihtiyaç hâlinde imkân ölçüsünde yardım etmek,
gıyabında dua etmek,
gibi davranışlar sıla-i rahmin yerine getirilmesine vesile olabilir. Bunun için geçmişte yaşananları tekrar gündeme getirmeniz veya eski yakınlığı yeniden kurmanız şart değildir.
Geçmişte defalarca arayı düzeltmeye çalışmış olmanız da bu konuda samimi gayret gösterdiğinizi ortaya koymaktadır. Bugün iletişimi sınırlı tutmanızın sebebi kin veya intikam değil, yeni kırgınlıkların ve zararların önüne geçmek ise bu niyetiniz önemlidir. Bununla birlikte, iletişimi tamamen kesmek yerine imkân ölçüsünde asgari seviyede de olsa sıla-i rahmi sürdürmeniz daha ihtiyatlı ve faziletli bir davranış olacaktır.
Resulullah (asm) Efendimiz "Teyze anne yerindedir." buyurmuştur. (Buhârî, Sulh, 6)
Bu hadis, teyzenin saygıya ve iyi muameleye layık olduğunu gösterir. Ancak bu, öz annenin bütün haklarının birebir teyzeye geçtiği anlamına gelmez. Bununla birlikte, özellikle annenin kız kardeşi olması sebebiyle ona karşı güzel muamele göstermek daha da faziletlidir.
Unutmamak gerekir ki, bir evlat ne kadar hata yaparsa yapsın, şefkatli bir anne onu hayatından çıkarmaz; ona dua etmeye, hâlini gözetmeye ve kapısını açık tutmaya devam eder.
Resulullah’ın (asm) "Teyze anne yerindedir." buyruğunu da hatırlayarak, siz de teyzenize karşı mümkün olduğunca böyle bir şefkat ve merhamet anlayışıyla hareket etmeye çalışın. Akrabalık bağını koparmayın; ancak karşılık görmediğinizde de buna üzülüp yıpranmayın. Çünkü sizin göreviniz Allah rızası için üzerinize düşeni yapmaktır; onun buna nasıl karşılık vereceği ise kendi sorumluluğudur.
Böyle davrandığınızda hem Rabbinize karşı vazifenizi yerine getirmiş olur hem de beklentilerinizi insanlara değil Allah'ın rızasına bağladığınız için kendinizi gereksiz yere yıpratmamış olursunuz.
Sonuç olarak ölçü şudur:
Karşı tarafın tavrı ne olursa olsun, siz Allah rızası için akrabalık bağını tamamen koparmamaya gayret edin. Bunu yaparken de kendinizi sürekli duygusal istismara maruz bırakmanız gerekmez.
Selam vermek, hâl hatır sormak, gerektiğinde yardım etmek ve dua etmek gibi asgari düzeyde de olsa irtibatı sürdürmeniz hem sıla-i rahmi muhafaza etmenize hem de Allah katında vazifenizi yerine getirmenize vesile olacaktır.
Gerisini ise Allah'a bırakın ve dua edin. Çünkü kul, yaptığıyla sorumludur; başkasının yaptığıyla değil.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Durumu musait olmayan eşlerin kendi ailesine maddi yardım yapması gerekir mi? Ya da bu tür durumlarda ne yapmak gerekir?
- SILA-İ RAHİM (Sılayırahim)
- Akrabamdan irtibatı kesersem, Allah ceza verir mi?
- Akrabayla ilişkiyi kesen cennete giremez mi?
- Akrabalarıyla ilgiyi kesenin ibadetleri geçersiz mi?
- Allah, kendi katından yeryüzüne yüz parça rahmetinden sadece biri göndermiştir. Bu yüz parça rahmet konusunu açıklar mısınız?
- Sılayırahim hangi akrabalar için geçerlidir?
- Akrabaları ile bağlarını kopartan cennete giremez, sözü hadis midir?
- Aile üyelerinin açık giyinmesine karşı nasıl tavır almalıyız?
- Anne babasına dua etmeyenin rızkı kesilir mi?