Akrabamdan irtibatı kesersem, Allah ceza verir mi?

Tarih: 29.08.2023 - 08:45 | Güncelleme:

Soru Detayı

1. Akrabalık bağları her zaman çoğul olarak zikrediliyor gibi görünüyor, hepsini kesene kadar Allah (cc) bizi tamamen cezalandırmaz mı? Ve eğer bunu yaparsak, kesinlikle cehenneme ve hiçbir başarı olmadan dünyevi sefaletten önce mahkum olur muyuz? Allah benim ibadetlerimi geçersiz kılacak ve bana yardım etmeyecek ya da bu hayatta dualarımı kabul etmeyecek mi?
2. Allah tarafından kesilmek ve merhametine nail olmamak ne demektir? Bağları kesmek gerçekten ne anlama geliyor? Adımı değiştirmek mi yoksa tüm aileme bağlarımı koparacağımı söylemek mi?
3. Aramızda nefret olan kötü kalpli kişilerin yanı sıra, kötü hisler beslemediğim, ancak birbirimize ilgi duymadığımız ve en az +300 km uzakta yaşadığımız için on yıldır görmediğim veya konuşmadığım ailem (amcalar, kuzenler, büyükanne) de var. Bu örnekte bağ kesilmiş midir yoksa basitçe sürdürülmemiş midir? Ben sosyal etkileşimlerden hoşlanmayan ve insanlardan uzakta, çok daha sorunlu insanlardan uzakta huzur içinde yaşamak isteyen yalnız biriyim.
4. Son olarak, akrabalık konusuyla ilgili cezalardan haberdar değildim. Cehaletimden dolayı affedilecek miyim? En azından, Allah'a tövbe etsem ve intikamdan vazgeçsem bile, kendimi bir aileyle tekrar temas kurarken göremiyorum, ancak önce bana gelirlerse onları şimdi bir cephe olarak (sadece Allah rızası için) kabul edebilirim. Belki de son çare olarak on ya da iki yıl sonra görüşmeyi başlatabilirim, buna gerçekten karar versem bile o zamana kadar lanetlenir miyim? Onlardan biri o zamandan önce ölürse ne olur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sıla-i rahim hakkında bilgi verdikten sonra sorularınıza tek tek cevap vermeye çalışacağız:

Sıla-i rahim, akrabalık bağlarını yaşatmayı, akrabaların birbirini ziyaret etmesini ve iyi ilişkiler kurmasını ifade eder.

Sözlükte “bağ, ilişki” anlamına gelen sıla ile “döl yatağı, ana rahmi” ve mecazen “insanlar arasındaki soy birliği, akrabalık bağı” manasındaki rahm / rahim (çoğulu erham) kelimelerinden oluşan "sılayırahim" terim olarak: “kan bağı ve evlenme yoluyla oluşan akrabalık bağlarını yaşatma, akrabalarla ilişkiyi sürdürme, haklarını gözetme, onlara ilgi gösterme, iyilik ve yardımda bulunma, ziyaret etme”
şeklinde açıklanmaktadır.

Nisa suresinin ilk ayetinde, Allah’a saygısızlığın hemen arkasından akrabalık haklarına riayet etmemekten sakınılması istenmektedir. İslam âlimleri bu ayete ve daha başka ayetlerle hadislere dayanarak sılayırahmi gözetmenin farz ve sılayırahme riayetsizliğin haram olduğunu bildirmiştir. Kurtubî bu hususta İslam ümmetinin ittifakı bulunduğunu ifade eder (el-Cami, 5/6; ayrıca bk. Fahreddin Razi, 9/164)

Müfessirlerin çoğu, Rad suresinin 21. ayetinde geçen ve Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözetenlerden övgüyle söz eden ifadede sıla kökünden bir fiilin kullanılmış olmasını dikkate alarak bu ayette bilhassa akrabalık bağlarına riayet edenlerin kastedildiğini düşünmüştür (Maverdî, s. 154)

Şevkani de ayetin gerek Allah’a gerekse kullara ait olup gözetilmesi emredilen bütün hakları kapsadığı kanaatinde olduğunu belirttikten sonra, müfessirlerin çoğunun bu ifadeyi sılayırahimle sınırladığını söyler. (Fetḥu’l-ḳadîr, 3/89)

Bakara 27 ve Rad 25’de yine sıla kökünden bir fiil kullanılarak Allah’ın yaşatılmasını emrettiği bağları koparanlar kınanmaktadır; burada da akrabalık bağlarını kesenlerin kastedildiğini belirtenler vardır. (Şevkani, I, 61)

Bu yorumu benimseyen Taberi’ye göre bağları koparmaktan maksat, Allah’ın farz kıldığı akrabalık haklarını ödemekten ve yakınlara iyilik etmekten kaçınmak suretiyle onlara haksızlık yapmak, bağları yaşatmaktan maksat ise Allah’ın kendi haklarından sayılan, akrabalara karşı yerine getirilmesini farz kıldığı vecibeleri yerine getirmek ve onlara şefkatle muamele etmektir. (Camiʿu’l-beyan, 1/221)

Bazı hadislerde de Allah’ın rahman ismiyle sılayırahim arasında ilişki kurularak bu görevi yerine getirenlerin ilahi rahmetten nasiplerini alacaklarına, ihmal edenlerin ise rahmetten yoksun kalacaklarına işaret edilir. (bk. Müsned, 1/190; Buhari, Edeb, 13)

Hadislerde sılayırahim konusunda karşılık beklenmemesi, ilişkiyi kesenlerle de akrabalık bağlarının sürdürülmesi gerektiği bildirilmektedir. (Müsned, II, 160; Buhârî, Edeb, 15)

Resulullah (asm), sılayırahmin Müslüman olmayan yakın akrabaya karşı da geçerli olduğunu ifade etmiş ve “Allah, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlarla iyi ilişkiler içinde olmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz” mealindeki ayetin (Mümtehine 60/8) buna işaret ettiğini bildirmiştir. (Müsned, 6/344; Buhârî, Hibe, 29)

Sorularınıza gelince:

Cevap 1:

“Akrabalık bağları her zaman çoğul olarak zikrediliyor gibi görünüyor.” ifadesi esnek olmakla beraber, doğruyu anlatmak bakımından fazla isabetli değildir.

Meallerini vereceğimiz hadislerin ilgili yerlerinde bu kelimenin çoğul yanında tekil olarak da zikredildiğini görüyoruz:

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden sılayırahim yapsın (felyasil rahimehu) (bk. Buhari, no: 6138; ayrıca bk. no: 5985)

“Rahim arşa bağlanmış ve şöyle dua ediyor: Kim benimle irtibat kurarsa Allah da onunla irtibat kursun, kim de benimle irtibatı keserse Allah da onunla irtibatını kessin.” (bk. Müslim, h. no: 2555)

 “Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, rahimlerle (Erham) irtibat kurun, insanlar uykuda iken siz geceleri namaz kılın, selametle cennete girin!” (Ahmed b. Hanbel, no: 23784;  İbn Mace, no: 325; Hâkim, no: 4283, 7277)

Ayet veya hadislerde rahim kelimesinin çoğulu olan “erham” kelimesinin kullanılması, rahimlerin irtibatlı olduğu insan fertlerini değil, bizzat farklı rahimlerin durumuna yönelik bir açıklamadır.

Örneğin, “O öyle bir (Allah) ki sizi rahimlerde dilediği şekilde şekillendirir.” (Al-i İmran, 3/6) mealindeki ayette bu mana açıkça görülmektedir.

Bu sebeple, sılayırahim veya kat-ı rahim (rahimle irtibatı sağlamak veya irtibatı kesmek) ile ilgili rahme bağlı olan akrabaların sayısına göre değil, rahim merkezli akrabalardan bir veya yüz kişiye, (yakınlık-uzaklık nispetine göre) maddi-manevi sorumluluğu olan kimsenin bu sorumluluğunun gereğini yerine getirmesi veya getirmemesi söz konusudur.

Örneğin bakıma muhtaç bir kimseye bakmak önce babanın sonra kardeşin sorumluluğundadır. 

Cevap 2:

Akrabanın benimsediği bir adı / unvanı kullanmak sılayırahimin bağlarını tesis etmek manasına gelmeyeceği gibi, kabilesinin beğenmediği bir ismi kullanmak da rahim bağlarını koparmak anlamına gelmez.

Yakınlık sırasına göre, anne-baba, kardeş, amca, teyze, dayı vs. kimseler ile konuşmak, telefonlaşmak, selam göndermekten tutun ta muhtaç oldukları her şeyi temin etmeye kadar her türlü sözlü, fiili hizmetleri -gücünün yettiği nispette- ifa etmesi sılayırahim mefhumuna dahildir. 

Cevap 3:

Söz konusu kişilerden küs durmak günahtır. Ancak sana muhtaç olmadıkları sürece, onlara karşı senden daha yakın olan akrabaların sorumluluğu vardır.

Fakat mümkün oldukça, telefonla veya mesajla da olsa selam-kelam bağlantısını kesmek doğru değildir.

Asosyal olmanız bu konuda bir mazeret teşkil etmez. Sorumluluk durumu daha önceki maddelerde de anlatılmıştır.

Cevap 4:

İslam âlimlerinin çoğunluğuna göre, bir İslam ülkesinde, Müslüman bir mahallede yaşayan bir kimsenin -herkes tarafından bilinen- bir konudaki cehaleti mazeret sayılmaz.

Örneğin, belli farz, vacip, helal, haram gibi vecibeler bunlardan sayılır.

Ancak bu konularda cehaletin mazeret sayılması için fıkıhta “Karibu’l-ahd” olan yani yeni Müslüman olmuş, Müslümanlarla yeni tanışmış, İslam hükümlerinin özel veya toplumsal olarak icra edildiği ülkeye yeni gelmiş  bir  kimse olması gerekir.

Fakat pratikte fazla yaygın olmayan nazari bazı meseleleri bilmemek mazeret sayılabilir.

Not: Küfür, şirk ve büyük günahlar dahil, suçlarını itiraf edip samimi olarak tövbe ve istiğfar etmek geçmiş suçların affına vesile olabilir.

Yalnız İmam Gazali’nin de ifade ettiği gibi, “Makbul / kabul görmüş bir tövbenin günahlara kefaret olması kesindir. Fakat kişi ölünceye kadar tövbesinin kabul olup olmadığını bilmediği için günahlarının silinip silinmediğini de bilemez.”

Bu durum gizli olması gereken imtihan sırrıyla da yakın ilişkilidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun