KUR'AN-I KERİMDE ADI GEÇEN TIBBÎ BİTKİLERİN FARMAKOLOJİK ETKİLERİ

Prof. Dr. İlkay ERDOĞAN ORHAN
Gazi Üniv., Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi Anabilim dalı, 06330 Ankara.
[email protected]

     Tüm semavî dinlerde adı geçen 5 meyve vardır. Bunlar; zeytin, incir, hurma, üzüm ve nardır. Ancak Kuran-ı Kerim’de de bu bitkiler ve yanısıra başka bitki türlerinden de bahsedilmektedir. Kuran-ı Kerim’de bitkilerden bahseden surelere örnek vermek gerekirse, bunlar arasında;

  • Bitkilerin her birinde düşünen bir insan ve toplum için ibretler vardır[1]
  • "Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın."[2].
  • "Andolsun incire ve zeytine[3].
  • Yapraklı daneler ve hoş kokulu reyhan vardır[4].
  • Ona rahatlık, güzel kokulu reyhan ve Naîm cenneti vardır[5].

bulunmaktadır.

     Ayrıca Kuran-ı Kerim’de de gıda olarak tüketilen diğer bitkilerden de bahsedilmektedir:

  • Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz?[6].
  • “(Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer meyvelerin hepsinden bitirir. İşte bunlarda düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır[7].
  • Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık[8].
  • Gökten suyu indiren O'dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır[9].
  • “Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez”[10].
  • “Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları”[11].

     Kuran-ı Kerim’de bahsi geçen bu bitkilerden tıbbî olanlardan bazılarının bilimsel veriler ışığında daha yakından inceleyelim:

     1. Hurma (Phoenix dactylifera L.)

     Ortadoğu bölgesine özgü bir bitki olan hurma, Avustralya, Meksika, Güney Amerika, Güney Afrika ve Amerika Birleşik Devletlerinde (güney California, Arizona, Texas) de yetişmektedir.  

     Peygamberimiz (sav) orucun hurma ile açılmasını tavsiye etmiştir. Resulullah (sav), namaz kılmadan önce birkaç taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa, kuru hurma ile açardı. Eğer kuru hurma da bulamazsa, birkaç yudum su yudumlardı[12].

     Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm, hurma ile süte "atyabân" derdi yani "iki en güzel şey"[13].

      Kadim Mısır medeniyetinde de duvar resimlerine hurma ağaçları resmedilmiştir.

     Hurmanın içindeki besleyici öğeler arasında karbonhidratlar (%70 oranında; glukoz ve fruktoz eşit oranda), protein, yağ, lifler, vitaminler [tiyamin (B1), riboflavin (B2), niasin (B3), pantotenik asit (B5), piridoksin (B6) ve folat (B9)] ve mineraller (kalsiyum, demir, magnezyum, selenyum, bakır, fosfor, potasyum, çinko, sülfür, kobalt, flor, manganez ve boron) bulunduğu tespit edilmiştir[14].

          Hurma üzerinde yapılan çalışmalar, bitkinin antioksidan, anviral, antifungal ve antibakteriyel, antienflamatuvar, antitoksik, antitümör (gastrik, prostat, kolon, meme ve akciğer), hipolipidemik, antidiyabetik ve hepatoprotektif aktivitelere sahip olduğuna işaret etmektedir[15].

     Ayrıca 18-55 yaş arasındaki 22 deneği kapsayan randomize, kontrollü, çapraz geçişli, 3 hafta süren bir klinik çalışmada, günde 7 hurma (yaklaşık 50 g) tüketiminin bağırsak mikrobiyotasına ve kolon kanseri üzerine etkileri incelenmiş; günlük hurma tüketiminin genotoksisiteyi anlamlı derecede azalttığı ve bağırsak mikrobiyotasını hiç değiştirmeden kolon kanser riskini azalttığı tespit edilmiştir.

    2. Zeytin (Olea europaea L.)

     Zeytin bitkisi hem yağı, hem de yaprakları açısından tıbbî öneme sahiptir. Tipik bir Akdeniz bitkisi olup, zeytin yetiştiriciliğinin ilk insanlarla birlikte başladığı kabul edilmekte ve “zeytin bütün ağaçların ilkidir” denilmektedir.  Tıp biliminin kurucusu sayılan Hipokrat, yıkanamayanlara, hiç olmazsa zeytinyağıyla vücutlarını ovmalarını önermiştir. Tarihte bilinen ilk zeytin koruma kanunu olarak, Antik Yunan'da yedi bilgeden biri kabul edilen Solon'un koyduğu kanunlarla zeytin ağacı kesenlere ağır cezalar uygulanmıştır. Hiçbir ağaç, insanlık tarafından zeytin ağacı kadar kutsi kabul edilmemiş, hiçbir ağacın üstüne bu kadar çok efsane söylenmemiştir. Uzun ömürlü ve dayanıklı olması nedeniyle Anadolu'da 'ölmez ağaç'' olarak da anılan zeytin ağaçları binlerce yıl yaşayabilmektedir. Zeytin ağacının anavatanı Ön Asya olarak bilinmekte olup, M.Ö. 5000 yıllarında yabani zeytin ağacı ilk kez yaklaşık Anadolu coğrafyasında ehlileştirilmiştir.

     Bitki doymamış yağ asitleri, zeytin biyofenolleri, 3,4-dihidroksifenil etanol, 4-hidroksifenil etanol (tirozol), 4-hidroksifenilasetik asit, protokateşinik asit, siringik asit, vanillik asit, kaffeik asit, kumarik asit, sekoiridoitler, lignanlar ve alfa-tokoferol (E vitamini) taşımaktadır[16].

     Bitkinin yaprak ekstreleri ve zeytinyağının antihipertansif, antihiperglisemik, antioksidan, antimikrobiyal, antitümör, antienflamatuvar ve kardiyoprotektif gibi etkilere sahip olduğu bildirilmiştir [17].  

      3. Nar (Punica granatum L.)

     Binlerce yıldan beri birçok kültürde nar, bolluk ve bereket simgesi olan narın, yaklaşık M.Ö. 3500 yıllarından itibaren yetiştirildiği bilinir. Kur’an-ı Kerim’de 3 ayrı ayet-i kerime’de (Enam Suresi 99 ve 141. Sureler ve Rahman Suresi 68. ayetinde) geçen nardan, “Allah’ın yarattığı güzelliklerin bir örneği” olarak ve ‘cennet meyvesi’ olarak bahsedilmektedir. Bilim adamlarına göre narın vatanı Azerbaycan’dır, dünyaya buradan yayılmıştır. Nar, bahardan başlayarak güze kadar çiçek açmaya devam eden ve meyve veren yegâne bitkidir. Türkiye, narın anavatanı sınırları içerisinde olup, binlerce yıldır bu meyveyi üretmekte ve tüketmektedir.

    Narın kimyasal bileşiminde gövde kabuklarında %0.35-0.60 oranında, kök kabuklarında ise % 3’ün üzerinde alkaloit, meyve, çiçek ve tanenlerde yoğun miktarda antosiyaninler ve flavonoitler, meyva kabuklarının % 2.58 oranında poliholozitilenar suyunda, hemen hemen bütün aminoasitler (valin ile metiyoninin ise çok yüksek konsantrasyonda) bulunmaktadır[18].

     Meyvenin yenen kısmında ise %14.31karotenoit ve % 4.68 beta-karoten, tohumların yağ asidi bileşimi incelendiğinde; serbest yağ asitleriyle birlikte punisik asit (%63.5), C vit (10.20 mg/100 g), protein (1.67 g/100 g), kalsiyum (10 mg/100 g), potasyum (236 mg/100 g) olduğu bildirilmiştir. Narın farmakolojik etkileri arasında antihelmentik, antikanser (kolon, meme, prostat), antioksidan, antidiyabetik, nöroprotektif, antiobezite, kıkırdak koruyucu ve gastroprotektif etki bulunmaktadır[19].

     4. İncir (Ficus carica L.)

     Tüm dinlerde kutsal meyve veya cennet meyvesi olarak kabul edilen incir, üzüm (asma) ve zeytinle beraber kutsal toprakların bitki örtüsünde de bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim’in 95. suresi olan Tin (incir) suresinde «İncir ve zeytine yemin olsun ki» denilmektedir. Taze ve kuru incirdeki besleyici öğelerin muhtevası değişmektedir. Mukayese edildiğinde taze incirde (100 g) protein %1.3, yağ %0.3, karbonhidrat %9.5, lif %2.3, karoten 150 μg, B1 vit 0.03 mg, B6 vit 0.08 mg, C vit 2 mg, potasyum 200 mg, kalsiyum 38 mg, magnezyum 15 mg, fosfor 15 mg, demir 0.3 mg ve çinko 0.3 mg iken, kuru incirde (100 g) protein %3.6,  yağ %1.6, karbonhidrat %52.9, lif %12.4, karoten 64 μg, B1 vit 0.08 mg, B6 vit 0.26 mg, C vit 1 mg, potasyum 970 mg, kalsiyum 250 mg, magnezyum 80 mg, fosfor 89 mg, demir 4.2 mg ve çinko 0.7 mg olarak tespit edilmiştir[20].

     İncirin farmakolojik aktiviteleri arasında antienflamatuvar, antikanser, hepatoprotektif, hipoglisemik, antihelmentik, anti-konstipasyon (kabızlığa karşı), antiviral/antimikrobiyal, immünstimülan gibi etkiler bulunmaktadır[21].

     5. Üzüm (Vitis vinifera L.)

     Üzüm geçmişten bu yana çok fazla tüketilen ve sağlığımıza faydalı olarak bilinen bir meyvedir. Diğer meyvelerle kıyaslandığında en fazla çeşide sahip olan türlerden biri olan üzümün 15.000'nin üzerinde çeşidi bulunduğu tahmin edilmektedir. Anavatanı Anadolu olan çeşit sayısı ise 1200'ün üzerindedir. Bitkinin dünyanın birçok yöresinde aynı dönemde bulunduğu ispatlanmıştır. Türkiye, kültür asması (Vitis vinifera L.) ve bağcılık kültürünün anavatanı olması nedeniyle zengin bir gen potansiyeline sahiptir.  M.Ö. 6000'den sonra kültüre alındığı tahmin edilmekte, M.Ö. 2400’lerden kalan Mısır hiyerogliflerinde üzüm yetiştiriciliği tasvir edilmektedir. Selçuklu ve Osmanlı Döneminde cami ve sarayların duvar çinilerinde asmanın ve üzümün kullanıldığı görülmektedir.

     Üzümün antioksidan, antikanser, hepatoprotektif, hipoglisemik, antiviral/antimikrobiyal, kardiyoprotektif, anti-aging, menopoz/osteoporozda koruyucu etki gibi çok çeşitli farmakolojik etkileri tespit edilmiştir[22].

     Ayrıca üzüm kabuğunda yüksek oranda bulunan resveratrol adlı molekülün çağımızın en popüler bitkisel kökenli molekülleri arasında olup, farmakolojik aktiviteleri ve dolayısıyla insan sağlığına yönelik faydalı etkileri çok çeşitlidir[23]. Resveratrolün yanısıra, üzüm (özellikle çekirdeği) polifenoller açısından çok zengindir[24].

     Sonuç

     Bu bildiride Kur’an-ı Kerim’de çok bahsi geçen bitki türlerinden özellikle tıbbî amaçla kullanılanlar arasında bulunan hurma, zeytin, nar, incir ve üzümün fitokimyasal muhtevaları ve farmakolojik etkileri hakkında son yıllardaki bilimsel literatür ile desteklenerek bilgi verilmiştir. Tarihin en kadim bitkilerinden olan ve Kur’an-ı Kerim’de de sağlığa faydalı özelliklerine atıfta bulunulan bu bitki türleri tıbbî özelliklerinin yansıra, aynı zamanda insan sağlığı için çok faydalı besinlerdir.

     İşte insanı yaratan kim ise, insanın sıhhat ve sağlığına uygun bitkileri de yaratan O’dur.

      Kur’an’da İncir ve Zeytin’e Niçin Yemin Edilmektedir?

     Yukarıda tıbbî ve kimyevî özellikleri bahsedilen Zeytin ve İncir’le ilgili kasem ayetinin, yani üzerine yemin edilen ayetin tefsiri Mektubat’ta şöyle yapılmaktadır:

    “Vettîni vezzeytûni”(Tîn Suresi, 1. Ayet) kasemindeki çok nüktelerinden bir nükteye işaret edeceğiz. Şöyle ki:  Cenâb-ı Hak, tîn ve zeytinle kasem vasıtasıyla azamet-i kudretini ve kemâl-i rahmetini ve büyük nimetlerini ihtar ederek, esfel-i sâfilîn tarafına giden insanın yüzünü o taraftan çevirip, şükür ve fikir ve iman ve amel-i salih ile, tâ âlâ-yı illiyyîne kadar terakkiyât-ı mâneviyeye mazhar olabilmesine işaret ediyor.      

Nimetler içinde tîn ve zeytinin tahsisinin sebebi, o iki meyvenin çok mübarek ve nâfi olması ve hilkatlerinde de medar-ı dikkat ve nimet çok şeyler bulunmasıdır.  

 Çünkü, hayat-ı içtimaiye ve ticariye ve tenviriye ve gıda-yı insaniye için zeytin en büyük bir esas teşkil ettiği gibi; incirin hilkati, zerre gibi bir çekirdekte koca incir ağacının cihazatını saklayıp derc etmek gibi bir harika mucize-i kudreti gösterdiği gibi, taamında, menfaatinde ve ekser meyvelere muhalif olarak devamında ve daha sair menâfiindeki nimet-i İlâhiyeyi kasemle hatıra getiriyor. Buna mukabil, insanı iman ve amel-i salihe çıkarmak ve esfel-i sâfilîne düşürmemek için bir ders veriyor”(Bediüzzaman, Said Nursi, Mektubat. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları-605, 2. baskı, Ankara, 2016).

     Cenab-ı Hak, incir ve zeytin üzerine yemin ederek kudretinin azemetini, rahmetinin mükemmelliğini ve nimetlerinin büyüklüğünü hatırlatmaktadır. Böylece, cehennem tarafına düşen insanın yüzünü o taraftan döndürerek; şükür, fikir ve güzel amellerle cennetin en yüksek makamına çıkabileceğine işaret ediyor.

    Nimetler içerisinde bu iki meyveye yemin edilmesinin sebebi olarak, bu iki meyvenin çok mübarek ve faydalı birer nimet olmasının yanında, yaratılışlarında dikkat çekici pek çok hususun bulunduğuna işaret ediliyor. Mesela zeytinin toplum hayatındaki özelliklerinden bazıları;

     1. Ticaret yoluyla maddî terakkiye sebep olması,

     2. Aydınlanmada ve benzeri alanlarda kullanılması,

     3. Temel gıda maddesi olması.

     İncirin özelliklerinden bazıları;

     1. Çok küçük çekirdeğinde koca incir ağacının proramının toplanmasıyla kudret mucizesinin gösterilmesi,

     2. Taze ve kuru çeşitleriyle çok tatlı ve lezzetli bir yiyecek olması,

     3. Muhtevasında çok menfaatli besinlerin bulunması ve bazı hastalıklara karşı koruyucu olması,

     4. Ticaret yoluyla geçim kaynağı olması ve daha pek çok menfaatinin ve özeliklerinin bulunması.

    İşte Allah, bu iki nimetine yeminle dikkati çekerek, bütün bu sayılan ve daha bunların bilinmeyen menfaatlerini hatırlatıyor. Bu nimetlere karşılık olarak insanı iman ve salih amellere teşvik ediyor. Cehenneme düşürmemek için ders veriyor.

Yayına hazırlayanlar.


[1] Şuara Suresi, 7-9.ayetler.
[2] İsra sûresi,  91.ayet.
[3] Tin sûresi, 1.ayet.
[4] Rahman sûresi, 12.ayet.
[5] Vâkıa sûresi, 89.ayet.
[6] Bakara sûresi, 61.ayet.
[7] Nahl sûresi, 11.ayet.
[8] Yasin sûresi, 34.ayet.
[9] En’amsûresi, 99.ayet.
[10] En’am sûresi, 141.ayet.
[11] Vâkıa sûresi, 29.ayet.
[12] Câmiü's-Sağîr, No: 272
[13] Hakim, el-Müstedrek 4/119
[14] Al-Alawi, R.A., Al-Mashiqri, J.H., Al-Nadabi,J.S.M., Al-Shihi, B.I., Baqi, Y. Datepalmtree (Phoenix dactylifera L.): Natural products and the rapeuticoptions. Frontiers in PlantScience, 8: Articlenumber 845, 2017.
[15] Al-Farsi, M.A., Lee, C.Y. Nutritional and functional properties of dates: a review.Critical Reviewsin Food Science and Nutrition, 48(10):877-887, 2008.
[16] Gouvinhas, I., Machado, N., Sobreira, C., Domínguez-Perles, R., Gomes, S., Rosa, E., Barros, A. Critical review on the significance of olive phytochemicals in plant physiology and human health. Molecules, 22(11),pii: E1986, 2017.
[17] Elias, S., Wisam, S., Luai, A., Massad, B., Nimer, A. Lipotoxicity in obesity: benefit of oliveoil. Advance Experimental and Medical Biology, 960:607-617, 2017. 
[18] Wu, S., Tian, L. Diverse phytochemical sand bioactivities in the ancient fruit and modern functional food pome granate (Punica granatum). Molecules, 22(10),pii: E1606, 2017.
[19] Zarfeshany, A., Asgary, S., Javanmard, S.H. Potent health effects of pomegranate. Advances in Biomedical Research, 3:100, 2014.
[20] Vinson, J.A., Zubik, L., Bose, P., Samman, N., Proch, J. Dried fruits: excellent in vitro and in vivoa ntioxidants. Journal of the American College of Nutrition, 24(1):44-50, 2005.
[21] Mawa, S., Husain, K., Jantan, I. Ficus carica L. (Moraceae): phytochemistry, traditional uses and biological activities. Evidence-Based Complementary and Alternative Medicine, 2013, 974256, 2013.
[22] Pasinetti, G.M., Wang, J., Ho, L., Zhao, W., Dubner, L.Roles of resveratrol and other grape-derived polyphenols in Alzheimer's disease prevention and treatment. Biochimica & Biophysics Acta, 1852(6):1202-1208, 2015.
[23] Rauf, A., Imran, M., Butt, M.S., Nadeem, M., Peters, D.G., Mubarak, M.S. Resveratrol as an anti-cancer agent: a review. Critical Reviews in Food Science and Nutrition, 21:1-20, 2016.
[24] Woerdeman, J., van Poelgeest, E., Ket, J.C.F., Eringa, E.C., Serné, E.H., Smulders, Y.M. Do grape polyphenols improve metabolic syndrome components? A systematic review.European Journal of Clinical Nutrition, 71(12):1381-1392, 2017.

Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun