GIYBET

Aziz ve Muhterem Müslümanlar!

Hayatımızın hayatı olan dinimiz, güzellerin güzeli olan güzel ahlâka büyük kıymet ve ehemmiyet vermiştir. Peygamber Efendimiz (asm) "Mü'minlerin îman bakımından en güzeli ahlaken güzel olanıdır." buyurmuşlardır.

Hayır şer, iyi kötü, zıtların karışık bulunduğu şu imtihan dünyasında güzel huyların arasında çirkin huylar da vardır.

Her şeyin iyisini seçip almak insana bırakılmıştır. İnsanî ve İslâmî hayatımız için en zararlı kötü huy ve alışkanlıklardan biri de gıybettir.

Toplum hayatımız için zehir olan gıybet öyle tahribat yapar ki, Müslümanlar arasındaki itimadı zedeler. Saygı, sevgi ve hürmeti kırar, birlik ve beraberliği bozar. Aile, akraba ve komşuluk bağlarını çözer. Düşmanlık tohumları eker. Emniyet ve itimat yerine, tecessüs ve şüphe yerleştirir. En sevgili dostların, en ihlâslı kardeşlerin samimiyetine bile gölge düşürür. Huzuru kaçırır, hayatı zehirler; hayırlı amellerden elde edilen sevapları ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi yer, bitirir. Dünya ve âhiret hayatını harap eder. İşte bu zararlardan bizleri kurtarmak için Rabb-i Rahim'imiz ferman ediyor ki:

"Ey îman edenler! ... Sakın sakın, birbirinizin gıybetini yapmayın! ..." (Hucurat, 49/12)

Yâni: Arkasından aleyhinde konuşmayın! Yüzüne karşı söyleseniz sizden darılacağı sözleri gıyabında söylemeyin! Eğer doğru söyleseniz zâten gıybettir; eğer yalan olsa hem gıybet, hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır.

Yine Cenâb-ı Hak gıybet edenlere soruyor: "Eyuhibbü..." Yâni: "Siz ölü kardeşinizin etini yemeyi sever misiniz?"

Gıybet edenlerin kalbine hitaben şu soruları sorar:

 "Aklınız yok mu ki, bu derece çirkin birşeyi anlamıyor? Sevmek ve nefret etmek mahalli olan kalbiniz bozulmuş mu ki, ölü bir insanın etini yemek gibi en menfur bir işi sever? Cemaattan hayatını alan hayat-ı içtimaiyye ve medeniyetiniz ne olmuş ki, böyle hayatınızı zehirleyen bir ameli kabul eder? İnsaniyetiniz ne olmuş ki, böyle canavarcasına arkadaşınızı diş ile parçalamayı yapıyorsunuz? Hiç rikkat-i cinsiyeniz, hiç sıla-i rahminiz yok mu ki, böyle çok cihetlerle kardeşiniz olan bir mazlumun şahsı manevîsini insafsızca dişliyorsunuz? Ve hiç aklınız yok mu ki, kendi azanızı kendi dişinizle divâne gibi ısınyorsunuz?"

'Eyuhibbü ehadüküm en ye'küle lahme ahîhi meytâ?' âyet-i celîlesi 6 derece zemmi zemmeder. Gıybet günahından 6 mertebe şiddetle zecrederken, altıncı mertebede 'meyten' kelâmıyla mü'minleri bu dehşetli günahtan vazgeçirmek için der ki: Vicdanınız nerede? Fıtratınız bozulmuş mu ki, en muhterem bir halde (yâni vefat etmiş, sizden duâ ve yardım bekler halde) kardeşinize karşı etini yemek gibi bir işi yapıyorsunuz?" 

Aziz Kardeşlerim! 

Şu âyet-i celîledeki kelimelerin ifade ettiği mânâlardan, bizlere sorduğu sorulardan anlaşılıyor ki, zemm ve gıybet, Müslümanların arkasından dedikodu yapmak, kendi kusurlarımızı görmeyip başkalarının kusurlarını araştırmak aklen, kalben, insaniyeten, vicdanen, fıtraten ve milliyyeten mezmumdur. Gayet kötü bir iştir, zulümdür, hukuka dehşetli bir tecavüzdür. Aklı başında, kalbi yerinde, vicdanlı bir insan, izzet-i nefis sahibi bir Müslüman, düşmanına karşı da olsa bu alçak silahı kullanmaya tenezzül etmez. Zira gıybet, zayıf, zelil ve aşağılann silahıdır. 

Bu hususta Resûl-i Ekrem (asm) Efendimiz bizlere şu dersi vermektedir:

"İnsanların en şerlileri iki yüzlü olanlardır. Ötekinin yanına varıp beriki aleyhinde konuşarak gıybetini yapan, berikinin yanında da öteki aleyhinde konuşarak onları birbirine takıştıran en şerli ve zararlı kimselerdir. İnsanların arasını bozmaya çalışanlar cennete giremezler."

"Mirac'a çıktığım gece tırnaklarıyla yüzlerini tırmalayan bir takım kimseler gördüm. Cebrail'e 'Bunlar kimdir?' diye sordum. Cebrail de 'Bunlar insanları gıybet edip çekiştirdiler, gizli hallerini araştıranlardır.' dedi."

Sahabe anlatıyor Resûl-i Ekrem (asm)'e, "Bana faydalanacağım bir hayrı anlat!" dedim, şöyle buyurdu: "Kardeşini güleryüzle karşıla ve ayrıldığı zaman gıybetini yapma!"

Hz. Aişe (ra) validemiz anlatıyor: 

"Bir gün bir kadın evimize geldi. Gittiği zaman elimle kısa boylu olduğuna işaret ettim. Resûl-i Ekrem (sav), 'Kadına gıybet ettin!' buyurdu. 'Gıybet eden ve dinleyen günahta ortaktırlar!'"

Muhterem Müslümanlar! 

Yalnız dille değil, taklit yoluyla eğlenmek, işaret, îmâ, gıyaben yazı ve hareketler, gözle ve başla, hatta kaşla yapılan hareketler de gıybettir, haramdır.

Yalnız tahkir ve teşhir maksadı olmadan, tarif ve tanıttırmak için söylenen söz ve hareketler gıybet olmaz. Fenalıktan sıkılmayan, işlediği günahla iftihar eden, yaptığı zulümlerden lezzet alan kimselerin yalnız hak ve maslahat için, kötülerden ve kötülüklerden sakındırmak için gıybetleri caiz olabilir. Yoksa ateş nasıl odunu yer bitirir, gıybet de sâlih amelleri yer bitirir.

Yaptığımız gıybetlerden dolayı bizi ve gıybetini ettiğimiz kimseleri affetmesi için tövbe istiğfar etmeli, gıybetini ettiğimiz kimseye rastladığımızda helâllik istemeliyiz.

Kategori:
7467 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun