Karaborsacı, katillerle beraber mi haşir olur?

Karaborsacı, katillerle beraber mi haşir olur?
Tarih: 09.12.2021 - 12:24 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Karaborsacılık, vurgunculuk ve tekelcilik yapanların kıyamet gününde katillerle beraber haşir olacağını duydum. Böyle bir hadis var mı?
- Bu konuyla ilgili ayet ve hadisler var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Karaborsacılık, vurgunculuk ve tekelcilik gibi terimler, ihtikâr deyimiyle ifade edilir.

Konuyla ilgili bir hadis rivayeti şöyledir:

“İhtikâr yapanlar ve katiller, kıyamet günü beraber aynı şekilde haşir olacaktır...”(1)

İhtikâr yapmak, yani piyasada darlık meydana getirip fiyatları yükseltmek caiz değildir. Böyle bir darlık şayet Müslümanların ihtiyacı olan bir şeyde meydana getirilmişse, bunu yapan kimse, hadiste haber verildiği üzere, kıyamette katillerle beraber aynı yerde haşir olacaktır.

Kuran’da İhtikâr

Kuran-ı Kerim’de doğrudan ihtikâr yasağının yer aldığı bir ayet yoktur. Fakat haksız kazanç sağlamayı yasaklayan ayetlerin,(2) ihtikârı da kapsadığı şüphesizdir. Zira karaborsacılık, vurgunculuk ve tekelcilik hem tüketici konumunda bulunan halka hem de piyasa şartlarından olumsuz etkilenen tüccara karşı pek çok açıdan işlenmiş büyük bir zulümdür.

Yüce Allah, Nisa suresinde malların haksız yollarla yenilmesini yasakladıktan sonra, karşılıklı rızaya dayanan ticareti bundan istisna etmiştir.(3) Her ne kadar zahirle amel etmenin bir gereği olarak akitlerin hükmü irade beyanına bağlansa da İslam hukukçularının da belirttiği üzere, akitlerin temel rüknü, karşılıklı rızadır.(4)

Nitekim Hz. Peygamber (asm) Efendimiz de gönül hoşnutluğu bulunmadığı sürece, hiç kimsenin malını almanın helal olmayacağını ifade buyurmuştur.(5)

Şurası açıktır ki hiç kimse normal fiyatından fazla ödediği bir malı satın almaktan razı olmaz. Mecbur kalmadıkça da böyle bir yola başvurmaz. Bu açıdan akdin şartlarına riayet edilmesinin bir neticesi olarak muhtekirle yapılan akdin sıhhatine hükmedilse bile, onun uhrevî açıdan mesul olacağı açıktır.

Öte yandan, “Karun, Hz. Musa’nın halkından biriydi; onlara zulmetti.”(6) mealindeki ayetin tefsirini yapan Elmalılı Hamdi Yazır, Firavun’un siyasi zulüm ve istibdatta, Karun’un ise mali istibdat ve ihtikârda önemli birer sembol olduğunu ifade etmiş ve aynı zamanda Karun kıssasının da muhtekir bir kapitalist kıssası olduğuna işaret etmiştir.

Elmalılı, Karun’un halkına karşı zulüm ve haksızlık yaptığını beyan eden  فَبَغٰى عَلَيْهِمْ lafzını ise, “İhtikâr yaptı, zekâtını vermedi, Musa’ya isyan etti.” şeklinde izah etmiştir.(7)

Bazı müfessirler de Hac suresinde yer alan, “Kim orada (Mescidi Haram’da) zulüm ile hak ve adaletten sapmak isterse, ona can yakıcı bir azap tattırırız.”(8) ayetinde yer alan “ilhâd”ın bir yorumunun da Mekke’de yapılan ihtikâr olduğunu ifade etmişlerdir.(9)

Esasen Ebu Davud’un rivayet etmiş olduğu Harem-i Şerif’te geçen “yiyecek maddelerinde ihtikâr yapmak, orada yapılan bir zulüm ve haksızlıktır (ilhâddır).”(10) ifadesi de bu manayı desteklemektedir.

Dolayısıyla, Allah Resulü’nün beyanlarından yola çıkarak ihtikârın bu lafzın delalet ettiği manalardan birisi olduğu söylenebilir.

Ayrıca Yüce Allah’ın, durmaksızın mal ve servet toplayıp bunları üst üste yığan kimseyi cehennem ateşinin çağıracağı(11) uyarısında bulunması da muhtekirler açısından bir tehdit içermektedir. Çünkü onun yaptığı da bu ayette zemmedilen kişinin durumundan farklı değildir. Zira muhtekir sırf kendi menfaati için mal toplamakta ve muhtaçların durumunu gözetmemektedir.

Son olarak Haşr suresinde yer alan, “Böylece bu mallar, sizden sadece zenginler arasında el değiştiren bir servet hâline gelmesin.” (12) ayetinin de dolaylı yoldan ihtikârı menettiğini söyleyebiliriz. Çünkü karaborsacının temel maksadı, insanların ihtiyaç duyduğu herhangi bir malı elinde bekleterek veya piyasadan toplayarak fiyatların yükselmesini sağlamak, ardında da elindeki malları daha yüksek fiyata piyasaya arz etmektir.

Halbuki bu ayet müminlere servet ve refahın bütün halk katmanlarına yayılmasını emretmektedir.

Sünnet’te İhtikâr

Kuran-ı Kerim’de doğrudan bahsedilmeyen ihtikâr yasağı, Hazreti Peygamber (asm) Efendimizin beyanlarında geniş yer bulmuştur. Öyle ki hadislerde piyasada suni darlık oluşturarak topluma zarar veren, insanların ihtiyaçlarını istismar eden ve daha çok kazanma adına her yolu meşru gören muhtekirin maruz kalacağı kötü akıbete dikkat çekilmiş ve ihtikârın Allah ve Resulü nezdinde ne denli gayriahlaki bir davranış olduğu vurgulanmıştır.(13)

Allah Resulü aleyhissalatü vesselam, “İhtikârı (karaborsacılığı, vurgunculuğu ve tekelciliği) ancak günahkâr kimse yapar.”(14) ifadeleriyle, muhtekirin günah ve isyan içinde bulunduğuna dikkat çekmiştir.

İmam Nevevi, lügat alimlerinin de ifadesiyle hadiste geçen خَاطِئ lafzının isyan ve günah manasına geldiğini ifade ettikten sonra, bu ifadenin açık bir şekilde ihtikârın haramlığına delalet ettiğini söylemiştir.(15)

Ahmed b. Hanbel’in şu rivayetinde ise karaborsacının kötü niyetine de yer verilmiştir:

“Kim ihtikâr yapar ve bununla Müslümanlar için fiyatların artmasını isterse, şüphesiz o günahkârdır.”(16)

İhtikârın nasıl büyük bir günah olduğu ise Allah Resulü (asm) tarafından şu çarpıcı ifadelerle dile getirilmiştir:

“İhtikâr yapan bir kimse daha sonra kârıyla birlikte bütün malını infak etse bile, bu onun günahına kefaret olmaz.”(17)

İhtikâr yapan kimsenin sadakasının kabul olmayacağını bildiren rivayetler de gelmiştir. (18)

İmam Gazali konuyla ilgili şöyle bir kıssaya yer vermiştir:

Seleften bir zat, Vasıt şehrinden bir gemi dolusu buğdayı Basra’ya gönderir ve orada bulunan bir vekiline de bu buğdayı ertesi güne bırakmaksızın Basra’ya ulaştığı gün hemen satmasını söyler. Fakat buğdayın şehre gelişi ucuzluk zamanına rastladığından buğdayı satacak adama, bunu bir hafta elinde tuttuğu takdirde kârının katlanacağını söylerler. O da buğdayı bir hafta beklettikten sonra satar ve kat kat kâr elde eder.

Durumu mal sahibine yazdığında onun mukabele mektubu şöyle olur:

“Be adam! Biz dindarlığımızın selameti için az kâra da kanaat getirmiştik. Fakat sen sözümüze muhalefet ettin. Biz, dinimizden herhangi bir şeyin elden gitmesi karşılığında, birkaç misli kâr etmeyi sevmiyoruz. Sen gerçekten bize karşı ciddi bir suç işledin. Binaenaleyh benim bu mektubum eline varır varmaz, malın tamamını al ve Basra fakirlerine dağıt. Keşke bu malın tamamını sadaka vermek suretiyle ihtikârın günahından yakayı sıyırabilsem; sevabından geçtim günahından kurtulabilsem!”(19)

Konuyla ilgili Allah Resulü (asm)'nden rivayet edilen başka bir hadiste ise, uzak memleketlerden veya yurt dışından çarşı ve pazara mal getiren tacir ile piyasadan çektiği malı depolayan vurguncunun durumu şu şekilde karşılaştırılmıştır:

“Dışarıdan mal getiren (calip) rızıklanmıştır. Muhtekir ise lanetlenmiştir.”(20)

Hakim’in rivayet etmiş olduğu benzer bir hadiste ise Allah Resulü (asm) çarşıda piyasa fiyatlarından daha ucuza yiyecek satan bir adamın yanına uğramış ve ona, “Sen çarşımızda fiyatlarımızdan daha ucuza satış mı yapıyorsun?” diye sormuştur. Adam da “Evet.” deyince, bunun üzerine Hazreti Peygamber tekrar, “Sen bunu az kâra sabredip, mükafatını da Allah’tan almak için mi yapıyorsun?‛ diye sormuş adam da aynı şekilde, “Evet.” cevabını vermiştir.

Bunun üzerine Allah Resulü (asm) konuyla ilgili şu mühim açıklamayı yapmıştır:

“Müjdeler olsun sana! Şüphesiz çarşımıza mal getiren kimse Allah yolunda cihad eden kimse gibidir. Çarşımızda ihtikâr yapan kimse ise Allah’ın Kitabını inkâr eden gibidir.”(21)

Ayrıca hadislerde muhtekirin gerek dünyada gerekse ahirette maruz kalacağı kötü akıbete yer verilmek suretiyle, Müslümanlar ihtikâra karşı ikaz edilmiştir. İbn Mace’nin rivayet etmiş olduğu, “Bir kimse Müslümanların yiyeceğini depolar ve onları piyasaya sürmezse, Allah Teâlâ onu cüzzam hastalığı ve iflasla karşı karşıya getirir.”(22) hadisi karaborsacının, vurguncunun, tekelcinin daha dünyada iken nasıl cezalandırılacağını beyan ederken, diğer bir hadiste ise onun uhrevi cezası şu şekilde gözler önüne serilmiştir:

“Her kim Müslümanların fiyatlarından bir şeye müdahale ederek, Müslümanlar açısından onun pahalanmasını isterse, başı en aşağı gelecek şekilde onu cehennemin içine atmak, Allah üzerine bir hak olur.”(23)

Başka bir hadiste ise vurgunculuk yapan bir kimsenin nasıl bir hüsrana maruz kalacağı şu şekilde ifade edilmiştir:

“Kim yiyecek maddelerini kırk gün depolayarak satışa arz etmez ise şüphesiz ki o, Allah’ın ahd ü misakından uzaklaşmış, Allah da ondan berî olmuştur.”(24)

Bu hadisle ilgili Kamil Miras’ın şu izahı önem taşımaktadır:

"Muhtekir, bu müstekreh sanatı iltizam ederek Allah’a karşı nakz-ı ahd ettiğinden, hadiste onun Allah’tan uzaklaştığı takdim edilmiştir. Allah’ın beraeti bir ceza olduğu için tehir buyrulmuştur. Bu hadis-i şerif ihtikâr hakkında en büyük bir tehdidi ve 'Siz ahdinizi yerine getirin ki ben de ahdimi yerine getireyim.'(25) mazmun-ı şerifini muhtevidir.” (26)

Şu rivayette ise karaborsacının ne kötü bir ruh haleti içinde bulunduğu tasvir buyrulmuştur:

“Karaborsacı ne fena bir kuldur. Allah Teâlâ fiyatları ucuzlatırsa keyfi kaçar, yükseltirse sevinir.”(27)

İbn Hacer el-Heytemî, ihtikârla ilgili rivayetleri naklettikten sonra, ilgili hadislerde ihtikâr yapana lanet edilmesi, onun cüzzam hastalığına duçar olması, iflas ile cezalandırılması, Allah ve Resulünün korumasından uzak bulunması gibi şiddetli tehditlerin yer almasından yola çıkarak, ihtikârın büyük günahlardan birisi olduğunu ifade etmiştir. Zira ona göre konuyla ilgili rivayetlerin bir kısmı, ihtikârın büyük bir günah olduğuna açıkça delâlet etmektedir.(28)

İlave bilgi için tıklayınız:

Bazı kişilerin Ramazan'da fırsatçılık yapıp fiyat arttırdıkları ve ...

Zirai bir ürünü fiyatı artıncaya kadar tüccara emanete bırakmanın ...Enflâsyondan dolayı fiyatı yükseltmek câiz midir?

Dipnotlar:

1) Ahmed b. Muhammed b. Ali b. Hacer el-Heytemi, ez-Zevacir an İktirâfi’l-Kebâir, Dâru’l-fikr, 1987, I, 389.
2) Bkz. el-Bakara, 2/188; en-Nisa, 4/161; el-Â’raf, 7/85.
3) en-Nisâ, 4/161.
4) Hayrettin Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, İz Yayıncılık, İstanbul, 2003, II, 63.
5) Ali b. Ömer b. Ahmed ed-Dârakutnî, es-Sünen, thk. Şuayb Arnavut, Beyrut: Müessesetü’r-risâle, 2004, III, 424 (2885); Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, thk. Şuayb Arnavut, Müessesetü’r-risâle, 1999, XXXIV, 299 (20695).
6) el-Kasas, 28/76.
7) Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Eser Neşriyat, t.y. V, 3755.
8) el-Hacc, 22/25.
9) Fahruddin Muhammed b. Ömer er-Râzî, Mefâtihu’l-Gayb, Beyrut: Dâru’lkütübi’l-ilmiyye, 2000, XXIII, 23; Muhammed b. Yusuf Ebû Hayyân elEndülüsî, el-Bahru’l-Muhît, thk. Muhammed Cemîl, Beyrut: Dâru’l-fikr, 1420, VII, 500.
10) Ebû Dâvud, Menâsik 89.
11) el-Meâric, 70/17-18.
12) el-Haşr, 59/7.
13) Kâmil Miras konuyla ilgili şu açıklamaya yer vermiştir: “Beşeriyetin en musibetli zamanlarında insanlığın gıda maddeleriyle ve hayatıyla oynayarak servet kazanmaya çalışan ve bir kelime ile halkın felaketiyle saadet temin etmek isteyen muhtekirler, beşeriyetin en sefil tabakası olduğu için, İslâm dini en büyük cidalini bunlara karşı açmıştır. İnsanları bu uğursuz kazançtan men ü tahzir için pek çok ehadis ve âsâr-ı şerife varid olmuştur.” (Kâmil Miras, Sahih-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1984, 7. baskı, VI, 450)
14) Müslim, Müsâkât 130; Ebû Dâvud, Büyû’ 47; Tirmizî, Büyu’ 40). Hadis-i şerif, başka bir rivayette ise şu lafızlarla gelmiştir: Her kim ihtikâr yaparsa, o günahkardır.‛ (Müslim, Müsâkât 129)
15) Ebu Zekeriyya Yahya b. Şeref b. Nûri en-Nevevî, el-Minhâc Şerhu Sahihi Müslim, Beyrut: Dâru ihyâi’t-türâsi’l-Arabî, 1392, XI, 43.
16) Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XIV, 265.
17) Ebû Bekir Abdullah b. Muhammed b. Ebî Şeybe, el-Musannef, thk. Muhammed Avvâme, Cidde: Şirketü dâri’l-kıble, 2006, X, 578; Ebû Bekr Ahmed b. el-Hüseyin b. Ali el-Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, Beyrut: Dâru’l-kütübi’l-ilmiyye, 1410, VI, 103.
18) bk. Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl fî Süneni’l-Akvâli ve’l-Ahvâl, Müessesetü’rrisâle,1981, 5. baskı, IV, 99-100.
19) Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed el-Gazzâlî, el-İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Beyrut: Dâru’l-ma’rife, II, 73. 
20) İbn Mâce, Ticâret 12.
21) Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah el-Hâkim en-Nisâburî, el-Müstedrek ala’s-Sahihayn, thk. Mustafa Abdülkadir Ata, Beyrut: Dâru’l-kütübi’l-ilmiyye, 1990, II, 15.
22) İbn Mâce, Ticârât 6; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, I, 284).
23) Hakim, elMüstedrek, II, 15; Ebû Bekr Ahmed b. el-Hüseyin b. Ali el-Beyhakî, es-Sünenü’lKübrâ, Haydarabad: Dâiretü'l-maârifi'l-Osmaniyye, 1344, VI, 30; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XXXIII, 426.
24) Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, VIII, 481; Hâkim, el-Müstedrek, II, 14; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, IV, 302 (20396).
25) el-Bakara, 2/40.
26) Kâmil Miras, Tecrid, VI, 449.
27) Süleyman b. Ahmed b. Eyyûb Ebu’lKâsım et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, Kâhire: Mektebetü İbn Teymiyye, 1994, XX, 95; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, XIII, 511.
28) Ahmed b. Muhammed b. Ali b. Hacer el-Heytemi, ez-Zevâcir an İktirâfi’l-Kebâir, Dâru’l-fikr, 1987, I, 389; Detaylı bilgi için bk. Yüksel Çayıroğlu, İslâm Hukukuna Göre İhtikâr Yasağı, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, cilt 17, sayı 2, 2015, s. 315-370.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun