"Kâinatın zerreleri ve varlıkların adedince Muhammed´e rahmet eyle." gibi çokluk ifade eden rahmet dileği, tek salavattan daha mı hayırlıdır?

Soru Detayı

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin biadedi zerratil kainati ve mürekkebatiha." (Kâinatın zerreleri ve zerrelerden yapılmış varlıkların adedince Muhammed´e rahmet eyle)

- Örneğin bu tarz salavatlar gerçekten zerreler adedince salavat hükmüne mi geçiyor?
-  "Allahümme salli ala seyyidina Muhammed" salavatı ile arasındaki fark nedir?
- Eğer arasında fark var ise, bu şekilde dilde hafif fakat özü itibariyle ağır olan salavatları okumamız hakkında görüşünüzü öğrenebilir miyim?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soru:

Allâhümme salli ala seyyidinâ Muhammedin biadedi zerrâtil kâinâti ve mürekkebâtiha (Kâinatın zerreleri ve zerrelerden yapılmış varlıkların adedince Muhammed´e rahmet eyle) Örneğin bu tarz salavatlar gerçekten zerreler adedince salavat hükmüne mi geçiyor? "Allahümme salli ala seyyidina Muhammed" salavatı ile arasındaki fark nedir? Eğer arasında fark var ise bu şekilde dilde hafif fakat özü itibariyle ağır olan salavatları okumamız hakkında görüşünüzü öğrenebilir miyim?
 
Cevap: 
 
- Bu gibi salavatlar onu söyleyenin niyetini, salavat arzusunu bildirdiği için daha fazla sevaba medar olabilir. Bu salavatı getiren kişi, âdeta Rabbine şöyle diyor:
“Allah’ım! Elimden gelseydi, Hz. Peygambere bütün kainatın zerreleri sayısı kadar salat-u selam getirecektim. Ancak bu benim elimden gelmiyor; ne olur niyetimin sözlerini kabul et ve beni o kadar salavat getirmiş gibi kabul buyur!”  
İşte bu halis niyetiyle Allah resulüne olan  sevgisini, saygısını dillendirdiği gibi, âcizliğinden ötürü fiili olarak yapamadıklarının da idraki içerisinde olduğunu göstermiş olur. Bu idrak ve bu niyet kişiye elbette çok şey kazandırır.
 
Bu şekildeki samimi bir niyet,
“Müminin niyeti amelinden daha yırlıdır.” (Mecmau’z-zevaid, h. no:212)
manasına gelen hadisin bir tezahürü olarak görünmektedir.
 
- Peygamberimizin (asm) de Allah’a yaptığı hamd-u senaları, tesbihleri bazen “gök ve yer dolusu” gibi ifadeleri kullanması, salavatın da sorudaki şekliyle kullanılabileceğini ve oldukça sevaplı olduğunu göstermektedir. 
 
Nitekim gelen rivayetlerde  Ebu Ümame şunları anlatmıştır:
 
Resulullah benim dudaklarımın kıpırdandığını görünce  “Ne söylüyorsun?” diye sordu. Ben de “Allah’ı zikrediyorum” diye cevap verdim.
 
Bunun üzerine;
“Sana gece ve gündüz yapacağın bütün zikirlerden daha büyük olan bir zikri öğreteyim mi?” ve: “el-hamdu lillâhi adede mâ halak = yarattığı mahlukların sayısı kadar Allah’a hamdolsun.. el-hamdu lillâhi mil’e mâ halak= Yarattığı varlıklar dolusu kadar Allah’a hamdolsun... el-hamdu lillâhi adede mâ fissemâvâti ve mâ fil ard = göklerde ve yerde bulunan varlıkların sayısı kadar Allah’a hamdolsun...”
şeklinde devam eden bir duayı öğretti. (bk. Mecmau’z-zevaid, h. no: 16871)
 
- Son olarak şunu söylemeliyiz ki, Hz. Peygambere değişik şekilde salavat getirmenin, insanın salavat şevkini artırdığı bilinmektedir. Onun için farklı zamanlarda, o andaki hissiyata uygun olarak farklı salavat getirmek uygun olur. 
 
Burada Bediüzzaman Hazretlerinin konuyla ilgili şu ifadeleri aydınlatıcıdır:
“İ'lem Eyyühel-Aziz! Nebiyy-i Zîşan'ın (asm) Makam-ı Mahmud'u İlahî bir maide ve Rabbanî bir sofra hükmündedir. Evet tevzi' edilen lütuflar, feyizler, nimetler o sofradan akıyor. Resul-i Zîşan'a (asm) okunan salavat-ı şerife, o sofraya edilen davete icabettir."
 
"Ve keza salavat-ı şerifeyi getiren adam Zât-ı Peygamberîyi (asm) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taalluk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salavat getirmeye müşevviki olsun." (Mesnevi-i Nuriye, s. 88)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
9.479 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR