İslamiyet ile Hristiyan bir mi?

Tarih: 06.12.2018 - 20:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Felsefe hocamız şöyle dedi.
"İslamiyet ile Hristiyan birdir.
İslam aleminde bir olay (Cemel, Sıffin vakası) dışında dahili/dini savaşlar hiç vuku bulmamıştır."
- Şiiler arasındaki savaş dini savaş değil mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

- İslamiyet ile Hristiyanlık elbette bir değildir. Allah’ın indirdiği bütün dinler haktır, fakat iman esaslarında bir olmakla beraber, şeri hükümlerde çok farklılıklar gösteriyor. Eğer öyle olmasaydı, peygamberler farklı da olsa, hepsi aynı kitaba göre amel etmeleri istenirdi. Halbuki “Suhuf”larla beraber 104 kitap indirilmiştir.

“Ben Meryem oğluna insanların en evlâsı(en yakını)yım. Zaten bütün nebiler, evlâdu allâtırlar (anneleri ayrı, babaları bir evlattırlar).” (Sahih-i Buhari, IV, 142, Enbiya, 48.).

Yani, peygamberlerin babaları hükmünde olan dinlerinin iman esasları birdir. Fakat anneleri hükmünde şeriatları/dini hükümleri ise farklıdır.

- Bununla beraber, şimdiki Hristiyanlıkta “Teslis” akidesi vardır ki, tamamen yanlıştır. Yani dinin temel iman esaslarında da İslam’dan ve Yahudilikten ayrılmaktadır.

- İncil’de genel olarak şeri hükümler de yoktur. Değişik ahlaki tavsiyeler, güzel öğütleri ders vermekle berber, dini hükümlerin referansı Tevrat’tır.

Cevap 2:

- Cemel ve Sıffin olayları, dini kaygılarla meydana gelen savaşlardır. Ondan sonraki savaşların hemen hepsi siyasidir. Sünnilerle Şiiler arasında meydana gelen savaşlar da dini kaygılardan ziyade siyasi mülahazalarla yapılmıştır.

Nitekim, etkisi günümüze kadar devam eden Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim arasındaki savaş hakkında da bazı tarihçilerin yorumu şöyledir:

“Şah İsmail, Osmanlı İçin Tehdit Olarak Algılandı"

“1500’lü yıllara gelirken Anadolu’da yerleşik Türkmen boyları bazı sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Osmanlı sarayında Anadolu Türkmenlerinden ziyade devşirmeler ağırlıklı olarak önem kazandı. Fatih Sultan Mehmed dönemi sonlarında Osmanlı parasının değer kaybetmesi Anadolu’da yoksulluğun artmasına neden oldu. Anadolu’da kıpırdanmalar, yer yer isyanlar ortaya çıkmaya başladı. İşte bu dönemde İran’da ortaya çıkan bir İslami akım, Anadolu Türkmenlerinin bir ümit kapısı haline geldi. Birçok Türkmen boyu askeri güçleriyle birlikte Şah İsmail’in yanında toplandı. Şah İsmail’in öncülük ettiği bu değişimin dini kisveden çıkıp, siyasi bir ihtiras haline gelmesi, Osmanlı sarayında tehdit unsuru olarak algılandı...” 

Bediüzzaman’ın tespitini şöyle anlamak gerekir:

Herhangi bir konuda galip olan düşünce ne ise o konu o düşünceye göre adlandırılır. Yoksa, bir konunun, özellikle bir savaşın tek bir fikir etrafında dönmesi oldukça zordur.

Bu sebeple, Cemel ve Sıffin gibi savaşlarda -en az bazı fertlerde veya gruplarda- farklı düşünceler de olabilir.

Fakat bu savaşlara damgasını vuran dindir. Çünkü ağırlıklı düşünce dini idi ve dini kaygılardı. Bunun için buna “dini savaşlar” denilmiştir. 

Ondan sonraki yapılan bütün savaşlarda, dini düşüncelerin rolü olsa da ağırlık olan unsurlar din dışı idi.

Daha çok siyasi ve dünyevi saltanat kaygılarını taşıyordu. Bunun için bunlara “dini savaşlar” denilmez. Hatta yıllarca süren Haçlı Savaşları bile, -ki bu gün daha net anlaşılmıştır- dinden ziyade siyasi, sosyal ve ekonomik üstünlük hesabına yapılmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun