İshal olan kişiye bal şerbeti içirilmesini tavsiye eden hadis-i şerifi açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebu Sa'îdi'l-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor:

Bir adam Resulullah Aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:

"Kardeşim ishal oldu (ne yapayım?)" diye sordu.

Aleyhissalâtu vesselâm:

"Ona bal (şerbeti) içir!"  ferman buyurdu. Adam içirdi. Bilahare aynı şahıs tekrar  gelip:

"Ben bal (şerbeti) içirdim. Ancak, bu onun ishalini artırmadan başka bir şeye yaramadı." dedi.

(Adamın bu gidip gelmeleri) üç kere tekrar etti. Sonunda Aleyhissalâtu vesselâm: 

"Allah doğru söyledi. Kardeşinin karnı yalan söyledi (hata etti)." buyurdu.

Sonra bir kere daha içirdi. Bu sefer kardeşi iyileşti. [Buhârî, Tıbb 4, 24; Müslim, Selâm 91, (2217); Tirmizî, Tıbb 31, (2083).]

Hadisin Açıklaması:

1. Buradaki hadisenin kahramanları rivayetlerde tasrih edilmemiştir. Hadisin başka vecihlerinde adamın, Resulullah'a üç sefer gidip geldiği, her seferinde, bal (şerbeti)  içirmiş olmasına rağmen ishalin geçmeyip arttığını söylediği, Resulullah'ın da her seferinde "Bal şerbeti içir." tavsiyesini tekrar ettiği belirtilir. Müslim'in bir rivayetinde adamın dördüncü gelişinde Resulullah'ın ilaveten "...Allah doğru söyledi..." dediği tasrih edilir.

Bu husus başka rivayetlerde de tasrih edilmiştir. Netice olarak, ishalli kimsenin dördüncü seferden sonra ishalden kurtulduğu anlaşılmaktadır.

2. Hadisi şerh eden âlemler, rivayette geçen: "Kardeşinin karnı yalan söyledi" ifadesinde geçen "kizb"i, hata ile tevil ederler. Yani, kelimenin "hata etti" ma'nâsında kulanıldığına dikkat çekerler ve Hicaz ahalisinin kizb kelimesini bu ma'nâda da kullandıklarını başka misallerle gösterirler. Bu durumda  كَذَبَ بَطْنُهُ (Karnı yalan söyledi) ibaresi "karnı şifayı kabul etmeye salih olmadı, hataya düştü" ma'nâsını ifade etmiştir.

3. Hadisle ilgili olarak İbnu Hacer'in yaptığı bir tahlili faydalı bulduğumuz için aynen kaydediyoruz.

"Bazı mülhidler: 'Bal müshildir, nasıl olur da ishal olanlara bal tavsiye edilir?' diyerek hadise dil uzattılar. Buna cevabımız şudur:" 

"Bu söz, söyleyenin cehaletini ortaya kor. Onların bu davranışı şu âyetin şumûlüne girer: "Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar..." (Yunus, 10/39). Şurası malumki, tabibler, aynı hastalığın ilacının yaşa, âdete, zamana, alışılan  gıdaya, tedbire, kişi tabiatının gücüne göre değişeceğinde ve ishalin birçok çeşidi bulunduğunda ittifak ederler. Mesela bu çeşitlerden biri, kusmayı da beraberinde getiren şiddetli bir ishaldir ki hazımsızlıktan husule gelir. Doktorlar şu hususta da müttefiktir: Bu çeşit  ishalin tedavisi kişinin tabiatını ve onun fonksiyonunu terketmesiyle olur, böylece, insan tabiatı muayyen bir müshile muhtaçsa,  hastada kuvvet oldukça ona yardım edilir."

"İmdi, mezkur hasta sanki hazımsızlıktan husule gelen ishale musabtı. Resululah da ona, mide ve barsaklarında toplanmış olan fuzulî maddeleri boşaltması için bal tavsiye etti. Zira balda mideye ârız olan ve gıdanın midede kalmasını engelleyen yapışkan karışımlardan mürekkep fuzuliyatı sürüp tahliye edici hassa vardır. Midede havlularda görülen tüyler gibi tüyler mevcuttur. Bu tüylere yapışkan karışımlar takılacak olsa, mideyi fesada verir ve mideye ulaşan gıda maddelerini de fesada uğratır. Şu halde bunun tedavisi, bu karışımları mideden sürüp çıkaracak bir maddenin kullanılmasıyla gerçekleşir."

"Bu maksadla istimal etmeye, baldan daha müessir  bir şey yoktur, hususan sıcak su içerisinde eritilip şerbet yapılırsa, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın tatbikinde bal, ilk seferinde müessir olmadı, zira tedavi, hastalığa göre, belli bir müddet ve belli bir miktar ilaca bağlı olmaktadır. Bu müddet kısa tutulursa fuzuliyat tamamen sürülüp atılmamış olur, normal zamanı taşacak olursa kuvveti zayıflatır  ve başka bir zarar hâsıl eder. Sanki adam, birinci seferde baldan hastalığın mukavemetini kırmaya yetecek miktarda içmemiştir. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) da içmeye devam etmesini emretmiştir. Adam, hastalık maddesinin gereğine uygun olarak içmelerine devam ettikçe Allah'ın izniyle iyileşti."

"Resûlullah'ın: 'Kardeşinin karnı yalan söyledi.' sözünde, 'Bu ilacın faydalı olduğuna, hastalığın devam etmesinin, ilaçtaki kusurdan ileri gelmeyip, fâsid maddenin çokluğundan husûl bulduğuna" bir işâret vardır. Bundan dolayı Aleyhissalâtu vesselâm bu maddenin boşaltılması için bal içmeye devamı emretmiştir. Nitekim, öyle oldu. Ve Allah'ın izniyle adam iyileşti."

Onbeşinci miladî asrın ortalarında yapılan bu ilmî açıklama karşısında hayran kalmamak mümkün değil. İsabetli beyan vahye mazhar Resûl-i gayb-âşina'ya has değil, ona ihlasla tabi olan ümmet-i merhumesine de imtiyaz, ne mutlu onlara! Balın iyi bir dezenfektan (mikrop öldürücü) olduğu bilinmektedir. İçerisinde mikrop ve mantar üremez. Sıcak bal şerbetinin karındaki sancıları kestiği de bilinir.

(bk. Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi)

İlave bilgi için tıklayınız:

Balın şifa oluşu ve bal şerbetiyle alakalı hadisler hakkında bilgi verir misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun