İnsan beyin hücrelerinin genetik yapısının genetik değişim evrim değil midir?

Soru Detayı
- İnsan beyin hücrelerinin genetik yapısının yaşam süresi boyunca sabit kalmadığı, değiştiği keşfedilmiş. - Bu genetik değişim evrim değil midir ve genlerdeki bu değişim gelecek nesle aktarılmaz mı?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hücrelerin genetik yapısı genelde değişmez. Ancak, alınan besinler, ya da iç veya dış çevrenin, genlerin etki mekanizmalarını baskılayan, geciktiren, ya da etkinin yönünü değiştiren reaksiyonlar olabilir. Bu durumda genin etkisi farklı şekilde kendini gösterir.

Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta, hiçbir fiil veya reaksiyonun, başıboş ve gelişigüzel olmadığıdır.

Bilim dün beyin hücrelerinin hiç değişmediğini söylüyordu, bugün değiştiğini, en azından genetik yapısındaki etki mekanizmalarının değiştiğini ileri sürüyor. İster beyin hücresi değişsin, isterse hücredeki genetik yapının etkisi değişsin. Bütün bu değişiklikler sonsuz ilim, irade ve kudretin eseridir.

Size bunun daha ilerisini söyleyeyim. İnsan vücudunda ortalama yüz trilyon hücre var.

Beyin hücreleri hariç, diğer hücreler devamlı değişiyor, yenileniyor. Bir saniye içerisinde sadece alyuvar hücrelerinden beş milyonu ölüyor, yerine yenisi yaratılıyor. Hücreler yenileniyor ve hem de belli yaşa kadar artıyor. Bu değişiklik olmasaydı, insan dünyaya geldiği gibi kalırdı. 

Sadece insan değil, bütün canlılar, yani bitkiler ve hayvanlar da dâhil, her an onların da devamlı hücreleri değişip yenileniyor. Bütün bu hücreleri yerli yerine yerleştiren, kemiğe gidecek kalsiyumu göze göndermeyen her şeyin sahibi, bütün kâinatı sonsuz ilim, irade ve kudretiyle idare eden Allah’tır. Bunlar, ateistlerin iddia ettiği gibi, tesadüf ve gelişigüzel olayların sonucu değildir.

Yaratılışı savunanların evrimcilerle anlaşamadığı nokta, evrimcilerin bir canlıdan bir başkasının tesadüfen meydana geldiği iddiasıdır. Yoksa Allah’ın ilim ve iradesi ile olan değişiklikler bütün kâinatta cereyan ediyor. Hiçbir şey kararında değil. Canlılar her an değiştiği gibi, cansız âlem de devamlı değişiklik içerisinde. Nitekim dünya ilk yaratıldığı zaman elbette böyle değildi. Pek çok devirlerde, Allah’ın ilim, irade ve kudretiyle değişti, halen de değişmekte, kayaç toprağa dönüşmekte, toprak bitkiye analık etmekte.

Her canlı doğup, büyümekte, gelişme ve farklılaşma kanunlarına tabi olarak hayatı boyunca şekilden şekle girmekte, gençken ihtiyarlamakta ve sonunda ölmektedir. 

Bütün bunlar Allah’ın sonsuz ilim, irade ve kudretiyle şekillenmektedir. Beyin hücrelerinin de değişmesi veya sabit kalması, bu kanunların haricinde değildir. Beyin hücreleri değişmediği zaman da onlarda faaliyet ve icraat vardır. Hücrelerin beslenmesi, solunumu, gerekli besinlerin ayrıştırılması ve birleştirilmesi nasıl göz ardı edilebilir? 

Hücre ister değişsin ve isterse o canlının hayatı boyunca sabit kalsın, her bir hücrede bir saniye içerisinde üç bin değişik reaksiyon olmaktadır. Bütün bu faaliyetleri elbette sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi Allah’a vereceksiniz. Yoksa bunlar, sağır tabiata ve kör kuvvete ya da herkesin kendi anlayışına göre tarif ettiği evrim gibi bir takım kelime ve deyimlere vermek veya yüklemekle geçiştirilemez. 

Hücrede cereyan eden her bir hadise, binlerce ihtimale göre ayağını atmakta, bir enzim veya reaksiyonun, pek çok kademeden sonraki durumu dikkate alınmakta, hiçbir hücrede, hiçbir karışıklık izi görülmemekte, her fiil, en ince ayrıntılarına kadar hesap edilerek yapılmaktadır. Bunları, sonsuz ilim ve kudreti olmayanın yapması mümkün değildir.

Canlıların genetik yapısı, bazen çevrenin baskısıyla etkisini tam gösteremez. Mesela, hücrelerde görülen kanser olayı da genetik yapının farklı yönlendirilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bunların çok az bir kısmı yavrularına da geçebilir. Ancak, o canlının temel yapısı değişmemektedir. İnsan, insan olarak, tavuk da tavuk olarak kalmaktadır.

Hasbelkader bir maymundan insan ya da insandan bir maymun meydana gelse, bu olayda canlıların birbirinden meydana geldiğine bilimsel bir delil olarak alınamaz. Bir olayın her denemesinde aynı sonuç alınırsa, o zaman bir silsilenin başı olarak kabul edilebilir.

Yoksa bir takım varsayımlarla sonuca varmak ve bir hüküm çıkarmak bilimsel bir davranış değil, ideolojik bir yaklaşım tarzı olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR