"İlim Çin'de de olsa arayın." sözünün hadis olup olmadığını açıklar mısınız? Bu sözün uydurma olduğunu söyleyenler vardır, ne dersiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İbn Hibban, İbn Cevzi gibi zatlar bu rivayete uydurma demişlerse de, Beyhaki, Hatib el Bağdadi, İbn Abdi'l-Ber ve Deylemi gibi alimler bunu hadis olarak rivayet etmişlerdir. Ancak zayıf olduğuna da dikkat çekmişlerdir. (bk. Acluni, Keşf'ü-l Hafa, I/138)

Nitekim Beyhaki bu hadisi eserine almış ve zayıf olduğunu söylemiştir. (Beyhaki, Şuabu'l- İman, II/254)

Bu hadisi, büyük İslâm Âlimi Celâleddin Suyutî de iki ayrı rivayet olarak kitabına almıştır:

“Çin’de de olsa ilmi arayınız. Çünkü ilim öğrenmek her Müslümana farzdır. Melekler, yaptıkları işten hoşlandıkları ilim talebeleri için kanatlarını yere sererler.” (Câmiü’s-Sağîr, 1/310)

Ancak bir hadisin zayıf olması, teşvik ve sakındırma konularında onunla amel edilmesine engel değildir. İlme teşvik ettiğinden dolayı böyle rivayetlerle amel edilebilir. Ayrıca bu rivayetin bir çok yönden bize ulaştığını ve bunlardan bir ksımının "salih" ve "hasen" olabileceğini söyleyen alimler de vardır. (bk. Münavi, Feyzu-l-Kadir, 1/542-543)

Bu hadis-i şeriften şu hükümleri ve sonuçları çıkarmamız mümkündür:

1. İlim cihanşümuldur (evrenseldir). Faydalı bilgi, belli bir kavmin malı değildir ve her yerde bulunabilir. Başka bir ifadeyle, doğru bilginin milliyeti yoktur. İnsan doğru bilgiyi Çin’de de olsa aramalı ve onu her nerede bulursa almalıdır.

2. Allah, faydalı bilgiyi isteyene verir. Müslüman olup olmaması fark etmeksizin; isteyen, yoluna baş koyan, uğrunda çalışan ve istidat lisanıyla duâ eden herkes, faydalı bilgiye ulaşma hususunda Allah’tan yardım görebilir, Allah’ın yardımıyla faydalı bilgi elde edebilir. Kim bu uğurda istidat lisanını konuşturur ve Allah’tan isterse, Allah ona verir. Nitekim Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, şu yer yüzüne hâkim olan insanlık saltanatının, teknolojinin ve ulaşılan medeniyetin, Kârun gibi gururlanarak ve üzerinde boğuşularak elde edilmediğini; bütün bu medeniyetin aczi ve zaafı için insanlığın emrine verilen maddeye ait bilgilerin ürünü olduğunu; bu bilgilere ulaşmak için kendisine Allah tarafından yardım edildiğini, doğru ve faydalı bilgi öğrenme kapıları açıldığını ve bizzat aklı ve bilinci yaratan Allah tarafından doğru bilginin insana ilham edildiğini kaydeder. (Nursi, Sözler, s. 296)

3. Allah, insanoğlunu doğru bilgiyi öğrenme yetkisi ve donanımı ile donatmıştır. Yeryüzüne halife oluşunun bir alâmeti budur. Müslüman olup olmaması ayrı bir meseledir. Şüphesiz Müslüman doğru bilgiye daha çok koşmalıdır. Fakat günümüzde maddeye ait doğru bilgiler Müslüman olmayanların ellerindedir. Bunu teslim edelim. Çünkü onlar istiyorlar, onlar arıyorlar. İstidat lisanıyla onlar duâ ediyorlar. Allah da onlara veriyor.

Müslümanlara gelince... Ellerindeki dinde, doğru bilgiyi almakla ilgili sayısız emirler bulan Müslümanlar, bu konuda Müslüman olmayanlardan geri durumdadırlar. Bunun cezasını da geri kalmışlıkla ve ileri ülkelerin çantasını taşımakla çekiyorlar. Bu gün İslâm âleminin çektiği sıkıntıların başka bir sebebi yoktur.

Dün böyle değildi. Dün Müslümanlar medeniyetin, doğru bilginin ve gelişmenin üstadı idiler. Fakat bir zaman geldi ki, bilgi aramayı bıraktılar. Seleflerince aranmış ve ulaşılmış bilgileri de bilgi arayan Batı'ya cömertçe ihsan ettiler. Batı'nın Müslümanlardan bilgi almasında bir yanlışlık yoktu. Fakat Müslümanların bilgiye uzak düşmeleri, hiç olmazsa seleflerini takip etmemeleri büyük hata idi. İslâm âlemi bu durgunluğunu hâlâ üzerinden atabilmiş değil. Bu gün hacımızın Mekke’den getirdiği namaz takkeleri Çin malı, tesbih sayaçları Japon malı...

4. Her Müslüman’a ilgi alanına giren ve istidadının kaldırdığı doğru bilgiyi öğrenmek farzdır. Öğrendiklerini insanlığa hizmet olarak sunmak da sünnettir.

5. Melekler, ilim talebelerine duâ ederler, onları tehlikelere karşı Allah’ın izni ve emriyle korurlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
20120 kez okundu

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.