Hz. Hatice hakkında detaylı bilgi verir misiniz?

Soru Detayı
Hz. Hatice, Hz. Muhammed (asm)'e vahiy gelmezden önce, yani Müslüman olmadan önce nasıl yaşardı, tesettürlü müydü, açık mıydı? Dini inancı nasıldı? Hz. Muhammed peygamber olmadan evvel nasıl bir inanca sahipti? Kırk yaşına kadarki süreç Peygamberimiz (asm) için ehl-i fetret sayılır mı? Hz. Muhammed (asm) peygamberliğinden sonra Hz. Hatice iman etmeseydi ve Hz. Muhammed (asm)'in dinine itaat etmeseydi Hz.muhammed ona nasıl davranırdı, onu boşar mıydı?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

1. Tesettür ayeti inmeden önce kadınların genel giyiniş tarzı şöyleydi. Tesettür ayeti inmeden önce Müslüman kadınlar, başörtülerini iki omuzları arasından salıverirler, kulakları ve boyunlarıyla göğüslerinin önemli bir kısmı açık kalırdı. Saçlarının da bir bölümü görünürdü. Yüce Allah, ilgili ayetle bu şekil örtünmeyi yasakladı ve başörtülerinin iyice örtecek şekilde bağlanmasını emretti.

2. Server-i Ekrem  Efendimiz (asm)'in peygamberlik gelmeden önce de Hira’da belli aralıklarla inzivaya çekildiği bildirilmektedir.. Hadis kitaplarında burada yaptığı ibadet hakkında “tehannüs” veya “tehannüf” ifadelerine yer verilmiştir... Buhari şarihi Ayni’nin "Umdetü’l-Kari" adlı eserinde "tehannüs" kelimesini izah ederken şöyle diyor:

“Peygamberimiz’in burada ne surette ibadet ettiği sorulacak olursa, bunu tefekkür ve ibretten ibaret olduğunu söyleyebiliriz.”

Hz. Muhammed (asm) kendisine peygamberlik gelmeden önce de putperestlikten nefret ederdi. Ramazan ayı gelince erzakını alır, Cebel-i Nûr'daki Hıra mağarasına çekilir, orada günlerce kalarak tefekküre dalardı. Bundan büyük bir zevk alır ve manevi teselli bulurdu.

3. Hz. Hatice (r. anhuma) ilk iman eden kişidir. Bu bakımdan onun iman etmediği varsayımına gidilemez. Peygamberimiz (asm)'in bütün hanımları kendisine iman etmişlerdir.

Hazret-i Hatice-yi Kübra (r.a)

Müminlerin Annesi...

Hz. Hatice (ra), İki Cihan Serveri, Peygamber Efendimiz (asm)'in, temiz, iffetli, yüce ahlak sahibi hanımlarından ilki, müminlerin annesi. Kureyş kavminden, babası Huveylid, annesi Fatıma. Baba ve anne tarafından soyu Peygamber Efendimiz (asm)'in soyu ile birleşmekte.

Hz.Hatice ilk önce Varaka ibni Nevfel'e nişanlanmış ancak nikâh yapılmamıştır. İkinci kez künyesi Ebu Hale ve ismi İbn-i Nebbaş olan bir zat ile nikâhlanır. Ebu Hale'nin vefatından sonra Atik ibn-i Abid ile evlenir. Atik'in de vefatından sonra amca oğlu Sayfi ibn-i Umeyye ile evlenir. O'nun da ölümü üzerine dul kalır.

Hz.Hatice (ra), ticaretle uğraşan zengin, haysiyetli, şerefli bir kadındı. Ücretle tuttuğu adamlarla Şam'a ticaret kervanı düzenlerdi. Bunlar O'nun işlerini idare eder ve ticaretini yürütürlerdi. Hak Teala Hz.Hatice'ye bol dünya malı vermişti. Fakat ardı arkasına geçirdiği sıkıntılı ve üzüntülü hadiseler onu dünyaya karşı soğutmuştu.

O zamanlar Zati saadetleri (asm)'in pak ve temiz ahlakı, namus ve haysiyeti dillere destan olmuş, bunun için de "EMİN" lakabı ile anıla gelmekteydi. Hz.Hatice bütün bunları hesaba katarak, büyük bir istekle, kendilerini, ticaret işlerini idare etmek hususunda vazifelendirmek için haber salar, "Benim mallarımı Şam'a götürmek ve benim ticari işlerime bakmak istersen, kendi kölem Meysere'yi senin yanına katarım ve Şam'a gidersiniz. Ne kazanırsanız, başkalrına verdiğim haktan size daha fazlasını veririm." der.

Zatı Saadetleri (asm) kabul eder, ticaret mallarını yükletip Basra tarafına doğru yola çıkar. Az bir müddet içinde mallarını iyi bir fiyatla satar. Mekke'ye dönüp hesap görüldüğünde her defasınınkinin iki misli kazanç elde edildiği görülür. Hz.Hatice (ra) memnun olur, o da konuşmuş olduğunun iki misli ni verir.

Zatı Saadetleriyle Evlenmesi

Hz.Hatice (ra), etraflıca bir araştırma daha yapar. Kendilerinde evlenme arzusu başgösterir. Nefise isminde cariyesi ile haber gönderip, isteğini iletir, alınan cevap üzerine haberi amcası Amr İbn-i Esed'e ulaştırır.

Babası Ficar savaşında ölmüş bulunan Hz.Hatice'nin velisi bu amcasıydı ve onun işlerini de o görürdü. Hazret-i Resul-i Ekrem (asm) amcası Ebu Talib ve Amr İbni-i Esed her iki ailenin ileri gelenlerindendi. Aileler o zamnın örf ve adetleri gereğince Hz.Hatice'nin evinde toplanır, nikâhı Ebu Talib kıyar. Mehir olarak 500 altın mehir tesbit edilir. Hz.Hatice (ra) o sıralar kırk, Resulullah (asm) yirmi beş yaşlarındaydı.

İslamiyet

Allah Resulüne (asm) ilk vahiy nazil olduğu zaman, korkarlar, gelip durumu Hz.Hatice (ra)'ye anlatırlar. Hz.Hatice şöyle diyerek Efendimiz (asm)'i teselli eder:

"Sen doğru konuşursun, sılayı rahmi gözeten kimsesin, emanete dikkat edersin, misafirperversin, halkın sıkıntılı ve üzüntülü zamanlarında yardıma koşarsın, Hak Teala seni yalnız bırakmayacaktır."

Hz.Hatice (r.a), amcasının oğlu Varaka İbn-i Nevfel'e gider, meseleyi anlatır. Devrin meşhur Hristiyan alimlerinden olan Varaka anlatılanları dinledikten sonra şöyle der:

"İşte bu Musa'ya görünen hususdur ki, şimdi de bunda zuhur etmiştir. Keşki benim kudretim ve imkanım olsa da O kavminin arasında ortaya çıktığı zaman, kendisinin yardımına yetişebilsem. Keşki imkan olsa da sizin kavminiz onu yerinden ettikleri zaman kendisine yardım edebilsem."

Varaka bu sözleri söyledikten kısa bir zaman süre sonra vefat eder. Resulullah (asm)'ın uzun bir müddet yardımcısı Hz.Hatice (r.a) olur. Derdini yalnız o dinler. Birlikte gizli gizli ibadet ederler. Bütün imkanını ona sunar, eline koluna kuvvet olur.

Sevgisi

Böyle bir bağlılıkla kocasına yönelen kadın elbetki onun rızasını alıp, ona itaat eder, onun rahat etmesini, huzura kavuşmasını düşünür. Bu bir yana Hz.Hatice (r.a.) öyle bir kadındı ki, dirayeti, zekası ve aklı ile kocasına karşı yönelen her türlü fenalığın önüne geçmesini bilmiş, kocasına muhalif bulunan müşriklere hadlerini bildirip, onların şerrinden korumayı başarmıştı.

Vefatlarından sonra bile Resulullah (asm) daima onu övgüyle anardı. Bu konuda Hz.Ayşe (r.a) şöyle der:

"Hz.Hatice'ye ne kadar gıpta ederim. Başka hiç bir kadına gıpta etmem. Bir gün Resulullah'ın yanında Hz.Hatice'den bahis geçmişti. Bu benim damarıma dokundu. Döndüm dedim ki,

'O yaşlı bir kadındı. Şimdi Hak Teala sana daha iyisini ve daha güzelini vermiştir.' Resulullah bu sözü duyunca kederlendi hatta kızdı. Kızgınlıktan tüylerinin diken diken olduğunu hissettim. Şöyle buyurdular:

'Yemin ederim ki böyle değil. Ben ondan daha iyi bir kadına kavuşmadım. O iman getirmiş bir hatun idi. Onun iman getirdiği zaman halk bütün bütün kâfir idi. O beni kabul etti, beni teşvik etti, kendi malı ve serveti ile bana yardım etti. Diğer karılarımdan çocuğum olmadığı hâlde Hak Teala bana ondan evlat verdi.'"

Evet, Peygamberimiz (asm) Hz.Hatice (ra) haytta iken O'nun üstüne başka bir hanım almamıştı.

Ahlak ve Adetleri

Evlatlarına karşı çok şefkatli idi. Ev işlerini de hakkiyle bilen bir hatundu. Peygamberimize (asm) karşı büyük hürmeti ve sevgisi vardı. Hem peygamberliğinden önce hem sonrasında, Resulullah (asm) ne buyurursa itiraz etmeden kabul eylerlerdi.

Faziletleri ve Menkıbeleri

Hz.Ebu Hureyre (r.a) rivayet eder, Allah Resulu buyurdu:

"Dört hatunun faziletleri bütün dünya hatunlarının faziletlerinden üstündür. Meryem Binti İmran, Firavun'un karısı Asiye, Hatice binti Huveylid ve Fatma binti Muhammed."

Bir ara Hz.Hatice (ra) Resulullah (asm)'ı aramak için dışarıya çıkmıştı. O sıra bütün Araplar Zatı Saadetlerine düşman idiler. Cebrail (a.s), kendine bir adam kıyafetinde görünür. "Acaba bu adam düşman mıdır, değil midir" diye Peygamberimizi (asm) ona sormaktan çekinir. Eve döndüğünde, Resulullah (asm) dönmüştür, olayı anlatır. Zatı Saaadetleri buyururlar:

"Senin gördüğün ve beni sormak istediğin o zatın kim olduğunu biliyor musun? O Cebrail Aleyhisselam idi. Bana dönüp onun selamını sana bildirmemi söyledi ki, cennette senin için incilerden yapılmış bir bina hazırlanmıştır. Tabii orada böyle üzüntülü, sıkıntılı ve zahmetli külfetli şeyler bulunmayacakır."

Bir ara Cebrail (a.s) Peygamberimiz (asm)'in huzuruna gelip:

"Hak Teala Haticeye selam eder. Sen bunu Hatice'ye ulaştırasın." Resulullah ulaştırır. Hz.Hatice:

"İnnallahe hüve's-selam. Hak Teala selamın ta kendisidir. Cebraile de Selam olsun. Sana da Selam olsun Ya Resulallah."

Bu vaka Hz.Hatice (ra)'nin dini ferasetine delalet eder. Burada cevabında "Ve Aleyhisselam" (O'na da selam olsun dememiştir.)

Sahabiler ilk başta namazda teşehhüd okudukları zaman "Et-Tahiyyatü Lillah" demezler ve "es-selamü Al'llah" derlerdi. Peygamber Efendimiz (asm) böyle söylenmesini men ettiler ve buyurdular ki; "Allah Teala'nın esasen "Selam" ismidir. Bunun yerine "Et-tahiyyatü lillah" deyiniz"

Bir ara Resul-i Ekrem (asm) hasta olan kızı Hz.Fatıma (r.a)'ı ziyaret eder. Buyurur:
- Kızım nasılsın?" Hz.Fatıma arz eder:
- İyi değilim, hastayım, işin fena tarafı şu ki, evde yiyecek hiçbir şey de yok. Peygamberimiz buyurur:
- Kızım sen istemez misin ki, dünyanın bütün kadınlarının hanımı olasın? Hz.Fatıma arz eder:
- Babacığım, Meryem bint-i İmran ne idi? Peygamberimiz buyurur:
- O kendi devrinin kadınlarının hanımı idi, sen de kendi devrinin kadınlarının hanımısın. Hatice de son devrin kadınlarının en iyisi ve hanımıydı.

Evlatları

Hazret-i Hatice (ra) birbiri ardına üç kere evlenmek zorunda kalmış. Resul-i Ekrem (asm) dördüncü beyleri olmuştu. Bu evliliklerinden aşağıdaki çocukları doğmuştu:
1. Ebu Hale'den Hind isiml oğlan çocuğu.
2. Atik'den yine Hind isimli kız çocuğu
3. Sayfi'den Muhammed isimli oğlan çocuğu.

Hz.Hatice'nin iki çocuğunun isminin de Hind olmasına binaen künyesi de "Ümmi Hind" olmuştur.

Resul-i Ekrem (asm)'den de Kasım ve Abdullah isimli iki oğulları olmuştur. Lakapları Tahir ve Tayyib idi ikisi de İslam devrinde dünyaya gelmişlerdi. Dört kızının ismleri de; Zeyneb, Rukayye, Umm-i Kulsum ve Fatıma (r.a)'dır. Kızların hepsi de İslamiyet'ten önce doğmuşlardır. Erkek evladı Kasım emekleme devrinden kurtulmuş yürürken vefat etti. Abdullah ise daha küçük vefat etti.

Vefatı

Hz.Hatice (ra) Resulullah (asm) ile nikâhlandıktan sonra yirmi dört sene bir arada yaşadı. Nübuvvetin sekizinci senesi, hicretten üç sen önce, Ramazan ayının başında vefat etti. O zaman daha namaz farz olmamıştı;dolayısıyla kendisine cenaze namazı kılınmamıştır. Çünkü bu hüküm nazil olmamıştır. Haccun mezarlığına defn edildi. Dünyada göremedik, Allah (C.C.) cennetde görmek nasip etsin. Bizi ona misafir etsin. Resulullah (asm) misafiri severdi, O da Resulullah (asm)'ın sevdiğini severdi. Allah şefaaatinden bizi de nasiplendirsin.

Kaynaklar:

1) Kadın Sahabiler, Mevlana Niyaz, Tercüme: Prof Ali Genceli, Toker Yayınları.
2) Şamil İslam Ansiklopedisi.
3) İslam Tarihi - Mekke Devri, M.Asım Köksal.
4) Sahih-i Buhari.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR