Hz Ali'nin, “Haksızlığın önünde eğilmeyin." sözü ile Hz. Muhammed’in, “Haklı bile olsa münakaşayı terk eden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum.” ifadesinden maksat nedir?

Tarih: 13.10.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bu bir çelişki değil midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Haksızlığın önünde eğilmek, kişinin korkaklığından, âcizliğinden ötürü hakkı savunmaktan geri durması, susması manasına gelir. Bu ise şu hadisin emrine aykırıdır:

“Sizden bir kimse, münkeri / kötülüğü gördüğü zaman, onu eliyle defetsin. Buna güçü yetmezse diliyle onu defetmeye çalışsın. Buna da gücü yetmezse kalbiyle ona / o çirkin işe buğz etsin. İmanın en zayıf mertebesi budur.” (Müslim, İman, 78).

İşte Hz. Ali (ra) böyle bir duruma düşmenin yanlışlığına dikkat çekmiştir. Şüphesiz hadiste yer alan “kötülüğü defetme” emri de mutlak değil kayıtlıdır, şartlara bağlıdır. Bir haksızlığı ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek, daha büyük bir haksızlığın yapılmasına imkân verecekse, böyle bir haksızlığı ortadan kaldırmak vacip olmaktan çıkar haram olmaya başlar. Bu konuda “Her söylediğin doğru olmalı, ama her doğruyu söylemek doğru değildir.” prensibi önem arz etmektedir.

Hadiste ise, cedelleşmeye, münakaşaya dayalı bir ortamın hakka hizmet etmeyeceğine, hakkın ortaya çıkmasına katkı sağlamayacağına dikkat çekilmiştir. İlgili hadis için (bk. Zevaid, 1/157; Kenzu’l-Ummal, 3/644).

İlmî münazaradaki fikir alışverişinden hakikat doğar. Ancak, hissî münakaşadan, cedelleşmeden hakikat değil, benlik ve enaniyet ateşinin kıvılcımları ortalığı kavurmaya başlar. Münakaşada taraflar hakkın hatırını saymak yerine kendi egolarının hatırlarını üstün tutarlar. Karşı tarafta elmas bulunsa onun gözünde kömür olur. Bütün maksat karşı tarafı yenmek olur. Hakka, hakikate taraftar olmak yerine, kömür de olsa kendi sözlerinin elmas kabul edilmesine gayret eder. Allah’ın rızası yerine nefsin rızası esas alınır. Hadiste -dolaylı olarak- bu gerçeğin altı çizilmiştir.

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, hadis ile Hz. Ali (ra)’in sözleri arasında bir çelişki yoktur. Hedefleri ayrı, makamları farklı hakikatlerdir. Çünkü, “Her makamın bir makalı vardır = Her yerin kendine yakışan bir söz hakkı vardır.”

Hadisin hedefinde insanları kibirden, büyüklük taslamaktan, egoyu tatmin etmekten, karşı tarafa demagoji, cerbeze ile haksızlık yapmaktan men etmek vardır.

Hz. Ali (ra)’in hedefinde ise, kişileri zillete düşmekten, alçaklığa razı olmaktan, zulme boyun eğmekten, karşı tarafın kibir ve gururuna karşı tezellül ve alçaklık konuma düşmekten  uzaklaştırmak vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun