Hz Aişe, Hz. Ömer, Hz Ali gibi önemli kişilere de, Allah bazı mucizelerini göstermiş midir? Cebrail veya diğer meleklerden onlarla irtibata geçen olmuş mudur? Cebrail onlara da görünmüş olsaydı tanıklıklarını delil gösterebilirlerdi.

Tarih: 28.03.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu tür hayalî soruların sonu gelmez. Allah neyi nasıl yapacağını bizden daha iyi bilir...

Eğer Hz. Ebu Bekir (ra), Hz. Ali (ra) veya Hz. Ömer (ra) de soruda geçtiği gibi olsalardı, bu takdirde inkârcılar tamamen şüpheye düşebilirlerdi ve “Bu olay bu şebekenin bir uydurmasıdır.” diyebilirlerdi. Bir tek Peygamberi (asv)) hazmetmezken, böyle bir peygamberlik koalisyonunu andıran bir kurula mı inanacaklardı?

Kaldı ki, inkârcılar bu gibi hadiseleri görüp de iman edecek durumda değillerdi. Her biri kendisinin peygamber olmasını istiyordu. Peygamberlik diye bir şey varsa, bu onların hakkıydı; en azından onlara da ayrı sahifeler gönderilmeliydi... Onlar böyle düşünüyorlardı;

“Bu beyler, bu öğütle (Kur’an’la) yetinmeyip üstelik her biri kendisine mahsus özel kitap, özel ferman istiyorlar!”(Müddessir, 74/52)

Ayrıca, Hz. Ebu Bekir (ra), Hz. Ali (ra) veya Hz. Ömer (ra) de diğer insanlar gibi imtihana tabidir. Böyle özel bir statüye tabi tutulmuş olsalardı, imtihan için gereken fırsat eşitliği kalmaz ve adalet mefhumu ortadan kalkmış olacaktı. 

Sahabelerin büyük bir kısmı, hiç bir hissî mucizeyi görmeden iman etmişlerdi. Onlar için -her tavrıyla samimi, güvenilir olduğunu yakından gördükleri- Hz. Muhammed’in sözleri ve Kur’an’ın ortada olması yetiyordu. İman ettikten sonra bir çok mucize görmeleri söz konusu olabilir. Nitekim, aynı anda yüzlerce kişinin şahit olduğu mucizeler söz konusu olmuştur.

Mesela; Hz. Peygamber (asv), Bedir Savaşı başlamadan önce adlarını söyleyerek müşriklerin başı olan Ebu Cehil ve arkadaşlarının öleceklerini -yerlerini göstererek- bildirmiştir.

Uhud Savaşı'nda, Ebu Katade’nin ok darbesiyle yerinden çıkan gözünü tekrar yerine koymuş ve aynı anda iyileşmiştir.

Bedir Savaşı'ndan sonradan “Avn” adıyla, Uhud Savaşı'nda “Urcun” adıyla meşhur olmuş iki kılıç var ki, bunlar birer değnek olarak kılıçları kırılmış sahabilere verilmiş ve kılıç olmuştur.

Hendek Savaşı'nda çok az bir yemekle bütün orduyu doyurmuş... Ayrıca susuz kalmış 1500 kişilik bir topluluğa parmaklarından akan suyla hem onlara içirmiş hem de abdest almalarını sağlamıştır.

Bunun gibi yüzlerce mucizeyi yüzlerce sahabe görmüştür.

Hz. Peygamber (asv)'in vefatından sonra bile canlarıyla mallarıyla ortaya koydukları fedakarlıklar, sahabenin başka bir mucizeye ihtiyaç duymayacak kadar kuvvetli bir imana sahip olduklarının göstergesidir. Onların başka mucizelere ihtiyaçları olsaydı, herhalde ilahî hikmet gereğini lütfederdi.

“Perde-i gayb açılsa, imanım bundan daha  fazla olmaz.” diyen Hz. Ali (ra)’in başka mucizelere ne ihtiyacı olabilir ki?

Genel olarak sahabeler derecelerine göre eşsiz bir iman gücüne sahip oldukları hususu, bütün ümmetin kabul ettiği bir gerçektir.

Bununla beraber, Hz. Cebrail (as) defalarca sahabeden Dıhye adındaki şahsın suretinde Hz. Peygamber (asv)'in meclisine gelip oturmuş, sohbet etmiş gitmiştir. Ve Hz. Peygamber (asv) onun Cebrail (as) olduğunu arkadaşlarına bildirmiştir.

Not: Mucizeler, ancak peygamberlere verilir. Peygamber olmayan kimselerin gösterdiği harika haller varsa buna keramet denilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun