Hud peygamberin mucizesi yok mu?
Neden Yunus suresi 74.ayette her peygambere mucize geldiğinden söz edilirken Hud suresi 53. ayette ad kavmi Hud peygambere sen bize mucize getirmedin diyor. Açıklayabilir misiniz? Hud peygambere hangi mucizeler verilmiş?
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade edelim ki, her peygambere mutlaka mucize verilmiştir.
Hz. Hud'a (a.s.) ilahî deliller ve mucizeler verilmiş olmasına rağmen, Âd kavminin "Sen bize bir beyyine getirmedin" demesi, onun hiç mucize göstermediği anlamına gelmez. Onlar ya gösterilen delilleri peygamberliğinin kanıtı olarak kabul etmemiş, ya kendi istedikleri türden daha farklı mucizeler talep etmiş, ya da aslında iman etmeye niyetleri olmadığı için bunu bir bahane olarak ileri sürmüşlerdir.
Nitekim Kur'an, Âd kavminin Allah'ın ayetlerini inkâr ettiğini bildirerek ortada reddedilen ilahî deliller bulunduğuna işaret etmektedir.
Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:
İlgili ayetlerin meali şöyledir:
“Sonra onun (Nuh’un) ardından birçok elçiyi kavimlerine gönderdik; gelen elçiler onlara açık mucizeler getirdiler. Fakat (insanlar), daha önce yalanladıkları şeylere iman edecek değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.” (Yunus, 74)
“Onlar dediler ki: “Ey Hûd! sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilâhlarımızı bırakacak değiliz ve biz asla sana iman edecek de değiliz” (Hud, 53)
Yunus suresi 53. ayetinde kavmi Hz. Hud’a “mucize getirmediğini söylemiyorlar. Meallerde “Mucize” olarak geçen sözcük “Beyyine”dir. Beyyine ise, hak ile batılı birbirinden ayıran hüccet ve delil demektir. Şayet bu hüccet muhatapları tarafından kabul görmemiş ise, “mucize” de olsa bir değer ifade etmez. Nitekim, Hz. Hud da diğer peygamberler gibi mucizeler göstermesine rağmen cehaletin girdabına düşmüş olan kavmi tarafından bir hüccet olarak kabul edilmemiş ve bu sebeple “Bize bir beyyine/bir hüccet/ bir mucize getirmedin” demişler. (krş. Fahreddin Razi, ilgili ayetin tefsiri)
Demek ki, muhatapları onun gerçekten bir mucize getirmediğini değil, “onlar için peygamberliğin delili sayılan, onların nezdinde bir değer ifade eden, hüccet sayılabilen açık bir mucize getiremediğini” demek istemişler. (bk. Beyzavi, İbn Kesir, Kurtubi, ilgili yer)
Konuyu özetlemek gerekirse:
a) Ebu Hüreyre’den nakledildiğine göre, Peygamber efendimiz (asm) şöyle buyurdu:
“Peygamberlerden hiçbir peygamber yok ki, insanların onun benzerine bakarak iman ettiği bir kısım ayetler(mucizeler) verilmiş olmasın. Ancak bana verilen ise Allah’ın vahiy ettiği bir vahiydir. Onun için ümit ediyorum ki, kıyamet gününde onlardan (peygamberlerden) en çok tâbileri bulunan peygamber ben olurum.” (Buhari, 2774; Müslim, 239)
Bu sahih hadislerin verdiği bilgiye göre, “Her peygambere peygamberliğinin hücceti, delili olabilen bir ayet, bir mucize, bir alamet, bir nişan mutlaka verilmiştir.” Adına ne denilirse denilsin, harikulade olması haysiyetiyle yaygın ifadesi “mucize” olmuştur.
b) Kur’an’da ismi geçen Hz. İlyas (Enam 85, Saffat 123-13), Hz. el-Yesa (Enam 86, Sad 48)’ gibi bazı peygamberlerin mucizelerinden bahsedilmemiştir. Bunlar da, açıklanmamasının hikmetini bilmediğimiz bazı meseleler hükmündedir. Kendisine (kalbi veya uzvi) bir amel terettüp etmeyen meselelerin kurcalanması İslam şeriatında müstahsen değildir. Zira bir konuda açıklanmasını öngören şer’i bir delilin bulunmaması İslam dini bakımından onun müstahsen bir prensip olmadığını göstermektedir. (bk. Şatibi, el-Muvafakat, 1/43)
c) Hz. Hud’un mucize göstermediğini söylemek Kur’an’a ciddi bir iftiradır. Bizzat Hud suresi 59. ayetinde bu gerçeğin altı çizilmiştir:
“İşte Âd kavmi buydu. Rablerinin ayetlerini (gösterilen mucizeleri) inkar ettiler ve onun peygamberlerine isyan ettiler. Ve hakka karşı gelen her inatçı zorbanın emrine uydular.”
İbn Aşur, bu ayette yer alan “CAHD” kavramına dikkat çekmiş ve “bunun gözle görülen bir hakikatin inkârı” için kullanıldığını belirtmiş ve “bu da Hz. Hud’un kendilerine gözle görülen mucizeler getirdiğini, kavmi ise bunların -varlığını değil- peygamberliğe olan delaletlerini, hücciyet yönlerine itiraz etmişlerdir.” şeklinde açıklamıştır. (bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)
Ayrıca bu mucizeler hakkında farklı yorumlar yapılmıştır. Bunlardan üçü şöyledir:
1. Allah’ın izni ile, rüzgârları istediği tarafa yönlendiriyordu.
2. Yünü parlak bir hale çevirirdi.
3. Şiddetli yağmurlarda sefer yapılamazdı. Hz. Hud dua etti yollarda barınaklar oldu. Yağmur bitinceye kadar halk o barınaklarda muhafaza içinde beklerdi. (Detay için bk. Alusi, Meraği, Nazmud-durer.)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Peygamberimiz'in Kuran-ı Kerimde Bahsedilen Mucizeleri
- Mucize Haktır- 2. Bölüm: Mucize verilmesinin sebebi ve mucizeye olan ihtiyaç
- 13. Bölüm: Kabir hayatını inkar edenlerin sözlerine cevap: 2
- Mucize Haktır- 3. Bölüm: Mucize vermek hususunda Allah-u Teâlâ’nın âdeti ve diğer peygamberlere olan muamelesi
- BEYYİNE
- "Muhammed'e, Rabbinden bir mucize indirilmeli değil mi?" ayetindeki mucize ne demektir?
- Milletlerin başlarına gelen bela ve musibetler, işlenen suçun çeşidine göre mi olur?
- Peygamberimizin (asm) Kuran-ı Kerim'de Bahsedilen Mucizeleri
- Hz. Nuh, tufandan önce kavmine hiç mucize göstermiş midir?
- Mucize sadece nübüvveti ispatlamak için mi verilir?