Hristiyanlık çok zarar görür denilen alim kimdir, eseri nedir?

Tarih: 21.02.2022 - 17:23 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hindistanlı bir alimin, Yahudi ve Hristiyan alimlerle münazara ettiği ve onları susturduğu söyleniyor, hatta eserinin yayılmasının istenmediği, eğer yayınlanırsa Hristiyanların çok zarar göreceğinden endişe edildiği doğru mu, kaynak var mı?
- Konuyla ilgili detaylı bilgi verirseniz memnun olurum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda bahsedilen zat, Allame Rahmetullah Efendi olarak da anılan Rahmetullah-ı Hindî’dir. Adından da anlaşıldığı gibi Hindistan’da doğmuş ve tahsilini burada yapmıştır. En önemli ve en meşhur kitabı “İzhâru’l-Hak”tır.

Protestan papazı Fander, Hristiyanlar arasında çok meşhurdu. Protestan Misyoner Teşkilatı, seçtikleri papazlar ile Fander’i Hindistan’a gönderdi. Hristiyanlığı yaymak için çalışacaklardı. 1854 senesinde bu misyoner heyeti, âlimler ve seçilmiş zatlar arasında, Delhî’nin büyük İslam alimi Rahmetullah Efendi ile münazara ve ilmi mücadele yaptılar. Uzun münakaşalar neticesinde, Fander ve yardımcıları cevap veremez hâle geldiler.

Dört sene sonra, İngiliz hükümeti Hindistan’ı işgal edip Müslümanlara, özelikle sultana ve din adamlarına korkunç işkenceler yapınca, Rahmetullah Efendi, Mekke-i Mükerreme’ye hicret etti.

1878 senesinde, bu misyoner heyeti İstanbul’a gelerek, Hristiyanlık propagandasına başladı. Sadrazam Hayreddin Paşa, Rahmetullah Efendiyi İstanbul’a davet etti. Misyonerler, karşılarında Rahmetullah Efendiyi görünce çok korktular. Kendilerine yöneltilen sorulara cevap veremeyerek, kaçmaktan başka çare bulamadılar.

Hayrettin Paşa, bu büyük İslam âliminden, Hristiyanları nasıl red ve perişan ettiğini yazmasını rica etti. Bunun üzerine Rahmetullah Efendi Arapça olarak "İzhâr’ul-Hak" isimli kitabını yazdı ve daha sonra Mekke’ye gitti.

Hayreddin Paşa, bu eseri Türkçeye tercüme ettirip, Arapçasıyla birlikte bastırdı. Avrupa dillerine de tercüme edilerek basıldı ve çeşitli ülkelere gönderildi. Hatta bazı İngiliz gazetelerinde “Eğer bu kitap yayılırsa, Hristiyanlık çok zarar görecektir.” şeklinde ifadeler kullanarak yayın yaptılar.

Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:

Rahmetullah el-Hindî

Rahmetullah b. Halilirrahman el-Hindî el-Keyranevî ed-Dihlevî (ö. 1308/1891), Hristiyanlığa yönelik İẓhârü’l-ḥaḳ adlı reddiyesiyle tanınan Hintli âlimdir.

İngilizlerin, esareti altında olan Hindistan’da doğup büyüyen Rahmetullah eğitimini tamamladıktan sonra, Hristiyanlığa karşı reddiye yazmaya başladı. Bir taraftan maddeten sömürülen topraklar, diğer taraftan da misyonerlerin yoğun faaliyetlerine sahne olmakta ve insanları Hristiyanlaştırma faaliyeti sistemli bir şekilde yürütülmekteydi. İşte bu faaliyet ve İslam inancına karşı yapılan saldırılara karşı, İslâm âlimleri, eserleriyle mücadele etmeye çalışmaktaydılar.

Bu durumdan ötürüdür ki, misyonerlik faaliyetlerine karşı Rahmetullah da reddiye yazmaya başladı.

Rahmetullah el-Hindî, misyonerlik konusundaki eseri İzâletü’l-evhâm’ın neşrinden sonra Karl Gottlieb Pfander ile yazışmaya başladı. 23 Mart 1854 tarihli mektubunda Pfander’e önemli konuların tartışılacağı bir münazara yapılmasını teklif etti.

Pfander’i münazaraya davet eden Rahmetullah, bu maksat için kendisine dokuz mektup gönderdi. Tartışma konusu olarak da Tevrat ve İncil'in tahrifi, bu kitapların hükümsüzlüğü (nesh edilmişlikleri), Teslis İnancı, Kur'an’ın Allah sözü olduğu, Hazreti Muhammed’in (asm) peygamber olduğunun ispatı, konularını teklif etti. 1854 Nisan’ında gönderilen bu mektuplar üzerine Pfander ilk iki konuyu tartışmayı kabul etti. Kendisine French’i yardımcı seçerken, Vezirhan da Rahmetullah’a yardımcı olacaktı.

10-11 Nisan 1854 Ekberabad’ın Abdulmesih mahallesinde başlayan münazara Tevrat ve İncil’in tahrifi ile bunların nesh edilmiş, yani hükümsüz hale gelmiş olmaları üzerinde yapıldı.

Münazarayı çok sayıda kişi izledi. Bu izleyiciler arasında; Müslüman ve Hindu liderler, İngiliz hakimler, muhtelif kesimlerden yetkililerle muhtelif dinlere mensup kişiler de yer almaktaydı. Münazara yapılırken hazır bulunan üç kişi de konuşulanları zapta geçirmekle görevlendirilmişlerdi.

İlk oturumlardan itibaren Pfander ve French tahrif ve hükümsüz hale gelmiş olma durumlarını kabul etmek zorunda kaldılar. Ayrıca, diğer konulara geçip münazarayı sürdürmekten çekindiler. Rahmetullah el-Hindi’nin üstünlüğü ile neticelenen münazara, büyük münazara anlamına gelen el-Münâzarâtü’l-Kübra adıyla tarihe geçti.(1)

Rahmetullah, teslis inancının aklî bakımdan tutarsızlığı ve İncil’in ilâhî bir kitap olma vasfını kaybetmesi konularını öne çıkardığı münazarada, rakibini Batı kaynaklarını kullanarak mağlûp etmiştir.(2)

Rahmetullah ile Pfander arasındaki yazışma münazaradan sonra bir süre devam etti. Bu arada Pfander, münazarada karşı tarafın kullandığı Kitab-ı Mukaddes eleştirisine ve Hz. İsa’ya dair kitapları İngiltere’den getirtip inceledi. Church Missionary Intelligencer dergisinde münazara ile ilgili bir rapor yayımladı.(3)

Seyyid Abdullah el-Hindî Ekberâbâdî yazışmaların ve münazaranın raporu niteliğinde Urduca iki ciltlik bir eser hazırladı. Bu eser Vekaʾiʿu’l-münaẓara adıyla Arapça’ya çevrildi. Konuya ilişkin akademik çalışma yapan Joel DeHart münazaranın Müslümanlar lehine büyük bir zafer olduğunu ifade eder.(4)

Benzer ifadelere Batılılara ait diğer kitaplarda da rastlanmaktadır. Şarkiyatçı misyonerlerin İslâm’la ilgili çalışmalarında 1854 Agra münazarası bir başlangıç sayılır. Tartışmanın izleri günümüzde de sürmektedir.(5)

Rahmetullah’ın yazmış olduğu eser, İngiliz işgal ve baskısının altında inleyen, maddi bağımsızlığını yitiren, manevi bağımsızlığı da tehlikede olan ve bu tehlikeyi her yönüyle yaşayan toplumun problemlerinden kurtuluş çaresi olarak ortaya çıktı.

Kutsal kitapların yeni metinlerini, yorumlarını ve muhtelif tercümelerini, bu faaliyeti yürütenlerin yollarında yürüdükleri lider ve bilginlerini kendi değer yargıları içinde değerlendiren Rahmetullah çok yönlü bir çalışmanın neticesi olarak eserini yazdı. Değerlendirmelerini yaparken özellikle İncil’in öğretilerinden hareket etti. Dolayısıyla kutsal kitaplar üzerine yapılan yorumlardan çok, direkt kutsal kitapların metinlerini esas alıp çalışmasını ortaya koydu.

Rahmetullah’ın yazdığı "İzharü’l-Hak" eseri, bir çok yazar tarafından birinci kaynak olarak gösterildi. Bazı Hristiyanlar, kitabın etkisiz hale getirilmesi için, satışa sunulan nüshalarını kendi paralarıyla satın alıp yok etme yoluna gittiler. Bu hareketleriyle eserin daha fazla kişiye ulaştırılıp etkili olmasını önlemeye çalıştılar. Bundan daha da önemlisi, kitabın yayınlandığı zamanlarda ünlü The Times gazetesinin, “Bu kitap, Müslümanlarda bulundukça onlar Hristiyanlaşmayacaklardır.” şeklinde yazdığı ifade edilmiştir.

Bediüzzaman Hazretleri, Rahmetullah-ı Hindî’nin bu hizmetine dikkat çekmiş ve kendisinden allame-i meşhur olarak söz ederek, bu mübarek alimin çalışmasına atıf yapılmıştır:

“Tevrat, İncil ve Zebur’un ibareleri, Kur'an gibi i’cazları olmadığından, hem mütemadiyen tercüme tercüme üstüne olduğundan, pek çok yabanî kelimeler, içlerine karıştı. Hem müfessirlerin sözleri ve yanlış tevilleri, onların ayetleriyle iltibas edildi. Hem bazı nadanların ve bazı ehl-i garazın tahrifatı da ilave edildi. Şu surette, o kitaplarda tahrifat, tağyirat çoğaldı. Hatta, Şeyh Rahmetullah-i Hindî (allame-i meşhur), kütüb-i sabıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudi ve Nasara ulemasına ispat ederek iskat etmiş.”(6)

Mehmed Akif Ersoy da “Süleymâniye Kürsüsü”nde kendisinden övgüyle söz eder:

“Besliyormuş, bereket versin o iklîm-i kadîm
Rahmetullāh’a muâdil daha yüzlerce hakîm
Rûh-i edyânı görür, hikmet-i Kur’ân’ı bilir
Ulemâ var ki huzûrunda bugün Garp eğilir.”(7)

Rahmetullah’ın yaptığı çalışma ve yazdığı eser, bu alanda yapılan çok önemli çalışmalardan biri olduğu gibi, daha sonra yazılan reddiyelere de kaynaklık yapmıştır. İlki Arapça olarak neşredilen eserin diğer dillere çevrilmesi bizzat Sultan Abdülhamid tarafından emredilmiştir. O tarihten itibaren eserin birçok baskısı yapıldığı gibi, Avrupa dilleri de dahil olmak üzere çok sayıda dile tercümesi yapılmıştır.

Rahmetullah el-Hindî 22 Ramazan 1308 (1 Mayıs 1891) tarihinde Mekke’de vefat etti ve Cennetü’l-muallâ’da defnedildi.(8)

Eserlerinden bazıları:

1. İzhârü’l-hak. Rahmetullah el-Hindî’nin Pfander ile yaptığı münazarayı ayrıntılı biçimde içeren eser birçok defa basılmış (İstanbul 1281, 1304, 1306; Kahire 1294, 1305, 1309) ve başta Türkçe olmak üzere çeşitli dillere çevrilmiştir.

2. İzâletü’l-evhâm (Delhi 1269/1852)

Bu hacimli kitap Pfander’in Mîzânü’l-ḥaḳ (The Balance of Truth) adlı eserine bir reddiyedir. Rahmetullah eseri önce Urduca yazmış, daha sonra Farsça olarak da kaleme almıştır. Kitap basılmadan önce Mevlânâ Nûrü’l-Hasan Kandehlevî’ye inceletilmiş ve onun görüşleri doğrultusunda tashihler yapmıştır. M. Takī Osmânî başkanlığında bir heyet tarafından üzerinde bazı düzeltme ve ikmal çalışmaları yapılan eser İʿcâz-ı ʿİsvî Cedîd adıyla Urduca yayımlanmıştır (Lahor [1986], İdâre-i İslâmiyât).

3. İʿcâz-ı ʿİsvî (Agra 1271; Delhi 1876; nşr. M. Takī Osmânî, Lahor 1408/1988). Urduca yazılan bu hacimli kitap Misḳala-i Taḥrîf adıyla da anılmaktadır. Eser İngilizce’ye çevrilmiştir. (Agra 1856; Allahâbâd 1860)

4. İzâletü’ş-şükûk (I-II, Madras 1288/1871, 1326/1908). 1853-1855 yıllarında kaleme alınan kitap, Sind bölgesinin tanınmış bir ailesinden gelen Abdullah Âsım’ın İslâm hakkındaki şüphelerini ve Hristiyanlığın hak din olduğu yolundaki tahminlerini içeren, Müslüman âlimlere yönelttiği yirmi üç sorunun (Çend Sevâlât İslâm ki Bâbet, Ludhiyana 1867) cevaplandırılması maksadıyla yazılmıştır. Rahmetullah’ın geniş eserinde soruların cevapları yanında Hristiyanlığa dair başka konulara da yer verilmiştir.

5. Aḥsenü’l-eḥâdîs̱ (Evżaḥu’l-eḥâdîs̱) fî ibṭâli’t-tes̱lîs̱ (Delhi 1293/1876). 1271 (1854-55) yılında kaleme alınan bu muhtasar eserde Pfander eleştirilir ve onun Arapça bilgisinin yetersizliğine dikkat çekilir.

Kaynaklar:

1) Muhammed Selîm b. Muhammed Saîd, s. 33-36; DeHart, s. 45; Münazaranın geniş bir özeti için bk. İmdâd Sâbirî, s. 214-221; DeHart, s. 45-49; Seyyid Abdullah el-Hindî, s. 123-167.
2) Powell, Muslims and Missionaries, s. 255.
3) V, London 1854, s. 258.
4) Muslim Polemics in India, s. 49.
5) Schirrmacher, XIII/1-2 [1994], s. 74.
6) Said Nursî, Mektubat, 1997, s: 162-63.
7) Safahât, s. 156-157.
8) Muhammed Abdullah, s. 434-453.

Bibliyografya:

Rahmetullah el-Hindî, İẓhârü’l-ḥaḳ (nşr. M. Ahmed M. Abdülkādir Halîl Melkâvî), Kahire 1422/2001, neşredenin girişi, I, 19-21.
Abdülhay el-Hasenî, Nüzhetü’l-ḫavâṭır, VIII, 160-162.
Mehmed Âkif Ersoy, Safahât (nşr. M. Ertuğrul Düzdağ), İstanbul 1987, s. 156-157.
E. M. Wherry, The Muslim Controversy, Madras 1905, s. 16-21, 79-82.
Muhammed Selîm b. Muhammed Saîd, Ekberü mücâhid fi’t-târîḫ (trc. Ahmed Hicâzî es-Sekkā), Kahire 1397/1977, s. 24, 26-37, 44-45, 53-57.
İmdâd Sâbirî, Firengiyôn ka Câl- Cihâd-ı Âzâdî key Rûşen Çerâġ, Delhi 1979, s. 214-221, 327-342, 349-353.
J. DeHart, Muslim Polemics in India: The Tahrif Issue in the Interaction Surrounding the 1854 Agra Debates (yüksek lisans tezi, 1981), University of Pennsylvania, Department of South Asia Regional Studies, s. 42-43, 45-49.
Avril A. Powell, Muslims and Missionaries in Pre-Mutiny India, Richmond-Surrey 1993, s. 219-226, 232-233, 255, 259-260.
a.mlf., “Maulana Rahmat Allah Kairanavi and Muslim-Christian Controversy in India in the Mid-19th Century”, JRAS (1976), s. 46-47, 54, 58.
Âtik b. Gays Bilâdî, Neşrü’r-riyâḥîn fî târîḫi’l-beledi’l-emîn, Mekke 1415/1994, II, 597-608.
Seyyid Abdullah el-Hindî, Veḳāʾiʿu’l-münâẓara elletî ceret beyne’ş-Şeyḫ Raḥmetullah el-Hindî ve’l-Ḳıssîs Fender el-İnkilîzî (trc. Rifâî el-Hûlî el-Kâtib), Beyrut 1417/1996, s. 95-167.
Muhammed Abdullah, Mevlânâ Raḥmetullah Keyrânevî ki ʿİlmî u Dînî Ḫidmât ka Tahḳīḳī Câʾize (doktora tezi, 1421/2000), İdâre-i Ulûm-i İslâmiyye, Pencab Yüniversiti, s. 71-73, 79-82, 84-90, 146-180, 304-317, 323-328, 434-491.
Abdülhamit Birışık, Oryantalist Misyonerler ve Kur’ân: Batı Etkisinde Hint Kur’ân Araştırmaları, İstanbul 2004, s. 141-145, 147-148.
Muhammed Hamîdullah, “Ḥażret-i Mevlânâ Raḥmetullah Ṣâḥib Keyrânevî ki Kitâb İẓhârü’l-ḥaḳ aôr Us ka Urdu Tercüme”, el-Belâġ, VII/3, Karaçi 1973, s. 20-27.
Ebü’l-Hasan Nedvî, “İẓhârü’l-ḥaḳ aôr Us key müʾellif Ḥażret-i Mevlânâ Raḥmetullah Ṣâḥib Keyrânevî”, Cerîdetü’l-Eşref (Savletiyye Number), V/1-2, Karaçi 1412/1991, s. 50-58.
Muhammed Senâullah, “Ḥażret-i Mevlânâ Raḥmetullah Ṣâḥib Keyrânevî ka Zamâne aôr Us Devr meyn Îsâʾiyyet ki Teblîġ meyn Engrisôn ki Serkgermiyân”, a.e., VII/3 (1993), s. 184-190.
Christine Schirrmacher, “Muslim Apologetics and the Agra Debates of 1854: A Nineteenth Century Turning Point”, The Bulletin, XIII/1-2, Hyderabad 1994, s. 74.
Üsâme Hâkānî, “Ḥażret-i Mevlânâ Raḥmetullah Kîrânvî raḥmetullahi ʿaleyh”, Mükâleme beyne’l-meẕâhib, I/1, Lahor 2006, s. 25-29.
(bk. DİA, Rahmetullah el-Hindi md.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun