Hiç kimse kendisi için gizlenen müjde ve mutluluğu bilemez sözü ayet mi?
''Hiç kimse kendisi için gizlenen müjde ve mutluluğu bilemez '' bu anlama gelen ayet var mı?
Ayet diye paylaşılan ayet biraz farklı değil mi?
Değerli kardeşimiz,
Cenab-ı Hak, kendisine samimiyetle yönelen kulları için hazırladığı eşsiz mükâfatı şöyle bildirir:
فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَٓا اُخْفِىَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ اَعْيُنٍۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
“Artık hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.” (Secde Suresi 17. ayet)
Dünya hayatını insana yaraşır biçimde değerlendirebilenlerin âhiretteki en büyük ödülleri Allah’ın kendilerinden hoşnut olduğunu öğrenmeleri olacaktır. Dünyadaki güzel davranışları karşılığında orada verilecek nimetlerin bu hayattaki tasavvurlara sığmayacağı birçok âyet ve hadisten anlaşılmaktadır.
Resul-i Ekrem Cenab-ı Allah’ın, “Ben salih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin hayal edemeyeceği şeyler hazırladım” buyurduğunu ifade ettikten sonra Secde suresinin 17. ayetini okumuştur. (Buhârî, Tefsîr, 32/1)
Demek ki bu ayet, Allah’ın salih kullarına vereceği karşılığın insan idrakini aşan bir güzellikte olduğunu haber verir. Burada bahsedilen “göz aydınlığı”, yalnızca görünen nimetler değildir. Asıl anlamıyla insanın gönlünü huzurla dolduran, bütün eksiklik ve üzüntüleri unutturan, Allah’ın özel ikramlarıdır.
Arapçada “gözün aydın olması” ifadesi, insanın öyle büyük bir sevince kavuşması anlamında kullanılır ki artık gözü başka hiçbir şeyi aramaz. Çünkü ulaştığı nimet ve mutluluk, onun nazarında her şeyin önüne geçmiştir. İşte Allah’ın kulları için sakladığı mükâfatlar da böyledir: Öyle bir güzelliktir ki kul, ona kavuştuğunda başka hiçbir şeye ihtiyaç hissetmez.
Bu ayette büyük bir ilahî incelik vardır:
Kul, Allah’ın kendisine verdiği hayat, akıl, sağlık, rızık ve imkânlarla bir salih amel işler. Fakat kulun yaptığı iyilik, aslında Allah’ın ona önceden verdiği nimetlerin bir sonucudur. Çünkü kulun ibadet edebilmesi bile başlı başına Allah’ın bir lütfudur.
Buna rağmen Allah, kullarına sadece “Sen zaten sana verdiğim nimetlerin karşılığını yaptın” şeklinde muamele etmez. O’nun rahmeti ve keremi, kulun yaptığı küçük ameli büyük bir değerle kabul eder ve ona karşılık büyük mükâfatlar verir.
Kulun hali şöyledir: “Rabbim bana hayat verdi, nimet verdi, iman verdi; benim yaptığım ibadetler bunların karşılığı bile olamaz.”
Allah’ın lütfu ise şöyledir: “Ben geçmişte sana verdiklerimi bir borç hesabı yapmıyorum. Senin samimiyetle yaptığın bu güzel ameli ayrıca kabul ediyor ve sana karşılığını veriyorum.”
İşte ilahî rahmetin büyüklüğü burada ortaya çıkar. Allah, kulunun amelini küçültmez; aksine onu kabul eder, bereketlendirir ve karşılığını kat kat artırır.
Kul ise Allah’ın bu lütfunu gördükçe daha fazla şükreder. Şöyle düşünür:
“Benim yaptıklarım, Allah’ın bana daha önce verdiği nimetlerin karşılığıydı. Buna rağmen Rabbim bana ayrıca ikramda bulunuyor.”
Bunun sonucunda kulun Allah’a olan sevgisi ve şükrü artar. Allah da kulunun bu samimi yönelişine yeni ikramlarla karşılık verir. Böylece kul ile Rabbi arasında bitmeyen bir lütuf, şükür ve yakınlık ilişkisi meydana gelir.
Sonuç olarak Secde 17. ayetin bize öğrettiği hakikat şudur:
Kul Allah için bir adım attığında, Allah ona sadece yaptığı kadar değil; kendi sonsuz rahmeti ve keremiyle karşılık verir. Kulun ameli sınırlıdır, fakat Rabbinin lütfu sınırsızdır. İşte hiç kimsenin bilemeyeceği “göz aydınlıkları” da bu ilahî ikramın bir tecellisidir. (bk. Fahreddin er-Râzî, Mefatih ilgili ayetin tefsiri)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Secde Suresi 15., 16., 17., 18., 19. ayetlerin aslı, meali ve tefsiri nedir?
- Allah’ın karşılıksız vermesini nasıl anlamalıyız?
- Eş- Şekûr
- Ahirete bakışımız nasıl olmalı?
- Adl ve rahman, hayvan acısına neden izin verir?
- Cömertlik ile ilgili ayet ve hadisleri yazabilir misiniz?
- Şefaat ayetlere ve hadislere göre hak mıdır?
- Gazze çamur ve su içinde, neden?
- Şeytandan korunma yolları nelerdir?
- Niçin şükrediyoruz, neden şükretmemiz gerekir?..