Allah’ın karşılıksız vermesini nasıl anlamalıyız?

Allah’ın karşılıksız vermesini nasıl anlamalıyız?
Tarih: 20.06.2022 - 10:59 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Allah karşılıksız bol bol verendir. Allah’ın verdiği nimetler için şükür etmemizi istemektedir.
- Allah’ın karşılıksız vermesi ile nimetleri karşısında şükür istemesini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnam, Allah’ın insana nimet vermesi, ihsanda bulunması demektir.

Allah her nimeti karşılıksız verir, kullarının bu nimetlere şükretmesinin karşılığını da yine kullarına verir. Zira Allah Samed’dir, hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey her şeyiyle de ona muhtaçtır.

Nitekim Müfessir Fahreddin er-Razi, inamın karşılıksız vermeyi ifade ettiğini belirtir. Bu sebeple Allah’ın kullarına bağışladığı bütün iyi şeyler birer nimettir, çünkü Allah’ın asla karşılığa ihtiyacı yoktur. (Mefâtîḥu’l-ġayb, 1/258)

Neml suresinde Hz. Süleyman’ın dilinden şöyle buyurulmaktadır:

 “Şükreden ancak kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük eden de bilsin ki Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; o büyük kerem sahibidir.” (bk. Neml, 27/40)

Dikkat edilirse ayette şükrün faydasının Allah’a değil kula yönelik olduğu ifade edilmektedir. Şükreden kişi şükrettiği için ondan daha çok nimete ve ikrama nail olmaktadır. (bk. Mefatîḥu’l-ġayb, ilgili ayetin tefsiri)

Ayette açıkça belirtildiği gibi, nankör insanın kötülüğü kendi şahsına olduğu gibi, şükredenin faydası da kendi şahsınadır. Kişinin nankörlüğünün de şükrünün de karşılığı kendisine döner. (İbn Kesir, Tefsir, ilgili ayetin tefsiri)

Nitekim diğer bir ayette Allah’ın şükredenlere nimetini arttıracağı (bk. İbrahim, 14/7) belirtilerek şükrün yine kişiye artarak devam edeceği ifade edilir.

Şu hâlde Allah her nimeti ve o nimet için gerekli her şeyi bize lütfuyla hibe etmiş, ikram etmiş, ihsan etmiş. Verdiği nimetlere yapılan şükrün karşılığı da yine kullarına ihsan, ikram ve lütuf olarak hem de ebedi bir şekilde devam edecektir.

Demek ki, Allah hem ilk olarak her şeyi karşılıksız verir hem de tekrar verdiğinde yine kulları için verir ve yine karşılıksız vermiş olur. Bu nimetler ebedi âlemde cennete gidenler için yine ebediyen ve sonsuz olarak karşılıksız verilmeye devam edecektir.

Allah Teâlâ’nın yüceliğini, rahmetini, mağfiretini ve cömertliğini ifade eden isimlerinden biri de Vehhab الوهاب ismidir. Allah Teâlâ’nın Vehhab ismi Arapçada وهب (ve-he-be) fiilinden türemiş olup, manası karşılıksız vermek, bağışlamak, hibe etmek anlamındadır.

Vehhab olan Allah ise maddi ve manevi nimet bahşeden, ikramında devamlı olan, lütfu ve ihsanı bütün varlıkları kuşatan anlamındadır.

Allah’ın hazinelerini saymakla bitiremeyiz, yediklerimizden, içtiklerimizden, kokladıklarımızdan, baktığımızda gözümüzü büyüleyen sanata kadar. Allah Teâlâ’nın kullarına Vehhab isminin gereği olarak bahşettiği hazineler karşısında, bizim verdiğimiz hiçbir ücret hiçbir karşılık yok. Zaten buna gücümüz de yok.

Allah’ın Mennan, Kerim ve Rezzak gibi isimleri de “bol bol nimet veren”, “karşılıksız ve sürekli veren”, “sonsuz cömert olab”, “bol bol rızıklandıran” anlamlarına gelir.

Her nimetin yaratan ve var eden Allah olduğu gibi, o nimetlerin varlığını devam ettiren de o nimetlerin devamı için gerekli olan her şeyi var edip devam ettriren de odur.

Allah’ın Vehhab isminin mümine tecellisi ise, Allah yolunda harcadıklarından bir karşılık beklememek, sadece ve sadece Allah’ın rızasını gözeterek yapmaktır.

Allah bizleri verdiği nimetlerin kıymetini bilip şükreden kullarından eylesin. Âmin.

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah, karşılık bekleyerek mi nimetler vermiştir? 

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun