Hayra niyet eden kişi onu yapmış gibi mi olur?

Tarih: 19.06.2023 - 13:16 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir kimse, belli bir hayır işine niyet eder de bir sebeple onu yapamazsa, bu niyetinin sevabını alır mı?
- Sorunun Detayları:
 1)Bazı insanların farklı işleri vardır veya bazen yılda bir gelen belirli bir namaza vakit ayıramazlar. (Örnek: Arefe günü oruç tutmak, Teheccüd namazı kılmak) Bazen yolculuktan veya başka işlerden dolayı tutamayız. Peki bu durumda erkek/kadın niyetinden dolayı emeğinin sevabını tam olarak alabilir mi?
2) Bir keresinde çok teşvik edilen bir namazı niyet edip de bazı sebeplerden dolayı kılamadım. yapmak dileğiyle. Niyetim için tam çalışmanın sevabını alacak mıyım? Gerçekten çok büyük bir niyetim vardı. Bir şekilde bunun için kendimi suçlu hissediyorum.
3) Günahlardan kurtulmak ve Allah'a yakınlaşmak için bunu yapmak isteyenlere ne olacak? Niyet edip bazı geçerli sebeplerle yapamayan bu kişiler hakkında Kur'an ve hadislere dayalı bir yol gösterir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, belli bir hayır işine niyet eder de bir sebeple onu yapamazsa, bu niyetinin sevabını alır.

Resul-i Ekrem (a.s.m.) bir hadis-i şerifte bu hususu açıklamaktadır. “Allah iyiliklerin ve fenalıkların yazılmasını emretti.” buyurduktan sonra şöyle devam etmektedir:

“Bir kimse bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa, Allah kendi katında o kimse için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer hem niyetlenir hem de o iyiliği yaparsa, on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze ve daha fazlasına kadar çıkarır. Ve eğer fenalık yapmaya niyetlenir de sonra vazgeçerse, Allah onun için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer kötü işe hem niyetlenir hem de onu yaparsa, Allah o kimse için bir günah yazar.” (Buhari, Rikak, 31)

Demek ki, bir hayır yapmaya niyet etmek de sevaptır, onu yapamasa da bu güzel niyetinin sevabını alır.

Buna göre, arefe günü oruç tutmak, teheccüd namazı kılmak, başka hayırlı işler yapmaya niyet eden bir Müslüman, bunları meşru bir mazeret nedeniyle yerine getiremezse, Rabbimizin sonsuz rahmetinden bu niyetinin sevabını alacağını ve bunları yapmış gibi sevap vereceğini ümit edebiliriz.

Nitekim Resul-i Ekrem (asm) bir hadis-i şerifte bu hususu şöyle beyan eder:

“Geceleyin kalkıp nafile namaz kılmak niyeti ile yatağına giren ve sabah namazı zamanına kadar uyuya kalan kimse için, niyet ettiği namazın sevabı yazılır ve onun uykusu, Rabbi tarafından kendisine verilen bağış olur.” (İbni Mace, İkame, 177)

Bu hadis-i şerifler, iyilik yapmaya özendirmektedir. Böylece niyetlerimizi her zaman hayırda ve güzelde kullanmaya ve niyetimize göre de hareket etmeye vesile olmaktadır.

Ancak, bu durum farz ve vacip ibadetleri yerine getirmeyen kişiyi sorumluluktan kurtarmaz. Örneğin farz veya vacip bir ibadeti yapmayı istese ama yerine getirmese, o ibadetin sorumluluğu yok olmaz, mutlaka zamanında eda etmelidir, eğer zamanında eda etmediyse mutlak kazasını yapmalıdır.

Aynı şekilde, bir haramı veya tahrimen mekruhu terk etmek gerekir. Bunu terk etmeyi istese, ama yine de bu günahı işlese, onu günah olmaktan çıkarmaz, yine günahkâr olur; pişman olup tövbe etmesi, bir daha o günaha girmemesi gerektiği gibi, kul hakkını ilgilendiren bir günah ise o kul ile helalleşmesi gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun