Hayız ve istihaze hakkında bigi verir misiniz, hayızın süresi ne kadardır? Âdet günlerinde değişiklik olabilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Gerek başlangıç ve bitiş yaşları, gerekse asgari ve âzami süresi bakımından hayız, fizikî bünye, kalıtım, çevre ve iklim şartlarına bağlı olarak kadından kadına önemli değişiklikler gösterebilir. Bununla birlikte fakihler, birçok dinî ve hukukî hükmü yakından etkilediği için, bu süreleri belirleme yönünde bazı tesbitlerde bulunmuşlardır.

Âdet kanamasının en az ve en çok süresi konusunda ileri sürülen rakamlar da böyle olup mükelleflere pratik bilgi ve çözüm vermeyi amaçlamaktadır. Bu rakamlar fakihlerin tecrübe birikimlerine göre verilmiş süreler olup, bu konuda fiilî âdet görmenin başlaması ve sona ermesi esastır.

Tıp ilminin önemli gelişmeler kaydettiği günümüzde, kadının âdet çağı ve dönemiyle ilgili bilgiler, konunun uzmanlarından öğrenilerek, dinî hükümlerin buna dayandırılması gerekir.

Bugünkü tıbbî bilgiler, âdet süresinin de üç-altı gün civarında olduğunu ifade etmektedir. Bununla birlikte fizikî bünye, psikolojik durum ve çevre şartlarına bağlı olarak kadınların âdet çağı ve süresi farklılık taşıyabilmektedir.

On günden fazla olan âdet günleri özür sayılır. İki âdet hâlinin arasında on beş gün geçmişse, ondan sonra gelen kan hayız kanı olarak değerlendirilir.

Kadınlar âdet hallerine çok dikkat etmelidirler. Çünkü bu haller, onların birçok din görevleri ile ilgilidir. Bu konu ile ilgili başlıca meseleler şunlardır:

Kadınlar en az dokuz yaşlarında büluğ çağına erer ve âdet görmeye başlarlar. Elli veya elli beş yaşlarında da "Sinn-i İyas" denilen "âdet görmeme" devresine girerler. Bu yaştan daha önce âdetten kesilen kadınlar da vardır.

Âdet müddetinin en azı üç gündür (yetmiş iki saattir). En çoğu da on gün, (iki yüz kırk saat)... Bu iki zaman arasında görülecek kanlar, âdet kanı sayılır. Bu zaman içinde devamlı olarak kanın gelmesi gerekmez, ara sıra kesilebilir. Örnek: Bir kadın üç gün kan gördükten sonra iki gün kanı kesilse ve arkasından üç gün daha devam etse, bu sekiz günün hepsi âdet gününü teşkil etmiş olur.

İki âdet arasındaki temizlik hâline "tuhr" (temizlik) hâli denir. Bunun müddeti on beş günden az olamaz. Fakat bundan çok olabilir. Tuhr hâli, aylarca ve senelerce devam edebilir. Böyle temizlik hâli devam eden kadına "Münteddetü't-Tuhr" (Temizliği devamlı) denir.

Meydana gelen kanamanın âdet hükmünde kabul edilmesi için iki temizlik dönemi arasının en az on beş gün ve fasılalı da olsa kanamanın üç günden az, on günden fazla olmaması gerekir. Âdetin en azı üç gün, en çoğu on gündür. Âdetli günler bitip gusül yapılmadan cinsel ilişkiye girmek caiz değil, yani haramdır. Kur'an’da bu açıkça belirtilmiştir.

"Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever."(Bakara, 2/222)

Bazı kadınların âdet günleri, sayılan belli günlerdir. Örnek: Her ay beş veya yedi veya dokuz gün âdet görürler. Böyle bir kadına "mu'tade" denir. Bir âdet, bir kez meydana geldiği üzre kararlaşmış olabilir. Şöyle ki: Henüz âdet görmeye başlayan bir kız, ilk kez sekiz gün kan görse, sonra yirmi iki gün temiz olsa, bu şekilde âdeti kararlaşmış olur. Ondan sonra devamlı olarak kendisinden bir hastalık sebebiyle kan gelecek olsa, onun hem âdet günleri, hem de temizlik günleri her ay o şekilde hesab edilir.

Bazı kadınlarda âdet günleri değişik olur. Şöyle ki: Bir ay beş gün diğer ay altı gün âdet görebilirler. Bu durumda ihtiyatlı hareket etmek gerekir. Böyle bir kadın, altıncı gün oldu mu yıkanır, namazlarını kılar ve eğer ramazansa orucunu tutar; çünkü bu altıncı gündeki kanın illet (istihaze) kanı olması muhtemeldir. Fakat bu altıncı gün çıkmadıkça, cinsî münasebette bulunamaz, boşanmışsa iddeti dolmuş sayılmaz. Çünkü bu altıncı günün kanı, hayız kanı olmak ihtimali vardır.

Bir âdetin değişmiş olması için, ona aykırı iki âdet hâli görülmelidir. Örnek: Her ay beş gün âdet gören bir kadın, sonra iki kez dört gün veya iki kez altı gün kan görse, onun âdeti beş günden dört güne veya altı güne geçmiş olur.

Sonuç: Âdet, bir defa ile yerleşir, iki defa ile değişebilir. Bununla beraber İmam Ebû Yusuf'a göre, âdet bir defa ile değişmiş sayılabilir. Buna yeni âdetin eskisini bozup onun yerini alması anlamında "fesh-î âdet" de denilmektedir.

Belli günler devam eden bir âdete aykırı olup da on günden fazla devam etmeyen kanlar, âdet kanı sayılır. Bu halde âdet değişmiş olur. Örnek: Her ay yedi gün kan gören bir kadın, sonra on gün kan görse, hepsi hayız kanı sayılır. Bu halde âdeti yedi günden on güne geçmiş olur. Fakat belli günlerden sonra gelen kan, belli günlerle toplandığı zaman on günden fazla olursa, yedi günden ziyade olan kanlar hayız kanı sayılmaz, istihaze (illet) kanı olur. Şöyle ki: Böyle yedi gün kan gören bir kadın sonradan on bir veya on iki gün kan görmeye başlarsa, bunun âdet edinilmiş yedi günlüğü hayız kanı olur. Sonraki dört veya beş günü istihaze (illet) kanı olur.

Yine: Her ay başından itibaren beş gün âdet görmekte olduğu farz edilen bir kadın, bu âdeti üzere kan gördüğü gibi, bundan iki gün veya üç gün veya beş gün önce de kan görmüş olsa, bunların hepsi âdet sayılır; çünkü âdet sayısı on günü geçmemiştir. Fakat kan görme günlerinin tümü bu şekilde on günden fazla olursa, yalnız âdeti olan o beş günde gördüğü kan hayız kanı sayılır, âdet edindiği günlerden fazla olan bütün kanlar istihaze (illet) kanı sayılır.

Âdet görmekte olan bir kadından, bir hastalık sebebi ile devamlı olarak kan gelecek olsa, onun hayız ve temizlik hallerindeki belli günlerine göre hüküm verilir. Örnek: Her ay başından itibaren on gün kan gören bir kadın, ondan sonra yirmi gün veya altı aydan noksan olmak üzere şu kadar ay ve gün temizlik üzere olsa, onun âdeti böyle kararlaşmış olur. Sonra böyle bir kadından devamlı olarak kan gelse, yine eski şekli üzere her ayın ilk on günü hayız, diğer yirmi günü veya şu kadar ay ile günü de temizlik hâli sayılır. Fakat temizlik müddeti tam altı ay veya daha ziyade bulunmuş olursa, temizlik müddeti altı aydan bir saat noksan kabul edilir ki, bu müddet, gebelik hâlinin en az zamanıdır.

Yine: Yeni hayız görmeye başlayan bir kızın âdeti kararlaşmaksızın kanı akıp devam etse, her aydan on günü âdetine sayılmış olur. Diğer yirmi günü de temizlik müddeti kabul edilir.

Bir hastalık veya önemsememe neticesi âdet günlerini unutmuş olan bir kadına "mütehayyire" denir. Böyle bir kadının gördüğü akıntı kesilmeyecek olsa, onun âdeti hakkında kuvvetli olan görüşü ile işlem yapar. Kuvveti fazla olan bir görüşe sahib değilse, ihtiyat olan yolu benimser. Boşanmış ise, iddeti için on gün, temizlik müddeti de altı aydan bir saat noksan olmak üzere takdir edilir. Diğer bir görüşe göre: Temizlik müddeti iki ay kabul edilir. Bunun namaz ve oruçları üzerinde ayrıntılı bilgi vardır. Bu konu ile ilgili geniş bilgi, İmam Sarahsî'nin "Mebsûd" isimli kitabında vardır.

Âdet görme çağına gelen bir kız, ilk kez görmeye başladığı kandan dolayı hemen namazını bırakır ve oruçlu ise, orucunu kaza etmek üzere sonraya bırakır. Evli ise, cinsi ilişkide bulunmaz. Böyle bir kıza "mübtedie" denir. Bu kan üç günden az bir zaman içinde kesilirse, hayız kanı olmadığı anlaşılır. O zaman bırakıp kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir. İmam Azam'dan nakledilen bir görüşe göre, ilk başlayan bu kan üç gün devam edip de hayız kanı olduğu bilinmedikçe, namazı terk etmez ve orucuna da devam eder.

Hayız müddeti içinde gelen kan tamamiyle kesilmedikçe, âdet son bulmuş olmaz. Bu kan, siyah, kırmızı, yeşilimtrak veya sarı olabileceği gibi, bulanık ve toprak rengi de olabilir. Âdetini tamamlamış olan bir kadından gelecek akıntı bembeyaz bir renkte bulunur.

Bir kadının görmekte olduğu âdetini, kocasına karşı inkar etmesi veya gerçeğe aykırı olarak âdet gördüğünü söylemesi helal değildir.

Âdet görmekte olduğunu söyleyen bir kadın, iffetli ve saliha bir kadın ise, sözü kabul olunur; değilse kabul olunmaz. Ancak doğru söylediğine inandırıcı bir hâl olursa, kabul edilir. Mesela, söylediği söz, âdetinin başlangıç zamanına rasgelmişse, o hâlde dediği kabul olunur.

Hayız ve nifas müddetleri dışında, rahimden akan kana istihaze yani, hastalık kanı denir. İstihaze kanı, hayız ve nifas kanından farklıdır. Bu kan, damardan geldiği için, ince ve kokusuzdur. Tıpkı burundan vesaire âzalardan akan kan gibidir. Bir özür ve hastalık kanıdır.

İstihaze kanı, ne oruca, ne de namaza engel değildir. Cinsî münasebete de mâni olmaz. Ancak istihaze hâlindeki kadınlar, özürlü hükmünde bulunurlar. Özürlülerin tâbi olduğu hükümlere uygun olarak ibâdetlerini yaparlar.

Asr-ı saâdette bir gün bir kadın Peygamberimize gelerek:

"Benden devamlı kan gelir, namazı bırakayım mı?" diye sormuştu. Peygamberimiz (asm) de cevaben:

"Hayır, o damardaki bir hastalıktandır, hayız değildir. Âdet vaktin gelince namazı bırak, âdet hâlin geçince guslederek temizlen ve bundan sonra her vakit namazı için ayrı abdest alarak namazlarını kıl. Tekrar âdet hâli gelinceye kadar böyle yapmaya devam et."(bk. Mehmet DİKMEN, İslam İlmihali)

buyurmuşlardı. Bu rivayet, istihaze hâlinin özür hâline ait hükümlere tâbi olduğunu açıkça göstermektedir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- HAYIZ...

- İSTİHAZA...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
138827 kez okundu

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.