Evrim Teorisi mutluluğu arttırdı mı azalttı mı?
Değerli kardeşimiz,
Evrim teorisi ortaya atıldıktan bu yana insanların mutluluğu arttı mı azaldı mı? İyiye, huzura, mutluluğa götürecek yolları aramak ve bulunan yolları genişletmek gerekir. Bilim peşin yargılarla yürütülemez. İnsanlığın zararına olan bilimlerden de kaçınmak gerekir.
Evrim görüşünün mucidi C. Darwin, küçük yaşta annesinin de vefatıyla baskıcı, sevgi ve yardımlaşmadan uzak bir ortamda yetişmek zorunda kalmıştır. Modern tıbbın başlangıç yıllarında Tıp mektebine yazılmış olmasına rağmen oradaki uygulamaları yadırgamış ve rahatsız olup okulu terk etmiş, biyolojiye yönelmiştir. Ancak biyolojideki gözlemleri kısa süreli, sathi ve yanlış yorumlamalarla doludur. Öte yandan kendisi ile benzeri kaderi paylaşan bir kesim Darwin’den bir şeyler yazmasını beklemektedir. Bu yazıları yayma gayreti içerisinde bulunarak varlıklarını ispat etme yoluna giderler. Halen dünyada dini çevrelerin baskılarına karşı gelen bir kitle vardır ve bu kitle artma eğilimindedir.
Bu kesime göre din;
İnsan toplulukları için bir baskı ve uyuşturma aracıdır, bilimin gelişmesine engeldir. Bilim, dini çevrelerin baskısına karşı koyduğu ölçüde güçlenecek ve insanlar özgür olacaklardır. Bilim insanları bu sebeple dini yaklaşımlara karşı çıkar ve çıkmalıdır. Bunun için bilim adamları dinden uzak olmalıdır…
Bu yanlış algıyı herkes hissedebilir. Darwin ve arkadaşları kendi toplumlarının yapısını genel bir kural haline getirmeye çalışmışlar, başarılı da olmuşlardır. Ancak bu başarı insanlığı sevgiye, barışa, dostluğa, sosyal adalete götürmemiş; savaşları, boğuşmaları arttırmıştır.
Evrim-Din Karşıtlığı
Bazılarına göre; ‘teolojide farklı düşüncelere yer yoktur. Tüm kutsal kitaplara göre; evrim düşüncesi bir sapıklıktır’ denilmektedir. Bu kesimin de dini kaynaklara sırt çevirdiği, dinin her şeye özellikle bilimsel gelişmelere karşı çıktığı gibi peşin fikirli bir bakışı görülüyor.
Bu kesimden kaç tanesi semavî dinlerden bir eseri alıp okumuş veya sorgulamıştır! Tüm dini kaynakların ve çevrelerin bilimsel gelişmelere, farklı fikirlere karşı çıktığı kabul edilmez. Ancak din adamlarından dini istismar eden, yanlış yorumlayan, cahil ve maksatlı insanların çıkması her zaman mümkündür. Ancak bu kötü örnekler din bilimleri ile bağdaştırılamaz.
İnsan gördüğünün ve hissettiğinin esiridir. Başından geçenler hayatı Darwin’e böyle algılatmıştır. Darwin de o toplumun ve dönemin bir çocuğudur. Hatalı anlayış, hatalı kültür ve yanlış din inancının fen bilimleri üzerindeki etkilerine ve zararlarına bir örnektir. Evrim görüşü yaygınlaştıkça dünyada huzur ortamını daha da tehlikeye sokacağından endişe edilmektedir.
Evrim görüşü Müslüman Türk toplumlarının hayata bakışı ile bağdaştırılamadı. Bu kesimde fazla etkin olamadı. Aslında İslâm dini ile fen bilimleri iç içedir. Çünkü bilimlerin konusu kâinatta-ki varlıklardır. Yani bilimler bir bakıma kâinat kitabını tefsir etmektedirler. Kâinat Allah’ın kudret sıfatının eseridir. Kur’an da Allah’ın kelam sıfatının eseridir. Dolayısıyla her kitap da Allah’ın eseridir. Birisinin diğeri ile kavgalı olması mümkün değildir.
İşte burada birbiri ile kavgalı olan, bir yaratıcının varlığını inkârı esas alan pozitivist felsefe ile dindir. Yoksa bilimle İslâm dinin çatışması hiçbir zaman olmamıştır, olması da mümkün değildir.
GERÇEK BİLİMLE İSLAMİYET ÇATIŞMAZ
“Din ayrı bilim ayrıdır” ifadesi pozitivist felsefenin ürünüdür. Pozitivist felsefeyi savunanların iddialarından birisi, dinin bilime karşı olduğu görüşüdür. Onları böyle bir kanaate götüren, Hıristiyan dininin geçmişteki uygulamalarıdır. Hıristiyan dini geçmişte din adamları ile bilim adamlarını karşı karşıya getirmiştir. “Dünya dönüyor” dediği için Galile’yi Engizisyon önüne çıkartan kilise, bilime karşı duruş sergilemiştir. “Din” deyince bilim adamlarının aklına Hıristiyanlık adına geçmişteki uygulamalar gelmektedir.
Son iki asırda, Batı dünyasından aktardığımız bilim ve fen sahasındaki fikir ve düşüncelerde yer alan Hıristiyan dinine karşı duruş, bizde İslâm dinine karşı olma şeklinde tezahür etmiştir.
Batıl dinler veya Hak dinin tahrifiyle ortaya çıkan dinlerin hükümleri gerçek bilimle çatışabilir. Bilim adına ileriye sürülen ve ateizmi nazara veren bir takım felsefî düşünce ve yorumlar da din ile çatışabilir.
Diğer taraftan çatışma, Kur’an’ın bazı müteşabih ayetlerinin tefsirinden veya yanlış manalandırılmasından kaynaklanmış olabilir. Mesela dünyanın düzlüğünü din adına ileri sürme gibi. Ya da bazı hadislerin müteşabihatını yanlış manalandırma gibi. Mesela; “Dünya balık ile öküz üzerindedir” hadisinin, dünyada geçim kaynağı olarak bu varlıklara yapılan benzetmenin, dünyanın öküz ve balık üzerinde durduğu şeklinde yanlış yorumlanması gibi.
1980 Nobel Tıp Mükâfatı sahibi nörofizyolog Roger Sperry 1983’teki bir mülâkatında bu konu ile ilgili olarak şunu söyler;
“Bilim ile din neden çatışsın ki? Bilimle çatışan materyalizmdir. Esasen bu ‘Din bilimle çatışır şartlanması’ materyalist felsefenin bilim olarak kabul edildiği zamanlardan kalmadır1.”
Dinin bildirdiği hakikatler ile bilimin ortaya koyduğu hakikatler ve bir yaratıcıyı kabul eden felsefenin belirttiği değerler arasında fark yoktur. Bir başka ifade ile bilimin ayrı ve dinin ayrı hakikatleri olamaz.
Bilimle din, akılla vahiy arasındaki kavga, İslâm medeniyetinin kavgası değildir. Çünkü bilimlerin konusu Allah’ın kudret sıfatının eseri olan kâinat kitabıdır. Kur’an da Allah’ın Kelam sıfatının eseridir. Bunlar birbiriyle kavgalı değildir. Tam aksine, Kur’an kâinat kitabının bir nevi tefsiridir.
Bu şu şekilde dile getirilir:
“Kur’an, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi...” dir2.
Kâinat hakkında genişliğine ve bütüncül bir bilgi, Allah’ın kâinata yerleştirdiği üç kitabın okunup anlaşılmasıyla mümkündür. Bunlardan birisi, küçük kâinat olarak zikredilen insan, ikincisi büyük insan olarak zikredilen kâinat ve üçüncüsü de Allah’ın kitabı Kur’an’dır.
Bunlar birbirlerinin açıklayıcısıdır. Yukarıda ifade edildiği gibi, Kur’an şu büyük kâinat kitabının ezeli bir tercümesidir. Dolayısıyla kâinatı anlamadan Kur’an’ı anlamak mümkün değildir. Kur’an’ı anlamadan da kâinatı anlamak mümkün değildir.
İslâmiyet Bütün Hakiki İlimlerin ve Fenlerin Reisi ve Pederidir
Bütün ilimlerin mebdeinin, kaynağının ve esasının Kur’an’a dayandığı şöyle ifade edilir:
“Köle efendisine ve hizmetkâr reisine ve veled pederine nasıl düşman ve muarız olabilir. Hâlbuki İslâmiyet, fünunun seyyidi ve mürşidi ve ulûm-u hakikiyenin reis ve pederidir3.”
Demek ki, köle efendisine, hizmetkâr reisine ve evlat babasına nasıl düşman olmazsa, İslâmiyet de; fenlerin efendisi ve mürşidi ve hakiki ilimlerin reisi ve pederidir. Dolayısıyla İslâmiyet’in evladı hükmünde olan fen ilimlerinin İslâmiyet ile çatışması ve düşmanlığı olamaz.
Kur’an-ı Kerîm’de ne Ay’a gidilemeyeceğine ne uçak yapılamayacağına ne de elektriğin keşfedilmeyeceğine dair bir tek âyet bulmak mümkün değildir. İnsanları fen ve teknik sahadan meneden bir yasak da mevcut değildir. Bilakis keşifler için şifreler verilmiş ve peygamberler eliyle gösterilen mucizelerle fen ve tekniğe teşvikler edilmiştir.
İslâmiyet İlmî Çalışmayı Teşvik Ediyor
Cenab-ı Hak Kur’an’da düşünmemizi, akılla hareket etmemizi istemekte ve şöyle buyurmaktadır:
“Düşünmüyor musunuz?” (Bakara Suresi, 76.ayet).
“Aklınızı kullanmıyor musunuz?”, diyerek akla havale eder (Bakara Suresi, 44. ayet).
“Bu inceliği, ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar” der (Âli İmran Suresi, 7. ayet).
“Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her an) Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin tefekkür ederler ve:
Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen’i tesbîh ederiz; bizi cehennem azâbından koru! (derler)” (Âl-i İmrân Suresi, 190-191. ayetler).
Bir Saat Tefekkür Bir Sene İbadetten Üstündür
Tefekkür ve fikir yürütme konusunda Peygamberimiz de (sav) şöyle buyur-maktadır:
“Bir saat tefekkür bazen bir sene (nafile) ibadetten daha hayırlıdır.”4
Bütün Mahlûkat İlim Öğretenlere Dua Ederler
Peygamber Efendimiz (sav) ilim öğretenlere varlıkların dua ettiğini beyan buyurmuştur:
“Şüphesiz ki Allah insanlara hayrı öğretenlere Rahmet eder, melekleri, gök ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve balıklar onlara dua ederler”5.
Hayrı insanlara öğretecek olanlar da ilim sahibi kimselerdir. Hadis-i şerife göre, mahlûkatın duasını almak için, tahsil edilen ilim, başkalarına da aktarılmalıdır.
Bir Hikmet Kelimesinin İşitilmesi, Bir Sene Nafile İbadetten Üstündür
Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Bir âdemin bir hikmet kelimesini işitmesi, duyması, bâzen olur ki, ona bir sene (nafile) ibâdetten hayırlı olur.”6
Orta Çağ Avrupa’sını bulunduğu karanlıktan aydınlığa çıkaran Endülüs İslam medeniyetidir. Avrupa ülkeleri bugünkü teknik ve fen sahasındaki gelişmelerini En-dülüs İslam devletine borçludurlar.
|
Şimdi böyle ilmi, fenni ve ilim tahsilini teşvik eden ve ilim adamına büyük değer veren din, bilime karşı olabilir mi? İslam dininin bilime karşı olduğu iddiası kasıtlı söylenmiş bir sözdür.
Batılı bilim adamı Albert Einstein’e göre;
“Kâinat yaratıcısına olan inanç, ilmi araştırmanın en asil muharrik gücüdür”.
Max Planck’a göre;
Hangi sahada olursa olsun ilimle meşgul olan herkes, ilim mabedinin kapısındaki şu yazıyı okuyacaktır: ‘İman et, İman ilim adamının vazgeçemeyeceği bir vasıftır’7.
Bilim insanları tesadüfleri değil, kuralları araştırır. Kâinatta her şey ölçülüdür. Bir nizam ve bir kanun ile her şey yerli yerinde, uyum içindedir. O halde bu nizamı kuran bir nazım, kanunları koyan bir adil-i hakîm vardır. Sokrat’ın deyimiyle; Kâinatta tesadüfe tesadüf edilmez.
İnsanlığa hizmet etmeyen fikirlere mesai harcamak, kıymetli ömür sermayesini boşa harcama gayretleri olarak düşünülebilir.
Evrim teorisinin çeşitli çevrelerce daha yıllarca tartışılacağı, ancak bir arpa boyu yol alınamayacağı tahmin edilmektedir.
İnsanlığı ilme ve düşünmeye teşvik eden ayetlerin tefsiri yapılırken insanlığa şu mesajlar verilmektedir:
Ey insan! Şu gördüğünüz yerler, gökler, sıfatlarıyla beraber bir yaratıcının yaratmasıyla, bilinçli tasarrufu ve tahsisiyle meydana gelip bu intizamı bulmuşlardır. Kör tabiatın bu kadar büyük şeylerde ve hatta en küçük şeylerde de yeri yoktur.
Ey insanlar! Arz ve semayı emrinize verip size hizmetkâr yapan zat, yaptığı şu iyiliğe karşı ibadete müstehaktır.8
KAYNAKLAR
- http://1111.karakalem.net/pfFformat.asp?article=692
- Nursi, Bediüzzaman, S. Sözler. Diyanet Vakfı Yayınları-600, Ankara, 2. Baskı, 2016, s.441.
- Nursi, B.S. Muhakemat. Envar Neşriyat, İstanbul, 1993, s.10.
- Suyutî, Camiu’s-Sağir, II/127; Aclûnî, I/310.
- Tirmizî, İlim 19.
- Ez-Zühd - İbnül Mübarek 1/486.
- Şimşek, Ü., 1980. Big Bang/Kainatın Doğuşu, Yeni Asya Yayınları: 193, İlim ve Teknik Serisi: No: 11, Ekol Ofset, İstanbul.
- Nursi, B.S., 2015. İşaretül İcaz (Tercüme: A. Nursi), T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı: 983, İlmi Eserler: 156 (s.438, 475-476).
Prof. Dr. Hasan ÖZÇELİK
Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü, Isparta/TÜRKİYE,[email protected]
Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Yaratılıştan ve bir yaratıcıdan bahsetmek bilimsel midir?
- Bilimin özgürleştirilmesi mümkün mü?
- Klasik İktisadi Düşünce ile evrim görüşünün beraberliği nasıl olmuştur?
- Bilim ışığında Evrim Teorisi'nin kritiğini yapar mısınız?
- Türkiye'de evrim ve yaratılışın seyri nasıl olmuştur?
- Bilim, ateizmin ve materyalizmin egemenliğinden nasıl kurtulacak?
- Gayeli ve Plânlı Yaratılış
- Bilim tarihindeki yanlışlar nelerdir?
- Bilim ile din birbirine zıt mı?
- Biyolojik açıdan Evrimci görüş nedir?