Evli (nikahlı) eşlerin üç aydan fazla ayrı kalmaları caiz değil diye duydum; doğru mudur?

Tarih: 03.02.2007 - 16:59 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Eşlerin üç ay veya daha fazla ayrı durmaları caizdir ve nikaha zarar vermez. Ancak altı aydan fazla ayrı durmamaları tavsiye edilmiştir.

Eşlerin meşru bir şekilde birbirinin cinsel yönlerinden faydalanma hakları vardır. Allah (cc) şöyle buyurmaktadır:

"Kadınlarınız ay halinden temizlenince, Allah'ın size emrettiği yerden ona yaklaşınız." (Bakara, 2/222)

"... Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları bir derece daha fazladır." (Bakara, 2/228)

"Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin için bir elbise, sizde onlar için birer elbisesiniz." (Bakara, 2/187)

Peygamber (sav) de bu konuda şöyle buyurmaktadır:

"Bir erkek karısını yatağına çağırır da karısı gelmez ve erkek ona dargın olarak gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lânet ederler." (Buhârî, Bed’u’l-halk 7; Müslim, Nikâh 122)

Aynı şekilde kadınların da kocalarından faydalanma hakları vardır. Nitekim Hz. Ömer (ra)'in halifeliği döneminde, savaşa katılan mücahidlerin eşlerinden altı aydan fazla ayrı kalmamaları için emir vermiştir. Ayrıca Hz. Ömer (ra), kızı Hz. Hafsa'ya, genç bir kadının kocasından ne kadar süre ayrı kalabileceğini sorduğunda, Hz. Hafsa (ra)'nın "beş veya altı ay kadar" diye cevap verdiği nakledilmiştir.

Kadının biri, bir gün Halife Ömer (ra)'a gelerek dedi ki:

- Ey müminlerin emiri sana insanların en iyisini şikayete geldim. Öyle birisi ki, amelde onu geçen veya onun kadar amel eden kimse pek azdır. Geceleri sabaha kadar namaz kılar, gündüzleri de hep oruçla geçirir…

Bu sözlerden sonra utancından asıl demek istediğini diyemedi ve "Ey müminlerin emiri, beni bağışla." diyerek çekildi.

Hz. Ömer (ra):

- İyi iyi, Allah senden razı olsun. Sen adamını çok güzel halleriyle övdün; artık onun hakkında fazla bir şey söylemen de gerekmez, dedi.

Kadın çıkıp gittikten sonra, orada hazır bulunan sahabi Kaab b. Sûr (ra) dedi ki:

- Ey müminlerin emiri, kadın utanıp asıl şikayetini sana söyleyemedi.

- Kadının ne şikayeti varmış ki?

- Kadın kocasından, kocalık vazifelerini yerine getirmiyor, diye şikayette bulunuyor, fakat bunu açıkça söyleyemiyor.

Hz. Ömer (ra) kadını geri çağırdı. Kocasına da haber gönderip yanına getirtti. Sonra Kaab b. Sûr'a:

- Bunlar arasında sen hakemlik et, diye teklif etti. Kaab:

- Sen buradayken ben nasıl hakemlik yapabilirim, dedi. Hz. Ömer (ra):

- Benim anlayamadığım inceliği sen anladın. Bunun için onları dinleyip aralarında gereken hükmü vermek de senin hakkındır, dedi.

Bunun üzerine Kaab o adama dedi ki:

- Allah Tealâ erkeklere hitaben: “Sizin için helal ve hoş olan kadınlardan ikişer, üçer ve dörder olarak nikahlayın.” (Nisâ, 4/3) diye buyurduğuna göre, en çok üç gün peşi peşine oruç tutabilirsin; dördüncü günü tutmaman gerekir. En çok da üç gece sabaha kadar ibadet edebilirsin; dördüncü gece eşinle beraber olmalısın.

Hz. Ömer (ra) Kaab'ın bu ince anlayışını beğendi ve:

- Senin bu buluşun öteki buluşundan da güzelmiş, dedi. Bu isabetli hükmü çok beğenen halife onu Basra kadısı yaptı.

Kadıncağız şikayetinde: “Kocam geceleri hep ibadet eder, gündüzleri oruç tutar.” deyince, maksadı farketmeyen Hz. Ömer (ra): “Kocanı bunlardan men mi edeyim?” demişti.(bk. İbn Saad , et- Tabakâtü'l-Kebîr , IX/919)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 100.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun