Hz. Ömer (ra)'in, kadınları dövmekle ilgili Hz. Peygamber (asv)'den izin aldığı şeklinde bir rivayet var mıdır? Peygamber Efendimiz (asv)'in bu konudaki hadisini alabilir miyim?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İyâs İbni Abdullah İbni Ebû Zübâb (ra)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Kadınları dövmeyiniz" buyurmuştu. Hz. Ömer (ra) Peygamber aleyhisselâm'ın huzuruna çıkarak: "Kadınlar kocalarını dinlemez oldular." dedi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (asv) kadınların dövülmesine izin verdi. Bu defa birçok kadın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hanımlarına gelerek kocalarını şikâyete başladılar. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Birçok kadın Muhammed ailesine gelerek kocalarını şikâyet ediyorlar. Kadınlarını döven o kimseler, sizin hayırlınız değildir." (Ebû Dâvûd, Nikâh 42. Ayrıca bk. İbni Mâce, Nikâh 51)

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir: O günün İslâm toplumunda bu alanda İslâm sisteminin direktifleri ile cahiliye düzeninin kültürel kalıntıları birbirleri ile zaman zaman çatışıyordu. İslâm'ın direktifleri ile cahiliye kültürünün tortuları hayatın diğer alanlarında da yaşanmaktaydı. Nitekim anlamını verdiğimiz bu hadis de bunlardan birini göstermektedir. Bu durum İslâm toplumunda yeni değerler ve kurumlar iyice yerleşinceye ve Müslümanların vicdanlarının ve bilinçlerinin derinliklerinde kök salıncaya kadar sürmüştür.

Allah’ın, "Kadınlarla iyi geçinin." (Nisâ, 4/19) emrine göre, onlarla iyi geçinmek için önce onlara güzel ve tatlı söz söylemek, sonra da elden geldiğince iyi ve nâzik davranmak gerekir. Peygamber Efendimiz (asv)'in ortaya koyduğu ölçüye göre insanların en hayırlısı, aile fertlerine karşı iyi davrananlar, onlarla iyi geçinenlerdir. Bu ölçüyü iyice pekiştirmek isteyen Resûl-i Ekrem aleyhissalatü vesselam, "aile fertlerine en iyi davranan kimsenin kendisi olduğunu" belirtmiştir (Tirmizî, Menâkıb 63; İbni Mâce, Nikâh 50). Nitekim,"kendisi hayatı boyunca hiçbir hizmetçiyi dövmemiş, hiçbir hanımına tokat atmamış, hiçbir kimseye eliyle vurmamıştır." Bunu on yıllık eşi Hz. Âişe (r.anha) söylemektedir. (İbni Mâce, Nikâh 51)

Resûlullah Efendimiz (asv)'in hanımlarıyla gülüp şakalaşması, akşamları zaman zaman hanımlarından birinin evinde diğer eşlerini de toplayıp onlarla birlikte yiyip içmesi, şakalaşması, Hz. Âişe (r.anha) ile -bilindiği kadarıyla- iki defa koşu yapması, Habeşlilerin gösterilerini seyretmeye onu dâvet etmesi ve hatta zaman zaman hanımlarının kadınlıklarından ve eşi olmalarından kaynaklanan sıkıntılara katlanması âyet-i kerîmede tavsiye edilen iyi geçimin en güzel örnekleridir.

Kadınlara iyi davrananların değerli kişiler, kötü davrananların ise âdî kimseler olduğu; insanın evinde çocuk gibi, fakat dışarıda erkek gibi davranması gerektiği İslâm büyükleri tarafından ortaya konmuş sağlam ölçülerdir.

"Kadınları dövmeyiniz" diye tercüme ettiğimiz hadîs-i şerîfin asıl metni: "Allah'ın câriyelerini dövmeyiniz" şeklindedir. Bilindiği gibi erkek kölelere abd, kadın kölelere câriye denir. Bu ifadesiyle Resûl-i Ekrem Efendimiz (asv), herkes Allah'ın kuludur; erkekler onun kölesi, kadınlar da câriyesidir, demek istemiştir.

Köleler himâye edilmesi gereken kimselerdir. Onlar Allah’ın birer emânetidir. Dövülmedikleri gibi, kendilerine hakaret de edilemez.

Allah'ın câriyesi sayılan kadınlar da birer ilâhî emânettir. Onlara bu gözle bakılmalı ve birer ilâhî emânet gibi korunmalıdır. Görüldüğü üzere "câriye" sözü kadınları küçümsemek için değil, tam aksine onları himâye etmek için özellikle kullanılmıştır.

Peygamber Efendimiz (asv) kadınları dövmeyi yasaklayınca, erkekler onlara karşı daha anlayışlı oldular. Fakat bazı kadınlar arkalarında Peygamber (asv) desteğini görünce şımardılar. Kocalarına karşı cüretkâr davranmaya başladılar. Hz. Ömer (ra) bu hâli Resûl-i Ekrem (asv)'e arzetti. Resûlullah Efendimiz (asv) de âyet-i kerîmedeki dövme iznine bakarak, kadınların dövülmesine izin verdi.

Bu defa da erkekler aşırı davrandılar ve kadınları hırpaladılar. Kadınlar tekrar Peygamber aleyhissalatü vesselama sığınmak zorunda kaldılar ve kocalarını bir daha şikâyet ettiler. Peygamberimiz (asv) "Kadınlarını döven o kimseler, sizin hayırlınız değildir." buyurdular.

Bu olay da bize gösteriyor ki, insanoğlu aşırılıktan kurtulamıyor. Kadınlar da, erkekler de orta yolu kolay kolay bulamıyorlar. Peygamber desteğini yanlarında hisseden bazı hanım sahâbîlerin erkeklere kafa tutmaya başlaması, buna karşılık kadınları dövme izni alınca, bazı sahâbîlerin fırsatı ganimet bilip ölçüyü kaçırması ne kadar ibretlidir!..

Peygamber Efendimiz (asv)'in yukarıdaki buyruklarından anlaşılan şudur: Karı kocanın iyi geçinmesi esastır. Eşlerin birbirine karşı görevini yapması şarttır. Kadının bir kusuru görüldüğünde onu dövmek yiğitlik ve erkeklik değildir.

Erkeklere verilen kadını hırpalama izni, hassas bir reçetedir. Bu sebeple gerektiğinde yeterli dozda alınacaktır.

Mizacının sertliğini bildiğimiz ve Resûl-i Ekrem Efendimiz (asv)'den kadınları dövme iznini bizzat aldığını gördüğümüz Hz. Ömer (ra)'in bu konuda nasıl davrandığını büyük âlim Zehebî, zayıflığına dikkat çektiği bir rivayete göre, şöyle anlatır:

Hz. Ömer'in hilâfeti zamanında bir adam, davranışlarını beğenmediği karısını şikâyet etmek üzere halifenin evine gelir. Kapının önüne oturur ve Hz. Ömer'in çıkmasını bekler. Derken içeriden bir gürültü kopar. Hz. Ömer'in hanımı koca halifeye bağırıp çağırmakta ve fakat Hz. Ömer ağzını açıp da karısına tek kelime söylememektedir. Bu hâli gören kapıdaki zavallı boynunu bükerek: "Bütün şiddetine ve sertliğine rağmen, üstelik mü'minlerin emiri iken Ömer'in hâli böyle olursa, benim derdime nasıl çâre bulabilir" diye düşünür ve kalkıp giderken Hz. Ömer dışarı çıkar. Adamın arkasından:

  "Hayrola, derdin neydi?" diye seslenir. Adam da der ki: "Ey mü'minlerin emiri! Karımın kötü huylarını ve bana olan saygısızlığını şikâyet etmek üzere gelmiştim. Senin karının da sana karşı olmadık sözler söylediğini duyunca vazgeçip geri döndüm ve kendi kendime: Mü'minlerin emiri karısıyla böyle olunca, benim derdime nasıl devâ bulacak?" dedim.

O zaman Hz. Ömer (ra) adama şunları söyledi:

"Kardeşim, karımın benim üzerimdeki hakları sebebiyle ona katlanmaya çalışıyorum. Zira o benim hem aşcım, hem fırıncım, hem çamaşırcım, hem de çocuklarımın süt annesidir. Halbuki o bütün bunları yapmak zorunda değildir. Üstelik gönlümün harama meyletmesine engel olan da odur. Bu sebeple onun yaptıklarına katlanıyorum."

Bu sözleri duyan adam: "Ey mü'minlerin emiri! Benim karım da aynen öyle." dedi.

Bunun üzerine Hz. Ömer (ra) adamı: "Haydi kardeşim, karına katlanmaya bak! Hayat dediğin göz açıp kapayana kadar geçiyor!" diye teselli etti. (Zehebî, el-Kebâir, s. 179).

Kadınlara iyi davranmakla ilgili bazı hadisler:

"Sizden biriniz karısını köleyi döver gibi dövmeye kalkışıyor. Belki de o akşam onunla aynı yatakta yatacaktır." (Buhârî, Tefsîru sûre (91)1; Müslim, Cennet 49)

"Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir." (Müslim, Radâ` 61)

Muâviye İbni Hayde radıyallahu anh şöyle dedi: "Yâ Resûlallah! Kadınlarımızın bizim üzerimizdeki hakkı nedir?" diye sordum. Şöyle buyurdu:

"Yediğiniz ölçüde yedirmek, giydiğiniz seviyede giydirmek, yüzlerine vurmamak, yaptıkları işin ve kendilerinin çirkin olduğunu söylememek, onları yataklarında yalnız bırakmak gerekirse, bu işi sadece evde yapmaktır." (Ebû Dâvûd, Radâ` 41; İbni Mâce, Nikâh 3)

"Mü'minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır." (Tirmizî, Radâ` 11; Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; İbni Mâce, Nikâh 50)

"Dünya geçici bir faydadan ibarettir. Onun fayda sağlayan en hayırlı varlığı dindar kadındır." (Müslim, Radâ` 64; Nesâî, Nikâh 15; İbni Mâce, Nikâh 5)

Sonuç:

-    Kadınlar erkeklere Allah'ın emanetidir.

-    Kadınları dövenler, dar gönüllü, sabırsız ve hayırsız kimselerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
20925 kez okundu

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.