Ayetin manası vurmak mı dövmek mi?

Tarih: 07.09.2021 - 08:56 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Nisa suresinin 34. ayetinde geçen darb kelimesi hangi anlamdadır?
- Bazı yerlerde dövün, bazı yerlerde vurun, bazı yelerde de ayırın, uzaklaştırın şeklinde meal verenler oluyor. Doğrusu nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce ilgili ayetlerin meallerini verelim:

“Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah'ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da 'gayb'ı (kocasının namusunu, malını ve her türlü hakkını korurlar.) (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onlara (hafifçe) vurun. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür."

"Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.” (Nisa, 4/34, 35)

Her şeyden önce Kur'an, karısının kendisini rahatsız eden davranışları karşısında kocaya sabırlı ve hoş görülü davranmasını tavsiye etmiştir.(1)

Aynı konuda Hz. Peygamber (asm) Efendimiz de “Müminlerin imanca en mükemmeli, ahlakça en güzel olanı, hayırlılarınız da kadınlarına karşı hayırlı olanıdır, (2) birçok kadın Muhammed ailesine kocalarını şikâyet ediyor. Kadınlarını döven o kimseler, sizin hayırlınız değildir.”(3) diyerek ümmetini uyarmıştır.

Kur'an ve sünnet, evliliğin devam etmesi imkansız hale geldiğinde ise usulüne uygun şekilde evliliğin sonlandırılması için bazı kurallar koymuştur.

Nisa 34. ve Talak, 1, 2, 6 ve 7. ayetlerde ise evliliğin sürdürülebilmesi söz konusu olduğunda bu tatsızlıkların giderilmesine yönelik tavsiyelere yer verilmiştir. Bunlar yıpranan evlilik yuvasının tamirine yönelik tedbirlerdir. Ayette kadının nüşuzu söz konusu olduğunda önce va’z yani vaaz ve nasihat tavsiye edilmiştir.

Vaaz; emretme, buyurma, azarlama, hakaret etme değildir. Kuran en güzel vaaz kitabıdır.(4) Yüce Allah kullarına en güzel şekilde vaaz eder.(5) Allah’ın Rasülü de vaaz eder.(6)

Dolayısıyla vaaz, bir konuyu enine boyuna ele alıp, muhatabın anlayacağı şekilde anlatmaktır. Halil b. Ahmed’in dediği gibi, “vaaz, kalbe dokunacak şekilde hayır olanı en güzel şekilde hatırlatmaktır.”(7)

Böyle bir vaaz usulüne uygun bir şekilde yapılırsa bu, nüşûz sahibi kadınlardan pek çoğuna fayda verecek, başka bir şeye gerek kalmayacaktır.

Bu aşama sonuç vermezse, yataklarında yalnız bırakma, cinsel ilişkiye ara verme, odaları ayırma, konuşmama, küsüşme aşaması tavsiye edilmiştir.(8)

Bu ayrışma, Kur'an’ın hecr-i cemîl(9) dediği asla şiddet olmayan, iyilik ve güzellikle gerçekleşen bir mesafeli olma olacaktır.

Nüşûz sahibi olanların önemli bir kısmı da bu aşama ile tedip edilecek ve olay tatlıya bağlanacaktır.

Îlâ olayı hatırlandığında, Peygamberimizin (asm) eşleriyle yaşanan bazı problemlerde bu aşamaya kadar gelindiği ve bu aşama ile problemlerin çözüme kavuştuğunu söyleyebiliriz.

Hukukçular bu küskünlük süresinin en fazla bir ay olabileceğini söylemişlerdir.

Bu da sonuç vermezse hafifçe vurma aşaması söz konusu edilmiştir. Bu bir vecibe değil, ihtiyarî bir seçenektir. İlim adamları bu aşamayı terk etmenin evlâ olduğunu söylemişlerdir. Vurma fayda vermeyecekse bu yola hiç başvurulmaz. Anlaşmazlık mahkemeye intikal etmişse yine koca darp yapamaz.(10)

Bu vurma işi hafif olmalı, kadına acı vermemeli, vücudunda iz bırakmamalı, sembolik olmalıdır.(11) İbn Abbas, bu vurmanın misvakla vurma olabileceğini söylemiştir ki bunun sembolik bir vurma olduğu açıktır.(12)

Hukukçular, bu uygulamanın aile ilişkilerini düzeltme ve aile birliğini koruma (ıslah) amacını aşarak cezalandırma boyutuna ulaşması ve kadına zarar vermesi halinde koca için bir takım malî ve cezaî müeyyideler öngörmüştür. (13) Hatta yetkililer, kocaların bu vurma konusunda aşırıya kaçabileceklerini göz önünde bulundurarak kadınlarını döven erkeklerin cezalandırılacağına dair kararlar alabilirler.(14)

Konuyla ilgili olarak Kur'an, Hz. Eyyüp Peygamberin, eşi Leyya’yı dövmek üzere ettiği yemini ve bu yemininden kurtuluş formülünü anlatır:

“Eline bir demet bitki sapı al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Doğrusu biz Eyyüp'ü sabırlı bulmuştuk. O, ne iyi bir kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü.”(15)

Rivayete göre Hz. Eyyüp Peygamber, hastalığı sırasında kendisine yanlış yapan karısı için, iyi olunca yüz değnek vuracağına dair yemin eder. Sonra Yüce Allah, yeminini yerine getirmesi için kadının da canını yakmayacak bir formül önerir. (16)

Buradan anlaşılmaktadır ki Eyyüp ailesinde bazı problemler zuhur etmiş, sabır timsali Eyyüp Peygamber, eşini döveceğine dair ant içmek zorunda kalmış, Allah da bu sorunun çözümüne ilişkin ona yol göstermişti.

Hukukçular bu ayeti, kocanın karısını ölçüsüz bir biçimde dövemeyeceğinin açık delili saymışlardır. Tâbiûn âlimlerinden Mücahid, ayetin yalnızca Eyyüp peygambere has olmadığını ve herkesi ilgilendirdiğini söyler. Aynı kuşağın ilim adamlarından Atâ da bu ayetle amel edilip edilemeyeceği konusunda kendisine yöneltilen soruya verdiği cevapta şöyle demiştir: “Kur'an’da indirilen her şey, gerekleri yerine getirilmek ve uyulmak içindir.”(17)

Nitekim Hz. Aişe’den gelen bir rivayete göre Peygamberimiz (asm), ne bir kadına ne bir çocuğa ve ne de bir hizmetliye asla vurmamıştır.(18)

Hz. Peygamber’in(asm) Veda Hutbesinde insanlığa sunduğu şu evrensel sözleri de ayetin mesajını özetler niteliktedir:

“Size kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü onlar sizin himayenize verilmiştir. Apaçık bir ahlaksızlık işlemedikleri takdirde, onlar üzerinde zorbalığa hakkınız yoktur. Şayet apaçık bir ahlaksızlık işleyecek olurlarsa, onları yataklarında yalnız bırakın, sonra da acıtmayacak şekilde hafifçe vurun. Size itaat ettikleri takdirde, onlara karşı bahane aramayın.”(19)

Ayette kullanılan darb kavramına evden uzaklaştırma anlamı verenler de olmuştur. Ancak darb kökü pek çok ayette kullanılmıştır. Pek çok ayette harf-i cersiz yahut lâm harf-i ceriyle birlikte darb;

- Mesel / çarpıcı örnek vermek (20),
- Bâ harf-i ceriyle kullanıldığında Hz. Musa’nın asasını taşa yahut denize vurması (21);
- Başörtüsünü sımsıkı vurmak / bağlamak (22),
- Ayaklarını yere vurarak yürümek (23);
- Hz. İbrahim’in putları vurarak kırması (24);
- Hz. Eyyüp’ün eşine vurması (25);
- İsrailoğullarının ineğin parçasını ölünün cesedine vurma (26);
- Ahirette müminlerle münafıklar arasına sur çekilmesi/duvar konulması (27),
- Harf-i cersiz olarak “meleklerin vurarak can alması” (28) anlamlarında kullanılmıştır.

Bu kullanımlarda vurma ön plandadır. Ayetin sebeb-i nüzulüne dair kaynaklarımızda yer alan rivayet de(29) bu manayı destekler. Seyahat etme anlamına ise fî harf-i ceriyle kullanılmıştır.(30) Bu kullanımda da yol tepme anlamı öne çıkmaktadır.

Konumuz olan ayette harf-i cersiz olarak kullanılmıştır ki bu kullanımın evden uzaklaştırma anlamına hamledilmesi isabetli değildir.

Ancak bu kelimenin Türkçe’ye dövün şeklinde tercüme edilmesi de isabetli değildir. Zira dövme, eylemde sürekliliği beraberinde getirmektedir.

Bu nedenle vurun şeklindeki çeviri, Kur'an bütünlüğü çerçevesinde konuya bakıldığında daha isabetli düşmektedir. Nitekim Hz. Eyyüp’ün eline aldığı demeti bir sefer vurması, Hz. Musa’nın asasıyla taşa yahut denize vurması dövme değil, bir seferlik vurmadır.

Özetleyecek olursak, sözü edilen ayetlerde şu noktalar öne çıkmaktadır:

- Ayet, eşlerin birbirine karşı yükümlülük ve tutumlarını, aile içindeki görev paylaşımlarını belirlemektedir. Kuran’ın model olmasını istediği aile, Allah’ın sınırlarını gözeten salih ve itaatkar eşlerden oluşur ve o ailede huzur / geçim / uyumluluk esastır. Ayette öncelikle bu niteliklerin sayılması, kadını bu iyi hasletlere yönlendirmek içindir.

- Aile içi problemlerin kaynağı kadın olduğu takdirde, aşamalı bir çözüm yolu önerilmiştir. Bu çözüme göre, önce etkili bir şekilde öğüt verme, ardından psikolojik bir yaptırım olarak küsme, bu da fayda vermediği takdirde tedib etme aşamaları yerine getirilmelidir. Sırasıyla uygulanacak bu yöntem, ailede her kadın için değil, problemli kadınlar içindir. Daha sonra kadın ve erkeğin yakınları arasından belirlenecek iki hakeme problemin arz edilmesi safhası gelir. Bu merhalede, eşler sıkıntılarını sadece belirlenen bu hakemlerle paylaşır ve hakemler hakkaniyet ölçüleri içerisinde kararlarını verirler.

Olay hakemlere intikal ettiğinde dahi eşlerin ve hakemlerin öncelikli hedefi, eşlerin barışmasını temin etmek ve aileyi bir arada tutmak olmalıdır.

Bütün bu yöntemlerde temel gaye, ailenin dağılmasını önlemek ve aile yuvasının huzurlu birlikteliğinin devam etmesini gerçekleştirmektir. Boşanma, son çare olarak müracaat edilmesi önerilen bir ruhsattır.

Kuran’da, boşamanın sınır ve çerçevesinin çizildiği çok sayıda ayet ve boşama konusuna tahsis edilmiş müstakil bir sure (Talak suresi) yer almaktadır. Böylece boşamanın keyfilikten kurtarılarak, belirli kurallara bağlandığı görülmektedir. Görüldüğü üzere boşama, bazı çevrelerin sandığı gibi erkeğin iki dudağı arasından çıkıverecek bir söze bağlı değildir. Özellikle erkeğe ağır sorumluluklar yükleyen ve en son başvurulması gereken bir çaredir.

Bu aşamaların her birinde taraflar, üzerlerinde Yüce Allah’ın gözetici olduğunu ve davranışlarından O’na karşı sorumlu olduklarını hatırlarında tutmalıdır. Bu meyanda konumuz olan ayetlerin sonlarının Azîz, Hakîm, Alîm, Âlî ifadeleriyle bitmesi son derece anlamlıdır. Bununla herkese sorumluluklarını yerine getirmeleri hatırlatılmakta, hiçbir konuda haddi aşmamaları, aksi takdirde her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilen, kararını hikmetle ve adaletle veren, erişilmez kudret ve güç sahibi Yüce Allah’ı karşılarında bulacakları özellikle vurgulanmaktadır.(31)

İlave bilgi için tıklayınız:

Allah dövün diyor, Peygamber dövmeyin diyor, çelişki değil mi ...

İslâm dini kadınları dövülmesine izin veriyor mu? Nisa suresi 34 ...

Nisa 34. ayetteki, vedribûhünne kelimesine, kadınları dövün anlamı ...

-Öğüt verin, yataklarında yalnız bırakın ve onları dövün... sırasına ...

Dipnotlar:

1) bk. Nisâ 4/19.
2) Tirmizî, Radâ 11.
3) Ebû Davûd, Nikâh, 42.
4) bk. Âl-i İmran 3/138, Mâide 5/46, Yunus 10/57, Hûd 11/120, Nûr 24/34.
5) bk. Bakara 2/231, Nisâ 4/58, Nahl 16/90, Nûr 24/17.
6) bk. Sebe’ 34/46, Nisâ 4/63.
7) Ebû Zehra, Zehratü’t-tefâsîr, 3/1667.
8) Taberî, Câmiu'l-Beyan, 8/290; Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed b. Muhammed el-Habib el-Basri elMâverdî, en-Nüket ve’l-‘uyûn, thk. es-Seyyid b. Abdu’l-Maksut b. Abdirrahim (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’lİlmiyye, ts.), 1/480.
9) bk. Müzzemmil 73/10.
10) Bekir Topaloğlu, İslam’da Kadın (İstanbul: Rağbet Yayınları, 2016), 79.
11) Taberî, Câmiu'l-Beyan, 8/290; Kurtubî, el- Câmi', 5/168.
12) Ebû Zehra, Zehratü’t-tefâsîr, 3/1667.
13) Günay, “Nüşûz”, 33/304; Ebû Zehra, Zehratü’t-tefâsîr, 3/1667.
14) İbn Âşûr, et-Tahrîr ve’t-tenvîr, 5/37.
15) Sâd 38/44.
16) bk. Taberî, Câmiu’l-Beyân, 21/211; Ebu’l-Ferec Cemaluddin Abdurrahman b. Ali b. Muhammed elCevzî el-Kureşi el-Bağdadî, Zâdü’l-mesîr fi ilmi’t-tefsir (Beyrut: Dâru İbni Hazm, ts.), 1216.
17) bk. Kurtubî, el-Câmi’, 15/212.
18) Muhammed b. Sa’d b. Muni’ Ebû Abdillah el-Basrî, et-Tabakâtü’l-kübrâ, thk. İhsan Abbas (Beyrut: Daru’s-Sadr, 1968), 8/204.
19) Tirmizî, Radâ, 11.
20) bk. İbrahim 14/24; Nahl 16/75, 76, 112.
21) bk. Bakara 2,/60; A‘raf, 7/160; Tâhâ 20/70; Şuarâ 26/63.
22) Nûr 24/31.
23) Nûr 24/31.
24) Saffât 37/93.
25) Sâd 38/44.
27) Bakara 2/73.
28) Hadîd 57/13.
29) bk. Enfâl 8/12, 50; Muhammed 47/4, 27.
30) Bir adam karısını dövdü. Kadın Hz. Peygambere gelip kocasını şikâyet etti. Resulullah da kocasına kısas uygulamak istedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ “Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler” ayetini indirdi. Hz. Peygamber adamı çağırıp ayeti ona okudu ve buyurdu ki: Ben bir şey yapmak istemiştim ama Allah daha başkasını diledi. bk. Taberî, Câmiu'l-Beyan, 8/290.
31) bk. Ali Akpınar, Aile İçi Sorunların Çözümünde Kur’ânî Yöntem (Nisâ Suresi 34. Ayeti Bağlamında), İlahiyat Akademi: Altı Aylık Uluslararası Akademik Araştırma Dergisi, 2020, sayı: 11, s. 1-18.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun